MESLEK ODALARI ENDÜSTRİNİN SÖZÜNDEN ÇIKAMAZ

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi
Yeni Söz' de Kemal Özer – Furkan Hasdemir’ in Prof. Dr. Canan Karatay ile  mülâkatının ikinci kısmı: Yaptığı cesur açıklamalarla modern tıp kilisesi mensuplarını kızdıran, halk kahramanı Prof. Dr. Canan Karatay, Yeni Söz’e çarpıcı açıklamalarda bulundu. Meslek odalarından şekere, modern tıptan insanlığın geleceğine dair pek çok konunun yer aldığı mülâkat dizisinin ikinci bölümünde Karatay, İstanbul Tabip Odası’nın sözde cezasını ve modern tıbbın hurafeleri değerlendiriliyor. Kemal Özer: Tabipler Odası'nın size verdiği cezayla ilgili nasıl bir değerlendirme yaparsınız? Biz Yeni Söz'de bu durum için ceza değil ‘doğru yolda olma göstergesidir' dedik. TABİPLER ODASI'NIN TUTUMU HUKUKA AYKIRI Canan Karatay: Aynı kanıdayım. Benim haklı olduğumu gösteren bir durum. Bana hücum edildikçe ne kadar haklı olduğum çıkıyor ortaya. Fakat Tabipler Odası'nın tutumu tamamen Anayasaya aykırı. Anayasa Mahkemesi'nin, benzer bir durum için Ağustos 2015'te oy birliğiyle alınmış çok güzel bir kararı var. Aynen şöyle diyor; Halk sağlığını, kamuyu ilgilendiren her türlü açıklama yapma özgürlüğü ve serbestîsi Anayasa'nın kontrolü altındadır. Anayasal bir teminattır ve konuşmacının bilimsel olması da şart değildir. Ayrıca Para cezası vermek, konuşma hürriyetini kısıtlamaktır. Onun için 26. Maddede geçen bu karara göre benim konuşmam tamamen Anayasa Mahkemesi'nin kontrolü ve güvencesi altındadır. Ben halkı aydınlatmak için konuşuyorum ve katiyen yanlış bir şey söylemiyorum. Gebelik şekeri bebeği ve anneyi rahatsız eden bir hastalıktır, çok önemlidir gebelik şekeri teşhisi konulmalıdır' diyorum. Ancak bu gebeliğin son aylarında şeker yüklemesi ile değil ilk aylardan itibaren gerekli kan tahlilleri ile erken teşhis edilmelidir diyorum. Gerekli beslenme/diyet/yaşam biçimi, gerekli vitamin ve mineral takviyeleri ile gebelerde şeker yüksekliği önlenmeli, kontrol altında tutulmalıdır. İş son dakikaya bırakılmamalı, çare şeker yüklemesinde aranarak 6. aydan sonra anne-bebek riske atılmamalı diyorum… Her zaman söylenen bir sözü ve uygulamayı hatırlatmak istiyorum: ‘ERKEN TEŞHİS ÖNEMLİDİR'. Bir gebede 26 hafta beklemek geç kalınmış demektir. ANAYASA VE KANUNLARA GÖRE HALKI UYARMAK HAKKIMIZ Furkan Hasdemir: Tabipler Odası'nın size isnat ettiği suçlamalar; ‘Hastaları kaosa sürüklemek, Hekimleri küçük düşürmek, bilimsel olmayan açıklamalar yapmak, halk sağlığına zarar vermek, kendi reklamını yapmak 'bu mesnetsiz iddialar hakkında ne demek istersiniz? Canan Karatay: İstanbul Tabip Odası'na verdiğim savunmada bütün bunlara tek tek cevap verdim. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi bu duruma karşı; 'Konuşurken yüksek sesle de konuşabilir, her şeyi de söyleyebilir. Bu hakaret sayılmaz halkı uyarması hakkıdır' diyor. Bu çok önemli bir karar, onun güvencesi altındayız. İkincisi, çok komik bir durum var ortada; şikâyet eden Jinekoloji Derneği, soruşturmayı açan ve yürüten İstanbul Tabip Odası Onur Kurulu ki üyelerinden biri de Jinekolog. Henüz ortada kesinleşmemiş olan bir ceza verildi diye aylar önce ilk açıklayan Jinekoloji Derneği. Cezayı veren Tabip Odası'nda onur kurunda bulunan Jinekolog başkanlığındaki ekip… Yani ahbap-çavuş ilişkisi… BÜTÜN BU DAVALAR BİR MİZANSEN Nisan 2015'de de Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği'nin suç duyurusu vardı. Savcı inceledi ve ‘bu Karatay'ın konusudur, kendisi halkı aydınlatmak adına bu konuları kaplayan altı kitap yazmıştır' dedi ve dosyaya takipsizlik kararı verdi. Olacak iş değil! Türk Tabipler Birliği üyesiyim. İstanbul Tabip Odası'nın en yaşlı üyelerinden biriyim. İstanbul Tabip Odası Başkanı da Jinekolog Prof. Selçuk Erez! Tabip odası benim de meslek odamdır, beni de korumaları gerekmez mi, bu haksız iddialara ve iftiralara karşı? EVRENSEL HUKUK ÇİĞNENİYOR Onur kurulunda doğal olarak bir tane pratisyen hekim var, bir tane aile hekimi var, bir tane römatolog var, bir tane anestezi uzmanı var, bir tane de jinekolog profesör var. Hakkaniyetli bir araştırma yapsınlar ben karşı değilim, ama o jinekologun oradan çekilmesi lazımdı. Jinekolog çekilmiyorsa onur kurulunun geriye kalan üyelerinin çekilmesi lazımdı. Çünkü evrensel hukukta da hâkim tanıdığı, bildiği, taraf olduğu bir dava önüne gelince çekilir ve o davaya bakmaz. Bu evrensel hukuktur. Bütün bunlar çiğnenmektedir. Kemal Özer: Husumeti olan tarafı muhakeme edemez, etmemeli… Canan Karatay: Kesinlikle, onun için hiçbir geçerliliği yoktur. Bir algı oluşturmak istiyorlar; Karatay diyor ki; “Gebelere şeker yüklemesi yapılmasın!” ŞEKER TESTİ YERİNE KAN TESTİ Ben, ‘gebelerde gebelik şekeri çok tehlikelidir, mutlaka erken teşhis edilmesi lazım ama bu yolla teşhis edilemez' diyorum. Şeker yüklemesi anaya ve çocuğuna zarar verdiği için bugün İsveç'te yapılmıyor biliyor musunuz? Ben basit kan testleriyle erken teşhis edileceğini de söylüyorum. Bütün mesele bu! Geç kalmayın, erken teşhis etmenin çok kolay yolları var diyorum. Onun için gebeleri düşündüğümüz zaman şeker yüklemesi yapılan gebelerde kusanlar var, bayılanlar var, acile kaldırılanlar var, bu sebeple şeker testi yerine basit bir kan testi öneriyorum. ŞEKER YÜKLEMESİ YAPTIRMAYAN ÖĞRETMEN Cumartesi günü Gemlik'teydim. Orada bir öğretmen hanım koluma girdi ve dedi ki;‘hocam ben dört doğum yaptım. Üç doğumu gayet normal geçirdim son hamileliğimde de doktor ‘Babanda şeker hastalığı var, sana yükleme yapacağız' diyerek baskı yaptı. Bensizin bütün kitaplarınızı okuduğum için ‘Şeker yüklemesi yaptırmam!' ama kan insülinime baktırırım dedim'. Öğretmen diyor bunu… Peki demişler ve ardından kan insülinine bakmışlar. Kan insülini normal çıkınca dedikleri ise şu olmuş; Sen normalsin... Halk anladı bunlar anlamak istemiyorlar. Gebelerde kan insülinine bakılacak, ilk günden itibaren. 6. aya kadar beklemekle geç kalınmış olunuyor, önden tedbir alınmalı diyorum. Kan insülini yükselmeyecek, kan şekeri yükselmeyecek kan trigliseriti yükselmeyecek, ürik asidi yükselmeyecek bunları söylüyorum, bir de D Vitamini ve B12 vitamini düşük olmayacak. Bunları siz baştan hallederseniz bebek de anne de gayet sağlıklı olur. Kemal Özer: Malûm ergenliği, kadınların menopoz halini, gebeliği hastalık olarak gören bir tıp var karşımızda ve ne yazık ki pek çok insanı ikna etmiş durumdalar. Herkes gebe kalınca doktora gitmeyi, aralıksız doktor kontrolünde kalmayı, haftalık kontroller, check-uplar, ultrasonlar yapmayı tercih ediyor. Gebelik artık bir işkenceye dönüşmüş durumda. Bu konuda topluma ne söylersiniz? GEBELERE TAVSİYELER Canan Karatay: Bu sene HayyKitap'tan yayınlanan Anne Adayları ve Hamileler için Karatay Diyeti adlı kitabımda da yazdığım gibi gebelik en doğal ve en fizyolojik süreçtir. Onun için sık sık bu tetkiklerin yapılmasına bile gerek yok. Gebeler hayatlarının en mutlu sürecini yaşamak mecburiyetindeler. Onun için stresten uzak olmalı, sağlıklı beslenmeli, çocuğunu düşünmeli, yürüyüşünü yapmalı, aşırı kilo almamalı, sağlıklı beslenecek o zaman doğal bir gebelik süreci geçirir. “EVVEL YOĞ İDİ İŞ BU RİVAYET YENİ ÇIKTI” Zaten bu olaylar son 10 yılda mantar gibi çıktı, patladı. ”Evvel yoğ idi iş bu rivayet yeni çıktı” Ziya Paşa öyle diyor. Halkımız Anadolu'da halen tarlada doğum yapıyor, çocuğunu sırtına bağlayıp işine devam ediyor. Doktorlar insanları ‘sen hasta olacaksın, babanda annende şeker var onun için şeker yüklemesi yapılması lazım yapmazsanız çocuğunuz ölür” diyerek korkutuyorlar. Korkutarak hekimlik yapılmaz. Bir şey daha söylemek istiyorum bu çok önemli; geçen ay İngiltere'de bu konuda öneriler veren bir kurum olan (NICE) dedi ki; “gebelere rutin olarak şeker yaptırmayı önermiyoruz. Onun yerine D Vitaminlerini ve şekerlerini sıkı kontrol etmelerini öneriyoruz” dedi. Bu kadar. Bende bunu söylüyorum senelerden beri. Bunu artık kabul etti İngiltere. Şimdi diyorlar ki; “herkes yapıyor, biz de yapıyoruz…” Yalan! Her yerde yapılmıyor. Mesela İsveç'te, Japonya'da, Azerbaycan'da yapılmıyor. Bana İsveç'te yaşayan annelerden gelen mesajlar şu yönde; İsveç'te anneye ve bebeğe zarar verdiği düşüncesiyle kesinlikle gebelere şeker testi yapılmıyor. ÇİN'DE GEBELERE GÜNDE 10 YUMURTA VERİYORLAR Kemal Özer: Çin'de gebelere tetkik bile yasak... Canan Karatay: Çin'de gebelere günde 10 yumurta veriyorlar. Tabi 10 yumurtanın hepsini birden yemiyor, sabah ikisini omlet yapıyor, öğle vakti ikisini haşlama yapıyor, sonra menemen yapıyor, salata yapıyor bebeğin beyni gelişsin diye 10 yumurta gebelere ve loğusalara mutlaka yediriliyor. Çünkü yumurtanın sarısında bulunan kolin maddesi sinir sisteminin ana maddesidir. MESLEK ODALARINI ENDÜSTRİ SERMAYEDÂRLARI BESLİYOR Kemal Özer: Türkiye'de meslek odaları mesleki sorunlarla ilgilenmek yerine iktidarla savaşmak, bazen ilaç firmalarıyla kol kola etkinlikler yapmak, margarin firmalarıyla flört etmek gibi işlerle uğraşmaktan herhalde mesleki sorunlara ve bilimsel faaliyetlere vakit bulamıyorlar. Siz de aynı kanaatte misiniz? Canan Karatay: Meslek odalarını, dernekleri ayakta tutan büyük oranda ilaç firmalarıdır. Yalnız ilaç firmaları değil aslında bütün endüstridir. Onun için onların dediklerinin dışına pek çıkamazlar. Halkı aydınlatacak bir şey de yapamazlar. Her Kasım- Aralık ayında uluslararası toplantılar yapılır. Bilimsel kongreler, ticaret fuarları gibidir! Burada dernek başkanları, beyanatta bulunur. Ve gazeteciler bu beyanatı alır. Bu seneki beyanatı söyleyeyim; Türkiye'de sağlıklı kişi %5 oranında. Bugünkü dernek başkanı bunu basın toplantısında söylüyor. Diyabet derneği ve Obezite Derneği'nin başkanları “Türkiye'de yüzde 40 diyabet var, Avrupa'da birinci sıradayız” diyor. Dernek başkanları çıkıp istatistik veriyor ve bu bilimsel oluyor. İstatistiği yapan da Türk İstatistik Kurumu, kendileri de yapmaz. Bilinen gerçeği büyük bir olaymış gibi yansıtıyorlar. Ben aynen şunu yazdım;”Bir sonbahar akşamı rastladım size, neden başınızı öne eğdiniz, şimdiye kadar nerelerdeydiniz” ve bu yazı Ahmet Rasim Küçükusta'nın sitesinde çıktı. Biz bunları senelerden beri söylüyoruz. KARATAY ‘TEDBİR ALINSIN' DEDİĞİ İÇİN SUÇLANIYOR 2006'da Dünya Sağlık Organizasyonu'yla birlikte İstanbul'da bilimsel bir toplantı yapıldı ve yayınlanan bildirge sonucunda denildi ki; Obezite, bütün halkların sağlığını tehdit eden en büyük hastalıktır tedbir alınması gerekir ve tedbir alınmazsa bu hastalıklar giderek artacaktır. Bunun altında o zamanki Sağlık Bakanımızın da imzası var. Kim tedbir almış! Karatay tedbir alınsın dediği içinse suçlanıyor. Haksız mıyım? AMERİKA'DAKİ TIP CAMİASI SADECE MESLEĞİYLE İLGİLENİR Kemal Özer: Siz İngiltere'yi ve Amerika'yı çok iyi biliyorsunuz, oradaki meslek odaları, meslek örgütleri ve tıp camiasının davranışlarıyla buradakiler örtüşüyor mu? Canan Karatay: Şimdi oradaki tıp camiası bir kere politikaya karışmaz. Meslekleriyle ilgilenirler, toplantılar yapılır yeni ilaçlar ortaya konulur ama koruyucu hekimliğe de hükümet ve devlet çok para yatırır. Çünkü ucuzu bu!

Kaynak: http://www.yenisoz.com.tr/meslek-odalari-endustrinin-sozunden-cikamaz-haber-7611

Siz de yorumunuzu paylaşın: