SAĞLIKTA ŞİDDET NASIL ÖNLENİR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Dikkat: Yazının sonunda ek var!

***

Medyada neredeyse her gün yüzü gözü kan revan içinde veya eli kolu sargılı doktorların ve diğer beyaz gömlekli insanların haberleri ve resimleri yer alıyor.

Hakarete, küfre, tehdide maruz kalanların ise haddi hesabı yok.

Birkaç gün önce Şanlıurfa’da Harran Üniversitesi’nde bir hasta yakınının kafasında kaldırım taşı kırdığı nöbetçi doktor Bahattin Ahmet Yalçın’ ın kan revan içindeki resimleri içimizi acıttı.

Dün de Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Doç. Dr. Aytekin Kaymakçı’ nın gene bir hasta yakınının saldırısı sonucu kafası gözü yarıldı.

Bu saldırlar çok şükür ki yaralanma ile atlatıldı, geçmişte olduğu gibi pekâlâ ölümle de sonlanabilirdi.

Bu vesileyle, son birkaç sene içinde dertlerine derman olmaya çalıştıkları, hayatlarını kurtardıkları hastaların akrabaları tarafından vahşice katledilen meslekdaşlarımız Prof. Dr. Göksel Kalaycı, Dr. Ersin Aslan, Dr. Ali Menekşe’ yi tekrar rahmetle anıyorum.

Yeni Sağlık Bakanımız Koca’ nın görüşleri

Yeni Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca’ nın bu saldırıların sadece doktorlara değil tüm sağlık çalışanlarını ilgilendirdiğinin altını çizmesini çok önemli buldum.

Ben de bu tür saldırıların “doktora şiddet” değil “sağlıkta şiddet” başlığı altında değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum çünkü şiddet görenler arasında doktorlar dışında hemşireler, hasta bakıcılar, laborantlar, idari personel ve hatta özel güvenlik elemanları da var.

Sayın Bakan, bu tür olayların önlenmesinde acil servislerde birer polis noktası oluşturulması, hekimlerin şikâyetleri ve ifadelerinin hastanelerde alınması, saldırıların daha ağır şekilde cezalandırılmasının sağlanması için gerekli kanuni düzenlemelerin yapılması gibi tedbirlerden bahsediyor (1).

Tedavi etmeyin bu şerefsizleri

Habertürk yazarı Fatih Altaylı ise “tedavi etmeyin bu şerefsizleri” diyor:

Doktorlara saldıranları kayıt altına alsın Sağlık Bakanlığı. İsimlerini, sicillerini sisteme işlesinler. Ve hiç bir doktor bu aşağılıklara bakmasın, tedavi etmesin” (2).

Sağlıkta şiddet polisiye tedbirlerle çözülemez

Sağlıkta şiddetin önlenmesinde doktorların daha iyi korunmasının, saldırganlara verilen cezaların artırılmasının, diğer polisiye tedbirlerin ve Altaylı tarzı maço tavsiyelerin meseleye kalıcı ve etkili bir çözüm getireceğine inanmıyorum.

Nitekim altı sene kadar önce “Doktorlara biber gazı verilsin mi” başlıklı yazımda şunları dile getirmiştim (3):

“Sağlıkta memnuniyetin yüzde 30’ lardan yüzde 80’ lere vurduğu bir dönemde saldırıların da aynı hızla artması doğrusu çok ilginç.

Sağlıkta şiddeti, sebeplerini çok iyi incelemeden alelacele çözmeye çalışmanın etkili ve kalıcı çözüm sağlamayacağı kanaatindeyim.

Bu işi polisiye tedbirlerle hâlletmeyi mümkün görmüyorum:

Bütün hastanelerde 24 saat kamera takibi; x-ray ve el detektörü cihazlarıyla bıçak ve silah gibi aletlerin hastaneye girmesinin önlenmesi; sağlık çalışanları için 113 acil şiddet hattı…

Celal Bayar Üniversitesinde olduğu gibi sağlık çalışanlarına yakın savunma sporları öğretilmesi, Cerrahpaşa’ da tıp öğrencilerine ‘krav maga’ dersi verilmesi, doktorlar için kaçış kapısı veya acil polis çağırma butonu…

Biri de çıkıp “doktorlara biber gazı verilsin” derse, şaşırmam hiç.

Telaş ile alınmış bu tür “acul kararlar” çok faydası olabilecek tedbirler değil bence; hatta meseleyi büsbütün içinden çıkılmaz bir hale getirmesinden endişe ediyorum.

Gelelim neticeye

Hekimlere yönelik bu şiddetin, sosyologlarca araştırılması gereken çok yönlü ve çok önemli toplumsal bir mesele olduğunu düşünüyor, bunun polisiye tedbir ve uygulamalarla çözülebileceğine inanmıyorum.  

Kaynaklar:

1. https://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli-1001/2067961-bakan-koca-doktorlarimizi-koruyacagiz

2. https://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli-1001/2065081-tedavi-etmeyin-bu-serefsizleri

3. http://ahmetrasimkucukusta.com/2012/05/27/yazilar/elestirel-yazilar/saglik-sistemi/doktorlara-biber-gazi-verilsin-mi/

Yarın: Sağlıkta şiddetin sebepleri ve çözüm tavsiyelerim.

***

EK 1 (30.6.2022): MURAT ÖNDERMAN “Dün bir “doktor cinayeti” daha işlendi. Bunun üzerine çok şey yazıldı. Ben yazılmayanı yazacağım. “Doktor cinayetleri”ndeki artış yalnız ülkedeki anominin hem bir işareti hem bir boyutudur. Anomi ise suçun veya sapkınlığın artması değildir; suçun artık bir suç görülmemesidir. >”

“Türkçede “bu ülkede en zor şey rezil olmak” denir ya; oradaki gibi. Veya, intihalle itham edilen bir yazar “metnin altında imzamın olması metnin bana ait olduğunu göstermez” demiş ya; oradaki gibi. Bana taş atan bir genç bana “benim her şeye hakkım var” demişti; işte oradaki gibi”

“Bunun “bireysel” davranışa yansıması, dürtüselleşmedir. Erteleyememe, zora gelememe, araçsal davranışlarda bile zorlanma, hemen ve çabuk sonuca ulaşma isteği yönlendirilmeyi, etki altında kalmayı ve sloganlara kanmayı kolaylaştırır.”

“Öz-disiplinin yerini reklam ve tek cümlelik fikir ve bilgi arayışı alır ve bu minimalizmin moda olduğu anlamına gelmez. Gecekondu minimalistik bir eser veya bina değildir; o, sadece eş dost veya akrabalarla birlikte bir gecede kabası yapılıp çatısı konan derme çatma bir binadır.”

“Söz konusu olan (metaforik anlamda) bir gecekondulaşmadır. Bu fenomeni, Akdenizli olmakla veya duygusal olmakla açıklamayı ben tercih etmiyorum. Ayrıca, anomi burada yeni değil sadece artıyor ve güçleniyor. Bazen “utanmaz olduk artık hiçbir şeyden” denen fenomen bu işte (anomi).”

“Toplumlar, toplumsal hayatlarına kültürleriyle anlam atfederler. Anomi, bir toplumun toplumsal hayatını (artık) anlamlı bulamamasıdır. Bu, kaçınılmaz şekilde bir kimlik aşınmasını da beraberinde getirir.Mutsuzluk çekilmez olur.Mutsuzluğu çekilir kılan, onun anlamlı bulunmasıdır.”

“Birçok insan mutsuz hayatına bir anlam atfedemediği için intihar etmek gibi zor bir kararı alıyor. Atfedebilseydi, mutsuzluğunu ve hayatını taşıyabilirdi. Aynısı toplumlar için de geçerli. Amaçsızlık zora gelememeyi beraberinde getiriyor ve özne artık kendini kontrol edemiyor.”

“Tr’de devletin doğru dürüst bir fiziki şiddet tekeli yok. Düğünlerde, uğurlamalarda ve maçları kutlarken bile silah kullanılması sıra dışı değil ve burada da sosyal norm yasaya yani devlete önde geliyor; ama çok kez ilgili yetkililer de aynı sosyal normu paylaşıyorlar zaten.”

“Sosyal normla yasanın kalımlı çatışması da bir tür anomidir. Özetle, bugün “suç”, artık suç olmaktan çıkıyor ki bu suçların artmasından daha ciddi bir durum. Suç işlemek o davranışın bir suç olduğunu kabul etmemek anlamına gelmez; oysa bugün yaygınlaşan zihniyet bu.”

“Yukarıdan aşağıya doğru yani devletten veya siyasi iktidardan topluma doğru “okumanın” moda ve makbul olduğu yalnız entelektüel dünyadan aşağıdan yukarıya (veya eş zeminli) bir yorum yapmayı istedim bu kez. Eksik olan bu. Diğerinin suyu çıktı artık.”

“Yas en anlamlı mutsuzluk, depresyon ise en anlamsız mutsuzluk mesela. Bu açıdan, yası depresif konumun canlanmasıyla izah eden Kleinyan analistlere hiç katılmadım. Aslında, bunları bir yönden birbirinin zıddı görüyorum. Sağlıklı bir yasta depresyon niye olsun ki, mutsuzluk olur.”

“Tarlaya ekilmişler gibi zamanı gelince bir anda çoğalıveren edebiyat değeri düşük ama zaten o tür bir değeri olsun kaygısıyla da yazılmamış olan popüler eserlerle, tek cümlelik fikir ve bilgi arayışı aynı zihniyetin unsurları. Dönem böyle yani.”

“En geniş anlamda yiten şey, yüceltme (sublimation). Bu da, egoyu güçsüz veya kırılgan kılıyor; çünkü uğrunda katlanacağı bir şeyi yok bu öznenin. Ama durum böyleyse, o artık kendini niye kontrol etsin ki; giderek dürtüselleşiyor yani gerektiğinde de erteleyemiyor.”

“Mağazada son kalan perdelik kumaşı almak isteyen iki adam kavga etmiş; silahı olan diğerini vurmuş. Bu çılgınca. Konuşmanın imkanının bittiği yer. Konuşmuyorsanız, hayattan soğuyorsunuzdur. Bir bakıma ölüyorsunuz. Ölmekte olan, öldürür de. Kendisinin de kıymeti harbiyesi yoktur.”

“”Uzun laflara gerek yok” cümlesi de çok kez bir dürtüsellik işareti mesela. Uzun laf ne fazla laf ne de aşırı (gereğinden çok) laf. “Aşırı” kelimesini yerli yerinde kullanamayan yalnız ahali, onu “aşırı seviyorum”daki gibi, “çok” anlamında kullanmaktan çekinmiyor.”

“Uzun cümleleri yazmaya ve okumaya özürlü hale geldi insanlar. Tek cümlelik fikirler (hatta bilgiler); onlar da kısa olacak. Yazar Nilgün hanımla niye dalga geçiliyor ki. Aranan kan işte.”

“Anlamsızlık, bir perspektife göre, ayrımların veya farkın silinmesidir. Suçla suç olmayan arasındaki ayrımın silinmesindeki gibi. Artık ne suç ne suç değil sorusuna bir yanıt veremez o toplumun üyeleri. Böylece, anomi de o toplumda ayrımların silinmesidir denebilir.”

“Psikeart dergisinin güncel sayısında yayımlanan “Türkiye’de kültürel miras, devlet ve kimlik” makalesini, sözünü ettiğim anomi perspektifiyle yazmıştım. Belki yazıyı merak eden olur diye, buraya ekleyeyim.”

“Çalışma örnek vakası ! :”

Kaynak: https://twitter.com/muratonderman/status/1047364775045255168?s=20&t=eNDRJcDrr5uaQGUAKA92-Q

***

EK 2 (8.7.2022): BURÇİN NALBANTOĞLU “Rahmetli babam doktorlar herkesin rüyalarındadır oğlum derdi ama inanmazdım. Al işte sıkıntılardan kurtulmanın kısa yolu”

Resim

Kaynak: https://twitter.com/BurcinNlbntgl/status/1545362752591609856?s=20&t=tnDsXT4Le0s2tYZT2XRdWw

***

EK 3 (8.7.2022): Recep Tayyip Erdoğan’ın “beğenmeyen çeksin gitsin” dediğinde ne kadar halkı olduğunu şimdi anlıyorum. Dün millete “vandal ve cahil” diyen doktor geçmişte “gerekirse sağlık sistemini kilitleriz”demiş. Millete saygısı olmayan doktor istemiyoruz. TÜRK TABİPLER BİRLİĞİ KAPATILSIN

Resim

Kaynak: https://twitter.com/ELhorasani/status/1545348393370804224?s=20&t=tnDsXT4Le0s2tYZT2XRdWw

***

EK 4 (8.7.2022): FERHAT ARSLAN “Hekim arkadaşımızın hastanede öldürülmesi olayına verilen tepkileri anlamakla beraber meselenin asıl noktasının bir masum insanın haksız yere öldürülmesinin haksızlığı üzerinden bakarak hele bir hekimin “doktorsuz kalında görün” demesi tezattır. Niye?”

Çünkü karşımızda eli kanlı katiller var da onları mı cezalandırıyoruz? Evet, kendi zaviyenizden ekseriyetle sizi bu durumlara düşürmüş olduğunu düşündüğünüz siyasal iktidara çoğunlukla oy vermiş bir halk mantığı işliyor olabilir ama bu ne insani ne medeni ne de rasyonel bir +

tutumdur. Can güvenliği endişesi yaşar hale gelmemiz öncelikle sorumluların istifası ve yeni bir yapılanmayı gerektirir. Medeni ülkelerde böyle olur. Başhekim ve yetkililer neyi bekliyor? Burasını sorgulamalıyız. Düzelttirmek için odaklanmalıyız. Halka karşı hekimlik olur mu?

Zayıflatılmış bürokrasi var karşımızda!Siyasal populizm uğruna devletin en önemli kurumlarında bir sürü liyakatsiz insan inisiyatif alma yetisi olmadan oturuyor.Öyle bir sarhoşluk halindeler. Muhalefette bunlardan farksız. Yani hekim kardeşim siyasal saikler hareket noktan olamaz

Senin özlük haklarını savunma vazifesi olan odalarda siyaset ile meşgul. Onlar o pozisyonda çok rahatlar. Sen ben umurlarında değiliz. En son katılım %10 ile aldılar seçimi. Ve gördün ki onlarda tröstlerin sözcülüğüne soyunmuş. Bir kere onlarda bu halkı sevmiyor!

Peki bu halk sevilir mi sevilmez mi? Bu soru tüm dünyada geçerli. Sevmen ya da sevmemen beklenmiyor. Burası devlet aygıtı karşılıklı sorumluluklar ve vazifeleri var ve çok az bir şuurlu insanın taşıdığı bayrak ve ulus kimlik sevdası ile ayakta kalıyor. Kalacak.

Sen de bir hekim olarak diğer mesleklerdeki eşdeğerlerin gibi şuurlu bir vatansever ve hali pür melali değiştirmeye yemin etmiş bir istikbal sancaktarı da olabilirsin ya da istediğin yere de gidebilirsin. Bu hükümet gider diğer gelir. Devlet bizimdir.”

Kaynak: https://twitter.com/Ferhatarslandr/status/1545285409437093888?s=20&t=tnDsXT4Le0s2tYZT2XRdWw

***

EK 5 (9.7.2022): İLGÜL BOZOKLU “Sağlığın her bölümünde, bu insan müsveddelerinden çok var ne yazık ki…”

Resim

Kaynak: https://twitter.com/lkgl54282523/status/1545432597844709376?s=20&t=3wGq1LsYUYSB019hsuYEnA

***

Yazı için 3 yorum yapılmış:

  1. Alişan Yıldıran, Çocuk İmmünoloji-Allerji Mütehassısı dedi ki:

    SAĞLIKDA ŞİDDET ESKİDEN NEDEN YOKDU? EĞİTİM Mİ? MAARİF Mi?

    “Sağlıkta şiddeti, sebeplerini çok iyi incelemeden alelacele çözmeye çalışmanın etkili ve kalıcı çözüm sağlamayacağı kanaatindeyim” (1). Çok doğru ancak;
    Sebepleri inceleyecek bir merci var mı? Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK bizâtihi buna sebeb olmadı mı?

    Nüfusun 81 milyon olduğu bir ülkede, yılda bir milyar poliklinik muayenesi, yılda 120 milyon acil muayenesi, dünya MR şampiyonluğu, dünya antibiyotik kullanma şampiyonluğu sağlıkdaki yüzde seksenlik memnuniyetin SAHTE sebebi olmasın?

    On iki yıl kesintisiz ve mecburî eğitim saçmalığı ile (kim çiftçilik yapacak?) 18 yaşına kadar hiç bir düzgün talim ve terbiye görmemiş, ekmek parası kazanmamış test çocuklarının makul ve mantıklı düşünmeleri mümkün müdür? Şiddetin sebebi eğitimsizlik midir yoksa boşa emek harcanan kalitesiz eğitim midir? Ülkemiz eğitimde neden nal toplamakdadır (2)?

    O test çocuklarının 91 adet büyük kısmı tabela tıp fakültesinden hoca ve hasta yüzü görmeden diploma almış olmaları, ingilizceyi bırakın doğru dürüst türkçe bile bilmiyor olmaları halkla iletişim kuramamalarına yol açıyor olabilir mi?

    Osmanlı neden eğitim değil de, MAARİF yani âlim ve ârif yetişdirme anlamına gelen bir kelimeyi kullanıyordu? Ârif olan anlar (var mı ki?).

    Toplumumuzdaki sadece sağlıkda değil, ‘umumî olarak’ şiddete eğilimin artışı ‘6284’ gibi ‘aile yapısını bozan’ erkekleri doğrudan suçlu kabul eden uygunsuz hukukî uygulamalar olabilir mi (3)?

    İyi bir ‘Aile Hekimliği’ sistemi (aşı uygulaması hariç) kurulmuş iken neden sevk zinciri oluşturulmadı? Şehir hastaneleri gerçekden yerinde bir yatırım mıdır?

    Diğer bazı mesleklerde durum çok daha vahim iken (on yılda kadük olan sözde modern binalar) neden daha ziyade sağlık mensubları şiddete maruz kalıyor? Diğerleri göz önünde olmadıkları için olabilir mi?

    Peki, neler yapılabilir?

    Umumî şiddeti pek bilmem ama, sağlıkda şiddetin önlenmesi için naçizane kanaatim şudur; derhal tıp fakültesi kontenjanları makul seviyelere çekilmeli, işlerliği olmayan tıp fakülteleri kapatılmalı, tıp fakültelerinden tecrübeli öğretim üyelerinin kaybı önlenmeli, SUT fiyatları makul hale getirilerek tıp fakültelerinin batması önlenmeli, sevk zinciri uygulanmalı, doktorların sadece bazı branşlarda yığılmaları, alternatif tıp şarlatanlarının halkı ifsad etmeleri önlenmelidir.

    Bürokrasi ve vesayetin önüne geçilen yeni hükümet sisteminin bu konuyu eski sisteme göre çok kolay bir şekilde çözmesinin mümkün olduğu aşikârdır.

    (1) http://ahmetrasimkucukusta.com/2018/07/22/yazilar/elestirel-yazilar/doktorlar/saglikta-siddet-nasil-onlenir/
    (2) http://factsmaps.com/pisa-worldwide-ranking-average-score-of-math-science-reading/
    (3) https://www.yeniakit.com.tr/haber/6284-yuva-yikiyor-393091.html

  2. Murat Tekin dedi ki:

    Doktorlara silah taşıma ruhsatı verilmelidir.Müteahhitler(!), Muhtarlar(!), Avukatlar, Noterler,Kuyumcular, Arıcılar, İcra memurları, ziraat odası yönetim kur. üyeleri,sürü sahipleri (!) ve bunlar gibi birçok meslek grubuna, bir doktor kadar can güvenliği riski taşımadığı halde verilen silah tasıma ruhsatı doktorlara isteği halinde neden verilmiyor? Siz hangi avukatın, muhtarın, arıcının saldırıya uğradığı haberini duydunuz? Ama doktorlar sürekli saldırıya uğruyor ve hatta öldürülüyor!! Bakanlığımızdan doktorlara da silah taşıma hakkı verilmesi için yasa çıkarılmasını talep ediyoruz. Dr.Murat

  3. Dr. Müjdat dedi ki:

    Bakan yeni ama söyledikleri yeni değil. Ben de bu sorunun adli ve polisiye önlemlerle ortadan kaldırılabileceğini sanmıyorum. Olayın sebepleri araştırılmalıdır.

Siz de yorumunuzu paylaşın: