KÖTÜ KOLESTEROLÜN DÜŞMESİ İŞE YARAMIYOR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

💥 100 sene önce kolesterol için normal seviye 3oo idi ve kalp damar hastalıkları çok azdı. Bugün ise… https://www.youtube.com/watch?v=6WDlgNCW32I

***

Dikkat: Yazının sonunda ek var!

***

Statin sınıfı ilaçların kötü kolesterol (LDL) seviyesini düşürdüğü kesin bir bilgidir. Buna itiraz edenin alnını karışlarım.

Peki, LDL düştü, hastalık durdu mu?

Cevap tabii ki hayır idi ve bu yeni bir çalışma ile bir kere daha ispatlandı. 

2026 Avrupa Radyoloji Kongresinde (ECR) sunulan ve kısa adı HURRICANE olan Health Improvement by Understanding Residual Risk in CAD and New Targets for Treatment isimli çalışma “Kolesterol düştü, iş bitti” diye algı operasyonu çekenlere tokat gibi cevap verdi.

Bu çalışmada, stabil koroner arter hastalığı olan 93 hasta, 12 ay takip edildi.

Hastaların çalışmanın başında ve sonunda eşlendirilmiş Photon-Counting CT (PCCT) ile toplam plâk hacmi ve plak bileşenleri (özellikle kalsifiye plak) nicel olarak ölçüldü.

Hastaların çoğu statin kullanıyordu; takip sonunda statin kullanımı %65’ten %78’e, LDL <70 mg/dL olan hasta oranı ise %37’den %51’e çıktı.

▶ LDL seviyeleri düşmesine rağmen plâk ilerlemesi devam etti.

▶ Toplam plak hacmi 12 ayda 417 mm³ → 498 mm³’e yükseldi.

▶ Kalsifiye plak miktarı %28 arttı: 214 mm³ → 275 mm³.

▶ LDL seviyesi ne kadar düşük olursa olsun, plâk ilerleme hızı değişmedi. Yani statinler kötü kolesterolü düşürdü ama hastalığın ilerlemesini tamamen durdurmadı.

▶ 12 ay sonunda 7 hasta daha “geniş veya obstrüktif hastalık” kategorisine geçti.

Araştırmacılardan Mariaelena Occhipinti (Pisa, Fondazione Gabriele Monasterio) çalışmayı şöyle özetliyor: “Optimize edilmiş tıbbi tedaviye rağmen stabil koroner arter hastalığı olanlarda hastalık hızla ilerleyebiliyor.”

PCCT nedir?

PCCT X ışınlarını ışığa dönüştürüp sinyali ortalamak yerine, tek tek fotonları sayıyor ve enerjilerini ölçüyor ve daha yüksek uzaysal çözünürlükle kalsiyumu gerçek sınırlarında gösteriyor.

Plâk hacmini ve bileşenlerini nesnel ve hassas şekilde ölçüyor.

Zaman içinde plak değişimini takip etmeyi mümkün kılıyor.

Geleneksel koroner BT anjiyografide (CCTA) kalsiyum “blooming” artefaktı yaratır ve stenozu abartır.

Gelelim neticeye

Bu çalışma, kötü kolesterolü düşürmenin işe yaramadığını, damarlardaki plâğın ilerlemeye devam ettiğini bir kere daha tüm dünyaya ilân ediyor.

Koroner damar hastalıklarının sebebi sadece kötü kolesterol yüksekliği değildir.

Ateroskleroz, kronik enflamasyon ve insülin direnci, diyabet, diğer kan yağları değişiklikleri gibi metabolik bozukluklar sonucudur ve elbette genetiğin de rolü vardır.

Genetiğe gücümüz yetmez ama enflamasyon ve metabolik bozuklukları önlemenin ve tedavi etmenin tek yolu sağlıklı hayat tarzıdır.

Kolesterolü düşürmek bu çalışmada da açık ve net olarak ortaya konduğu gibi hastalığın ilerlemesini durdurmuyor yani işe yaramıyor.

Kronik enflamasyonu, insülin direncini, diyabeti, hipertansiyonu önlemenin ve tedavinin ispatlanmış tek yolu sağlıklı hayat tarzıdır.

Kaynak: https://www.auntminnieeurope.com/clinical-news/ct/article/15821636/photoncounting-ct-finds-what-statins-miss

Makale: Photon-counting CT reveals plaque progression despite statins

***

EK 1 (22.4.2026): Bundan 100 sene kadar önce, kalp krizi ve felçler enderi nadirattan hastalıklardı ve kanda kolesterolün normal değeri 300 ve üzerinde kabul edilirdi.

İnsanlar bol bol kırmızı et, sakatat, tereyağı, yumurta yiyor, tam yağlı süt içiyordu.

Bundan 50 sene kadar önce kalp krizi ve felçler artmaya başladı.

Kalp-damar hastalıklarının esas sebebi hayvani gıdalardır gerekçesiyle bunlar yasaklanmaya başladı.

Bitkisel tohum yağları, margarinler, rafine un ve şekerden yapılan gıdalar, paketli yiyecek ve içecekler, layt ürünler, fast food temel gıda oldu.

İnsanlar yumurtanın adını ağzına bile alamaz oldu tereyağının tadını unuttu.

Kolesterole karşı acımasız bir savaş açıldı, kolesterol ilaçları satış rekorları kırıyordu.

Bir zamanlar 300 üzerinde olması normal kabul edilen kan kolesterol seviyeleri her geçen sene biraz daha aşağı çekildi, artık 50′ nin de altında olması isteniyor.

Kalp krizi ve felçler yarım asırdır roket hızıyla artıyor, kalp-damar hastalıkları ve bunlara bağlı ölümler tüm dünyada ilk sırada.

Resim

***

EK 2 (23.4.2026): Statinler güvenli ve etkilidir. Şunu fark edene kadar:

– Primer korumanın mutlak risk azalması yaklaşık %1’dir. “%25-35” rakamı görecelidir. 100 kişiden 99’u ömür boyu boşuna alır.

– Kalp krizi hastalarının kabaca yarısı normal veya düşük LDL’ye sahiptir. Eğer kolesterol sürücü olsaydı, bu sayı sıfıra yakın olmalıydı. Hiçbir zaman olmadı.

– Tüm çerçeve, Ancel Keys’in yirmi ikiden yedi ülkeyi seçmesine dayanır. Fransa hariç tutuldu çünkü Fransa tereyağı yedi ve planlandığı gibi ölmeyi reddetti.

– Kas ağrısı kullanıcıların %5-30’unu etkiler. Meslek bunu yirmi yıl boyunca nocebo diye adlandırdı. 2020 meta-analizi sonunda bunun ilaç olduğunu kabul etti.

– Statinler kan şekerini yeterince yükseltir ki FDA 2012’de etikete diyabet uyarısı ekledi. Kalp hastalığını önlemek için bir ilaç, en büyük neden olan diyabet riskini artırıyor.

– Aynı 2012 etiket güncellemesi hafıza kaybı ve kafa karışıklığı için uyarı ekledi. Beyin sisi bildiren hastalar yirmi yıl boyunca bunu hayal ettiklerini söylendi.

– Statinler CoQ10’u tüketir, her mitokondriyonun enerji üretmek için ihtiyaç duyduğu molekülü. Kalp, vücuttaki en mitokondri yoğun dokudur. Mesleğin yanıtı, bunu takviye etmemek oldu.

– Rabdomiyoliz, yükselmiş karaciğer enzimleri, katarakt, tendon yırtılması. Her biri lansmanda teorik olarak tanımlandı. Her biri şimdi etikette.

– En agresif reçete edilen 75 üstü grup, denemelerin çoğunlukla hariç tuttuğu gruptur.

– PCSK9 inhibitörleri LDL’yi doğada hiç görülmemiş seviyelere düşürdü ve mortalite faydaları o kadar küçüktü ki denemeler yeniden analiz edilmek zorunda kaldı.

2004 Amerikan panelinin dokuz üyesinden sekizi, statin uygunluğunu on milyonlarca yeni hastaya genişleten panelin, statin üreticileriyle finansal bağlara sahipti.

Kılavuzlar, ilacı satanlar tarafından yazıldı.

Güvenli ve etkili.

Kaynak: https://x.com/SamaHoole/status/2047217383387873470?s=20

***

EK 3 (26.4.2024): KOLESTEROL PARADOKSU DEĞİL KOLESTEROL GERÇEĞİ

1️⃣İsveç’te yaşlı katılımcıların 35 yıl takip edildiği çalışmada toplam kolesterolü daha yüksek olanların 100 yaşına kadar yaşama ihtimalinin daha fazla olduğunu bulundu.

https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC10828184/#Sec7

2️⃣ 90 yaş ve üzerinde olanlarda LDL-kolesterol (kötü kolesterol) seviyesi 130’ un üzerinde olanların, bu seviyenin altındaki kişilere göre daha uzun yaşadığı tespit edildi.

https://www.mdpi.com/2072-6643/17/5/765

***

EK 4 (27.4.2026): 

Temel iddia: “Kalıntı kolesterol” (remnant cholesterol), kalp hastalıklarının açıklanamayan riskini ortadan kaldıracak yeni büyük hedef olarak tanıtılıyor. Ancak yazara göre bu iddia klinik deney kanıtlarıyla desteklenmiyor.

Arka plan: Kolesterol hikayesi sürekli evrildi: önce total kolesterol, sonra LDL, ardından alt fraksiyonlar, ApoB, Lp(a). Şimdi de “kalıntı kolesterol” öne sürülüyor. Her seferinde aynı vaat: “İşte eksik parça!”

Sorun: LDL düşük olsa bile kolesterol düşürücü ilaçlarla tedavi edilen hastalarda kardiyovasküler olaylar hâlâ yaygın (“kalan risk” deniyor). Yeni anlatı, bu kalan riski kalıntı kolesterole bağlıyor.

Yazarın eleştirisi: Bu iddialar genetik analizler veya modellemelere dayanıyor. Oysa gerçek klinik deneylere (insanlar ilaç alır ve sonuçlar ölçülür) bakıldığında çok farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Yani kanıtlar, kalıntı kolesterolün suçlu olduğu fikrini desteklemiyor.

Kısacası yazar, popüler hale gelen bu yeni hipoteze karşı “bekleyin, kanıt henüz yeterli değil” diyor.

Kaynak: https://blog.maryannedemasi.com/p/is-remnant-cholesterol-the-new-culprit

https://www.lipidjournal.com/article/S1933-2874(26)00097-8/fulltext

***

EK 5 (2.5.2026):

Gıdalarda kolesterol zannedilenden çok daha azdır.

▪ Yaşamsal faaliyetler için günde yaklaşık 1000 mg (1 gr) kolesterole ihtiyaç duyarız.

▪ Kolesterol yaşamsaldır. Trilyonlarca hücrenin duvarı, sinirlerin kılıfı (nitekim), safra, hormonlar vs vs.

▪ Kolesterol yaşamsaldır ancak dışarıdan alınması yaşamsal değildir!! İhtiyacımızın %100’ünü kendimiz sentezleyebiliriz.

▪ Dışarıdan bolca kolesterol alırsak ne olur? Hiç bir şey olmaz. Bağırsaklarımız emilimi %60 oranında azaltır. Buna ilave olarak vücutta sentez otomatikman azaltılır. Bu nedenle bol kolesterol yemek kan kolesterolü üzerine etkisi çok çok azdır. LDL üzerine etkisi çok sınırlıdır.

▪ Kolesterolü sindirebilir miyiz? Hayır. Memeliler kolesterolü sindiremez. Fazla kolesterol safra üzerinden dışkıyla atılır.

▪ Safra nedir? Safra kolesterolden yapılır. Yediğimiz yağlı gıdaların emilmesi için şarttır. Safra olmazsa A,D, E, K vitaminleri emilemez. Omega-3 emilemez.

▪ Gıdalarda kolesterol zannedilenden çok daha azdır.

-100 gr tavuk göğsünde 70 mg var

-100 gr kuyruk yağında 120 mg var.

Biz bunların yerine yalnızca ot yesek bile vücudumuz 1000 mg/gün kolesterol üretmeye aynen devam eder.

Özet: sağlıklı bir vücudun kolesterol eksikliği ya da kolesterol fazlalığı sorunu yoktur.

İlaç firmaları ve onun sözde bilim insanları kolesterole ‘kötü’ lakabını takarak onu şeytanlaştırmıştır.

Kötü kolesterol yoktur. Kötü bilim vardır.

(Aşağıdaki gıdalardan kolesterolü en çok olan beyindir. Sevenlerin yemesinde hiç bir sakınca yoktur.)

Kaynak: https://x.com/drozcanyucel/status/2049325659852275844?s=43

***

Siz de yorumunuzu paylaşın: