OBEZİTE RİSKİNİ ARTIRAN GENLER KALP VE METABOLİK HASTALIKLARDAN DA KORUYOR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Senelerdir, insanların sağlıklı olup olmadıklarının sadece kilolarına, vücut kitle endekslerine (VKE) veya kan yağlarına bakılarak değerlendirilmesinin yanlış olduğunu iddia ediyorum.

Bana göre sağlıklı gıdalarla adam gibi beslenen ve yeteri kadar hareketli olan insanlar için kilolarının ve kan yağları seviyelerinin ehemmiyeti olmadığı gibi bu insanları “zorla” zayıflatmaya ve ilaçlarla kan yağlarını düşürmeye çalışmanın yaradılışa zıt ve sağlığa zararlı olduğunu savunuyorum.

Danimarka’ da yapılan yeni bir araştırma bu görüşümün doğruluğunu bir kere daha dosta düşmana gösteriyor.

Obezite, kardiyo-metabolik hastalıklar için önemli bir risk faktörüdür

Nature Metabolism’ deki makale “Obezite, kardiyometabolik hastalıklar için önemli bir risk faktörüdür” cümlesiyle başlıyor (1).

Hiç şüphe yok ki obezlerin “bir kısmında” kan glukoz ve lipit seviyeleri sağlıksız olduğu gibi kan basınçları da yüksek olma eğilimindedir ve bunun neticesi olarak da bunlarda metabolik ve kalp-damar hastalık riskleri yüksektir.

Gel gelelim, obezitenin neye bağlı olarak geliştiğini dikkate almadan ortaya konan bu hüküm yanlıştır.

Bu cümlenin doğrusu şöyle olmalıdır:

Adam gibi beslenmeyen ve yeteri kadar hareketli olmayan insanlarda görülen obezite” kalp ve metabolik hastalıklar için önemli bir risk faktörüdür.

Veya şöyle de söylenebilir:

Modern beslenme biliminin tavsiyelerine göre beslenen ve hareketsiz hayat tarzları olanlardaki obezite”, kalp ve metabolik hastalıklar için önemli bir risk faktörüdür.

Zaten Kopenhag Üniversitesi ve Icahn School of Medicine at Mount Sinai tarafından gerçekleştirilen araştırmanın neticesinde de bu ifadelerinin yanlışlığı ortaya konuyor.

62 gen bölgesi tespit edildi

Araştırma, vücut yağları ve hastalık risk belirteçleri açısından değerlendirilen yüz binlerce kişiye ait veriler analiz edilerek yapıldı.

Tokluğu kontrol eden ve tipik olarak sağlıksız obezite ile bağlantılı olan merkezi sinir sistemiyle münasebetleri bilinen obezite genleri yerine, yağ dokusu sağlığıyla ilişkili yeni genler bulunmasına yol açan veri odaklı bir yaklaşım kullanıldı.

Genomda vücutta hem fazla yağ seviyelerine sebep olan ve hem de aynı zamanda kalp-damar ve metabolik hastalık riskinin azalmasını sağlayan 62 gen bölgesi tespit edildi.

Bu 62 gen bölgesi, yağ dokusunda eksprese edilen genlerden ve adiposit farklılaşmasıyla alâkalı komşu genleri etkileyen düzenleyici varyantlardan zengin idi.

Daha ileri analizlerde bu genlerin vücutta yağ hücrelerinin düzenlenmesi ve gelişimi, vücut yağlarının dağılımı ve enerji düzenlenmesi ve enflamasyon dâhil olmak üzere bir dizi fonksiyonları olduğu gösterildi.

Araştırmacıların aklı fikri ilaç geliştirmede

Araştırmacılar bu sonuçları şöyle yorumluyorlar (2):

Obezite karmaşık bir hastalıktır ve kilosu fazla olan her kişi kardiyo-metabolik hastalıklar bakımından aynı riski taşımazlar.

Bir grup insanın obez olmalarına rağmen neden sağlıklı oldukları tam olarak bilinememekte idi ama araştırmamızda hem vücut yağ seviyelerinin yüksek olmasıyla hem onları obezitenin bazı olumsuz tesirlerinden korumasıyla bağlantılı bir dizi gen tespit ettik.

Araştırmamız, daha yüksek vücut yağ seviyesinin daha yüksek diyabet ve kalp hastalığı riskiyle bağlantısının olmayabileceğini göstermektedir.

Tanımlanan bu genler, sağlıklı bir yağ dokusunu korumaya yardımcı olarak sağlığımızı iyi etkileyebildiği ve bu genleri hedef alan yeni tedavilerin yağ dokusunun sağlığını düzelterek diyabet ve kalp hastalıkları riskini azaltması mümkün olabilir.”

Araştırmacıların, bu çalışmadan yeni ilaç çıkarma fikrini bilimsel araştırmaları destekleyen endüstriye uzatılan bir “havuç” olarak görüyorum; yoksa onlara araştırma için destek çıkmaz.

Gelelim neticeye

BİR: Modern beslenme bilimi tavsiyeleriyle bağlantılı obezite kesinlikle zararlıdır, kalp-damar ve metabolik hastalıklara zemin hazırlar ama beslenme yanlışlarından kaynaklanmayan, fıtrattan gelen obezite sanılanın aksine daha sağlıklı bile olabilir (obezite paradoksu).

İKİ: İnsanlara ideal kilo veya ideal VKE dayatmak gaflet, dalâlet ve hatta ihanettir. Hedef “adam gibi beslenme” olmalıdır.

ÜÇ: Modern beslenme biliminin tavsiyelerinden kaynaklanan obeziteye ilaçlar üzerinden çare aranması, genlere müdahale düşüncesi akıl ve mantık dışı olmakla beraber modern ticari bilimle fevkalâde uyumludur.

DÖRT: Seviyeleri genetik kontrol altında olan kan yağlarını durduk yere ilaçlarla düşürmeye teşebbüs, boyu uzun olan bir adamın boyunu budamaya çalışmaktan farksızdır.

BEŞ: Sağlıklı olmak, hastalıklardan korunmak için esas olan adam gibi beslenme ve adam gibi bir hayat tarzıdır.

ALTI: Yeni bilimsel araştırmaları okuyun, bilgilenin ama sakın ola üzerinizde uygulanmasına fırsat vermeyin!

tıptan uzak sağlıklı hayat ile ilgili görsel sonucu

Kaynaklar:

1. https://www.nature.com/articles/s42255-021-00346-2

2. https://www.sciencedaily.com/releases/2021/02/210226121300.htm

Yazı için 4 yorum yapılmış:

  1. Vedat dedi ki:

    Atalarımız boş yere bir gram et bin ayıp örter dememişler. Sanki metabolizma uzmanı mübarekler.

  2. Mustafa dedi ki:

    Modern tıbbın söylemlerinden farklı öğütler ile insanlarımızı “adam gibi beslenme” yoluna yönelten siz değerli hekimlerin sayesinde gözle görülür bir ilerleme var.

    Fakat burada bir sorun var “adam gibi beslenme” için “adam gibi gıda” gerekiyor ve bunu bulmak her geçen gün zorlaşıyor.

    Tamam paketli yiyecekler yenmiyor, asitli içecekler içilmiyor, tencere yemekleri yapılıyor, ama çarşıda pazarda satın alınan bakliyat, sebze ve meyvelerde GDO, pestisit, toksin, antibiyotik kullanımı için evde profesyonel laboratuvar analizlerine ihtiyaç var.

    Yediklerimizin ne yediği de önemli. Merada otlamış hayvan eti, sütü, peyniri, yoğurdu, kendi yiyeceğini bulan gezen tavuk yumurtası benzeri “adam gibi gıda” ya erişim çok çok zor görünüyor.

    Temiz su kaynakları, solunan hava, çevresel faktörler gibi konulara girmiyorum.

    Bu çağda “adam gibi gıda” bir ütopyadır. Tabii ki imkansız değil. Köyümüze dönüp bahçemizde genetiği korunmuş tohumlardan, geleneksel tarım yöntemleri ile kimyasallardan uzak, ilaçsız organik tarım yaparak “adam gibi gıda” yı elde edebiliriz. İşte o zaman gerçek “adam gibi beslenme” olur.

    Tabii ki bunlara yapamıyoruz diye vazgeçecek değiliz, ne kadar sağlıklı beslenirsek o kadar kârdır.

  3. Muzaffer dedi ki:

    Ahmet Rasim Hoca bize nasıl beslenmemiz gerektiğini söylüyor. Tabii ki adam gibi gıdalar yiyin diyor. Bunları temin etmek onun görevi değil ki. O bir doktor. Bu Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanının işi. Adam gibi gıdaları talep etmek de bir vatandaşlık görevi. Adam gibi gıda yok der oturursan nah bulursun adam gibi gıdayı. ortalığı velveleye vereceksiniz ki adam gibi gıda yok diye görevi olanlar harekete geçsin

  4. Mustafa dedi ki:

    Başta Prof.Canan Karatay ve Prof.Ahmet Rasim Küçükusta olmak üzere toplumu aydınlatarak doğru beslenme yollarını göstermişler ve devam etmektedirler. Çoğu insanımızın bilmediği konularda yol gösterici olmuşlar, “adam gibi beslenme”nin önemine dikkat çekmişlerdir. Tabii ki “adam gibi gıda” tüketilmesi “adam gibi beslenme”nin olmazsa olmazıdır. Hocalarımız temiz, GDO’suz, katkısız, ilaçsız saf gıdaların talep edilmesini istemişlerdir. Mesela talep edildiği için içme suları artık cam damacanalarda da satışa sunulmuştur. Ahmet Rasim hoca “Tavuğun gezeni, balığın yüzeni” diyerek “adam gibi gıda”ya parmak basmıştır.
    Bu arada ekonomik durumları müsait olmayanların, Canan hoca ve Ahmet Rasim hocanın söylediklerinin zerresi umurlarında değildir. “Adam gibi gıda” yerine “karın doyuran gıda” onlar için önceliklidir. Bu konu sosyo ekonomik olduğu için sağlık amaçlı bu mecranın konusu dışındadır.
    Ama imkanı olan, bilgisi olan herkes; Canan hoca ve Ahmet Rasim hocanın önerilerini uygulamalı, üreticilerden “adam gibi gıda” talebinde bulunmalıdırlar. Tabii bunları talep ederken adabıyla “adam gibi yazan”ları da talep etmeliyiz.

Siz de yorumunuzu paylaşın: