D VİTAMİNİ KONUSUNDA HALK YANILTILIYOR MU? 

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Okan Çağlar‘ ın yazısı:

NTV ‘de dün yayınlanan “D VİTAMİNİNİN AZI DA FAZLASI DA ZARARLI” başlıklı haberi okuduğum zaman Doç. Dr. Ömer Karadağ’ın bazı yeni araştırmaları okumamış olduğunu düşündüm.

En azından UVB’nin dünyaya ulaştığı saatler doğru olarak belirtilmiş, UVB’nin camdan geçmeyeceği söylenmiş buna bile şükür.

Karadağ’ın şu sözlerini “Saat 10.00 – 15.00 arasında 15 dakika güneşlenmek yeterlidir. Ancak cam ya da tül arkasından güneşlenilmemelidir.” görmek beni mutlu etmişti.

Çünkü çoğu doktor maalesef bu gerçeğin bile farkında değil. İnsanları yanlış saatlerde güneşe yönlendiriyorlar.

Örneğin, geçen hafta NTV gece bülteninde konunun uzmanı olarak konuşan Dermatolog Dr. Ahmet Günay aynen şöyle demiş ve bizi çok şaşırtmıştı:

Çocuklarınızı sakın 10.00 – 16.00 saatleri arasında güneşe çıkarmayın. Ancak bu saatler dışında güneşte kalsınlar ki D vitamini sentezlesinler.”

“D VİTAMİNİ SENTEZLEYEBİLMEK İÇİN; NE ZAMAN, NE KADAR, NEREDE, NASIL GÜNEŞLENMELİYİZ?” başlıklı yazımızı bu linkten http://woto.com/ne-zaman-guneslenmeliyiz okumanızı öneriyoruz.

Canan Hoca’nın yorumunda dediği gibi “D Vitamini eksikliği aslında böbrek taşı nedeni, olarak açıklanmıştır.” konusunu da Ömer Beyin öğrenmesi gerekiyor.

Bizler doktor olmadığımız halde bu konudan haberdarız. “D VİTAMİNİ BÖBREK TAŞINA NEDEN OLUR MU?” (2) başlıklı çeviri yazımızı da okumasını arzu ederdik.

D vitamininin fazlası toksik olsaydı benim 254 ng/ml düzeyine (3) arkadaşımız Özgen Özen’in 382,30 ng/ml (4) düzeyine çıktığı ve uzun süre bu düzeylerde tutuğumuz zaman bizim zarar görmüş olmamız gerekmez miydi?

Doktorlar güncel araştırmaları ve gelişmeleri takip etmezlerse halkın kafası karışmaya devam eder.

İyi ki ilaç ve kozmetik sektörünün güdümüne girmemiş, güneş kremi önermeyen, yiyemeyeceğiniz maddeleri cildinize de sürmeyin diyen doktorlar var.

Canan Hocanın dediği gibi paraşütünü açıp bağımsız doktorları referans alanlar sağlıklarını kazanıyor.

(1) http://www.ntv.com.tr/…/d-vitamininin-azi-da-fazlasi-da-zar…

(2) https://www.facebook.com/ObezliktenKurtul/photos/a.307180999391637.68423.307166446059759/896266857149712/?type=3&theater

(3) https://www.facebook.com/ObezliktenKurtul/photos/a.307180999391637.68423.307166446059759/798410883601977/?type=3&theater

(4) https://www.facebook.com/ObezliktenKurtul/?ref=bookmarks

Yazı için 4 yorum yapılmış:

  1. Canan Karatay dedi ki:

    Bir evde yangın varsa o yangının söndürülmesi için itfaiye arabaları yangın yerine ‘no ni, no ni’ diye acilen koşarak giderler!

    Göbekte de yangın varsa, o yangının söndürülmesi gerekir.

    Karaciğer yağlanmışsa o göbekte ve tüm vücutta da da yangın başlamıştır. ve vardır.

    İlerlemiş yangınlarda, Kanımızda CRP’nin yüksek çıkması, önemli ve kesin bir gösterege ya da belirteçtir.

    D Vitamininin güçlü bir antiinflamuar, yani yangınları söndüren hormon olarak, kanımızda CRP’yi düşürdüğü gösterilmişir.

    Tüm arttrit, eklem ve kas ağrılarını da bu nedenle giderir.

    Bu nedenlerle, son derece önemli bir steroiddir.!

    Yüksekliğinin toksik olduğunu henüz hiç bir çalışma göstermemiştir. Daha doğrusu gösterilememiştir.

    D vitamini yağda eriyen bir vitamindir. Organizmamız sizden bizden akıllııdır, kullanılamıyan kısmını hemen yağ dokusu içine alır ve depo eder!

    Bu nedenle aşırı yüksekliğinin neden olduğu hiç bir toksik etkisi gösterilememiştir.

    Bilimsel teknolojinin kısıtlı olduğu, 40-50 yıllık bilgilerimizi hala kullanıyor olmamız şansızlıkltır, talihsizliktir.

    40-50 yıllık spor ayakkabılar mı kaldı?
    40-50 yıllık futbol topu, ya da tenis raketi mi kaldı?

    40-50 yıllık telefonler, arabalar, uçaklar nereler de?

    ULUSLARARASI D VİTAMİNİ KONSEYİ ÜYESİ

    Prof. Dr. Canan Karatay

  2. Ömer Karadağ dedi ki:

    Keşke ilgili yazıya cevap olarak yazdığım kısımları da altına ekleyip yayınlasaydınız.
    Basın toplantısındaki vurguladığım konuların bir kısmını http://www.turkiyegazetesi.com.tr/saglik/370099.aspx
    linkinden ulaşabilirsiniz.

    Bilimsel platformda tartışma yapılırken hekimler objektif veriler üzerinden konuşmak zorundadır. Hastalara yönelik bilgilendirme ve farkındalık konularında yanlış mesaj verilmemeli, medyatik yaklaşımlardan kaçınılmalıdır. Basın toplantısındaki konuştuğumuz konular Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Derneği Osteoporoz ve Diğer Metabolik Kemik Hastalıkları Çalışma Grubunu ortak görüşleridir.
    Çalışma Grubunun verileri TEK BİR DOKTORUN DEĞİL BİLİMSEL VERİLERİN ORTAK DEĞERLENDİRİLMESİ sonucunda oluşturulur.Kişilerin kendi kendine kan tetkiki istenmesi önerilmez. kimlerde test istenmesi gerektiği, D vitamini düzeyinin check-up testi olmadığı belirtilmiştir.Bir kişiden kan tetkiki düzeyine göre sonuçları genelleme yapmak tıbbın temeli değildir. Klinik araştırmalara göre karar verilir.
    Uluslararası D vitamini konseyi olarak belirtilen kuruluşun kendi web sayfasında BELİRTİLEN BİLGİLER AMERİKAN GIDA VE İLAÇ KURULUŞUNCA DEĞERLENDİRİLMEMİŞTİR şeklinde ibare bulunmaktadır.

    International D vitamin council internet sayfasını incelediğinizde https://www.vitamindcouncil.org/about-us/the-team-and-board/
    başkanlığını bir psikiyatrist olan Dr.Cannell’ın yaptığı bir grup. Referans alınması gereken örgütler bilimsel dayanağı olan Endokrinoloji Metabolizma Hastalıkları, Romatoloji ve ilgili branşların resmi örgütleri olabilir.
    Kişisel tartışma ortamından ziyade KAMUOYUNA SAYGI İLE DUYURULUR.

  3. ismet dedi ki:

    Ömer Bey’ in bir öğretim üyesi olarak kendi fikri olmaması ve derneklerin arkasına sığınması çok üzücü.

    Bari söyledikleri de önemli bir şey olsa hadi neyse.

    Böyle bilim adamlığı mı olur pes yahu.

  4. Ömer Karadağ dedi ki:

    Gerek bilimsel düşünce ve gerekse de halkı bilgilendirme toplantılarında kişisel düşünceler, tek bir hekimin görüşlerini yansıtır ve bilakis en yanlış bilgilendirme yöntemi budur. Dernek ve çalışma grubu önerileri kendi düşüncelerimi de yansıttığı için bu şekilde açıklamayı uygun görüyorum. Kişisel tartışmalardan bağımsız olarak yapılan açıklamalardan kişiler istediği şekilde kabul etme veya etmeme özgürlüğüne sahiptir.

Siz de yorumunuzu paylaşın: