DOKTORLAR ARTIK İLAÇLI GAZOZ İÇMEYECEKLER

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

İlaç firmalarının doktorlara promosyon adı altında akla hayâle gelmeyecek hediyeler vermesi… Kongrelerin… sempozyumların… seminerlerin... işini bilen doktorlar için ‘ekstralar hariç tam pansiyon ücretsiz’ olması ne yeni ve ne de sadece Türkiye’ ye özel bir şey. Bu kelimenin tam anlamıyla ‘küresel bir olay’.

İlaç endüstrisinin 2007 yılında pazarlamaya harcadıkları paranın 30 milyar dolar olduğu biliniyor. Sponsorluk, promosyon, reklâm… konusunda kendi çok sevdikleri deyimle söyleyelim ‘hiçbir fedakârlıktan kaçınmıyorlar’.

Türkiye de bu koca kürenin bir parçası. Tabii ki o da bu harcamalardan kendi çapında ‘nasipleniyor’.

Bizdeki durumu bir gazete haberinden aktarmak istiyorum:

"Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı araştırmada, Türkiye’nin yıllık sağlık giderlerinin 10 milyar dolar ile 13 milyar dolar arasında olduğu, bunun yüzde 30’unun ise ilaç ödemelerine harcandığı belirlendi. Bakanlık, yıllık yaklaşık 4 milyar dolarlık ilaç harcamasının yüzde 40’ ının ise mümessillerin doktorlara dağıttığı promosyonlar karşılığında yazılan reçetelere harcandığını tespit etti. Bakanlık, promosyon karşılığı yazılan reçetelerin ülkeye maliyetini de yıllık ortalama 1.8 milyar dolar olarak açıkladı."

Bu verilerden de açıkça anlaşılabileceği gibi, bu işin artık şirazesi kaçmış durumda. Doktorlarla ilaç firması arasında bir fincan kahve ile… küçük bir bloknot ile… basit bir tükenmez kalemle başlayan ‘masum ilişkilerin’ ulaştığı boyutu tanımlayacak terimi söylemeye dilim varmıyor.

Çok şükür ki, son zamanlarda tüm dünyada ilaç endüstrisinin bu ‘pazarlama oyunlarına’ karşı doktorların baş kaldırdıklarını… çeşitli eylemler uygulamaya koyduklarını görüyor ve mutlu oluyoruz.

British Medical Journal (BMJ) isimli saygın tıp dergisinde yer alan bir haber de içimiz ısıttı, umutlarımızı artırdı. Haber özetle şöyle:

İspanya’ da Federación de Asociaciones para la Defensa de la Sanidad Pública  ‘Halk Sağlığını Koruma Dernekleri Federasyonu’ isimli kuruluşun öncülüğünde ilaç firmalarının promosyonlarına karşı ‘No Gracias’ yani ‘Hayır Teşekkür Ederiz’ isimli bir platform oluşturuldu.

İspanya’ dan başka birçok Güney Amerika ülkesinde de şubeleri bulunan bu federasyona bağlı platformun amacı, tıbbı ilaç endüstrisinin baskılarından… promosyonlarından kurtarmak ve tıbbi tedavilerin firmaların ‘dikteleriyle’ değil bilimsel verilere göre uygulanmasını sağlamak.

Gruba kısa sürede değişik uzmanlık dallarından katılan 1200 doktor beyaz gömleklerine taktıkları ‘No Gracias rozetleriyle’  firmaların hediyelerine… yemeklerine… gezilerine… peşin para ve çeklerine… ‘Hayır Teşekkür Ederiz’ diyerek karşı çıkıyorlar.

Platform eylemlerinden sadece doktorların değil, hastaların ve halkın da haberdar olmasını istiyor. Tartışmaya parlamentoyu da dahil etmek için çalışıyor.

Tıp ilaç endüstrisine teslim olmuş durumda

Günümüz modern tıbbı ilaç endüstrisine tam anlamıyla teslim olmuş durumda. Neredeyse tüm kongreler, sempozyumlar, seminerler… onların mâli katkıları ile yapılıyor.  Tıbbi araştırmalar onların sponsorluğunda gerçekleştirilebiliyor. Tıp dergileri onların verdikleri reklâmlar sayesinde yayınlanabiliyor. Tıp dernekleri onların yardımları, destekleri sayesinde ayakta durabiliyor.  Mezuniyet sonrası eğitim de onların denetimi altında.

Amerika’ da Georgetown Üniversitesi Tıp Fakültesi’ nde Fizyoloji ve Biyofizik bölümünde öğretim üyesi olan Adriane Fugh-Berman doktorları ‘sahiplerinin kucağında uslu sulu oturan finolara’ benzettiği yazısında tıbbi  toplantıların herkesin bildiği, ama söylemeye cesaret edemediği yanlarını dile getiriyor:

"İlaç firmaları kendi menfaatleri söz konusu değilse, hekimleri bilgilendirmeye yönelik tıbbi toplantılara asla ilgi duymazlar. Firma temsilcileri, kendileri ile işbirliği yapanlara, ilaçlarının pazar paylarını artıranlara ve konferansları ilaç satışlarını artırıcı nitelikte olanlara iyi davranmak için maaş alırlar.

İlaç endüstrisi, doktorlar diyet veya egzersizin yararları veya tıp ve ilaç firmalarının ilişkileri… gibi ilaç dışı konuları konuşmak isteyinceye kadar cömert ve nazik amca rolünü oynar. İlaç satışlarının azalmasına yol açabilecek tüm konuların konuşulması kesinlikle yasaktır.

Bu tür eğitim toplantıları için ilaç firmalarına bağımlı olacak olursak, o zaman bu kurslar, konferanslar… onların kontrolü altına girer. Bu kontrol herhangi bir sözleşmeye tabii değildir; psikolojik maniplasyonlarla yürütülür.

Tıp bu ‘yumuşak başlılığından’ ve  ‘kurumsal tasmasından’ kurtulmalıdır. İlaç endüstrisinin finoları olmayalım. Hoşnut bir şekilde efendimizin kucağında oturmayalım."

Gelelim neticeye

Amerikalı profesör yerden göğe kadar haklı bence de. Günümüz tıbbı "Madem kurtuluş yok, biz de işin zevkine varalım" prensibini benimseyen ‘gazozuna ilaç konmuş’ kızlardan farksız.

Ama çok şükür ki içlerinde, No Gracias rozeti takan İspanyol doktorlar gibi kendilerini son anda kurtaracak beyaz atlı prenslerini bekleyenler de var.

Kaynak: https://www.haberx.com/post/1319/doktorlar-artik-ilacli-gazoz-icmeyecekler

NOT: İlk defa 10 sene kadar önce yayınlanmıştır.

Siz de yorumunuzu paylaşın:

Yönetici (Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta) olarak giriş yapılmış. Yönetici olarak yorum yazabilirsiniz.
Çıkış Yapmak için tıklayın »