YAYGIN BULAŞICI HASTALIK ÖLÜMLERİ AŞILARDAN ÖNCE %90 AZALMIŞTI

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Dikkat: Yazının sonunda ek var!

***

Aşı meselesi konuşulurken garip bir refleks oluştu: Ya aşıyı sorgulayan herkes “bilim düşmanı” ilan ediliyor ya da aşılar sihirli değnek gibi pazarlanıyor.

İkisi de yanlış. Bilim sloganla, korkutmayla, pazarlamayla işlemez. Bilim, eğriye eğri, doğruya doğru der.

Bu yazıda ne aşı karşıtlığı yapacağım ne de ezber aşı savunması.

Aşı karşıtlarının dile getirdiği gerçekleri inkâr etmeden, ama bu gerçeklerden nasıl yanlış sonuçlar da çıkarıldığını göstermeye çalışacağım.

Amerikan Pediatri Akademisi Dergisinin (Pediatrics), Aralık 2000 sayısında yer alan grafik, aşıların hastalıkları azaltmada rolünün iddia edildiği kadar çok olmadığını gösteriyor.

ABD’de 1900-1940 arası çocuklarda bulaşıcı hastalık ölümlerinin yaklaşık %90’ı azaldı; bu dönemde antibiyotik ve aşılar yaygın değildi.

Bu düşüş, hijyen, temiz su, kanalizasyon, ev şartları, beslenme ve halk sağlığı iyileştirmeleri sayesinde gerçekleşti.

➡️ Yani: “Hijyen ölümleri düşürdü”.

Aşı meftunlarının bulaşıcı hastalık ölümlerindeki azalmayı sadece ve tamamen aşılara bağlamaları aldatmacadan başka bir şey değildir.

💥 Aşılar bir işe yaramadı mı?

Bulaşıcı hastalık ölümleri azalırken hastalıklar yayılmaya devam ediyordu.

Aşılardan sonra sonra vaka sayıları %95–99 azaldı, salgınlar kırıldı, sekeller (ensefalit, felç, körlük) dramatik biçimde azaldı.

➡️ Aşılar öldürmemeyi değil, hasta etmemeyi başardı.

“Düşüş aşılardan önce başlamıştı, aşılar olmasa da düşmeye devam ederdi” diyen aşı karşıtlarına şu cevap veriliyor: “Bunu test eden tabii deneyler var:

▪  Aşı reddi → kızamık, boğmaca, difteri geri dönüyor

▪ Hijyen aynı, ama hastalık geri geliyor

➡️ Eğer hijyen yeterli olsaydı, aşıların terk edildiği toplumlarda bu hastalıkların geri dönmemesi gerekirdi. Ama dönüyorlar. Hem de hızla.

Aşılar, bulaşıcı hastalıkları öldürmeyen ama sakat bırakan ve yayan bir sorun olmaktan çıkarıp toplumdan silen araç oldu.

💥 Bu artışları tamamen “es geçmek” tabii ki doğru değil.

Ama bunları “aşılar hastalıkları azalttı” cümlesine otomatik karşı-kanıt gibi koymak da hakikatle bağdaşmaz.

▪ Otizm teşhisleri 1990’lardan sonra belirgin biçimde arttı.

▪ Bu artış, aşı takvimlerinin genişlediği dönemle zamansal olarak çakışıyor.

▪ Bu çakışmayı görmezden gelmek entelektüel dürüstlük değildir.

Ama aynı zamanda:

▪ Teşhis kriterleri genişledi (DSM değişiklikleri)

▪ Hafif vakalar da tanı almaya başladı

▪ Özel eğitim, sosyal yardım ve raporlama teşvikleri arttı

▪ Ebeveyn ve hekim farkındalığı yükseldi

Yani ortada güçlü bir “teşhis enflasyonu” etkisi var. Bu, uydurma değil; epidemiyolojik bir gerçek.

Ne yok?

▪ Aşı–otizm arasında tutarlı, tekrarlanabilir, doz–yanıt ilişkisi gösteren bir kanıt yok.

▪ Tekil çalışmalar, ekolojik gözlemler ve zaman çakışmaları nedensellik kanıtı değildir.

Ama şu da doğru: “Hiçbir rolü yoktur, konu kapanmıştır” demek bilimsel kibirdir.

💥 Otoimmün hastalıklar da gerçekten artıyor.

Bu artışta sadece aşılar değil bunun yanında 

▪ Hijyen hipotezi

▪ Mikrobiyota değişimi

▪ Antibiyotik kullanımı

▪ Kimyasal maruziyet

▪ Beslenme değişiklikleri hep birlikte rol oynuyor.

Aşıların güçlü tetikleyici olduklarına dair net delil yok ama bazı bireylerde immün sistemi uyardıkları açık, nadir otoimmün yan etkiler vardır (inkâr edilemez).

“Hiçbir etkisi olamaz” demek bilim dışıdır.

➡️ Burada doğru cümle şudur: Aşılar otoimmün hastalık artışının ana nedeni olarak gösterilemez, ama bağışıklık sistemini etkileyen çok faktörlü ortamın tamamen dışında da değildir.

💥 Bireysel biyoloji (individual susceptibility)

İnsanlar genetik olarak ve bağışıklık cevabı olarak farklıdır.

Aynı uyarana herkes aynı tepkiyi vermez.

Aşı savunucuları genelde bireysel biyolojiyi yok sayıyor.

Aşı karşıtları ise nadir bireysel riskleri genelliyor.

İkisi de hata.

Gelelim neticeye

▶ Bulaşıcı hastalıklara bağlı ölümlerin %90′ ı 1940′ da daha ilaç ve aşılar yaygın değilken azalmıştı.

▶ Bulaşıcı hastalık ölümlerindeki azalmayı sadece ve tamamen aşılara bağlanması bir aldatmacadır. 

▶ Aşılar hedefledikleri bulaşıcı hastalıkları azaltmada etkili olabilirler. Ancak modern toplumda bağışıklık sisteminin sürekli uyarıldığı yeni bir biyolojik ortamda olduğumuzu da unutmamalıyız.

▶ Otizm ve otoimmün hastalık artışları ciddiye alınmalı, ama bugünkü veriler bu artışı doğrudan aşılara bağlamaya da yetmiyor.

▶ Aşılar tamamen sağlıklı insanlara yapıldığı için emniyetlerinin kesin ve net olarak ispatlanmış olması şarttır.

▶ ABD’ deki gibi her çıkan aşının “dayatılması” akla ziyandır.

Kaynaklar:

https://publications.aap.org/pediatrics/article-abstract/106/6/1307/63234/Annual-Summary-of-Vital-Statistics-Trends-in-the?redirectedFrom=fulltext

https://learntherisk.org/vaccines/diseases/

Not: Grafikte yatay çizgideki ilk sayı 1990 değil 1900 olmalıdır!

***

EK 1 (28.1.2026): Amerikan Pediatri Akademisi (AAP), aşı programları ve politikaları üzerinden büyük bir “tıbbi yolsuzluk ağı” oluşturmuş durumda.

Yazar, bunu Organize Suç ve Yolsuzlukla Mücadele Yasası kapsamında bir organize suç olarak nitelendiriyor.

AAP’ nin aşı endüstrisiyle (özellikle Big Pharma ile) iç içe geçmiş çıkar çatışmaları, finansal bağımlılıkları ve çocuk sağlığı politikalarını şekillendirmedeki rolü sebebiyle hukuki bir hesaplaşmanın eşiğinde olduğu iddia ediliyor.

AAP’nin finansal yapısı ve aşı geliri: AAP, aşı tavsiyeleri, eğitim programları, yayınlar ve sertifikasyonlar üzerinden milyonlarca dolar kazanıyor. Özellikle CDC’nin aşı takvimine paralel olarak AAP’nin kendi “aşı imparatorluğu” yarattığı, bu gelirlerin büyük kısmının aşı üreticilerinden (Pfizer, Merck vb.) gelen sponsorluklar, hibeler ve ortak projelerden geldiği belirtiliyor.

Çıkar çatışmaları: AAP’nin liderleri ve komiteleri, aşı üreticileriyle finansal bağlara sahip. Bu durum, çocukluk çağı aşılarının zorunlu hale getirilmesi, okul aşı zorunlulukları ve eleştirel seslerin bastırılması gibi politikalarda tarafsızlığı sorgulatıyor.

Organize suç (RICO) iddiası: Yazar, şu unsurları bağlayarak RICO kriterlerini karşıladığını savunuyor: Sürekli bir “kurumsal” yapı (AAP + Pharma + hükümet ajansları). Dolandırıcılık (yanlış veya abartılı güvenlik/etkinlik iddiaları, advers olayların minimize edilmesi). Şantaj/baskı (doktorlara ve ebeveynlere baskı, lisans tehditleri). Güncel gelişmeler: Makale, RFK Jr.’ın Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanı olmasıyla birlikte MAHA (Make America Healthy Again) hareketinin bu tür kurumlara yönelik incelemeleri artırdığını, AAP’nin aşı politikalarının sorgulanacağını ve potansiyel davaların (RICO veya benzeri) gelebileceğini öne sürüyor.

Sonuç ve ima: Yazar, AAP’nin bu “aşı imparatorluğunun” çöküşe doğru gittiğini, gerçek çocuk sağlığının korunması için bu yolsuzluk ağının parçalanması gerektiğini savunuyor. Bu, daha geniş bir “tıbbi-endüstriyel kompleks” eleştirisinin parçası olarak sunuluyor. https://www.malone.news/p/prescription-for-corruption-how-the

Kaynak: https://x.com/drahmetrasim/status/2016600924446146706?s=20

***

Yazı için 1 yorum yapılmış:

  1. Mustafa dedi ki:

    EK 1 (28.1.2026)
    Bu ekin ruhunu incitmişsiniz hocam .

Siz de yorumunuzu paylaşın: