KARATAY ARAŞTIRMA YAPMIŞ MI ACABA DİYE SORGULAYAN ‘BÖYÜK HEKİMLERE’, TARİHTEN ÖRNEKLERLE DUYURULUR!

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Prof. Dr. Canan Karatay' ın "ekmek endüstrisi ile iyi münasebetleri olan böyük hekimlerin ekmeğiyle oynayan"  yazısı:

1. DİYABET hastalığı hayat boyu devam eden bir metabolik bozukluktur, düzelmez diye korkutarak hastaların hayatını karartanlara duyurulur!

2. DİYABET/OBEZİTE HASTALARINI, hayat boyu ilaç kullanmaya ZORLAYAN ve onları İLAÇLARA esir haline getirenlere TARİHİ bir çift sözümüz var!

***

1. HERODOT: İlk çağlarda önemli bir tarihci olan HERODOT, millattan önce V’ci yüz yılda Pers Kıralı ile Habeş Kıralanın buluşmasını anlatmış. Habeşlilerin yalnız haşlanmış et ve süt ile beslendiklerini ve ortalama 120 yıl yaşadıklarını; Buna karşılık, İranlıların, yani Perslerin, tahıllarla, meyve sebzelerle beslendiklerini ve ortalam 80 yıl yaşadıklarını bildirmiştir (1).

2. ANTHELME BRILLAT SAVARIN (1755-1826): SAVARİN, Paris ANAYASA MAHKEMESİ üyesi, aynı zamanda GURME KIRALI olarak ün salmış önemli bir kişi.1825 yılında Physiologie du Gout adlı, GUT HASTALIĞININ FİZYOLOJİSİ, adında oldukca ilginç bir kitap yayınlamış. GUT HASTALIĞININ FİZYOLOJİSİ’ni açıkladığı kitabında, obezite ve aşırı kilonun temel fizyolojisine de geniş bir yer vermiş. ‘İnsanların ve hayvanların yağlanmalarının nedeni, un ve nişastaya bağlıdır. Unlu ve nişastalı yiyecekleri tüketmediğimiz zaman yağlarımızdan kurtulacağız’. Tıp, sağlık, fizyoloji ve kimya bilimlerine de aşırı ilgi ve merak duyan SAVARİN, ‘İnsanlar ve hayvanlarda yağ birikmesi, aşırı düzeyde sürekli olarak un ve nişasta tüketilmesine bağlıdır’, diye açıklamıştır (2).

3. WILLIAM BANTING: Ünlü İngiliz Kulak Burun Uzmanı Dr. HARVEY; aşırı kilolu olan hastası WILLIAM BANTIG’e, 1862 yılında kilo verebilmesi için, KARBONHİDRAT tüketmemesini önermiştir. Aşırı kilo nedeniyle, merdivenleri arkasını dönerek çıkabilen WILLIAM BANTING, Dr. HARVEY’in önerisi ile bir yıl içinde 25 kg vermiş, sağlığına kavuşmuş ve sağlıklı olarak yaşamını sürdürmüştür. Yaşadığı deneyimlerini, Letters on Corpulance adlı bir el kitabı halinde 1864 yılında yayınlamıştır. Kitabında, zararsızdır diye korkmadan tükettiği, unlu, nişastalı yiyeceklerin, şekerlerin ve biranın aşırı kilosunun nedeni olduğunu açıkca bildirmiştir (3).

Nasrettin Hoca ‘Bana siz bir tane damdan düşeni bulun’ dememiş miydi.

4. WESTON A. PRİCE: Price, 1939 yılında, Nutrition and Physical Degeneration adlı kitabında, şekerleri, pastaları, ekmekleri ve tüm işlenmiş gıdaları tüketmezseniz sağlıklı kalırsınız, eğer hastaysanız da sağlığınıza kavuşursunuz demiştir (4).

5. WOFGANG LUTZ: Viyanalı bir hekim olan LUTZ’un, 1967 yılında yayınlanmış olan Leben Ohne Brot yani Ekmeksiz Yaşam adlı kitabı, 2000 yılında 14’üncü baskısını yapmış ve ingilizceye LİFE WİTHOUT BREAD olarak tercüme edilmiştir. LUTZ on bin hastasını 40 yıl izlediğini, ve karbonhidratları kısıtlıyarak, ya da tamamen yasaklayarak hastalarının sağlığa kavuştuklarını, bir çok bilimsel araştırmaları kanıt göstererek 1967 yılında yayınladığı kitabında açıklamıştır (5).

6. JOHN YUDKIN: Oxford Profesörü YUDKIN, 1972 yılında, tatlı ve şekerin sağlığa zararlı ve tehlikeli olduğunu, ABD’de, Sweet and Dangerous-TATLI VE TEHLİKELİ, daha sonra da İngiltere’de, PURE WHİTE and DEADLY- SAF BEYAZ VE ÖLDÜRÜCÜ adlı kitabında, BEYAZ SOFRA ŞEKERİNİN (henüz mısır şurubu şekeri, yani nişasta bazlı şurup şeker yok ortalarda) bilimsel kanıtlarla açıklamıştır. 1972 yılında yayınlanmış olan PURE WHİTE and DEADLY kitabı nedeniyle YUDKIN, gerek bilim çevreleri gerek endüstri tarafından adeta afaroz edilmiştir (6).


ON MADDEDE ÖZETLEYECEK OLURSAK:

1. DEMEK Kİ, KARBONHİDRATLARIN VE ŞEKERİN EN TATLI ZEHİR OLDUĞU MİLLATTAN ÖNCELERDEN BERİ, İLK ÇAĞLARDAN BERİ YANİ YÜZ YILLAR BOYUNCA BİLİNMEKTE.

2. DEMEK Kİ ORTADA YENİ BİR SÖYLEM YOK.

3. DEMEK Kİ ARAŞTIRMA YAPMAYA DA GEREK YOK!

4. DEMEK Kİ, ŞEKER HASTALIĞI HAYAT BOYU DEVAM ETMİYOR.

5. DEMEK Kİ, ŞEKER HASTALARINA, 8-10 DİLİM EKMEK VEREREK, ŞEKER HASTALARININ HAYAT BOYU ŞEKER HASTALIKLARININ DEVAM ETMESİNİ İSTİYORLAR!

6. DEMEK Kİ BU NEDENLE, EKMEK ENDÜSTRİSİ İLE İÇ İÇE OLAN, BÖÖÖYÜK HEKİMLERİMİZ (!), SÜREKLİ VE DURMADAN, EKMEK YEMEDEN İYİLEŞME OLMAZ DİYE FETVA VERİYORLAR!

7. DEMEK Kİ, BU NEDENLE ŞEKER HASTALIĞINI HAYAT BOYU ÇEKECEKSİNİZ, ŞEKER HASTALIĞI KESİNLİKLE İYİLEŞMEZ DİYORLAR.

8. DEMEK Kİ, GERÇEKLERİ OKUMAK VE GÖRMEK İSTEMİYORLAR.

9. DEMEK Kİ, BÖÖÖYÜK HEKİMLERİMİZ(!) OKUMADIKLARI, GÖRMEDİKLERİ VE DE DUYMADIKLARI İÇİN HÜCUM EDİYORLAR.

10. DEMEK Kİ, GEREK ENDÜSTRİ GEREK BÖYÜK HEKİMLERİMİZ(!), GEREK SAĞLIK KURUMLARI SURETİ HAKKAN GÖRÜNÜYORLAR AMMA, HASTALARIN İYİLEŞMELERİNİ ARZU ETMİYORLAR.


SON SÖZ: ARAŞTIRMAYA GEREK YOKMUŞ! ÇOK YAZIK, ÇOK.

Kaynaklar:

1.Herodotus, The Histories (III/

2.A new translation by Aubrey de Selincourt. The Penguin Classics, 1954. 2 Savarin AB. Physiology du gout. Dtch. Ausgabe: Bruckmann GK, Munchen 1962.

3.Banting W. Letters on Corpulance. London, Harrison, 1864.

4.Price. WA: Nutrition and Physical Degeneration. 6th ed. New Canaan Con. Keats Pub. Inc.,1997.

5.Allan CB, PhD & Lutz W. Life Without Bread. How A LOW-CARBOHYDRATE DIET CAN SAVE YOUR LIFE. ISBN 0-658-00170- (paper).

6.Yudkın J. Pure White and Deadly. HOW SUGAR IS KILLING US AND WHAT WE CAN DO TO STOP IT. Pub. Clays Ltd., St Ives plc. 1972. ISBN: 978-0-241-96528-3.

Yazı için 1 yorum yapılmış:

  1. Ahmet Mithat CAN dedi ki:

    KİMSESİZLERİN KİMSESİ

    Modern Tıp tarafından günde 8-10 dilim ekmek verilen şeker hastalarına KİMSESİZLER diyebiliriz. Çünkü ekmeklerini yiyip ilaçlarını içmekten başka çareleri yoktu.

    Ta ki Profesör Karatay, “İlaca mahkum olmuş, ‘ölene kadar bu ilaçları içeceksin’ diye beyinleri yıkanmış diyabet hastalarının ve diğer kronik dejeneratif hastalıklardan muzdarip insanların, BU HASTALIKLARIN KALICI OLARAK TEDAVİ EDİLEBİLECEĞİNİ VE İLAÇLARDAN KURTULABİLECEĞİNİ BİLMEK EN İNSANİ HAKLARIDIR” açıklamasında bulunmasıyla onlar için bir ümit ışığı doğmuştur.

    Yani Profesör Karatay onlar için artık KİMSESİZLERİN KİMSESİ’dir.

    Onun önerileriyle sağlıklarına kavuşan bu insanlar hikâyelerini anlattıklarında
    bir maddesinde şöyle diyeceklerdir :

    “Canan Efendigil Karatay ile aynı çağda yaşamıştır.”

Siz de yorumunuzu paylaşın: