ANTİMİKROBİYAL DİRENÇ: SAVAŞI KAYBEDİYOR MUYUZ?

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi
Herkese Bilim ve Teknoloji' de Furkan Avcu' nun derlemesi: "Son sözü söyleyen her zaman mikroplar olacaktır.” Kuduz aşısını bulan Louis Pasteur 100 yıldan uzun bir süre önce mikroplarla savaşımızı bu cümle ile ifade etmişti. Ancak aradan geçen zaman geçmiş tecrübelerimizden ders almadığımızı gözler önüne seriyor. Bilim insanları mikroplarla savaşırken kullandığımız antimikrobiyalleri bu şekilde tüketmeye devam edersek yakın bir gelecekte boğaz enfeksiyonu gibi basit sebeplerden ölümlerin kaçınılmaz olacağını söylüyorlar. Araştırmalara göre Asya ve Afrika’da hastaneye yatırılan her 2 hastadan 1’ine, Avrupa’da her 3 hastadan 1’ine antibiyotik tedavisi başlanıyor. Araştırmanın asıl şaşırtıcı ve korkutucu noktası ise vankomisin, meropenem gibi tedavide ikincil planda düşünülmesi gereken kuvvetli antibiyotiklerin gereğinden fazla kullanıldığının gösterilmesidir. Üstelik tedavi için gerekli tanısal testlerin uygulanma oranı ise yalnızca 1/3! Bu demek oluyor ki çoğu vakada yeterli tanısal tetkikler yapılmadan ağır antibiyotik tedavileri uygulanıyor. Dünya çağında en çok kullanılan antibiyotik ise seftriakson olarak saptanmış. Antimikrobiyal direnç nedir? Antimikrobiyal direnç (AMD) herhangi bir mikroorganizmanın, onu ortadan kaldıracak antimikrobiyal tedaviye karşı direnmesi, varlığını sürdürmesi olarak tanımlanabilir. Antimikrobiyal tedaviler:
  • Bakteriler için antibiyotik
  • Virüsler için antiviral
  • Parazitler için antimalaryal
  • Mantarlar için antifungal olarak sınıflandırılabilir.
Antibiyotik direnci ise özel olarak bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç göstermesi, antibiyotiklere rağmen bakterilerin ölmemeleri veya üremeye devam etmeleri olarak tanımlanabilir. Bakteriler antibiyotiklere karşı nasıl direnç kazanırlar? Aslında bakterilerin direnç kazanması yeni bir kavram değil. Binlerce yıldır mantarlar ve parazitler doğal olarak bakterilere karşı kendi salgılarıyla savaşıyorlardı ve bazı bakteriler bunlara direnç geliştirebiliyordu. Ancak özellikle penisilinin keşfinden sonraki 50 yılda hızla yeni nesil bakteriler direnç geliştirmeye başladılar. Direnç kazanmalarını kısaca şu şekilde düşünebiliriz: ortamda 100 tane bakteri olsun ve kullandığımız antibiyotik bu bakterilerin 98 tanesini öldürsün. Kalan 2 bakteri yeniden çoğalacak ve antibiyotik kullansak bile diğer bakteriler ölecek ama dirençli 2 bakterinin yeni nesilleri hızlıca üreyerek çoğunluğu oluşturacaklar. Artık elimizde antibiyotiğimize dirençli kocaman bir bakteri havuzumuz var diyebiliriz. Üstelik baştaki 2 bakterinin birbirinden farklı mekanizmalarla antibiyotiklere direnç gösterdiğini varsayalım. Bu bakteriler birbiri ile iletişim kuracak ve direnç sağlayan genlerini birbirine aktaracaklar. Nesiller boyu aktarılarak direnç geliştirilen ilk yol “vertikal (dikey) geçiş” bakterilerin birbiriyle iletişimi sonucu oluşan ikinci yol ise “horizontal (yatay) geçiş” olarak adlandırılıyor. Antibiyotik direnci bedenimizde yaşayan yararlı bakterileri etkileyip bizimle beraber yaşayabilmelerini sağlasa da hastalık yapıcı patojen bakterileri de etkileyerek daha ağır enfeksiyonlara sebep olabiliyor. Temel direnç mekanizmaları nelerdir? Yaşamın tüm karmaşıklığını gördüğümüz bakteriler, antibiyotik direncini temelde 4 ana mekanizmayla oluşturur:
  • Taştan duvar örer: Bakterinin hücre zarı antibiyotikleri içeri almayan, geçirgenliği olmayan bir bariyer oluşturur.
  • Hedef değiştirir: Bakteri, antibiyotiklerin bağlandığı kısımları değiştirir. Böylece bakteri üzerinde bağlanacak yer bulamayan antibiyotik işlevsiz kalır.
  • Antibiyotiği değiştirir: Bakteri antibiyotik ona zarar vermeden önce antibiyotiği işlevsiz kılacak enzimler üretir.
  • Dışarıya atar: Antibiyotik özelleşmiş pompa mekanizmalarıyla hücre dışına atılır.
Bilim insanları dirençli enfeksiyonları yenmek için yeni moleküller üzerinde çalışsalar da bu veriler antibiyotik direncinin hızla arttığını ve bilinçli kullanımı tam anlamıyla gerçekleştiremezsek yakın gelecekte çok büyük sorunlar yaşayacağımızı gösteriyor. Kaynak: http://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/antimikrobiyal-direnc-savasi-kaybediyor-muyuz

Siz de yorumunuzu paylaşın: