SAĞLIKLI HAYAT TARZI KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Dikkat: Yazının sonunda ek var!!

***

Geçtiğimiz günlerde The Lancet’te yayımlanan geniş bir meta-analiz, statinlerle ilgili yıllardır dile getirilen pek çok yan etkinin, randomize kontrollü çalışmalarda plasebodan daha sık görülmediğini öne sürüyor.

Çalışma metodolojik olarak güçlü: çift kör, randomize, büyük hasta sayıları ve uzun takip süreleri var.

Ancak mesele burada bitmiyor. Çünkü bilimsel olarak doğru olan her şey, klinik ve insani olarak yeterli olmayabiliyor.

Çalışma ne diyor?

Bu Lancet çalışması özetle şunu söylüyor:

▪ Statin prospektüslerinde yazan pek çok yan etki (kas ağrısı, yorgunluk, bilişsel sorunlar, depresyon vb.) 👉 Randomize çalışmalarda plasebo ile benzer sıklıkta

▪ Gerçekten artış gösteren yan etkiler: Karaciğer enzimlerinde hafif yükselme ve bazı biyokimyasal değişiklikler

▪ Mutlak risk artışı: çok düşük

Bunlar kağıt üzerinde bakıldığında “rahatlatıcı” sonuçlar. Ama kağıt üzerinde.

Asıl mesele nerede?

Randomize çalışmalar “herkesi” temsil etmez

Bu tür büyük statin çalışmaları genellikle, yaşlı, çoklu hastalığı olmayan, ilaçlara uyumu iyi, kas, böbrek veya metabolik hassasiyeti olmayan kişiler üzerinden yürütülür.

👉 Gerçek hayatta ise statin kullanan insanlar böyle değildir.

Poliklinikte gördüğümüz tablo:

▪ Kas ağrıları yüzünden yürüyemeyenler

▪ CK yükselmese bile ciddi güç kaybı yaşayanlar

▪ Kreatinini sessizce yükselenler

▪ Daha önce aktifken “yaşlandım galiba” diyenler

Bunların çoğu RCT’ lerde “istatistiksel sinyal” üretmez ama hayatları kayar.

⚠ “Plasebo ile aynı” demek “zararsız” demek değildir

Bu çok önemli bir ayrım.

Bir yan etkinin plasebo ile aynı sıklıkta görülmesi:

▪ O etkinin statinle hiç ilişkisi olmadığı anlamına gelmez

▪ Özellikle bireysel duyarlılığı olan kişilerde etkisiz olduğu da anlamına gelmez

Bilim ortalamaları sever, ama hasta ortalama değildir!.

⚠ Mevalonat yolu: Asıl konuşulmayan mesele

Statinler sadece kolesterolü düşürmez. Mevalonat yolunu bloke ederler.

Bu yol üzerinden: Koenzim Q10, dolikol, prenilasyon ürünleri, hücre içi enerji ve mitokondri fonksiyonları etkilenir.

Bu biyokimyasal gerçek, kas hücreleri, böbrek tübül hücreleri, sinir sistemi için önemsiz değildir.

RCT’lerde bu mekanizma “klinik sonlanım” olarak yakalanamayabilir ama biyoloji ortadan kalkmaz.

⚠ “Yan etki yok” söylemi hasta deneyimini görünmez kılıyor

Bu tür çalışmalar, farkında olmadan şuna hizmet edebiliyor: “Sorun statin değil, sende bir şey var.”

Oysa bazı hastalar, ilacı bırakınca düzeliyor, tekrar başlayınca aynı şikâyetleri yaşıyor.

Bu illiyet sinyalidir, istatistikten bağımsız olarak ciddiye alınmalıdır.

Asıl Mesele: Statin mi, sağlık mı?

Burada temel bir kafa karışıklığı var.

Statin tartışmaları genellikle: “Statin iyi mi kötü mü?” eksenine sıkışıyor.

Oysa asıl soru şu olmalı: Biz neden bu kadar çok insana statin vermek zorunda kalıyoruz?

▪ Hareketsizlik

▪ Aşırı işlenmiş gıdalar

▪ İnsülin direnci

▪ İç organ yağlanması

▪ Uyku bozukluğu

▪ Kronik stres

Bunlar düzelmeden, LDL’ yi rakam olarak düşürmek ama hastayı metabolik olarak hasta bırakmak ne kadar anlamlı?

Bu Lancet çalışması şunu gösteriyor: Statinlerin toplum düzeyinde, kısa-orta vadede, büyük felaketler yarattığına dair güçlü delil yok.

Ama şunu göstermiyor:

▪ Statinlerin herkese uygun olduğunu

▪ Bireysel zararların önemsiz olduğunu

▪ Mevalonat yolunun klinik olarak önemsiz olduğunu

▪ Sağlıklı yaşam tarzının ikincil olduğunu

Statinler: Bazı hastalarda, belirli risk gruplarında, geçici veya hedefli olarak faydalı olabilir.

Ama:

▪ Sağlıklı hayat tarzının alternatifi değildir.

▪ Metabolik çöküşün çözümü değildir.

▪ “Bir rakamı düzeltip insanı ihmal etme” lüksü vermez.

Bilim ortalamaları sever, hekim ise insanı sevmek zorundadır.

Statin meta-analizi neyi gösterir, meyi asla göstermez?

Lancet’te yayımlanan bu meta-analiz, statin yan etkileri tartışmasında sıkça kullanılan bir argümanı güçlendiriyor:

“Bakın, RCT’ lerde fark yok.”

Bilimsel olarak bu ifade doğru, ama tam da bu yüzden yanıltıcı.

🔹 1. RCT’ler biyolojiyi değil, ortalamayı ölçer

Randomize kontrollü çalışmalar, ortalama etkiyi ölçer, aykırı duyarlılıkları törpüler, klinik heterojenliği “gürültü” kabul eder.

Oysa, kas toksisitesi lineer değildir, mitokondri hasarı eşik etkilidir, böbrek rezervi bireyseldir.

Bir hastanın “yürüyemez hale gelmesi”, istatistikte yoktur, ama klinikte vardır.

🔹 2. Kas ve böbrek sorunu yok demek, CK normal demek değildir

Statinci savunmanın klasik cümlesi: “CK yükselmedi, o hâlde sorun yok.”

Yanlış: Mitokondri disfonksiyonu CK yükseltmez + Enerji üretimi düşüşü CK yükseltmez+ Kas gücü kaybı CK yükseltmez

Ama hasta: Merdiven çıkamaz + Yürüyüşü bırakır + Egzersizi keser.

Ve sonra ne olur? 👉 Kardiyovasküler risk artar.

🔹 3. Mevalonat yolu neden görmezden geliniyor?

Statinler, HMG-CoA redüktazı inhibe eder. Sadece kolesterol değil, tüm mevalonat ürünleri azalır. Bunlar arasında, koenzim Q10, hücre zar stabilitesi, protein prenilasyonu, mitokondri fonksiyonu var.

RCT’ ler bu biyokimyayı sonlanım noktası yapmaz ama biyoloji “RCT yayınlandı” diye çalışmayı bırakmaz.

🔹 4. “Plasebo ile aynı” argümanının mantık hatası

Bir etkinin plasebo ile benzer olması şu anlama gelir: Toplum ortalamasında fark yakalanmamıştır

Şu anlama gelmez: Etki yoktur, bireysel zarar önemsizdir, klinik gözlem yanlıştır

Aksi hâlde idiyosenkratik ilaç reaksiyonları diye bir kavram olmazdı.

🔹 5. En büyük çarpıtma: Statin = koruma

Statinler, kötü hayat tarzının telafisi değildir, hareketsizliği maskelemez, aşırı işlenmiş gıdayı nötralize etmez, insülin direncini çözmez

Ama pratikte ne oluyor? Hayat tarzı konuşulmuyor. LDL konuşuluyor. Rakam düşüyor. Hasta metabolik olarak kötüleşiyor

Sonra: “Niye bu hasta hâlâ riskli?”

🔴 Asıl mesele burada

Bu Lancet çalışması: “Statinler toplumu zehirliyor” iddiasını desteklemez ama “statinler masumdur, sorgulamayın” sonucunu da çıkarmaz.

Statinci reflekslerin en zayıf noktası şudur: İnsanı değil, ortalamayı savunurlar.

İlaçlar rakamları düzeltir. Hayat tarzı insanı düzeltir.

Statinler bazı hastalarda işe yarayabilir ama sağlıklı yaşamın yerine konduğunda, zararı faydasını geçebilir.

“Toplum için güvenli” ≠ “Birey için zararsız”

Buradaki en büyük mantık hatası şudur: “Toplumda sorun çıkmadıysa, bireyde de önemli değildir.”

Oysa tıpta, penisilin alerjisi, anestezik komplikasyon, idiyosenkratik hepatotoksisite hep azınlıkta görülür ama gerçektir. Statinler bu kuraldan muaf değildir.

Gelelim neticeye

⏺ Statinler, sağlıksız hayat tarzının yerine geçirilmiştir. Hareketsiz, kas kaybeden, insülin dirençli bir insanda LDL’ yi düşürmek koruma değil, makyajdır. Eğer bir tedavi rakamları düzeltip insanı zayıflatıyorsa orada bilimsel başarı değil, klinik başarısızlık vardır.

⏺ Statinle ilişkili kas sorunlarının büyük kısmı CK yükseltmez, EMG’ye yansımaz, “subjektif” diye etiketlenir. Ama sonuç nettir, daha az hareket, daha az kas kullanımı, daha fazla kardiyo-vasküler risk! Statin verip hastayı hareketsizleştirmek, koruma değil paradokstur.

Asıl skandal: Hayat tarzının tasfiyesi. Tartışma LDL’ye sıkıştırıldı: Hareketsizlik konuşulmadı, aşırı  işlenmiş gıda da insülin direnci de konuşulmadı. LDL düştü, hasta güçsüzleşti, egzersizi bıraktı. Bu koruma değildir.

⏺ Sağlıksız bir hayat tarzı üzerine statin eklemek koruma değil, kozmetiktir. Tıpta başarı, rakam değil insandır.

RCT’ ler “temiz” sonuç verir. Çünkü kırılgan hastaları dışlar, ilacı tolere edemeyenler erken ayrılır, subjektif ama gerçek etkiler “önemsiz” sayılır, biyolojik mekanizmalar sonlanım yapılmaz. Ortaya çıkan şey: 👉 İstatistiksel olarak kusursuz, klinik olarak eksik bir tablo.

⏺ Esas riski artıran da LDL değildir; lipoprotein (a), Apo B, trigliserit /HDL oranı, küçük yoğun LDL (sdLDL), okside LDL (oxLDL)’ dir.

⏺ Sağlıklı hayat tarzı kırmızı çizgimizdir, sağlıklı hayat tarzı olmadan hiçbir hap koruyucu değildir. 

Kaynak: https://www.thelancet.com/journals/lancet/article/PIIS0140-6736(25)01578-8/fulltext

Makale: Assessment of adverse effects attributed to statin therapy in product labels: a meta-analysis of double-blind randomised controlled trials

BÜYÜK KOLESTEROL YALANLARI 1. BASKI - AHMET RASİM KÜÇÜKUSTA | Nadir Kitap

***

EK 1 (9.2.2026): ÖZCAN YÜCEL

“Batı bilimi” çoğu zaman “Batı’nın ürettiği ilaçların ne kadar iyi olduğu” sonucuna varır. Lancet’te yayımlanan bir çalışmada kolesterol ilaçlarının prospektüslerinde yer alan 66 yan etkinin abartıldığı, gerçekte yan etkilerin çok daha az olduğu ileri sürülüyor. Ne güzel bilim…

Oysa metodolojiye bakıldığında şu detay görülür: Denekler çalışmaya alınmadan önce birkaç hafta süreyle ilaç verilir. Bu sürede yan etki gelişmezse kişi çalışmaya dahil edilir. Yan etki gelişenler ise daha baştan elenir. Bunun adı: run-in period (ön eleme / tolerans fazı)

Kolesterol ilacı çalışmalarında oldukça yaygın kullanılan bir yöntemdir ve sistem bunu bir sorun olarak görmez. Sonuç? Yan etki geliştirmeye yatkın kişiler daha baştan dışlandığı için, çalışma sonunda ilaçlar doğal olarak daha güvenli ve daha iyi tolere ediliyor gibi görünür.

Oldukça zekice bir tasarım… Tıp eğitiminden çıkan hekimler de metodolojinin bu ayrıntılarını fark edene kadar bu verileri mutlak gerçek kabul eder. İlaçta da, aşıda da, tıbbi malzemede de…

Kaynak: https://x.com/drozcanyucel/status/2020718168239390856?s=20

***

EK 2 (9.2.2026): PubMed’ de bugün itibarıyla “statin side effects diye yazınca tam 17.352 yayın çıkıyor. Bu sayı 2 sene kadar önce 15.812, 11 sene önce 7.567 idi. Bir de kalkmışlar statinleri dünyanın en masum ilacı ilan ediyorlar. Pes!

Kaynak: https://x.com/drahmetrasim/status/2020785928537591842?s=20

***

EK 3 (9.2.2026): Kolesterol veya kalp hastalığı için statin kullanan 120.000’den fazla hasta üzerinde yapılan bir çalışma, bu ilaçların “kas semptomları ve yeni ortaya çıkan diyabet riskinde önemli bir artışa” sebep olduğunu göstermiştir.

Sonuçların başına koymak yerine, bunu tartışma bölümüne saklamaları oldukça uygun olmuş.

Eğer size statin ilacı reçete edildiyse, lütfen bu yan etkiler hakkında doktorunuzla görüşün ve gerekirse bu belgeyi de gösterin.

ARK: Gözden ırak olan gönülden de ırak olurmuş!

Kaynak: https://x.com/drahmetrasim/status/2020778870304121202?s=20

***

EK 4 (9.2.2026): “Oxford Üniversitesi’ne (aynı zamanda muhteşem Astra Zeneca Kovid aşısını üreten kurum) göre, milyonlarca insan daha statin kullanmalı çünkü yan etkileri yok – hayal ürünü!! Fauci’ nin dediği gibi ‘Bilime güvenin!”

Kaynak: https://x.com/drahmetrasim/status/2020783660635394364?s=20

***

EK 5 (9.2.2026): Bugünün en önemli haberi, statinlerin sebep olduğu iddia edilen rahatsızlıkların çoğunun aslında statin kaynaklı olmadığı gerekçesiyle, statinlerle ilgili hasta bilgilendirme broşürlerinin değiştirilmesi gerektiği yönünde…

İşte CTSU/CTT Oxford grubunun statinlerle ilgili son makalesine dair ilk düşüncelerim.

1) Aralık 2025’te önceki CTT makalelerini inceledim. Bunlar arasında anlamlı olmayan sonuç iddiaları, küçük mutlak etkilerle büyük göreceli riskler yer alıyordu.

Bu makale yan etkileri göz ardı etmeyi amaçlarken, faydaları uzun zamandır büyük ölçüde abartılmış ve hatta yanlış tanıtılmıştır.

2) 2013-2014 Rory Collins/BMJ skandalı, 2014 yılında yaklaşık 268 milyon sterlin tutarındaki fon açıklamalarına yol açmıştı. Muhtemelen şu anda bu rakam milyonlarca sterlin daha yüksek.

Bugünkü Lancet makalesinde “CTT İşbirliği’nin endüstriden hibe fonu almadığı” belirtiliyor.

Bu nasıl iddia edilebilir?

3) Makaledeki orijinal çalışmalar ilaç endüstrisi tarafından finanse edilmiştir. ALLHAT-LLT çalışması endüstri tarafından finanse edilmemiştir. Bu nedenle bu makaleye dahil edilmemiştir.

4) Dahil edilen çalışmaların neredeyse tamamında ön deneme dönemleri vardı. Bu, araştırmacıların kurallara uymayan kişileri ve yan etkiler bildirenleri çalışmadan çıkarmalarına imkan sağladı.

5) Bu çalışmada en büyük iki yan etki konusu olan “kas sorunları ve diyabet” ele alınmamıştır.

6) Bu güçlü ilaçlar (mevalonat yolunun işleyişini bozan) hakkındaki gerçek hasta deneyimlerini görmek için gazete makalelerinin sonundaki hasta forumlarını ve yorumlarını inceleyin. Eminim bu tür insanlar bugün kendilerini kandırılmış hissediyorlardır. 😢

Kaynak: https://x.com/zoeharcombe/status/2019733845462118533?s=20

***

EK 6 (9.2.2026): Açıkça belirtmek istiyorum: Lancet Grubu’nun bu iddiası DOĞRU DEĞİLDİR. “Statin etiketlerinde belirtilen yan etkilerin neredeyse tamamı statinlerden kaynaklanmaz” diyorlar.

Araştırmanın gösterdiği bu değil…

Bu durum, kesin bir sebep-sonuç ilişkisi kurmak için gereken istatistiksel kesinliğe tam olarak ulaşamayan, ancak zarara yol açan birkaç önemli eğilim olduğunu göstermektedir.

(Aşağıda daha fazla ayrıntı ve bağlantı verilen mektubun tamamında daha da fazlasını bulabilirsiniz.)

Özetle: Bu, “Jüri oy birliğiyle karar vermedi, bu nedenle sanık masumdur” demek gibidir. Mahkûmiyet olmaması, suç işlenmediğinin kanıtı değildir.

Ve ceza adalet sisteminin aksine, uyuşturucular suçlu olduğu kanıtlanana kadar masum sayılmamalıdır.

A big new study dropped 2 days ago in one of the world’s top medical journals (The Lancet), “proving” that the side effects of statins are overblown, that they’re safe, and that millions more people should be taking them.

At least, that’s what the headlines tell you…

Let’s break down what this study actually shows.

First, what was the study?

It was a meta-analysis of placebo-controlled randomized trials — 19 trials total, including 123,940 individuals — designed to assess the causal effects of statins on 66 “additional” undesirable outcomes, i.e. in addition to known effects like new-onset diabetes and muscle symptoms, which were emphasized in this study and noted as “previously reported.”

The headlines declare: the most feared statin side effects are unfounded.

Case closed, right?

Not so fast.

To understand why, you need to understand how to interpret the graphs.

How to Read Figure 1

A risk ratio (RR, red arrow) compares outcomes in the statin group versus placebo.

>1 = increased risk with statins

< 1 = decreased risk with statins

The circles are the average estimates; the lines through them are confidence intervals—how much uncertainty surrounds those estimates.

If the line crosses 1 (blue highlight), the result is labeled “non-significant.”

Here’s the critical point most people miss: “Significant” is a statistical label, not a biological one.

Let me repeat myself: “Significant” is a statistical label, not a biological one.

In general, we require ~95% certainty to call an effect significant. (

Nuance note: in this paper it’s a bit more complex given adjustments for “FDR” — see below.)

But keeping it high-level for now, if the data suggest we’re 90% certain an effect exists, we still call it “non-significant.”

A Trend to Statin-Induced Weight Gain?

Take weight gain as an example. The data clearly trend toward statins causing increased weight gain.

But because the confidence interval just barely crosses the magical number—1.0—the effect is labeled “non-significant.”

That’s not a declaration of safety or absence of biology. It’s semantics.

And, as an added bonus, in Figure 2 they show a dose-response trend whereby higher dose statins are associated with a trend to more weight gain than low dose.

So…

Statins (all) vs placebo – trend to weight gain (almost significant)

Statins (high dose) vs statin (low dose) – trend to weight gain (almost significant)

You’re smart enough to put 2+2 together, right? Thoughts?

But this is still just the tip of the nuance iceberg…

In the full letter, we go much deeper.

Other limitations of these data

“Beyond the Study Duration” Excuse

The Issue of Bio-individuality

Excluded Biochemical Analyses

Excluded Observational Data (and risk of premature death)

The sleight of hand around “burden of proof”

Why an “innocent until proven guilty” is a recipe for poor outcomes

#StayCurious

Nuance Note on False Discovery (and a Quiet Hypocrisy)

For those who choose to read the paper, the statistics can get confusing. But there’s one concept I want to highlight because I think it exposes a quiet hypocrisy: the false discovery rate (FDR).

The false discovery rate exists to account for uncertainty in data—specifically, the reality that even without bias, you can still identify effects that aren’t truly there. In other words, you can get false positives simply by chance.

Think of rolling a six-sided die 24 times. You’re unlikely to roll each number exactly four times. You might get five sixes, eight threes, and two twos. Randomness alone creates imbalance.

When researchers test dozens of health outcomes, they apply false discovery corrections to reduce the chance of calling something “real” when it isn’t.

That lowers false positives—but it also raises the bar for declaring an effect at all, increasing the likelihood of false negatives: concluding there’s no effect when a real biological effect actually exists.

The key point is this: the use of double-blinded randomized controlled trials—or even meta-analyses—does not eliminate false positives or false negatives.

The hypocrisy comes when these methods are then used to claim that statins are certainly safe. The bar for statistical significance is set extremely high, so many plausible adverse effects get dismissed as “non-significant.”

What often gets smoothed over is a crucial reminder: statistical significance is not a statement about biological reality—it’s a probability threshold.

And that distinction matters.

Kaynak: https://x.com/nicknorwitz/status/2020114375315480653?s=20

***

EK 7 (13.2.2026): Oxford araştırmacıları statinlerle ilgili güvenlik uyarılarını kaldırmak istiyorlar ancak iddialarının ardındaki kanıtlar bağımsız incelemeden gizleniyor.

Kaynak: https://blog.maryannedemasi.com/p/oxford-researchers-want-to-remove

***

EK 8 (13.2.2026): “Statinler plak oluşumunu stabilize eder,” diyorlar… Şunu duyduğumda her zaman durup düşünürüm: “Doktorum plak oluşumunu stabilize etmek için statin kullanmam gerektiğini söyledi.” Şimdi de Toxicological Sciences dergisinde (Oxford University Press aracılığıyla) yayınlananlara bir göz atalım:

“Dysfunction of Vascular Smooth Muscle and Vascular Remodeling by Simvastatin.”

Bu çalışma, Simvastatin’in damar düz kası üzerindeki etkilerini inceledi.

Kolesterol seviyeleri değil.

Plak boyutu değil.

Damar düz kasının kendisi.

Simvastatin, HMG-CoA redüktazı inhibe ederek ve hücrelerin membran bütünlüğü, hücre içi sinyalleşme ve hayatta kalma için güvendiği mevalonat yolunu bloke ederek etki gösterir.

Bu çalışmada yazarlar, simvastatinin şu etkileri gösterdiğini bildiriyor:

– Damar düz kaslarında normal kasılma cevaplarını baskılar.

– Kalsiyum sinyallemesini bozar.

– Apoptosisi (programlanmış hücre ölümü) tetikler.

– Canlıda yapısal damar yeniden şekillenmesine yol açar.

Bunlar, aksi takdirde normal olan damar düz kasında meydana gelen kasılma disfonksiyonunu, apoptozu ve yapısal değişiklikleri tanımlar.

Şimdi şunu düşünün:

Damar düz kas hücreleri, arter tonusunun ve yapısal bütünlüğünün korunmasında merkezi bir rol oynar.

Bunlar, aterosklerotik plakların üzerini kaplayan lifli kapağın temel bileşenleridir.

Yani eğer bir ilaç kasılmayı bozarsa, sinyal iletimini değiştirirse ve bu hücrelerde apoptozu tetiklerse…

“Stabilize edici” plağı tam olarak nasıl tanımlıyoruz?

Bu sadece kolesterolü düşüren bir değişiklik değil.

Hücre fonksiyonunu ve kalsiyum homeostazını etkileyen temel bir metabolik yola müdahaledir.

“Statinler plak oluşumunu stabilize eder” sloganını tekrarlamadan önce, gerçekte neler olup bittiğini öğrenmek için biraz araştırma yapmakta fayda olabilir.

Makale: Dysfunction of Vascular Smooth Muscle and Vascular Remodeling by Simvastatin

K: https://academic.oup.com/toxsci/article-abstract/138/2/446/1710610?login=false

Kaynak: https://x.com/Marion436842126/status/2022198067832008912?s=20

***

EK 9 (14.10.2026): A meta-analysis revealing that cholesterol-lowering pills (statins) have no significant side effects and that these drugs are being vilified and discredited by enemies of public health and science is funded by public/charity sources such as the British Heart Foundation, the UK Medical Research Council, and the Australian NHMRC. It is a completely independent study with not a single penny contributed by the industry.

However…

This exceptional meta-analysis has a couple of very minor flaws: Firstly, most of the 23 studies in the article (19 statin vs. placebo + 4 high vs. low dose) were funded or supported by pharmaceutical companies (Pfizer, Merck, AstraZeneca, etc.).

Secondly, the vast majority of the author group have corporate financial relationships with large lipid-lowering drug companies. At least two authors are direct company employees. Numerous authors are members of the executive, safety, and data monitoring committees of large, industry-funded randomized controlled trials.

The image shows about one-third of their reported pharmaceutical company relationships. Of course, there are also the unreported ones! Resim

Kaynak: https://x.com/drahmetrasim/status/2022604076890861707?s=20

***

EK 10 (14.10.2026): Scientific studies (randomized controlled trials) describe the average person, not the actual patient.

Muscle, kidney, energy metabolism, and the mevalonate pathway get lost in statistics, but not in clinical practice.

Is the real issue statins?

Is there a statin deficiency in humans?

The real question is: Why are so many people metabolically ill?

💥Without a healthy lifestyle, no pill is “protective.” It cannot be!

Kaynak: https://x.com/drahmetrasim/status/2022573241844298063?s=20

***

EK 11 (14.10.2026): Bilimsel çalışmalar (randomize kontrollü) ortalama insanı anlatır, gerçek hastayı değil.

Kas, böbrek, enerji metabolizması ve mevalonat yolu istatistikte kaybolur ama klinikte kaybolmaz.

Asıl mesele statin mi?

İnsanlarda statin eksikliği mi var acaba?

Asıl sual şu: Neden bu kadar çok insan metabolik olarak hasta?

💥Sağlıklı hayat tarzı olmadan hiçbir hap “koruyucu” değildir. Olamaz!

Kaynak: https://x.com/drahmetrasim/status/2022571825310449837?s=20

***

EK 12 (27.2.2026)

18 ila 54 yaş arası yetişkinlerde şiddetli ilk kalp krizi sonucu ölenlerin oranı 2011 ile 2022 yılları arasında %57 arttı.

Şiddetli ilk kalp krizi (tam damar tıkanıklığı, muhtemelen STEMI tipi) nedeniyle hastanede ölüm oranı, 18-54 yaş arası yetişkinlerde %57 arttı (2011-2022 arası).

Çoğu vaka erkeklerde (hastaların %75’ten fazlası erkek), ama kadınlarda ölüm oranı erkeklerden daha yüksek.

Genç ve orta yaşlı yetişkinlerde kalp krizlerinin en az %75’i ilk kez oluyor.

Daha az acil kalp krizlerinde (kısmi tıkanıklık) ölüm oranında anlamlı değişiklik yok.

Hastaların %71’i 45-54 yaş arası.

Risk faktörleri: %60 yüksek tansiyon, %50’den fazla yüksek kolesterol ve sigara, yaklaşık %25 diyabet.

Kadınlarda ek riskler: Daha yüksek diyabet, obezite, kronik böbrek hastalığı ve düşük gelir seviyesi (tedavi erişimini zorlaştırıyor).

Nedenler ve Risk Faktörleri (Makalede Bahsedilenler):Diyabet, kronik böbrek hastalığı, uyuşturucu kullanımı (drug use), düşük gelir.

Genç yetişkinlerde genel sağlık kötüleşmesi: Obezite, hipertansiyon, yüksek kolesterol, sigara.

Kadınlarda hipertansiyon projeksiyonu: 2020’de %49 → 2050’de %59.

35 yaşından itibaren cinsiyet farkları belirginleşiyor (kalp krizi, inme, kalp yetmezliği riski).

Makalede statinler, ilaçlar veya tedaviler hakkında hiçbir tartışma yok – ne olumlu ne olumsuz. Odak tamamen risk faktörleri ve demografik trendler üzerinde.

Bu çalışma, gençlerde kalp hastalığı mortalitesinin genel düşüş trendine rağmen tersine döndüğünü gösteriyor – “kardiyovasküler risk salgını” olarak nitelendiriliyor. Kadınlar özellikle riskli, çünkü risk faktörleri (obezite, diyabet) daha ağır basıyor ve erişim sorunları var. Pandemi, stres veya aşı gibi faktörlerden bahsedilmiyor; odak klasik risk faktörleri ve sosyoekonomik etkenler.

Kaynak: https://www.ahajournals.org/doi/10.1161/JAHA.125.046517

Makale: Sex Differences in Outcomes of Young Adults Hospitalized With First Myocardial Infarction From 2011 to 2022 

***

EK 13 (27.2.2026):

Amerikalılar, 18 ila 54 yaş arası yetişkinlerde şiddetli ilk kalp krizi sonucu ölenlerin oranının 2011 ile 2022 yılları arasında %57 artmasına çok şaşırmış görünüyorlar.

Haklılar çünkü:

✅ ABD’de genç ve orta yaşlılarda kolesterol hapı (statin) kullanımı yüksek (40 yaş üstü yetişkinlerin yaklaşık %25-30’u kullanıyor)

✅ Ölümleri önleyecek invaziv işlemler (balon, stent, bypass gibi) çok yaygınlaştı.

✅Sağlıklı beslenme kampanyaları, diyetisyenler var, kalp dostu beslenme çok revaçta. Yumurta, yağlı peynir, tereyağının tadı unutuldu, insanlar margarin ve “layt ürünlere” talim ediyor.

✅Sigara içenlerin sayısı giderek azalıyor.

 💥 Sebep sakın statinlerin bizzat kendisi olmasın!

Kaynak: https://x.com/drahmetrasim/status/2027288067560677800?s=20

***

Yazı için 1 yorum yapılmış:

  1. sedat kaptaner dedi ki:

    Sevgili hocam sürekli statinlerin gerekliliği hakkında yayın yapan bir hocamıza sizin yazınızı salık verdim.Biz de önümüze her konanı yemeyip aklımız erdiği oranda tartışmaları takip ediyoruz.Sizin Göğüs Uzmanı olduğunuzu ve kimsenin kaale almıyacağını söyledi…Saygılarımla…

Siz de yorumunuzu paylaşın: