TUZ LAMBALARI FAYDALI MI YOKSA PARA İSRAFI MI?

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Son senelerde bizde de adeta bir salgın bir hastalık gibi yayılan “tuz lâmbası” modası var.

Üstelik de bu tür lâmbalar faydalı olduklarına dair hiçbir bilimsel delil olmamasına rağmen ya “cehaletten” ya “icat çıkarak ünlenmek” için bilinçli olarak doktorlar tarafından da tavsiye ediliyor.

Bunların işe yaradığını gösteren adam gibi, güvenilir hiçbir bilimsel araştırma olmamasına rağmen lâmbalar adeta yok satıyor.

Bugün tesadüfen, Amerika’ da bütünleyici tıbbın babası kabul edilen ve bizde de pek çok takipçisi olduğunu tahmin ettiğim Dr. Weil’ in tuz lambaları ile ilgili görüşlerini okudum.

Dr. Weil’ in “Tuz lambaları faydalı mı yoksa para israfı mı?” başlıklı yazısını hiçbir yorum yapmadan aktarıyorum.

Okuyun ve bunların faydalı mı yoksa para israfı mı olduğuna kendiniz karar verin:

Tuz lambaları faydalı mı yoksa para israfı mı?

Pakistan ve Hindistan’ da büyük kaya kristallerinden yapılan Himalaya tuz lambaları genellikle pembe veya turuncu renktedir ama kahverengi veya kirli beyaz renklerde de olabilir.

Bunlar oyulup içine bir mum veya ampul konup yakıldığında huzur veren bir ışık yayarlar.

Bu ışığın, elektronik aletlerden kaynaklanan ve elektro-smog olarak bilinen ışınları emmek, negatif iyonlar vasıtasıyla pozitif enerji yaymak, hava kirliliğini azaltmak, beyine daha fazla oksijen sağlamak ve bağışıklığı güçlendirmek gibi birçok sağlık faydası olduğuna inanılır.

Gel gelelim kulağa hoş gelen bu etkilerin gerçek olduğu iddiasını ispatlayan bilimsel bir delil yoktur.

Okyanustaki dalgalar ve şelalelerin negatif tabii olarak negatif iyon yarattıkları ve bunların da huzur ve rahatlık veren etkileri olduğu, elektronik aletlerden kaynaklanan pozitif iyonların ise ajitasyon ve sinirliliğe sebep olduğu bilinirse de Himalaya tuz lambalarının negatif iyon yarattıkları ve sağlığa iyi geldiği ispatlanmamıştır.

Negatif iyonların, bazı küçük çalışmalarda mevsime bağlı duygusal rahatsızlıklar gibi özel durumlarda parlak ışık tedavisinin bir alternatifi olabileceği bildirilmiştir.

Elektro-smog’ dan uzak kalmak istiyorsanız yatak odanızdaki tüm elektronik aletleri çıkarmak Himalaya tuz lambalarına göre daha iyi bir seçimdir.

Uyurken fazla elektromanyetik alana maruz kalmamak için alarm amaçlı kullanılan bu aletleri “uçuş” moduna alınız.

Bu tür aletlerle ilgili bir başka mesele de bunların yaydıkları ışığın uykudaki REM siklüslerini kısaltması ve melatonin salgısını azaltmasıdır.

Bu aletleri yatmadan 1-2 saat önce kullanmayın ve geceleri mümkün olduğunca mavi ışık filtresi nden yararlanın.

Kaynak: https://www.drweil.com/blog/health-tips/are-salt-lamps-helpful-or-a-waste-of-money/

Yazı için 10 yorum yapılmış:

  1. TC AYŞE dedi ki:

    Siz karşısınız ama Cana hoca bunları çok öneriyor kendi evimde her odamda davar diyor. Biz Canan hocaya inanıyoruz benim yatak odamda da var çok da memnunum. bence szi de bir deneyin Ahmet bey.

  2. TC Harun dedi ki:

    İlahi Ahmet Hocam, ‘“cehaletten” ya “icat çıkararak ünlenmek” için’ derken kimi kastettiğinizi hemen herkes anlamıştır sanırım. :))))

    Bu arada Sağlıklı Yaşıyoruz Tarikatı size küsmüş sanırım. Eskiden adınızı doğru düzgün yazarlardı, artık ARK hoca diye geçiştiriyorlar. Sanırım adınızı bile anmak istemiyorlar. :)))

    Eeee yüzlerine tokat gibi vurduğunuz gerçekler ağır gelmiş olmalı. Hazmetmeleri zaman alır biraz. ARK hoca ne yaa çocuk gibi ha ha..

  3. Ahmet Mithat Can dedi ki:

    Sayın hocam özelde tuz lambası genelde tuz odası, tuzlu su v.b. tuz tedavisini bilimsel olmadığı savıyla tamamen yok saymak doğru değil diye düşünüyorum. Doğal tedavi yolları yüzyıllardır insanlar arasında kullanılagelmiştir. Örneğin bir termal tedavi bazı hastalıkların çözümü için hep başvurulan bir yöntem olmuştur. Geleneksel bir tedavi olarak başlayan termal tedavi bugün modern tıp içerisinde bilimsel bir tıp disiplini olarak yerini almıştır. Sağlık sigortaları kapsamına da alınmıştır. Benzer şekilde geleneksel olarak faydanılmaya çalışılan tuz tedavisi de araştırmaya değer özelliktedir. İç denizlerin kurumasıyla milyonlarca yılda oluşmuş tuz mağaralarının güneş enerjisini içinde depolaması sonucu insanlık için faydaları ortaya çıktıkça modern tıp içerisinde yerini alması kaçınılmazdır. Tabii ki Dr. Weil’in yazısında bahse konu elektronik aletlerin zararlı elektro-smog etkilerinden korunmak için sadece tuz lambasından yararlanmamak olgusuna katılmamak mümkün değil. Sağlığı belli bir nesneden beklemek yerine bir bütün olarak ele almak en doğrusu. Saygılarımla.

  4. nuran dedi ki:

    Burada tuz lambası satışı yapan Maranki kastediliyor olabilir.

  5. Ahmet Mithat Can dedi ki:

    Burada yorum yaparken bağımsız doktorlarımızı hedef alan sözlerden kaçınalım lütfen. Ahmet AYDIN hoca, Canan KARATAY hoca, Ahmet Rasim KÜÇÜKUSTA hoca, Yavuz DİZDAR hoca, Ümit AKTAŞ hoca sağlık alanında ülkemizin birer halk kahramanlarıdır. Bu hekimlerimizin ortak özelliği ilaç ve gıda endüstrisinden bağımsız “Sağlıklı Beslenme” konusunda insanlarımıza yol göstermeleridir. Aralarında nüans farklılıkları, yöntem farklılıkları, besin destekleri konusunda farklı fikirleri olabilir. Sağlık arayan ve sağlıklarını korumaya çalışanlar, az sayıda olan bu kendilerini halk sağlığına adamış değerli hekimlerimizin kıymetini bilmek durumundalar. Sağlığımızı gözeten bizler yol gösterici ararken bulduklarımızı da takım tutar gibi onlar arasında ayrım gözeterek onları harcamayalım. Onların bilimsel tartışmalarını kenardan izleyerek sonuçlarını görerek kendimize pay çıkaralım. Bu arada “Sağlıklı Yaşıyoruz” sayfası da halk sağlığı açısından önemli bir işlevi yerine getirmektedir. Tarikat v.s. gibi nitelendirmelerle doğru yolda olanlara engel olmayalım. Enerjimizi aynı kulvarda gidenlere değil farklı platformlar için harcayalım. Örneğin, Tıp fakültelerinde beslenme dersinin konulması, fakültelerin Beslenme ve Diyatetik bölüm derslerinin yeniden düzenlenmesi (yani 3 ana 3 ara öğünden 2 ana öğünün önerilmesi programı v.s.), reklamlarda sigara yasağı gibi şeker ve unlu mamul ürünlerinin yasaklanması gibi sosyal programlar üzerinde gayret gösterilmesi yarınlarımız için umutlu olmamızı sağlayacaktır.

  6. Ali Han dedi ki:

    Bitkisel ilaç ticaretine giren Ümit Aktaş’ ı bu değerli hocalarla aynı kafeye koymayı doğru bulmuyorum.Onun asıl niyetinin ne olduğu artık ortaya çıktı. Diğer hocalardan hiçbirinin ticari bir kaygısı olduğuna dair en ufak bir belirti ben görmedim, gören varsa bildirsin.

  7. kadir dedi ki:

    Ümit beyin konuşmalarını çok beğenerek dinlerdim ama ilaç ticaretine başladığı zamandan beri benim için tüm değerini yitirdi. Şimdi onu konuşurken görürsem dinleyemiyorum kanal değiştiriyorum. İlaçsız yaşam diye bir site açmış orada kendi ilaçlarını satıyor, bu kadarı da olmaz.

  8. sibel dedi ki:

    yakında tuz lambası taş toprak cincik boncuk satışına da başlarsa şaşırmam o benim için artık bitti halbuki ne kadar da güven vericiydi…

  9. osman dedi ki:

    tabip değilim, gıda mühendisiyim, bilimsel anlamda araştırmayı seven bir master öğrencisiyim..
    mesela, yoğurt Ahmet Rasim Hoca yazdığı için değil, gerçekten faydalı olduğu için iyidir. Hangi konu olursa olsun ve kim söylerse söylesin, önce mantğınızdan süzün, varsa bilimsel çalışmalara bakın. sonra o çalışmaların gerçekten bilim ahlakı ile mi yapıldığı yoksa bir yerlere yaranmak için yapıldığını araştırın.varsa aynı geçmiş çalışmaları okuyun, araştırın. ondan sonra doğru mu yanlış mı olduğuna karar verirsiniz…
    Evet, bazı bilim insanlarına çok güveniriz, biliriz ki onlar sanayinin emrinde değillerdir. yanlış olan bir şeyi bilerek yazmazlar. elbette bilmeden herkes yanlış yapabilir. onlar bir şey yazdıklarında inanırsınız ki araştırmışlardır ve öyle yazmışlardır. o yüzden dediklerini itimat edersiniz. Mesela Ahmet Rasim Hocamız…
    Amma aksi çıktıktan sonrada hala o düşünceyi savunursanız demek ki siz hakikatin peşinde değilsiniz, tıpkı resmi otoritelerin (FDA, EFSA, vs) her dediğine kayıtsız,şartsız inanan modern tıp tarikatı mensubu gibi siz de sırf marjinallik olsun ya da modern tababetin yaptığı yanlışlardan sonra gözünü kapatıp “alternatif” tıp cemaatinin itaatkar bir üyesi olursunuz. diğerinden farkınız olmaz. mesela 360 derecelik açı sizi aynı noktaya getirir.
    yapılan bilimsel bir çalışma yoksa,yerli halk arasında bir inanç ise ya da yapılan bilimsel çalışmalar (hakiki bilim insanlarının yaptığı gerçek çalışmaları kast ediyorum) herhangi bir fark ortaya koymamışsa, plasebo ile aynı düzeyde etkiyorsa, değil Ahmet Rasim Hocamız bütün “tabiban-ı cihan” da bir araya gelse inanmayın. Eğer sırf birisi dedi diye inanırsanız yanlış yoldasınız. Meselemiz burada şahıslar değildir. Konuyu lütfen şahıs düzeyine indirgemeyin..

  10. mustafa kamil dedi ki:

    Osman bey çok güzel özetlemiş, vallahi hayran kaldım yazısına. Canan Karatay da aynen “alternatif” tıp cemaatinin itaatkar bir üyesi oluyor, ben bunu anladım. Sağlıklı yaşayanlar tarikatı Karatayın her dediğinin doğru olduğunu savunmak zorunda değil ama bu kadar vitmain balık yağı d vitamini magnezyum koenzim yutarak doğruyu bulacaklarını sanmıyorum, bir an önce sağlıklı beslenmeyi kaşfetmeleri gerekiyor.

Siz de yorumunuzu paylaşın: