Dünyanın her yerinde, doktor meslektaşlar tarafından  muteber olan Tedavi Kılavuzları, aslında, çoğumuzun zannettiğinin aksine, hastalara en doğru tedavinin uygulanmasından çok, doktorların şikayet edilme durumunda "Ben kılavuzdakileri uyguladım" diyerek ceza almaktan kurtulması için hazırlanmaktadır..

Bu gerçeği ABD gibi ülkeleri bilen ve oralarda çalışan meslektaşlarımız çok iyi bilirler..

Ama bu yazıda daha vahim bir gerçek SÖZDE(!) KILAVUZ(?)lar hakkında..

Bu tedavi kılavuzlarına genel bir ifade olarak Klinik Pratik Kılavuz denmektedir..

Bunları hazırlayan Profesörlerin endüstriyle olan finansal menfaat ilişkilerinin devam ettiği çarpıcı birkaç araştırma sonuçlarında kamuoyuna ve tıp camiasına bildirildi.

Saygın bir Tıp Dergisi olan JAMA’ da yayınlanan iki araştırmaya göre yüksek hasılat yapan 10 ilaçla ilgili 18 kılavuzun 160 yazarından 91’ inin (yüzde 56.9) endüstri ile menfaat ilişkisi var.

Araştırma, bu doktorların 66’ sının bu münasebeti kılavuzlarda bildirdiğini , 21’ inin ise bunu gizlediğini gösteriyor. Gizlenen menfaatin meblağı 10 bin dolar veya bunun üzerinde ve kılavuzların hiçbiri National Academy of Medicine’ nin standartları ile tam uyuşmuyor.

18 kuruldan 14’ ü endüstriden para alan uzmanlardan oluşuyor ve bunlardan 10’ u çok yüklü miktarda alanlar. JAMA’ daki diğer makalede de gastro-enteroloji alanındaki 15 klinik kılavuzda 82 uzmandan 44’ ünün (yüzde 53) endüstriden para aldığı, bazıların aldığı meblağın çok yüksek olduğu ve bunların tümünün açıklanmadığı bildiriliyor.

Şimdi bu kılavuzlara göre hastaya tedavi yazan meslektaşlara sesleniyorum;

Olay zannettiğimiz gibi değil; Birincisi bu kılavuzlar tedavi maksadından önce, gelişmiş ülkelerde hekimleri kanuni saldırılara karşı koruma niyetiyle yazılmıştır. İkincisi de bu kılavuzları yazanların önerilen ilaçların üreticileriyle arasındaki parasal ilişkiler...

Bu araştırmalar, doktorların ilaç yazma alışkanlıklarını önemli ölçüde etkileyen kılavuzların hazırlanmasına katılan üyelerin önemli bir çoğunluğunun endüstriyle menfaat ilişksi içinde olmaya devam ettiklerini net olarak gösteriyor. 

Bu durum, kılavuzların bağımsız, tarafsız ol(a)madıkları..

Daha da vahimi  bilimsel olmadıkları; öyleyse güvenilir olmadıkları mânâsına gelir.

Kılavuzların, bilimsel yayın ve mutlaka uyulması gereken mukaddes metinler olduğunu iddia edenler acaba isteyerek ya da istemeyerek  bir türlü endüstriden nemalananlar mıdır?..

Sizin anlayacağınız Kılavuzu Batı Tıbbının İlaç-Sever  Profesörleri olanın burnu...

Eeee.. ne yapacağız o zaman dediğinizi duyar gibi oluyorum. 

Önce acı gerçeği fark edeceğiz..

Sonra "gerçeği" kabul edeceğiz.. 

Daha sonra bu tedavi kılavuzlarını çöpe atmadan, genel bir çerçeve olarak göreceğiz, 

Ve  fakat, kusursuz veya alternatifsiz ya da "TAM" oldukları zannından vazgeçeceğiz, 

Sonuç itibariyle bu kılavuzların esiri olmaktan, zihnen ve pratikte kurtulacağız...

Kurtulmalıyız.. Zira, dediğim gibi Kılavuzu "İlaç-Sever BATI TIBBI" olanın...

Neyse.. Kalın Şifa ile...

UZM.DR. DİNÇER ERDİNÇ

(TAMAMLAYICI İNTEGRATİF TIP)

Kaynak: 1.https://jamanetwork.com/journals/jamainternalmedicine/article-abstract/2708190