İNTİHAR TEŞEBBÜSÜNDE BULUNANLARIN ÇOĞUNDA D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ VAR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

💥 İntihara teşebbüs edenlerin %58′ inin D vitamini düşük bulundu https://www.youtube.com/watch?v=XxFnm5NVDAs

***

Dikkat: Yazının sonunda ek var!

***

D vitamini, kemik sağlığından bağışıklık sistemine kadar birçok alanda hayati rol oynuyor.

Psychoneuroendocrinology‘ de yayınlanan bir çalışma, intihar girişiminde bulunanların büyük bir kısmında ciddi D vitamini eksikliği olduğunu gösteriyor (1). 

Çalışmada üç grubu karşılaştırıldı: İntihar girişiminde bulunan 59 hasta, intihar düşüncesi olmayan depresif 17 hasta ve 14 sağlıklı kontrol grubu.

◾ D Vitamini Seviyeleri: İntihar teşebbüsünde bulunan grubun ortalama D vitamini seviyesi 47 nmol/L iken, depresif hastalarda 62, sağlıklı grupta 65 nmol/L idi. İntihar girişiminde bulunanların %58’inde klinik olarak D vitamini eksikliği (50 nmol/L’nin altı) tespit edildi. Bu oran diğer gruplarda sadece %29’du.

◾ İltihap Belirteçleri: D vitamini seviyesi düştükçe, vücuttaki iltihap belirteçlerinin (özellikle IL-6 ve IL-1β gibi sitokinlerin) arttığı görüldü. Bu, D vitamini eksikliğinin, kronik, düşük dereceli bir enflamasyonla ilişkili olabileceğini düşündürüyor.

Beyin ve bağışıklık sistemi bağlantısı

Bu bulguları anlamak için iki önemli mekanizmaya bakmak gerekiyor:

💠 D vitamini ve beyin kimyası

D vitamini sadece kemikler için değil, beynimiz için de bir tür nörosteroid gibi çalışıyor. Beynimizde (özellikle prefrontal korteks, hipokampus ve singulat girusta) D vitamini reseptörleri bulunuyor.

Bu reseptörler aracılığıyla:

▪ Nörotransmitter dengesini düzenliyor.

▪ Nörotrofinleri (sinir hücrelerini besleyen proteinler) etkiliyor.

▪ Serotonin sentezinde görev alan triptofan hidroksilaz 2 (TPH2) enziminin üretimini artırıyor. Hatırlayalım: Düşük serotonin seviyeleri, dürtüsel ve şiddet içeren intihar girişimleriyle ilişkilendiriliyor.

💠 Bağışıklık sistemi – “Th1/Th2 dengesi”

D vitamini, bağışıklık sistemimizin aşırı tepki vermesini engelleyen önemli bir düzenleyici. Kabaca anlatmak gerekirse, bağışıklık sistemimizin iki ana kolu var:

▪ Th1 (Saldırı kolu): İltihap yanıtını artırır, pro-inflamatuar sitokinler (IL-6, TNF-α, IL-1β) üretir.

▪ Th2 (Yatıştırma kolu): İltihabı baskılayıcı, anti-inflamatuar bir profildir.

D vitamini, Th1’den Th2’ye doğru bir geçişi teşvik eder. Yani yeterli D vitamininiz varsa, vücudunuz “sakin” kalır. Eksik olduğunda ise Th1 kolu devreye girer ve kronik inflamasyon başlar.

💦 Son 20 yılın en önemli psikiyatri bulgularından biri, intihar eden kişilerin beyinlerinde ve kanlarında kronik bir iltihap hâli olması. Otopsi çalışmaları, intihar kurbanlarının beyinlerinde mikroglial aktivasyon (beynin bağışıklık hücrelerinin yangın nöbeti tutması) gösteriyor. Kanlarında da IL-6, TNF-α gibi sitokinler yüksek bulunuyor.

💦 Bu çalışmanın getirdiği yeni bakış açısı şu: Bu yangının altında yatan sebeplerden biri D vitamini eksikliği olabilir. Çünkü araştırmada D vitamini düştükçe IL-6 ve IL-1β gibi pro-enflamatuar sitokinlerin yükseldiği net bir negatif korelasyon var.

Her bilimsel çalışma gibi bunun da bazı eksik ve hataları var:

▪ İlliyet değil, ilişki: Bu çalışma D vitamini eksikliğinin intihara sebep olduğunu kanıtlamıyor, sadece güçlü bir ilişki gösteriyor. Sebep-sonuç için klinik çalışmalar şart.

▪ Güneş ışığı faktörü: D vitamini seviyesi aynı zamanda güneşe maruz kalma ile ilgili. İntihar hastaları daha az dışarı çıkıyor olabilir ama mevsimsel farklılıklar kontrol edildiğinde sonuçlar değişmedi.

▪ İlaç etkileri: Hastaların kullandığı antidepresan veya antipsikotik ilaçların D vitamini seviyesine etkisi kontrol edildi ve anlamlı bir fark bulunmadı.

Başka çalışmalar da var

Daha önce askerler üzerinde yapılan bir çalışmada, en düşük D vitamini düzeyine sahip kişilerde intihar riski en yüksek bulundu. Daha yüksek düzeylerde risk belirgin şekilde düşüyordu (2):

2025 tarihli geniş bir derlemede, 13 çalışmanın 10’unda D vitamini düşüklüğü ile intihar davranışı arasında ilişki bulundu. 3 çalışmada ise ilişki net değildi. Yani tablo tamamen tek yönlü değil, ama eğilim var  (2).

Gelelim neticeye

▶ Çalışmayı yapanlar, D vitamini eksikliğini öne çıkarıyorlar ama ben intihar teşebbüsünde bulunanlarda D vitamini eksikliği yanında hareketsizlik, güneşlenmemek, beslenme hataları, sosyal olmamak gibi hayat tarzındaki yanlışların önemli olduğunu düşünüyorum.

Güneşlenmek D vitamini sentezi ile sınırlı değil; D vitamini deride endorfin yapımını da teşvik ediyor; kırmızı ve kızılötesi ışınlarla mitokondrileri aktifleştiriyor, onların daha fazla enerji üretmesini sağlıyor, enflamasyonu baskılıyor.

▶ Güneşlenmek demek dışarı çıkmak, hareket etmek, yürümek; insan görmek, onlara konuşmak; çiçek, çayır, çimen, ağaç, kedi, kuş görmektir, daha fazla mutluluk hormonu salgısı demektir.

▶ İntihar belirtisi gösteren hastalarda rutin D vitamini testi yapılması ve eksik olanlarda bunun bilinçli güneşlenme yoluyla veya icabında takviyelerle giderilmesi faydalı olabilir. 

▶ D vitamini düşüklüğü, intiharın sebebi olmaktan çok, onunla birlikte görülen bir durum olması daha muhtemeldir. Takviye vererek D vitamini seviyesini yükseltmek bence pek işe yaramaz. Asıl yapılması gereken D vitamini eksikliğine yol açan sebepleri bulmak ve onları ortadan kaldırmaktır.

Kaynaklar:

1. https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0306453014003229

Makale: Suicidal patients are deficient in vitamin D, associated with a pro-inflammatory status in the blood

2. https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3537724/?utm_source=chatgpt.com

Makale: Low Vitamin D Status and Suicide: A Case-Control Study of Active Duty Military Service Members

3. https://link.springer.com/article/10.1186/s12888-025-06613-

***

EK 1 (26.4.2026): Çalışma diyor ki: D vitamini takviyesi, enflamatuar bağırsak hastalıklarında bağışıklık sistemini yeniden programlayarak bağırsaktaki yararlı bakterilere saldırmasını engelliyor.

Aynı neticeyi hatta daha iyisini güneşlenerek de elde etmek mümkün ama güneşin bu tür çalışmaları destekleyecek şirketleri ve sponsoru yok.

Kaynak: https://www.cell.com/cell-reports-medicine/fulltext/S2666-3791%2826%2900120-5

***

Siz de yorumunuzu paylaşın: