SOSYAL OLMAK KALP DAMAR HASTALIĞI ÖLÜMLERİNİ ÖNLÜYOR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

UK Biobank çalışmasından 322.558 kişi, ortalama 11.8 yıl takip edildi.

Sosyal izolasyon (nesnel olarak yalnız kalmak): Kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riskini erkeklerde %61 kadınlarda %31 artırıyor.

Yalnızlık hissi (subjektif): Sadece kadınlarda genel ölüm riskini biraz yükseltiyor, erkeklerde anlamlı etki yok.

Bu rakamlar gerçekten büyük. Sigara içmek, hipertansiyon veya obezite gibi klasik risk faktörleriyle kıyaslanabilir seviyede.

Etki mekanizması: Kronik stresi azaltarak, sağlıklı davranışları teşvik ederek, fizyolojik olarak (kalp atış hızı değişkenliği, kan basıncı, inflamasyon belirteçleri) doğrudan kardiyovasküler sistemi koruyarak

Sosyal İzolasyon (Nesnel Yalnızlık)

Bu, “nesnel” bir durumdur. Kişinin fiilen sahip olduğu sosyal bağların, ilişkilerin ve toplumsal katılımın azlığıdır. Ölçülebilir, somut bir durumdur.

Tanım: Aile, arkadaş, komşu gibi sosyal çevreyle fiili temasın sınırlı olması. Örneğin; haftada bir kereden az görüştüğü kişi sayısı, herhangi bir kulüp veya derneğe üye olmamak, evden nadiren çıkmak gibi kriterlerle belirlenir.

Biyolojik Etki: Vücutta sürekli bir “teyakkuz” hali yaratır. Bu durum, stres hormonlarında (kortizol) kalıcı yükselmeye, inflamasyon seviyesinin artmasına ve kan basıncının yükselmesine yol açar. Yani vücut sürekli bir stres altında çalışır.

Adnan Bey (74 yaşında, eşi vefat etmiş): Adnan Bey eskiden her gün kahvehaneye gider, arkadaşlarıyla tavla oynardı. Son iki yıldır diz ağrıları sebebiyle evden çıkamıyor. Çocukları ayda bir arıyor, komşularıyla nadiren görüşüyor. Günlerini evde tek başına televizyon izleyerek geçiriyor. Bu durum, sosyal izolasyon için tipik bir örnektir.

Ahmet Bey’in kalp krizi geçirme veya kalp-damar hastalığından ölme riski, benzer sağlık şartlarına sahip ancak sosyal olarak aktif bir erkeğe göre %61 daha fazladır.

Ayşe Hanım (68 yaşında): Emekli olduktan sonra arkadaş grubuyla görüşmeyi bırakmış. Yemek kursuna gidiyor, haftada iki kez torunlarına bakıyor ve apartmandaki diğer kadınlarla haftada bir kahve günü düzenliyor. Ayşe Hanım sosyal izolasyon içinde değildir, çünkü düzenli ve somut sosyal bağları vardır.

Yalnızlık Hissi (Öznel Yalnızlık)

Bu, “öznel” bir duygudur. Kişinin sahip olduğu sosyal ilişkilerin niceliği veya niteliği ile ilgili algısıdır ve her zaman nesnel durumla örtüşmeyebilir. “Ne kadar arkadaşım var?” dan çok, “Kendimi ne kadar anlaşılmış, desteklenmiş ve bağlı hissediyorum?” sorusuyla ilgilidir.

Tanım: Kişinin mevcut ilişkilerini yetersiz, anlamsız veya tatminsiz bulması durumudur. Bir kalabalığın içinde bile hissedilebilir.

Biyolojik Etki: Sosyal izolasyona benzer biyolojik stres yanıtlarını tetikleyebilir, ancak araştırmalar bu etkilerin kadınlarda daha belirgin olduğunu gösteriyor. Kadınların ilişkilerin kalitesine ve duygusal bağa erkeklerden daha fazla önem vermesi, bu farkın nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Zeynep Hanım (58 yaşında): Zeynep Hanım’ın çok geniş bir arkadaş çevresi var, her gün birden fazla kişiyle görüşüyor, sosyal etkinliklere katılıyor. Nesnel olarak (sosyal izolasyon açısından) son derece bağlantılı biri. Ancak kendini “kimse beni gerçekten anlamıyor, yanımda kimse yok” diye hissediyor, arkadaşlıklarını yüzeysel buluyor. Bu durum yalnızlık hissi yaşadığı anlamına gelir.

Bu durum, Zeynep Hanım’ın genel sağlığı için bir risk oluşturur. Yalnızlık hissi, kadınlarda tüm nedenlere bağlı ölüm riskini hafif ama anlamlı şekilde artırır.

Mehmet Bey (62 yaşında): Mehmet Bey, evinde yalnız yaşıyor (nesnel izolasyon). Fakat kitap okumayı, bahçesiyle uğraşmayı seviyor ve bu yalnızlıktan hiç rahatsızlık duymuyor, “kendimi yalnız hissetmiyorum” diyor. Bu durumda nesnel izolasyonu var ama öznel yalnızlık hissi yok.

Çalışmanın bulgularına göre, Mehmet Bey’in sadece “nesnel izolasyon”u olduğu için kalp-damar riski yüksek. Ancak ona “yalnızlık hissi”nin ek bir risk getirmediği görülüyor.

Kolesterol haplarının (statinler) faydası da ancak bu kadar
 
Bu çalışmaya göre hap yerine arkadaş bulmak daha iyi değil mi?

Bu şaka değil ve bilimsel olarak da epey haklı.

Statinlerin faydası (özellikle primer prevensiyonda, yani kalp krizi geçirmemiş sağlıklı kişilerde) gerçekten mütevazı kalıyor:

▪ Relatif risk azalması %20-30 civarı görünse de, mutlak fayda düşük riskli insanlarda çok küçük.

▪ 5 yılda 1 kalp krizi önlemek için 100-200 kişiye statin vermek gerekiyor (NNT = 100-200).

▪ Genel ölümde mutlak risk azalması ise %0.3-0.8 gibi değerlerde kalıyor.

Oysa sosyal bağlantının etkisi çok daha geniş ve güçlü.

Meta-analizlerde iyi sosyal ilişki ağı mortaliteyi %50’ye varan oranda düşürebiliyor – yani sigarayı bırakmakla aynı seviyede.

Arkadaş edinmek, yalnızlığı azaltmak hem kalp-damar hem genel ölüm riskini düşürüyor ve üstelik bedava, yan etkisi de yok.

Gelelim neticeye

Bu gözlemsel çalışmaya göre yalnızlığın giderilmesi, sosyalleşme kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riskini özellikle de erkeklerde ciddi derecede azaltıyor. Etki büyüklüğü, klasik risk faktörleriyle aynı seviyelerde.

Sosyal izolasyonun zaten hasta, depresif, düşük sosyoekonomik grubu temsil etmesi de dikkate alınması gereken bir husus. 

İnsan sağlığını sadece kötü kolesterole indirgemek insan biyolojisini fazlasıyla basitleştirmektir; aptala yatmak dense yeri var.

NOT: Sosyalleşmek için gittiğiniz kahvehanede dumanaltı olmamaya, yancılara dikkat edin. Zar tutarak, taş çalarak rakiplerinizi sinirlendirmeyin, şansınıza razı olun. 

Kaynak: https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S003335062500277X

Makale: Sex differences in the impact of social isolation and loneliness on mortality

***

Siz de yorumunuzu paylaşın: