VEGAN BESLENME İNSANLARI HASTA EDEN SİNSİ BİR PLÂNDIR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

💥 Vegan beslenme insanları hasta eden sinsi bir plânıdır https://www.youtube.com/watch?v=zK5qw5RwnMU

***

“Vegan Diyetin Arkasında Evanjelik Kilise Var” başlıklı makalemde şöyle yazmıştım:

Vegan diyet, Evanjelik Yedinci Gün Adventist Kilisesi tarafından teşvik edildiği bilinen bir uygulamadır, bilimsel bir altyapısı bulunmamaktadır ve altında başka hesaplar yattığına da hiç şüphe yoktur… Beslenme üzerinden büyük oyunlar oynanıyor, sadece sağlığımız değil ‘değerlerimiz’ de çok büyük bir tehdit altındadır… Ben bunların stratejik birer silah olarak da kullanıldıklarını düşünüyorum.

Atilla Akar Medyaradar’ da bu yazımdan alıntı yaparak olaya başka bir pencereden bakıyor.

Dikkatinizi, yazıya eklenmiş olan videolarda veganlığı savunanların tiplerine, edalarına, tavırlarına, konuşmalarına ve kimler olduğuna vermenizi istiyorum.

Veganlığın ne olduğunu, kime hizmet ettiğini anlamak için bunları seyretmek yeterli!

Yazıyı mutlaka okuyun, videoları mutlaka seyredin.

Veganların hayvan sevgisi de samimi değil

Veganlar hiçbir hayvan eti yemedikleri gibi hayvanlara ait süt, süt ürünleri, balık ve diğer deniz ürünleri, bal gibi gıdaları hayvan sevgisinden dolayı yemediklerini söylerler. 

Yedikleri sebze, meyve, tahılların üretiminde kullanılan zirai ilaçların diğer canlılara canlılara zarar vermesini, onları öldürmesini görmezden gelirler, umursamazlar.

Zirai ilaçlar (pestisitler, insektisitler, herbisitler vb.)

Zirai ilaçlar hedef dışı hayvanları da ciddi şekilde etkileyebiliyor ve öldürebiliyor.

Bunlar sadece zararlı böcekleri veya otları hedeflese de, çevreye yayıldığında (su, hava, toprak yoluyla) ekosistemi bozuyor.

En çok etkilenen hayvan grupları şunlar:

Arılar ve diğer tozlaştırıcı böcekler (bal arıları, yaban arıları, kelebekler, güveler): Özellikle neonikotinoidler ve piretroidler gibi insektisitler toplu arı ölümlerine yol açıyor. Arılar polen/nektar toplarken zehirleniyor, koloni çöküşleri yaygın.

Kuşlar: Tarım ilaçları böcek popülasyonunu azalttığı için besin zincirini bozuyor; bazıları doğrudan zehirli tohum/yaprak yiyerek ölüyor. DDT gibi eski ilaçlar kuş yumurtalarını incelterek nesli tehdit etmişti, günümüzde de benzer etkiler var.

Balıklar ve su canlıları: İlaçlar akıntıyla suya karışınca balıklar, kurbağalar, yengeçler, sudaki böcekler (mayfly, caddisfly) toplu ölümlere uğruyor. Glifosat, atrazin gibi herbisitler amfibileri ve balıkları zehirliyor.

Toprak canlıları: Solucanlar, toprak böcekleri, karıncalar gibi faydalı türler zehirleniyor; bu da toprağın verimliliğini düşürüyor.

Memeliler ve diğer hayvanlar: Köpekler (örneğin “laneit” gibi zehirlerle), koyun/kuzu (ilaçlanmış ot yiyerek zehirlenme, ölü doğum), tilki, sincap, geyik gibi yaban hayvanları; bazen doğrudan yem/bait yiyerek, bazen avladıkları zehirli böcek/kurbağa yoluyla (ikincil zehirlenme).

Diğer böcekler ve omurgasızlar: Yararlı avcı böcekler (örümcekler, uğur böcekleri), karıncalar vb. hedef dışı olarak azalıyor.

Özetle, zirai ilaçlar en çok arılar, kuşlar, balıklar, solucanlar ve faydalı böcekleri öldürüyor; bunlar ekosistemin temel taşları olduğu için zincirleme etki yaratıyor (arı azalması bitki tozlaşmasını, kuş azalması böcek kontrolünü bozuyor).

Bilinçsiz kullanım (yanlış doz, yanlış zamanda püskürtme) bu ölümleri artırıyor. Çözüm olarak organik tarım, entegre zararlı yönetimi ve arı dostu ilaçlar öneriliyor. Türkiye’de de arı ölümleri, kuş kayıpları ve su kaynaklarında balık ölümleri gibi vakalar sıkça rapor ediliyor.

Gelelim neticeye

💠 Sağlıklı beslenme modeli diye yutturulmaya çalışılan beslenme modeli tam aksine insanları hasta eden bir beslenememe modelidir.

💠 Vegan beslenmenin arkasında çok sinsi plânlar vardır.

💠 Veganların hayvan sevgisi göstermeliktir.

Kaynak: https://ahmetrasimkucukusta.com/2019/08/29/yazilar/tip-yazilari/beslenme/vegan-diyetin-arkasinda-evanjelik-kilise-var/

*

Atilla Akar‘ ın Medyaradar’ daki yazısı:

“Veganlık propagandasına hiç gerek kalmayacak. Kalmayacak çünkü belli bir gelir düzeyinin üstündeki kesim hariç, toplumun geniş kesimi zaten et yiyememektedir. Ne diyeyim? Olağanüstü pahalı hale gelen et ve et ürünleri fiyatları insanları adeta “Vegan” olmaya zorluyor!..”

Medyaradar sosyal akımlar analisti Atilla Akar, köprüde balık tutanlara yönelik vegan tepkiyi değerlendirdi. Bunun “Tesadüf” olmayıp, bir “proje” kapsamında bilinçli olarak yaygınlaştırılmaya çalışıldığını açıkladı…

Efendim; insanoğlu neye inanacağını şaşırmış durumda. Bir “inanç krizi” var diyeceğim ama kriz olmasa bile insanın bir şeylere inanma, ait olma, manasız yaşamına bir ”Mana” arama ve sürü içgüdüsü ile davranma alışkanlığı nasıl olsa ona bir şeyler buldururdu. O kadar ki artık eminim. Oturup “B.k yemek faydalıdır” diye bir akım uydurup, peşine de birkaç janjanlı laf taktın mı onun bile fanatik savunucuları çıkar. Hiç şaşırmam!..

Balıkçılara Musallat Olan Veganlar!..

Şimdilerde ise garip şeyler oluyor. “Vegan” olduğunu söyleyen genç bir kadın Galata Köprüsü üzerinde balık tutan 65 yaşındaki Ahmet Gökçebay‘ın 2.5 kilo istavrit dolu kovasını önce “Satın alacağım” diye kandırıp sonra hızla denize döküyor. Tepki gösteren balıkçıya “Ben veganım, hayvanları yemeyin, kendinize alternatifler üretin” diyor. Üstüne üstlük, adamcağıza “Çok mu zırlıyorsun” diyerek ilaveten “Sana bir tane koyarım” şeklinde tehdit ederek sonra da kaçarcasına uzaklaşıyor. Pes yani. “Hem suçlu hem güçlü” derler buna!..

Düşünsenize; malları elinden alınan mı dolandırılan mı, çalınan mı desem bilmiyorum zavallı balıkçının kendini savunma hakkı doğal olarak doğmuştu. Yani ki bu kendini bilmeze sinirine hakim olamayıp başka tür tepki verseydi kim bilir başına neler gelirdi? Nasıl bir zorbalıktır arkadaş? Bu cüreti nereden alıyor acaba? Bu arada kaşkolundaki renkler dikkatimi çekti. ilginç!..

Bitmedi… Bu seferde başka bir video düştü. Erkek mi, kadın mı, LGBT mi olduğu belli olmayan bir tip gene köprü üzerine ama bu kez akşam saatleri “Vejeteryanım, veganım. Balık yemem yaşarım” diyor ve ardından yumruğunu sıkıp “Balıklara özgürlük” diye sloganlar atmaya başlıyor. Ne diyeyim? Allah akıl fikir versin!..

Bu Münferit bir Olay Değildir!..

Anlaşılan diğer akımlar yetmemiş ilaveten bunlar devreye sokulmuş. Bana kalırsa bu ne tesadüfi ne de münferit bir olaydır. Kurgulanmış, mizanseni hazırlanmış ve ona göre sahnelenmiş bir olaya daha çok benziyor. (Kadının ruhsal sorunları olduğu söyleniyor. Ama bence bu olayla ilgisi yok) Amaç bugüne kadar fazla varlık gösteremeyen marjinal akıma dikkat çekmek, negatif görünse bile bir tür reklamını yapmaktır. O yüzden kendi halinde balık tutan insanlara bulaşılmıştır. İstanbul’un en işlek noktasında bir test yapılmış, nabız yoklanmışa benziyor. Hareketler gayet bilinçlidir. Hoş, bireyselde olsa fark etmez. Mantığı ele verir.

Muhtemelen arkası gelecektir. Bundan sonra kasaplara, marketlerin et reyonlarına, kebapçılarda kebap, döner yiyen insanlara, vb karşı benzeri “Protesto” hareketleri olabilir.

Proje Akımların Vagonu Veganizm!..

Ben bu proje akımlara fena halde takmış durumdayım. Hep söyledim gene söyleyeceğim. Bunlar adeta aynı trenin vagonları gibi dizilmiş, “Paket halde” programlar. Hiçbiri tesadüf değil. (İdeolojisine, tarafına göre düşünenler bunu anlayamaz!) Yıllardır bu konularda uyarıcı yazılar yazıyorum. (Bazılarında jetonlar ancak şimdi düştü!) Feyz alan alır almayan almaz!..

Bunlar arasında LGBT’cilik, cinsiyetsizleştirme, hayvanseverlik, veganizm, laylaylomcu hedonizm, agresif feminizm, satanizm, pandemi yaratma, uyuşturucu müptelalığı, artan kriminal azgınlık, vb sayılabilir. Topluma habire bunlar pompalanıyor. Amaçlar arasında nüfusu kontrol altına almak, aileyi çökertmek, toplumun ahlaki ve davranışsal kodlarını değiştirmek olduğunu, vb sayabiliriz. Bunların hemen hepsi birbiriyle bağlantılı ve aynı algı tasarımının birer ayağıdır…

Bu Seferde “Sağlık Komplosu” mu?..

Şuna inanıyorum. Bütün bunlar –Tali amaçları olsa da- esas olarak insan üremesini kısıtlamak, insanlığı tedricen öldürmek, zaten fazla kalmayan beyinsel kapasiteleri, zekâları iyice düşürmek ve buna bağlı sağlık sorunları yaratmak için sinsice tasarlanıyor. İnanılmaz ama doğru!..

Veganlığın pompalanma gerekçe de bu zaten. Nitekim ülkemizde buna vurgu yapan ilklerden biri ise Prof. Dr. Canan Karatay olacaktı. Vegan kültürün “Büyük bir plan olduğunu” söyleyerek “Veganlık beyni çalıştırır” iddiasının ise büyük bir yalan olduğunu iddia edecekti: “Vegan beslenme hastalıktır efendim. İnsan topluluğunun beyni işlemesin diye bir programdır, bitti. Bir kere kansızlar sık sık hastalanırlar, halsizler ve de beyinleri çalışmazlar. Veganlık bir kere hastalığı davet etmektir. Proteinsiz hayat olur mu? Sık sık hastalanır beyaz suratla dolaşırlar… Ama gençleri çocukları kandırıyorlar. Beş mideye karşı bir tek midemiz var o yüzden veganlık bir hastalık. Vücudumuz bunu ayarlayamaz. Biz hem etoburuz hem otoburuz.”

Kim bilir, belki o enfes “İdiokracy” (2006) filminde olduğu gibi bir tür “Ahmaklar yönetimi” ne uygun insan oluşturulmaya çalışılıyordur!..

Aynı şekilde Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta olayın arkasında “Başka hesaplar” yattığını söylemekteydi: “Vegan diyet, Evanjelik Yedinci Gün Adventist Kilisesi tarafından teşvik edildiği bilinen bir uygulamadır, bilimsel bir altyapısı bulunmamaktadır ve altında başka hesaplar yattığına da hiç şüphe yoktur… Beslenme üzerinden büyük oyunlar oynanıyor, sadece sağlığımız değil ‘değerlerimiz’ de çok büyük bir tehdit altındadır… Ben bunların stratejik birer silah olarak da kullanıldıklarını düşünüyorum.”

Bu Gidişle Herkes Vegan Olacak!..

Bu hareketler masum değildir. “Ne olacak canım, alt tarafı et yemek istemiyorlarmış” denilemez. Ortada bizde sonuçları tam ortaya çıkmamış bir sosyal planlama hareketi mevcuttur. (Maalesef medyada bunlara şaşkınca destek vermektedir) Henüz kitleselleşememişlerdir. Daha ziyade şehrin görece zengin semtlerinde, bazı entelektüel ve sanatçı muhitlerde bir tür “Moda” muamelesi görür gibidirler.

Ancak bana öyle geliyor ki şu an en vegan yandaşı devlet olsa gerek. Uyguladığı ekonomi politikasının sonuçları olarak toplum zaten “Etyemez” duruma düşmüştür. İronik bir şekilde söylersek bu gidişle veganlık propagandasına hiç gerek kalmayacak. Kalmayacak çünkü belli bir gelir düzeyinin üstündeki kesim hariç, toplumun geniş kesimi zaten et yiyememektedir. Ne diyeyim? Olağanüstü pahalı hale gelen et ve et ürünleri fiyatları insanları adeta “Vegan” olmaya zorluyor!..

Kaynak: https://www.medyaradar.net/bir-veganimiz-eksikti-kopru-uzeri-balikcilar-neden-hedefte-makale-2230792

***

EK (24.2.2026)

VEGAN BESLENME BAĞIRSAK KANSERİ RİSKİNİ ARTIRIYOR Farelerde yapılan deneylerde, hayvani proteinleri ihtiva eden bir diyetin ince bağırsakta tümör gelişimi ve büyümesini azaltabileceği gösterildi. Araştırmada, bu proteinlerin bağırsak bağışıklık sistemini nasıl tetiklediği ve yeni tümörlerin doğuşunu etkili bir şekilde durdurmasına nasıl imkân sağladığı da ortaya çıkarıldı. https://ahmetrasimkucukusta.com/2024/09/19/yazilar/tip-yazilari/beslenme/vegan-beslenme-bagirsak-kanseri-riskini-artiriyor/

VEGAN VE VEJETARYEN DİYETLER ÇOCUK SAĞLIĞINA ZARAR VERİYOR Çocuklara uygulanan vegan ve vejetaryen diyetlerin büyüme ve gelişmeyi bozduğu, erişkinlerde olduğu gibi çocuk sağlığına da zarar verdiği, vitamin D ve B12 başta olmak üzere ciddi besin ögeleri eksikliğine yol açtığı gösterildi. Sağlıklı olmak için çoluk çocuk, büyük küçük tek bir beslenme modeli vardır: Adam gibi beslenme! https://ahmetrasimkucukusta.com/2021/06/06/yazilar/tip-yazilari/beslenme/vegan-ve-vejateryen-diyetler-cocuk-sagligina-zarar-veriyor/

KEMİK KIRIĞI RİSKİ VEGANLARDA YÜZDE 43 DAHA FAZLA BMC Medicine’ de yayınlanan araştırma et yemeyenlerde özellikle de veganlarda kemik kırığı riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Vegan beslenme, akıl ve mantıkla bağdaşmayan, birçok hastalığa davetiye çıkaran bir “beslenememe” modelidir. Öyle ilave haplar alarak eksik besin ögelerinin tamamlanmaya çalışılması akla ziyan bir iştir. Sağlıklı yaşamanın, hastalıklardan korunmanın yolu “adam gibi beslenmeden” geçer. https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/11/23/yazilar/tip-yazilari/beslenme/kemik-kirigi-riski-veganlarda-yuzde-43-daha-fazla/#google_vignette

VEGAN BESLENME BEYİN SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR Vegan beslenenler tarafından sigara kadar zararlı görülen yumurta dünyada benzeri olmayan muhteşem bir gıdadır. Yumurtadaki vitamin, mineral, antioksidan, omega 3, kolin, protein gibi besin ögelerini alabilmek için birçok hap içmek gerekir. Herkesin her gün en az bir yumurta yemesi şarttır. https://ahmetrasimkucukusta.com/2019/08/31/yazilar/tip-yazilari/beslenme/vegan-beslenme-beyin-sagligini-tehdit-ediyor/

HAYVANİ GIDALARDAN ALINAN PROTEİNLER, VÜCUT İÇİN, VEGAN VE VEJETARYEN DİYETTEKİ PROTEİNLERDEN DAHA DEĞERLİ Vegan ve vejetaryen beslenenler yedikleri gıdalarda hayvani gıdalarla beslenenlerinki kadar protein olduğunu zannederler. Oysa bu doğru değil ve yeni araştırmada hayvani gıdalarda bulunan proteinle, bitkisel gıdalardaki proteinin birbirine eş değer olmadığı açık ve net olarak gösterildi. https://ahmetrasimkucukusta.com/2023/08/27/yazilar/tip-yazilari/beslenme/hayvani-gidalardan-alinan-proteinler-vucut-icin-vegan-ve-vejetaryen-diyetteki-proteinlerden-daha-degerli/

***

Yazı için 1 yorum yapılmış:

  1. CANAN dedi ki:

    Evet, veganlık kesinlikle sömürgeci bir uygulamadır.

    Evet, veganlık sömürmeyi, esir almayı ve tutsak almayı kolaylaştırmaktır. İnsanları temelinden, hücresel düzeyden köleliğe hazırlamaktır. Kolayca sömürülmelerini sağlama proje ve planıdır.

    Evet, veganlık büyük bir yalandır, büyük bir dolandırılıcıktır.

    Neden, açıklamak istiyorum.

    1976-1978 yıllarında Güney Afrika Cape Town Üniversitesinde kardiyoloji eğitimi aldım.

    Irkçılığın yani siyah ırkın köle olmaları amacıyla nasıl baskı altında. olduklarını, nasıl zulüm gördüklerini bizzat yaşadım, gördüm, şahit oldum.

    Örnek: Varoşlarda yaşayan siyahilerin evlerine haftada 200 gramdan fazla et girmesi yasaklanmıştı. Bir haftada 200 gr protein giren ailelere ceza veriliyordu. Botha’nın ve sonra Klerk’in faşist beyaz ırk hükümetleri tarafından.

    Ülkeme döndüğümde yumurtanın, etin, yağlı sütün vs. adeta yasaklandığını gördüm.

    Halkımız biraz uyanıp, et, yumurta vs. yemeye başlayınca, sorgulamaya da başladı doğal olarak.Sömürgeciler rahatsız ve huzursur oldular efendim.

    Bu nedenle, doğal olarak VEGANLIK projesi yavaş yavaş devreye sokuluyor şimdi, aşikar bir şekilde.

    Balıklara özgürlükmüş efendim. Neden? Yaşama hakları varmış vs. masalları.

    Yenidoğanların da yaşama hakkı var değil mi ne oldu peki? Bunlara neden söz etmiyorsunuz, bunları neden protesto etmiyorsunuz?

    Öldürülen kız erkek çocukları peki?

    Veganlara soruyorum ve de cevap istiyorum lütfen?

    1. Yediğiniz buğday bitkisi de canlı değil mi?
    2. Yediğiniz domates, biber, lahana, salatalık, elma, armut vs. de canlı değil mi?
    3. Tüm tahıllar da, pirinç, patates, baklagiller vs. de canlı değil mi?

    Bir noktaya daha değinmek istiyorum:

    Veganlar sadece et yemiyor değiller.
    Örneğin, yumurta da yemezler, süt de içmezler, tereyağı da yemezler, bal bile yemezler.

    Veganların geviş getirmek için organları yoktur. Yaradılışları VEGANLIĞA tam terstir zaten.

    OT OBURLAR GEVİŞ GETİREN HAYVANLARDIR.

    VEGANLARIN FİZYOLJİSİNDE-BİYOKİMYASINDA TAHIL GRUBU, SEVZE MEYVE GRUBU BESİNLERİ PROTEİNE ÇEVİRECEK BİR MEKANIZMA BULUNMAMAKTADIR.

    AKLIN YOLU BİRDİR.
    YAZIKTIR, GÜNAHTIR, AYIPTIR İNSANLARI KÖLE YAPMA PROJESİNDE PİYON OLMAYIN!

Siz de yorumunuzu paylaşın: