YUSUF TOPAL’ IN KALBİ DURDU, BİZİM AKLIMIZ İZANIMIZ KURUDU…

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Yeni Şafak' ta Fatma Barbarosoğlu' nun yazısı:

Geçtiğimiz hafta sonu en çok konuşulan konuların başında şüphesiz yatalak eşine ilaç yazdırmak üzere sağlık ocağına giden, hekimin hastayı görmeden ilaç yazamayacağını söylemesi üzerine hekim ile tartışan yaşlı adamın trajik ölümü oldu.

Haberin acı sonucunu değiştirelim: Doktor ile tartışan yaşlı adamın sesine gelen diğer hastalar öfkeli adamı güçlükle sakinleştirebildi. Adam sakinleştikten sonra, sorununun çözülmesi için yetkililerden yardım istedi. Yetkililerden istediği yardım henüz karşılanmayan adamın torunu, yatalak babaannesinin çektiği sıkıntıları aktaran bir vidyo çekti. Vidyo kısa zamanda paylaşım rekoru kırarak...

Ya da şöyle: Hastayı görmeden ilaç yazamayacağını söyleyen doktora öfkelenen yaşlı adam, elindeki bastonu doktorun başında kırdı, doktor aldığı darbe sonucu yere yığıldı...

Ya da şöyle: Yatalak eşi için ilaç yazdırmak üzere sağlık ocağına giden yaşlı adam, eşini görmeden ilaç yazamayacağını söyleyen hekime derdini anlatamayınca gözyaşlarına boğuldu. Adamın gözyaşlarından etkilenen sağlık ocağındaki hizmetli, yaşlı adamın halini vidyoya kaydederek yaşlı adamın derdini anlatmasına vesile oldu.

Dikkatinizi çektiği üzere alternatif sonların hiçbirinde polis yok. Hepsinde vidyo var. Neden bütün alternatif sonlara vidyo ekledim? Çünkü biz toplum olarak birbirimizi, servis edilen vidyolar üzerinden tanıyor/tanımlıyor/yargılıyoruz. Gördüğümüze göre hükmü veriyor, kimliğimize göre taraf olup haykırıyoruz.

Hikayeler sondan geriye doğru yazılır. Ama adalet sondan geriye doğru işlemez. Adalet mekanizmasının olayın her anını dikkate alması şarttır. Sosyal medya etkileşimi, olayın bütününü değil, fragmanını değerlendiren bir anlayışın gelişmesine vesile oluyor. Sosyal medyadaki doktor paylaşımlarında, hikayeyi sondan geriye doğru bile değil, tamamen meslektaşı koruma işgüdüsü ile “adalet” dağıtıldığını görmek mümkün.

Doktorların karşısında yer alan grupta, potansiyel hastalar olarak “hepimiz” bulunuyoruz. Ve her birimizin hafızasında onlarca “kötü doktor” hikayesi kayıtlı. Hal böyle olunca ülkemizde doktorların hasta yakınları tarafından şiddet gördüğü, öldürüldüğü gerçeğini hızla parantez içine alıyoruz.

Çağdan çağa mesleklerin itibarı azalır ya da artar. Bazı meslekler tamamen ortadan kaybolur. Tıp mensupları mesleklerinin itibar kaybına uğradığı gerçeğini kabullenmekte zorlanıyor. Daha önce bu köşede hatırlayacaksınız pek çok doktor mektubu yayınlamış, doktorların umutsuzluğunu ve mutsuzluğunu dile getiren satırlarını dikkatinize sunmuştum. Çok yüksek puanlarla çok gayret isteyen bir eğitimi tamamladıktan sonra toplum hayatına “seçilmişler” olarak atılmak istiyor tıp fakültesi mezunları. Ancak 21. yüzyıl hiçbir mesleği “yüce” bir konuma yerleştirmiyor. Mesele çok para kazanmak ise küfürbaz cahil bir sosyal medya fenomeni, bir doktorun yıllık kazancını bir ayda kazanabiliyor. Ama dikkat buyurun “bir medya fenomeni”, vidyo yayınlayan “herkes” değil! Oradan bakınca mesleğini çok itibarlı olarak yapan ve çok iyi paralar kazanan doktorlar da tarihe karışmadı.

Olayda en büyük yanlışı polis yaptığı halde o konuya neden hiç girmedim? Herkesin zaten gördüğü “sahne” üzerinde durup yazıyı uzatmamak için. Polisin tutumu hiçbir şekilde mazeret kabul edecek, yorumlanacak gibi değil. Belli ki bu polisler yaşlı insanlara nasıl davranacakları konusunda hiç eğitim almamış.

Soru şu merhum Yusuf Topal, “beyaz kod” ile polisi devreye sokacak nasıl bir eylemde bulunmuştu? Doktor karşısında hasta haklarını dile getirmek “beyaz kod” kapsamına giren bir şey midir?

Topal ailesinin avukatı Hicran Akkaya Şenol’un, kamuoyuna yaptığı açıklama net, açık ve sorunun nerede olduğunu çok iyi bir şekilde ortaya koyuyor:

“Yusuf Topal, yeni komadan çıkmış eşi için almazsa öleceği kan pıhtılaşma ilacını nasıl alacağını öğrenebilmek ve gerekirse evde sağlık hizmeti alabilmek için gittiği sağlık ocağında görevini yerine getirmeyen doktor tarafından polis çağrılarak yaka paça dışarıya atılmıştır. Hem eşine ihtiyacı olan ilaçları alamamanın hem tartaklanmanın, hukuka aykırı olarak gözaltına alınmanın acısıyla, 82 yıllık Anadolu yüreği dayanamamış ve kalp krizi geçirmiştir.”

Avukat Şenol’un ifadesindeki “görevini yerine getirmeyen doktor” ifadesine dikkatinizi çekmek isterim.

Soru şu: Avukatın ifade ettiği gibi görevini yerine getirmeyen bir doktor ile karşı karşıya isek, niçin Türkiye Tabipler Birliği kamuoyuna meslektaşlarını sonuna kadar savunan bir açıklama yaptı?

Tabipler Birliği kendi meslektaşlarına gösterdikleri empatiyi Yusuf Topal’ın ailesinden esirgemekte olduklarını fark edemiyor mu?

Meraklısı için not: Yukarıda 21. yüzyılda doktorların itibar kaybettiğini söyledim. Neden mi? Şu haberi dikkatinize sunuyorum: Yapay Zeka destekli BioMind, Çin’in en iyi hastanelerinden 15 doktor ile yaptığı ‘beyin tümörü doğru teşhis yarışmasını’ 2 turda da kazandı. BioMind, 225 teşhisi 15 dakikada %87 doğrulukta yaparken, Çinli doktorlar 30 dakikada %66 doğrulukta yaptılar. İlerleyen zamanda yapay zekaların 0 yanılgı performansına eriştiğini düşünelim. Bilmem anlatabildim mi?

Kaynak: https://www.yenisafak.com/yazarlar/fatmabarbarosoglu/yusuf-topalin-kalbi-durdu-bizim-aklimiz-izanimiz-kurudu-2046682

Yazı için 1 yorum yapılmış:

  1. KORAY dedi ki:

    HASTA İYİLEŞİRSE SEBEP İLAÇTIR, İYİLEŞMEZSE SEBEP DOKTORDUR. VURUN DOKTORA!

Siz de yorumunuzu paylaşın: