YOĞUN BAKIM HASTALARI BİLE GÜNEŞE ÇIKARILIRKEN KİMİLERİ DE D VİTAMİNİ HAPI İÇİYOR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

💥 Güneşlenmek yoğun bakım hastalarına bile iyi geliyor https://www.youtube.com/watch?v=suT_egr5FaU

***

Dikkat: Yazının sonunda ek var!

***

Hospital del Mar Akdeniz’e sıfır konumda, Barcelona sahilinin hemen karşısında yer alan bir hastane.

Dünyada böyle deniz kıyısına çok yakın binerce hastane var ama bu tüm diğerlerinden farklı.

Bu hastanede Yoğun Bakım Ünitesinde yatan hastalar (özellikle uzun süredir yatanlar) “plaj terapisi / beach therapy” programı kapsamında tekerlekli sandalyeyle veya yatakla sahile çıkarıyor.

Amaç, temiz hava, güneş ışığı ve deniz sesiyle hastaların moralini yükseltmek, stresini azaltmak ve iyileşmeyi desteklemek.

Program özellikle Kovid-19 döneminde yoğun bakım hastaları için “humanization of care” (insan merkezli bakım) kapsamında yaygınlaştı ve doktorlar 10 dakikalık ziyaretlerin bile fark yarattığını belirtiyor.

Birçok kişi (hastane çalışanları ve hastalar) bu uygulamayı doğruluyor ve hastane gerçekten plajın hemen yanında olduğu için lojistik olarak kolay.

2024 sistematik derleme: Hastanede doğaya maruziyet (bahçe, pencere manzarası, açık hava) stres ve kaygıyı azaltıyor, depresyonu düşürüyor, ağrıyı hafifletiyor, hasta memnuniyetini artırıyor ve yatış süresini kısaltıyor. Etki doza bağımlı; ne kadar uzun maruziyet o kadar iyi ! (2).

Diğer çalışmalar: Temiz hava + güneş + doğa sesi kortizolü (stres hormonu) düşürüyor, bağışıklığı destekliyor, uykuyu düzenliyor ve psikolojik iyileşmeyi hızlandırıyor. Özellikle uzun süre yatan hastalarda moral ve motivasyon artışı gözlemleniyor (3).

Gelelim neticeye

Ben de bu tabiat tedavilerinin etkinliğine inanıyorum ve hastalarıma tavsiye ediyorum.

Özellikle büyük şehirlerde insanlar tabiattan çok uzaklaştı, uzaklaşmak zorunda kaldı. 

Bırakın güneşlenmeyi, güneş ışığı bile görmüyor çoğu; suni ışıklarla aydınlatılan ev ve işyerlerinde geçiyor bütün günleri. 

Hastalıklardaki artışta tabiattan uzaklaşmanın çok önemli olduğuna inanan biriyim. 

Dışarı çıkmanın, yürümenin, hareket etmenin; güneşlenmenin; kuş, kedi, ağaç, çayır, çimen, çiçek görmenin; insanlarla selamlaşmanın ve sohbet etmenin, hatta sadece bir Merhaba demenin bile iyileştirici gücü var.

Filim adamları insanları, güneş kanser yapar; çayır, çimende gezmeyin, kene ısırır, kedilerden uzak durun, tırmalar; insanlara yaklaşmayın virüs kaparsınız gibi tehditlerle insanları tabiattan uzaklaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar.

Güneşlenmek yerine D vitamini yutturuyorlar, yutarsanız!

Hastane bunu “insani” bir dokunuş olarak yapıyor ama arkasında sağlam bilimsel kanıtlar var (tabiatın iyileştirici etkisi). Türkiye’de de bazı hastanelerde bahçe terapisi veya pencere manzarası benzer mantıkla kullanılıyor, ama plaja çıkarma bu kadar spesifik ve kolay değil tabii.

Bilimsel kaynak var mı?

Evet, var. Bu uygulama “doğa temelli tedavi / nature therapy” kavramının pratik bir örneği ve yıllardır bilimsel olarak destekleniyor:

 

Klâsik çalışma (Roger Ulrich, 1984): Hastane odasında pencereden ağaç/doğa manzarası izleyen hastalar, tuğla duvar görenlere göre daha hızlı iyileşiyor, daha az ağrı kesici kullanıyor ve daha az komplikasyon yaşıyor .

Kaynaklar:

1. https://www.scientificamerican.com/article/nature-that-nurtures/

Makale: How Hospital Gardens Help Patients Heal

2. https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC11080386/

Makale: The Influence of Exposure to Nature on Inpatient Hospital Stays: A Scoping Review

3. https://www.medintensiva.org/en-benefits-walks-in-outdoor-gardens-articulo-S2173572720300916

Makale: Benefits of walks in the outdoor gardens of the hospital in critically ill patients, relatives and professionals. #healingwalks

***

EK 1 (29.3.2026): Yoğun bakım hastaları, yakınları ve sağlık çalışanları için hastane bahçesinde “healing walks” (iyileştirici yürüyüşler) yapılmasının faydaları…

💦Fizyolojik faydalar: Kalp hızı ve tansiyon düşüşü, kortizol ve sitokin seviyelerinde azalma, endorfin artışı, bağışıklık sisteminin güçlenmesi (NK lenfosit artışı), yaralanma/ameliyat sonrası daha hızlı iyileşme.

💦Psikolojik faydalar: Anksiyete, depresyon, stres ve deliryum sıklığı ve şiddetinde azalma; ruh hâli ve oryantasyonun iyileşmesi; analjezik ve sedatif ilaç ihtiyacında azalma.

💦Diğer klinik faydalar: Yoğun bakımda gelişen kas zayıflığının daha hızlı düzelmesi, solunum cihazından ayrılmanın kolaylaşması, hastanede kalış süresinin kısalması, yoğun bakım sonrası sendromunun (PICS) daha az görülmesi veya hafif seyretmesi.

400’den fazla yürüyüş yapmış ve ciddi yan etki de görmemiş.

Kaynak: https://x.com/drahmetrasim/status/2038235396690108695?s=20

***

EK 2 (2.4.2026): Melatonin hormonunun sadece %5′ i gece epifiz tarafından salgılanır. Kalan > %95’i vücuttaki neredeyse tüm hücrelerin mitokondrilerinde üretilir. Bu üretim sirkadiyen ritme bağlı değil (gece-gündüz dalgalanmıyor) ve lokal kullanılıyor (dolaşıma salınmıyor).

Mitokondride melatonin üretimi özellikle güneşin yakın kızılötesi (NIR) ışınlarıyla tetiklenir. NIR, mitokondri içindeki sitokrom c oksidaz enzimini uyararak melatonin sentezini artırır.

Mitokondriyel melatonin güçlü bir antioksidan görevi görüyor: Hücre içi serbest radikalleri temizliyor, mitokondri hasarını önlüyor, enerji üretimini destekliyor. Pineal melatonin uyku ritmini düzenlerken, mitokondriyel olan gündüz hücresel korumayı sağlıyor.

Güneşin faydası yok bahanesiyle D vitamini hapı içerek kan seviyelerim 100’e çıktı diye sevinenlere bunu gösterin ama güneşlenmeyen bir kafanın bu bilgileri anlaması mümkün değil.

Resim

Kaynak: https://x.com/drahmetrasim/status/2039708213243732073?s=20

***

EK 3 (7.4.2026): Kışın yaza kıyasla daha fazla insan ölüyor. Bu durum onlarca yıldır böyle.

Uzun süre D vitamini eksikliğini suçlandı ama D vitamini kontrol edildiğinde bile aynı ölüm artışı devam ediyor.

Asıl sebep: Güneş ışığının görünmez kızılötesi kısmı.

Kızılötesi ışınlar:

🔆Güneş fotonlarının çoğu kızılötesi spektrumunda yer alır. (Görünür ışıktan daha uzun dalga boyu vardır: 760 nm’den 1200+ nm.

🔆Göremiyoruz ama ısı olarak hissediyoruz (aslında kendileri ısı değil, elektromanyetik radyasyon).

🔆Her şeyi delip geçiyor: Giysiler (10-13 kat kumaş bile zor engelliyor), cildimizden girip diğer taraftan çıkıyor (dokular yolda bir kısmını emiyor).

🔆Atmosfer bile pek engellemiyor.

O D vitamini takviyelerinizi hemen şimdi çöpe atın ve dışarı çıkın, güneşlenin.

Resim

Kaynak: https://x.com/drahmetrasim/status/2041561829785112741?s=20

***

EK 4 (12.4.2026):

İntihar girişiminde bulunan 59 hastada vitamin D seviyesi, intiharsız depresyonlu 17 hasta ve 14 sağlıklı kontrole göre anlamlı derecede düşük bulundu.

Eksiklik Oranı: İntihar girişimcilerinin %58’inde vitamin D eksikliği saptandı (klinik eşik: <50 nmol/L).

İltihap Bağlantısı: Düşük vitamin D ile pro-enflamatuar sitokinler (özellikle IL-6 ve IL-1β) arasında negatif ilişki vardı; yani vitamin D azaldıkça iltihap belirteçleri artıyordu.

Sonuç: İntihar girişimcilerinde vitamin D eksikliği yaygındır ve bu, artmış enflamasyonla ilişkili olabilir. Yazarlar, eksiklik tespit edilenlerde rutin test ve destek tedavisi önermektedir.

Makale: Suicidal patients are deficient in vitamin D, associated with a pro-inflammatory status in the blood

Kaynak: https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0306453014003229

***

Siz de yorumunuzu paylaşın: