TIP DÜNYASI SGK’ DAN UTANMALIDIR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi
SGK’ nın psödoefedrin ihtiva eden öksürük ve soğuk algınlığı ilaçlarını 6 yaşından küçük çocuklar için ödeme kapsamından çıkarması çok önemli bir gelişmedir (1). Aslında sadece psödoefedrin bulunanların değil tüm soğuk algınlığı şurup ve haplarının kullanılmaması gerekir. Çünkü bu ilaçların ne etkinliklerini ne emniyetlerini ispat eden yeterli deliller mevcut değildir. Bunlar senelerden beri bilinçsizce reçetelere yazılmakta ve halk tarafından da peynir ekmek gibi tüketilmektedir. 35 seneden fazla zamandan beri öksüren hastalarla ilgilenen bir hekim olarak ‘tüm öksürük şurup ve haplarının yasaklanmasını’ veya en azından ‘özel uyarılarla ile satılmasını’ ve SGK’ nin de bunların tümünü ‘ödeme kapsamından çıkarmasını’ tavsiye eden sayısız makalem var (2). Bugüne kadar emin olun ki bu tür öksürük, balgam söktürücü ve soğuk algınlığı-nezle-grip ilaçları yazdığım hasta sayısı 10-15 kişiyi geçmez. Gerçekten öksürüğün kesilmesi gereken durumlar elbette vardır ve bunun için kullanılacak ilaçlar da bellidir. Bu ‘ıvır-zıvır’ öksürük ilaçlarının hastalığın seyri üzerine aşağıdaki basit tavsiyelere üstün bir tarafları olmadığı gibi tam tersine pek çok aksi tesire de yol açabiliyorlar. Öksürük şurupları öldürüyor Öksürük ve soğuk algınlığı ilaçları tüm dünyada en çok satılan ilaçlardandır. Gel gelelim öksürük ilaçlarının etkinliklerini gösteren kesin bilimsel kanıtlar olmadığı hâlde, bir tür alışkanlıktan dolayı olsa gerek senelerden beri kullanılıyor ama faydadan çok zararları olduğu da giderek daha iyi anlaşılıyor. Bu tür ilaçlarda genellikle burun tıkanıklığını gideren ‘dekonjestan’; burun akıntısı, hapşırma gibi alerjik belirtileri geçiren ‘antihistaminik’ ile öksürüğü baskılayan ‘antitussif’ türü kimyasal maddeler bulunuyor. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesinin (FDA) bir heyeti 356 sayfalık raporunda 6 yaşından küçük çocuklara ‘öksürük ve soğuk algınlığı ilaçlarının yasaklanması’ tavsiye etmişti. Rapora göre, hem bu ilaçların etkili olduklarını gösteren kesin bilimsel kanıtlar yok ve hem de çok ciddi hatta ölümcül de olabilen yan etkilere sahipler. Bizdeki durum hakkında elbette bir fikrimiz yok fakat ABD’ de son 35 yıl içinde en az 125 çocuğun reçetesiz satılan ve ‘tezgâh üstü ilaçlar’ adıyla bilinen bu tür ilaçlar yüzünden öldükleri biliniyor. Ölüm ihtimali 2 yaşından küçüklerde daha fazla bulunduğu için de öksürük ve soğuk algınlığı ilaçları üreten firmalar bunların 2 yaşından küçük çocuklarda kullanımı için pazarlama faaliyetlerini durdurmuştu (3). Yaş sınırı daha sonra 4 yaşına çıkarıldı. Öksürük ilaçları uyuşturucuya özendiriyor Amerika’ da yapılan bir araştırmada, yaşları 12 ile 25 arasında olan 3 milyondan fazla gencin ‘dekstrometorfan’ ihtiva eden öksürük ilaçları içerek ‘kafayı bulmaya çalıştıkları’ belirlendi. Kimyasal olarak morfine benzeyen bu sentetik maddenin baş dönmesi, sersemlik, uyuşukluk, sinirlilik, huzursuzluk, mide ağrısı ve hazımsızlık, kusma, deri döküntüleri ve alerjik reaksiyonlar gibi pek çok yan etkileri yanında bir özelliği de yüksek miktarlarda alındığında ‘hallüsinasyonlara yol açması’. Uzmanlar, öksürük ilaçları ile başlayan denemelerin bir süre sonra esrar, marihuana gibi başka maddelerle devam etmesinden ciddi endişe duyuyorlar. Madde bağımlılığı riski ilaçların reçetesiz satılmasının ve ilaçlara her yerde kolayca ulaşabilmenin getireceği çok önemli bir tehlike. Ayrıca, en azından 5 gencin de bu yüzden öldükleri de biliniyor. Öksürük için ilaçtan daha etkili tavsiyeler Şu tavsiyelerim hem her türlü ilaçtan daha faydalı, hem hiçbir yan etkileri yok ve hem de bedava: Öncelikle burundan nefes alıp vermeniz gerekiyor. Bunun için de evin ısısının 20-21 derece, neminin de yüzde 45-50 arası olması şart. Ev çok kuru ise mesela yüzde 40’ ın çok altında ise nem yapan cihazların faydası olur; eğer yüzde 40’ larda ise radyatörlere ıslak havlu koymak veya su kabı asmak da yeterlidir. Odalar her gün havalandırılmalı ve kapalı mekânlarda sigara içilmemeli ve solunum yollarını tahriş edecek parfüm, deterjan vb kokular olmamalıdır. Yatak odasının güneş görmesi ve toz barındırabilecek eşyalar olmaması da çok önemlidir. Bol su içilmesi iyi olur; adaçayı, ıhlamur gibi sıcak içecekler de sabahları bir tatlı kaşığı zencefilli bal da faydalı olabilir. Burun tıkanıklığına karşı en etkili tedavi deniz olan bir şehirde yaşıyorsanız temiz bir yerden alacağınız “deniz suyu ile burnunuzu güzelce yıkamaktır”. Deniz yoksa bir litre kaynamış suya bir çay kaşığı tuz ve karbonat koyup karıştırın ve bu sıvıyla burnunuzu yıkayabilirsiniz ama lütfen eczanelerde “serum fizyolojik” veya “deniz suyu” ya da “okyanus suyu” gibi isimlerle satılan sıvılardan almayın; bozulurum. Gelelim neticeye BİR: Bu tür ilaçlara sınırlamanın üniversiteler, tıp dernekleri veya doktorlar tarafından değil de tıbbi bir kurum olmayan SGK tarafından getirilmiş olması tıp dünyamız için çok “acı ve ibretlik” bir durumdur. İKİ: Bu ilaçlara bugüne kadar ses çıkarmayan tıp dünyası bunların etkili ve zararsız olduğuna inanıyorsa SGK’ nin bu kararına karşı dünyayı ayağa kaldırması gerekir. ÜÇ: Yok, eğer o da SGK gibi bu ilaçların faydasız ve zararlı olduklarını biliyorduysa ve bunu bugüne kadar neden seslendirmediğini açıklamalıdır. DÖRT: Hep söylüyorum, SGK tavsiyelerimi ve uyarılarımı dinlese ilaca ödediği para en az yarı yarıya azalır. Kaynaklar 1. http://eczaciyiz.net/haber/sinirlama-getirilen-soguk-alginligi-ilaclari/440952408 2. http://ahmetrasimkucukusta.com/?s=%C3%B6ks%C3%BCr%C3%BCk+%C5%9Furuplar%C4%B1 3. http://www.fda.gov/ForConsumers/ConsumerUpdates/ucm048682.htm

Yazı için 3 yorum yapılmış:

  1. İZZET GÜLLÜ dedi ki:

    Son yıllarda “Filan ilacın faydalı olmadığı ortaya çıktı, falan ilacın şu zararları ortaya çıktı, piyasadan toplatılıyor” türü haberleri duyarsınız. Buradan en az iki sonuç çıkıyor. Bir: Hani bir ilaç piyasaya çıkmadan önce ciddi bilimsel araştırmalardan geçiyordu? İki: Bir ilacı faydalı diye, zararlarını saklayarak halka yıllarca içirmenin bedeli sadece o ilacı piyasadan topla(t)mak mı olmalıdır? Ben boşuna mı diyorum; birilerinin yatacak yeri yok bu sektörde diye!

  2. Hakan KONYAR dedi ki:

    Hocam merhaba. dijital nem,termometre ve co2 ölçer cihazlarla 15 yıldır ev ve işyerimde yaptığım test sonuçları: kaloriferlerin yoğun olarak yandığı kış aylarında özellikle iyi yalıtılmış, pvc doğramalı, çift camlı odalarda nem oranını %40 ın altında iken, bu nemi arttırmak için konan ıslak havlu ve peteğe takılan sulukların nemlendirmeye hiçbir faydası olmamaktadır. Soğuk fizyon nemlendirme cihazları fayda sağlamakta fakat sizinde yazılarınızda belirttiğiniz üzere sularının tazelenmemesi başlıklarının sık yıkanmaması sonucunda hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. (denedim ve kullanmıyorum) Ben yıllar sonra şöyle sağlıklı bir çözüm buldum. Bu tür odalarda ısıyı 19-21 derece arasında tutmak. Odanın karbondioksit ppm oranının 800 ppm in altında kalması için 2-3 saatte bir, bir pencereyı çift açılımlı çok az (1 cm) makul bir süre kadar açık bırakmak. Dışarısı çok soğukta olsa belirli aralıklarla havalandırma yapmak ve bunları ölçmek için tek cihazda bulunan dijital termometre, higrometre ve karbondioksit ölçer bulundurmak. Özellikle geceleri başucunuzda bulundurduğunuz taze sudan birkaç yudumda olsa almak.
    Soğuk algınlıgı, grip gibi durumlarda aynı ısı şartlarında dahi , oda havasında karbondioksit ppm artışının daha hızlı olacağını fark edeceksiniz. Bunun sebebi vucudun daha fazla oksijen kullanmak istemesi olabilir. Ayrıca oksijen doygunluğu artık akıllı telefonlarda dahi ölçülebiliyor. Dr. un işini kolaylaştırmak için sık sık nabız, tansiyon la beraber Spo2 ninde ölçülmesinin faydalı olacağı düşüncesindeyim. Emeklerinize sağlık. Bu arada Sn. Canan Karatay ın kitaplarınında pre diabetimde çok faydasını gördüm. iyiki varsınız. Saygılarımla…

  3. Hakan KONYAR dedi ki:

    twitter 1971atik #soğukalgınlığı #grip hashtag ında cihaz foto sunu ve ppm sonuçlarını paylaştım…

Siz de yorumunuzu paylaşın:

CAPTCHA (Şahıs Denetim Kodu) Resmi