OBEZİTE VE KRONİK HASTALIKLARIN SEBEBİ FAZLA TUZ DEĞİL, HAZIR GIDALARDIR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Yeni Birlik gazetesindeki "Fazla Tuzu Azalt, Ömrünü Uzat" başlıklı haberde Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı' nın aşırı tuz tüketimine karşı açtığı bir farkındalık kampanyasını duyuruluyor.

Bugün bir salgın gibi tüm dünyaya yayılan obezite, diyabet, kalp krizi-felç, kanser ve diğer tüm kronik enflamatuar hastalıkların bir numaralı sebebi olan hazır yiyecek ve içecekleri üreten bir şirketin bu kampanyası aslında bir pazarlama faaliyetinden başka bir şey değildir.

Bakın, neden:

BİR: Bu kampanya sayesinde şirketin ismi medyada bir kuruş bile ödemeden defalarca geçiyor. 

İKİ: Bu kampanya ile şirketin paradan önce insan sağlığını düşünen, insan sağlığına her şeyden çok önem veren bir kurum ve ürünlerinin de sağlıklı olduğu algısı yaratılıyor.

Milyonlarca liralık reklȃmlarla bile erişilmesi zor olan "insan sağlığına her şeyden çok önem veren iyi şirket farkındalığı" sağlanmış oluyor. 

ÜÇ: Tuz ön plana çıkarılarak dikkatler nişasta bazlı şeker, trans yağlar, katkı maddeleri ve hazır gıdalardan uzaklaştırılıyor.

DÖRT: Bu kampanya ile “dolaylı olarak” diğer gıda şirketlerinin ürünleri fazla tuzlu (zararlı) ve kurumsal olarak da sağlığa duyarsızlarmış gibi gösterilmiş oluyor.

Bu kampanya ticari olarak çok başarılıdır

Bu, gıda şirketinin menfaati bakımından çok iyi düşünülmüş, mükemmel bir kampanyadır, tebrik ediyorum.

Kampanyayı hazır gıda üreten bir şirket değil de adında enstitü, vakıf gibi ticaretle ilgisi olmayan tabirler geçen bir kuruma yaptırmak çok zekîcedir.

Ülkenin önde gelen tıp fakültelerinin öğretim üyelerini kampanyaya alarak ne kadar “bilimsel” ve “ciddi” olduklarını da ortaya koyuyorlar.

Unutmayalım ki gıda şirketlerinin tek amacı vardır, o da daha çok üretmek daha çok satmak ve daha çok kazanmaktır.

Amaçlarına ulaşmak için yapacakları her türlü kanun ve yönetmeliklere uygun faaliyet de en tabii haklarıdır.

Öğretim üyelerinin böyle bir kampanyada işi olamaz

Profesör ve dekan unvanları olan kişilerin, esas amaçları daha çok kȃr etmek olan bir holdinge ait kuruluşun kampanyasında yer almaları en kibar ifade ile yakışık almamıştır.

Bu kişiler görüşlerini ticari faaliyetleri olan bir kuruluşla değil, çalıştıkları fakülteler ve dernekler aracılığıyla açıklayabilirler, kendileri kampanyalar düzenleyebilirler.

Bu öğretim üyeleri, ürünlerinde işlenmiş tahıl, rafine şeker, trans yağ, bolca tuz, yüzlerce katkı maddesi kullanan “gıda endüstrisinin” kronik hastalıkların artmasındaki en önemli etken olduğunu, bu hastalıkların tuzu azaltarak değil hazır gıdaları ortadan kaldırarak önlenebileceğini bilmiyor olabilirler mi?

Sadece “tuza” odaklanmak gerçekleri görmemize engel olur

Obezite ve onun zemin hazırladığı tüm kronik hastalıkların sebebi tuz değil, hazır gıdalardır.

Sadece “tuza” odaklanmak gerçekleri görmemize engel olur.

Bunu ben söylemiyorum.

Gelin, önce Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Başkanı M. Chan’ a kulak verelim (1, 2):

"Sağlıksız gıda ve içeceklerin pazarlamasının sınırlandırılması" gereğine işaret eden Chan, "çocuklukta obezitenin yaşam tarzından değil çevresel etkiler ve hükümetlerin politikalarından kaynaklandığını" vurguladı.

"Gıda endüstrisinin halk sağlığı politikalarının oluşturulmasında yer almasının sakıncalarını" da anlatan Chan, "bu politikaların endüstrinin etkisinden arındırılması gerektiğini" belirtti.

Kampanyacılara hatırlatmalar

DSÖ’ nün “bir yetişkinin günlük tuz tüketimi 5-6 gram olmalıdır” sözüne vurgu yapan vakfın genel müdürü Begüm Mutuş’ a DSÖ Başkanının şu sözlerini çerçeveletip odasına asmasını tavsiye ediyorum (1, 2):

En büyük zarar, aşırı şekerli içecekler, fazla işlenmiş, yoğun enerjili ve besin değeri düşük gıdaların pazarlanmasından geliyor.

SALTURK-2 araştırmasını kaynak göstererek “Günlük tuzun %56’sının yemek tuzundan, yüzde 32’sinin ekmekten, yüzde 13’ ünün sofra tuzundan alındığını” söyleyen Prof. Dr. Yunus Erdem’ e göre ya biz Türkler zerre kadar hazır gıda yemiyoruz ya da hazır gıdalarda tuzun zerresi yok!

Prof. Dr. Ülver Derici’ ye göre ise hipertansiyonun tek sebebi var, tuz! Ne şeker, ne işlenmiş un, ne bitkisel ve ne trans yağlar, ne katkı maddeleri, ne işlenmiş gıdalar… Tuzu azaltsak memlekette bir tek tansiyon hastası kalmayacak, vay benim köse sakalım!

Hipertansiyonda hazır gıdalardaki ilave şekerin rolü tuzdan daha fazladır!

Kampanyacılara, obezite ve kronik hastalıkların sebeplerini, nasıl önlenebileceğini bilimsel dayanakları ile dünyaya ilan eden “Obesity 2015” başlıklı yazı dizisini tavsiye ediyorum (3, 4).

Gelelim neticeye

BİR:Fazla Tuzu Azalt, Ömrünü Uzat” çok başarılı, hedefi 12’ den vuran bir pazarlama kampanyasıdır.

İKİ: Öğretim üyeleri, “Biz insanları düşünen her kurumla bir arada oluruz, mühim olan insan sağlığıdır, gerisi teferruattır” gibi hamasi ifadelere sığınmasınlar, buna çocuklar bile güler.

ÜÇ: Endüstriyle olan münasebetler, akademinin itibarına zarar veriyor. Milyarlık aletlerde anjiyo, PET, MR yaptıran insanların neden ot-çöp tüccarlarının ilaçlarından medet umduklarını iyi düşünmek gerekir.

DÖRT: Gıda endüstrisi ile sağlıklı beslenme kampanyası düzenlemek, silah üreticileri ile savaşa hayır kampanyası düzenlemek gibidir.

Hatırlar mısınız Türk Kardiyoloji Derneği de bir margarin firması ile “Kalbini sev değerini bil” kampanyası düzenlemişti (5, 6).

Kampanyacı öğretim üyelerini HAZIR GIDALARA KARŞI FARKINDALIK KAMPANYASI düzenlemeye davet ediyorum, hodri meydan.

BEŞ: Unutmayalım, obezite ve peşinden sökün eden tüm kronik hastalıkların sebebi fazla tuz değil, hazır gıdalardır.

ALTI:Fazla Tuzu Azalt, Ömrünü Uzat” kampanyası ile tuza odaklanmak bir “cambaza bak oyunudur”.

Bunu böyle bilin!

Kaynaklar:

1. http://ahmetrasimkucukusta.com/2015/06/23/yazilar/tip-yazilari/beslenme/hazir-gida/

2. https://www.sabah.com.tr/saglik/2015/06/23/obez-cocuk-sayisi-artiyor

3. http://www.thelancet.com/series/obesity-2015

4. http://ahmetrasimkucukusta.com/2015/02/19/yazilar/tip-yazilari/beslenme/gida-sadece-gida-endustrisine-birakilamayacak-kadar-hayatidir/

5. https://www.tkd.org.tr/menu/79/2009-dunya-kalp-gunu-kalbini-sev-degerini-bil

6. http://ahmetrasimkucukusta.com/2011/12/15/haftanin-haberi/turk-kardiyoloji-dernegi-yag-firmasiyla-isbirliginde/

***

Yeni Birlik gazetesinin haberi:

Yazı için 6 yorum yapılmış:

  1. Nadir dedi ki:

    Mükemmel bir analiz . Hocam, bu yazınızı eda üniversite hocalarının çerçeveletip odasına asması gerekir.

  2. Serdar Aktaş dedi ki:

    Tuzun suçlu gösterilmesinin arkasında yatanları çok iyi saptamışsınız. Bunların derdi hazır gıdaları temize çıkarmak. Bir zamanlar da kolesterol her şeyin sebebi gibi gösteriliyordu.

  3. E. Betül dedi ki:

    En sağdaki hocanın hangisi bilmem sanki Ülkerin tuzsuz büküvitleriyle besleniyor gibi bir hali var maşallah. Obezite cerrahları görmesin, keserler adamı

  4. Uzman doktor dedi ki:

    Bu hocalar ne dediklerinin, ne yaptıklarının, logosu önünde gülerek resim çektirdikleri şirketin oyununa geldiklerinin farkında bile değiller.

    Despite what many people think, use of the salt shaker is not the main cause of too much sodium in your diet. In fact, about 75% of dietary sodium comes from eating packaged and restaurant foods, whereas only a small portion (11%) comes from salt added to food when cooking or eating.

    https://www.fda.gov/Food/ResourcesForYou/Consumers/ucm315393.htm

  5. Fehmi Aktaş dedi ki:

    Bir zamanlar yumurta yemeyin, yağ yemeyin, yoğurt peynir ağzınıza koymayın diyenler şimdi kolesterol o kadar da zararlı değilmiş, yanılmışız diyorlar. Tuzu 1.5 grama indirenler de bir süre sonra hata yapmışız affedin bizi, tuzdan özür diliyoruz diyecekler.

  6. Ertan Kaya dedi ki:

    “Fazla Tuzu Azalt, Ömrünü Uzat” diyen Ülker önce kendine baksın. Vücudumuza giren tuzun kaynağının hazır gıdalar olduğuna göre bu sözü önce başkalarına değil kendilerine söylesinler. Hatalarını örtmek için bir de profesörleri kullanıyorlar. Bu kadar pişkinliğe pes doğrusu.

Siz de yorumunuzu paylaşın: