AŞI SAYISI ARTTIKÇA BEBEK ÖLÜMLERİ AZALMIYOR, ARTIYOR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Bu yazımı bilim yobazlarına inat "Aşılar tartışılmalıdır" diyen Mine G. Kırıkkanat'a ithaf ediyorum.

Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/958447/Asilar_tartisilmalidir_.html

***

Aşı sayısı arttıkça hastalıkların ve bunlara bağlı komplikasyon ve ölümlerin azalacağı düşünülebilir ama bunun doğru olmayabileceğini gösteren, “endüstri ile menfaat münasebeti olmayan bağımsız uzmanlar tarafından” gerçekleştirilen önemli bir araştırma var (1).

USA kişi başına en çok sağlık harcamasını yapan ve 1 yaşından küçük bebeklere 26 aşı yapılan tek ülke olmakla beraber daha az aşı uygulanan 33 ülkede “bebek ölüm oranları (IMR)” USA’ dan daha düşüktür.

USA’ da 2 yaşına kadar 14 etkene ait toplam 26 doz, 6 yaşına kadar toplam 49 doz, 18 yaşına kadar ise 16 etkene ait aşılardan toplam 69 doz uygulanıyor. IMR, Singapur ve İsveç’ de USA’ dakinin yarısından azdır ve Japonya’ da 2.80’ in de altındadır ve CDC’ ye göre USA’ da durum daha da kötüleşmektedir.

Çok aşı daha az bebek ölümü demek değildir!

2009’ da 34 ülke içinde en düşük IMR sahip olan beş ülkede 1 yaşına kadar sadece 12 doz aşı yapılmakta iken bu oran USA’ da 26’ dır. Enfeksiyonlardan korunmada esas önemli olan temiz su, kanalizasyon, hijyen, uygun beslenme ve sağlık kuruluşlarına erişim gibi faktörlerdir.

Gambia’ da bebeklik çağında 22 doz aşı yüzde 91-97 oranında uygulanmasına karşılık IMR’ nin 68.8 ve 22 doz aşının yüzde 95-98 oranında uygulandığı Moğolistan’ da 39.9 olması, tek başına aşılamanın IMR’ ye etkisinin olmadığını gösterir.

Ani bebek ölümü sendromu (SIDS) ile aşılar arasında herhangi bir korelasyon olmadığını bildiren araştırmalar da bulunmakla beraber bazı bebeklerin SIDS’ a daha duyarlı olabileceği sonucuna varan araştırmalar da vardır (2, 3, 4).

Bu bilgiler, çocuk sağlığı ve ülkelerin genel gelişmişliğini gösteren en önemli ölçülerden biri olan bebek ölüm oranlarının (IMR) aşılama ile doğrudan bir ilişkisi olmadığının, hatta aşı sayısını artırmanın faydadan ziyade zarar getirebileceğinin açık ve net bir göstergesidir.

Daha çok aşı daha iyi koruma sağlamıyor

Daha çok aşı yapılmasının daha fazla koruma anlamına gelmediği, her sene grip aşısı yaptıranların beş senede bir yaptıranlara göre gribe daha çok yakalandıkları, iki sene arka arkaya grip aşısı olanlarda aşının etkinliğinin azaldığı da biliniyor (5, 6).

Hatta grip aşılarının bir pandemi çıktığında bırakın koruyucu olmasını daha “ölümcül grip vakalarına” yol açabileceği (Kanada fenomeni) de hem epidemiyolojik hem laboratuvar araştırmalarıyla gösterildi (7). Ünlü CIDRAP raporu, CDC’ nin 6 aylıktan büyük çocuklara her sene yapılmasını tavsiye ettiği grip aşılarının 2 yaşından küçüklerde etkili olduğunu gösteren yeterli veri olmadığını bildiriliyor (8).

Randomize kontrollü araştırmalar grip aşılarının çocuk astımlılarda da işe yaramadığı gibi astım krizlerini artırabileceğini de gözler önüne seriyor (9, 10).

Çocukluk çağının tabii enfeksiyonları birçok hastalığa karşı koruma sağlayabiliyor

Çocukluk çağında geçirilen enfeksiyonların bağışıklık sisteminin güçlenmesinde önemli rolü olduğunu, mikroplarla daha az karşılaşılmasının başka hastalıkların riskini artırabileceğini gösteren pek çok araştırma var.

Hijyen teorisine göre çocukluk çağında geçirilen enfeksiyonlar bağışıklığı kuvvetlendirerek astım, egzama, saman nezlesi gibi alerjik hastalıklara ve akut lenfoblastik lösemiye karşı koruma sağlıyor (11, 12).

Çocukken kızamık ve kabakulak geçiren erkeklerde kalp krizi yüzde 29 inme ise yüzde 17 daha az görülüyor. Her iki enfeksiyonu geçiren kadınlarda ise kalp krizlerine yüzde 17 inmelere ise yüzde 16 daha az rastlanıyor (13).

Epidemiyolojik olarak kabakulak geçiren kız çocuklarında yumurtalık kanserinin daha az görüldüğü bilinir. Yeni bir araştırmada bu korumanın iltihaplı tükürük bezinde kanserle ilişkili MUC-1 antijenine karşı oluşan antikorlarla ilgili olduğu gösterildi (14).

Gelelim neticeye

Prof. Dr. Alişan Yıldıran diyor ki:

Basit bir çocukluk çağı hastalığı olan suçiçeği için aşı yapmak anlamsız ve üstelik tehlikelidir (vaccine virus shedding). Suçiçeği insanlarda hastalık yapan en önemli virüs ailesi olan herpesvirüslere karşı heterosubtipik immünite (çapraz bağışıklık da diyebiliriz) temin eder, bunun için adölesan çağından önce natürel olarak geçirilmiş olması gerekir. Bu tabii avantaj; adı geçen aşının yapılması yani, insan eli ile yok edilmekdedir, diğer mahzurları ise cabası! (15).

Kaynaklar:

1. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3170075/

2. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/3496805/

3. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/1415136

4. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16231176

5. http://cid.oxfordjournals.org/content/59/10/1375.full#ref-6

6. http://jid.oxfordjournals.org/content/early/2014/11/21/infdis.jiu650.full.pdf+html

7. http://www.cbc.ca/news/health/flu-shot-linked-to-higher-incidence-of-flu-in-pandemic-year-1.1287363

8. http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/14651858.CD004879.pub4/pdf/abstract

9. http://www.atsjournals.org/doi/full/10.1164/rccm.200309-1251OC

10. http://adc.bmj.com/content/89/8/734.full

11. http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/ijc.25752/full

12. https://en.wikipedia.org/wiki/Hygiene_hypothesis

13. http://www.atherosclerosis-journal.com/article/S0021-9150(15)01380-5/abstract

14. http://link.springer.com/article/10.1007%2Fs10552-010-9546-1

15. http://ahmetrasimkucukusta.com/2016/05/28/misafir-yazar/asi-lobisinden-itiraflar/

Yazı için 10 yorum yapılmış:

  1. Mehmet dedi ki:

    Son günlerde Mehmet Ceyhan ve arkadaşlarının aşı karşıtlarına karşı sık sık açıklama yapmalarının sebebi, yeni aşıları aşı takvimine sokmak için zemin yapma çalışmasıdır. Bu aşılara gelecek itirazlara karşı önlem alıyorlar.

  2. Onur dedi ki:

    Ben doktor değilim ama her mikroba karşı aşı yapılması olanaksız bir şeydir. Binlerce mikrop virüs var binlerce aşı olmamız gerekir bu koşullarda. Önemli olan bağışıklık sistemini zinde tutmaktır.

  3. T.C. Osman dedi ki:

    Her çıkan yeni aşıyı “ille de yapılacak” diye dayatanların bu araştırma için yorumlarını merak ettim.

  4. umur gürsoy dedi ki:

    Sayın Küçükusta,
    Yazılarınızı kimi zaman zevkle okuyan bir okuyucunuzum. Aşı Reddi ile ilgili yazınızı mesajımda anlattığım neden nedeniyle web sayfasından okudum.
    Üyesi olduğum Halk Sağlığı Uzmanları derneği (HASUDER) üye iletişim grubuna yolladığım sizi de ilgilendiren mesajım aşağıdadır.

    Bilgilerinize sunarım.

    Sevgilerimle.

    “Dün aşı reddi yapan dördüncü aileye ikna eğitimine gittim. Bir kaç yazardan etkilendiklerini söylediler ve Ahmet Rasim Küçükusta’nın adı verdiler. Çocukluk hastalıklarını geçirmenin bağışıklık sistemini desteklediğini, geliştirdiğini yazdığını bu yüzden de aşı yaptırmadıkların söylediler. Ben de Rasim Küçükusta ne demiş diye baktım en yeni bu yazısı var. Bir de Mine Kırıknanat’ın yazısından söz ediyor (bkz. Aşılar tartışılmalıdır!). okumalı ve tartışmalıyız. Eskiler sapla samanı karışması ya da kaş yapayım derken göz çıkarmak deyimlerini Küçükusta gibileri için mi söylediler acaba? İnternetin zararlı faydaları mı diyelim. Annenin de ilahiyat fak. mezunu olduğu ailenin İlahiyat eğitimi almış babasına çıkarken şöyle dedim, kendini benim yerime koysan, “Camide vaaz verdiğin cemaat sana inanmasa; Hoca sallıyor, Kuranı kerimde bunlar yazmıyor, ya da Kuranı kerim hikaye dese ne yapardın?”. “öyle olmadığını anlatırdım dedi.

    Ama Kuranı kerimin okunmaması veya doğru ya da yanlış olması çocukları hasta ya da sakat bırakmıyor ki. ama rasim küçükusta herkesi kendisi gibi hekim sanıyor. Bu yazıyı inceleyip eleştiri yollamak gerekir. Bu işi aramızdan kim yapar? Bizim görüşümüz nedir? Bazı aşıları ben de gereksiz buluyorum. Allerji uzmanına ne demek gerekir? Sapla samanı karıştırıyor mu karıştırmıyor mu? Ne dersiniz? Gambia, Moğolistan ve ABD karşılaştırması yapıyor, bunu özellikle aşıyla korunulan hastalık sayısından ziyade yapılan doz sayısını eleştirerek, ama aşı yapmayın demiyor. İmam ailesi ise “Hiç aşı yaptırmayın” anlıyor. Rasim Küçükusta, nerede ise her cümlesinde bias yapmış ve karşılaştırma hatası yapmış. Yer, Zaman ve Kişi faktörünü hiç tartışmamış. Aşı olmamışlar arasında kalp krizi ve inme geçirme karşılaştırması aşı olmama yaşı ile obezite ve çevre kirliliği yokluğu ile birlikte değerlendirmemiş. Aynı yaş, yer ve sosyo ekonomik koşullardaki karşılaştırılan iki grubun (aşı olan olmayan) araştırılıp araştırılmadığını bilmiyoruz. Hepsi de İngilizce olan kaynaklarına bakmadım, ama?
    Yine de Mine Kırıkkanat’ın yazdıklarını anlıyorum ve katılıyorum. Aşıya değil dozuna ve zamanına karşı olunabilir, ezberi bozmalıyız.”

    Umur Gürsoy/Osmaniye

  5. Hande Harmancı dedi ki:

    Sayın Küçükusta,
    Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gittikçe artan aşı karşıtlığını endişeyle izleyen bir halk sağlıkçıyım. Bu ortamda halkın sağlığından sorumluluk duyan herkesin yazdığı ve söylediğini kırk kere tartıp ondan sonra ortaya koymasının önemli olduğunu düşünüyorum. Özellikle hangi mesajın kim tarafından nasıl anlaşılabileceğinin çok dikkatli düşünülmesi gerektiğini düşünüyorum. Eminim çok zorlanmadan, burada arka arkaya sıraladığınız bulgulara zıt bulgular rapor eden referanslar bulup en az eşit uzunlukta bir yazı daha yazabilirsiniz. O zaman yazdığınız yazıdan beklentinizin ne olduğunun önemi ortaya çıkıyor.
    Ceyhun Atuf Kansu’nun kızamık ağıdını yazdığı günlerin üzerinden çok geçmedi. Artık kızamık bir köyün çocuklarının üçte birini öldürmediği için belki de aşılar bu kadar kolaylıkla suçlanabiliyor. Hepimizin dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum.
    Saygılar,
    Hande Harmancı

  6. TC Cemil dedi ki:

    Ceyhun Atıf Kansu bugün hayatta olsaydı kanserli, otistik, astımlı, romatizmal, MS’ li çocuklar ve gençler için için acaba hangi mısraları kaleme alırdı, bir de bunu düşünmek gerekir.

  7. Merih Karataş dedi ki:

    Hande Harmancı Hanım gerçekten halk sağlıkçısı ise aşı şirketlerinden duymaya alışık olduğumuz bu tür popülist söylemler yerine Hoca’ dan yazmasını istediği yazıyı kendisi kaleme almış olsaydı çok daha önemli ve değerli bir iş yapmış olurdu.

  8. Dr. M.T. dedi ki:

    Sayın HASUDER üyelerine onların çok değerli hocalarından biri olan Prof. Gazanfer Aksakoğl’ nun ARK hocanın da yazılarında çok sık tekrarladığı şu tümcelerini anımsatmak istedim:

    “İlkokul öğrencisine sorsanız, sağlıkta korunma denince ilk aklına gelen aşılama olur. Sokaktaki yurttaşın görüşünü alsanız, bağışıklamanın devlet görevi olduğunu söyler.

    Öyle mi? Hayır, artık o günler geride kaldı. Bağışıklama da, aşı üretimi de devletin elinden ve kamu görevi olmaktan çıkarıldı, sermayeye teslim edilerek tatlı kȃrlar için yatırım aracına dönüştürüldü.

    Artık bebeklerin ve erişkinlerin bağışıklanmaları üzerinde kişisel, kurumsal ve sınıfsal çatışmalar, uluslararası sermayenin kanlı çıkar oyunları yer alıyor.”

    HASUDER üyeleri bu görüş için ne diyorlar, lütfen bizi bilgilendirsinler.

    Kaynak: ULUSLARARASI SERMAYE VE BAĞIŞIKLAMA PAZARI
    http://webb.deu.edu.tr/halksagligi/doc/yazilar/ga-uluslararasibagisiklamapazari.pdf

  9. Murat dedi ki:

    Aşılar madem hayat kurtarıyorsa neden zorunlu hale getirilmiyor kanun çıkararak acaba?

  10. Mehmet dedi ki:

    Kızamık diye korkutulan halk (Kitaptan iktibas ediyorum):
    Mumps is a trivial disease in children but substantially more dangerous in adolescents and adults. The vaccine does not protect enough children, and what protection it does confer, does not last – even with boosters. The effect has been to leave pubertal and post-pubertal individuals susceptible to mumps and its complications. [2009 June] Dr. Andrew Wakefield on The Poisoning of Young Minds

Siz de yorumunuzu paylaşın: