NE KADAR AZ TUZ, O KADAR İYİ Mİ? HAYIR, KESİNLİKLE DEĞİL!

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Yıllardır hipertansiyon hastalarına verilen en yaygın dayatma: “Tuzu azaltın, tansiyon düşsün, kalp hastalıkları azalır.”

Bazı doktorlar azaltmayı bile yeterli bulmazlar, “Sıfır tuz!” olacak diye de bastırırlar.

Bu dayatma pek çok klinik rehberde yer alırken, bilimsel çalışmalar bize bu sürecin o kadar da basit olmadığını gösteriyor.

Esansiyel (sebebi bilinmeyen) hipertansiyonu olan kişilerde düşük tuzlu ve yüksek tuzlu diyet yalnızca kan basıncını değil, aynı zamanda insülin, glukoz metabolizması ve stres hormonlarını (katekolaminler) etkiliyor. 

Düşük ve yüksek tuz diyeti çalışması

Aynı hastalar düşük tuz diyeti ve yüksek tuz diyeti olmak üzere iki farklı dönemde incelendi ve ortalama arter basıncındaki gece düşüşü (MAP), insülin duyarlılığı testleri, glukoz ve insülin AUC, 24 saatlik idrar sodyumu, adrenalin ve noradrenalin seviyeleri değerlendirildi.

İdrarda sodyum ölçülerek diyetin gerekten etkili olduğu belirlendi. Düşük tuzlu diyette idrarda sodyum miktarı : ~50 mmol/gün iken yüksek tuzlu diyette ~167 mmol/gün idi. Yani müdahale gerçekten etkili idi.

Gelelim sonuçlara…

1️⃣ Tuzu azaltmak tansiyonu çok az düşürüyor

Düşük tuz diyeti, tansiyona etkisi beklenildiği kadar yüksek değil.

▪ Ortalama azalma ≈2–4 mmHg seviyesinde, yani klinik açıdan küçük bir fark.

▪ Daha geniş popülasyon çalışmalarında da benzer küçük etki var (DASH-Sodium çalışması gibi).

👉 Sonuç: Tuz azaltma tansiyonu düşürür ama genellikle dramatik değildir.

2️⃣ Stres hormonu aktivasyonu: Sempatik sistem (Adrenalin / Noradrenalin)

Düşük tuz döneminde adrenalin de noradrenalin de neredeyse iki kat artıyor.

Kalp hızını artıran, damarları geren, metabolizmayı strese sokan sempatik sinir sistemi aktive oluyor. 

Tuzu azaltıyoruz diye sevinirken, organizma “sodyum kaybı krizi” yaşıyor.

Bu, vücudun “sodyum kaybını stres olarak algıladığına” işaret ediyor.

Benzer sonuçlar diğer çalışmalarda da gözlemlenmiştir:

◾ Tuz kısıtlamasının sempatik sinir sistemini uyarıyor.

◾Artmış norepinefrin seviyeleri daha yüksek kardiyovasküler risk ile ilişkilidir.

👉 Sonuç: Tuz azaltma sadece hemodinamik değil, hormonal cevapları da tetikler.

3️⃣ İnsülin direnci ve metabolik etkiler

Çalışmada göze çarpan bir başka sonuç, düşük tuz diyeti sırasında insülin AUC ve insülin seviyeleri daha yüksek, bu da daha fazla insülin üretimi gerektiğini gösteriyor.

Kan şekeri değişmiyor ama aynı şekeri tutmak için daha fazla insülin gerekiyor.

Bu da metabolik strese işaret ediyor:

▪ Daha yüksek insülin üretimi → hücresel düzeyde insülin direncine yol açabilir veya mevcut direnci kötüleştirebilir.

İnsülin direnci, obezite, tip 2 diyabet ve kardiyovasküler riskle yakından ilişkili.

👉 Sonuç: Tuz azaltma, özellikle insülin duyarlılığı zayıf bireylerde metabolik yan etki oluşturabilir.

4️⃣ “Tuz = Kötü” ezberi güncel bilimle çelişiyor

Tuz kısıtlaması, sodyumu düşürüyor ama tansiyonu dramatik düşürmüyor, sempatik aktivite ve insülin direncini artırabiliyor.

Yani mesele siyah-beyaz değil.

Ama halk sağlığı mesajı nasıl veriliyor: “Ne kadar az tuz, o kadar iyi.”

Bilim böyle çalışmaz, fizyoloji denge işidir, aşırılıkların bedeli vardır.

👉 Bu da “ne kadar az, o kadar iyi” yaklaşımını sorgulatır.

5️⃣ Sadece tansiyona bakmak yeterli mi?

Eğer düşük tuz, adrenalin ve noradrenalini artırıyorsa, insülin direncini kötüleştiriyorsa, uzun vadede bunun kardiyovasküler sonuçları olacak demektir.

Tansiyona bakıp “görev tamam” demek, metabolik tabloyu görmezden gelmektir.

Dolayısıyla bir tedavi veya diyet değişikliği sadece tansiyonu düşürdüğü için otomatik olarak faydalı sayılamaz, sayılmamalıdır.

Gelelim neticeye

Bu çalışma “tuz kısıtlamasıyla” alakalı mitleri yerle yeksan ediyor.

Tuz azaltmak tansiyonu büyük ölçüde düşürmüyor: Ortalama düşüş 2–4 mm Hg civarında. Bu fark istatistiksel olarak anlamlı olabilir ama klinik olarak ne kadar önemli olduğu çoğu zaman sorulmaz.

Tuzu azaltmak sadece tansiyonu etkilemez: Düşük tuz diyeti sırasında, adrenalin ve noradrenalin artıyor. Bu, sempatik sinir sisteminin aktive olduğu anlamına gelir.

Tuzu azaltmanın metabolik yan etkileri de vardır: Düşük tuz döneminde, insülin düzeyi daha yüksek, insülin alanı (AUC) daha yüksek, insülin direnci göstergeleri daha kötü. Kan şekeri aynı kalırken daha fazla insülin gerekmesi metabolik maliyettir.

Herkes tuzdan aynı şekilde etkilenmez: “Sodyuma duyarlı” ve “duyarsız” kişiler vardır. Genetik, metabolik durum, insülin direnci, böbrek fonksiyonu gibi faktörler belirleyicidir. Herkese tek doz tavsiye bilimsel olarak sorunludur.

Tuz ne kadar az olursa o kadar uzun yaşarsınız: Bu büyük tıp yalanlarından biridir. Tuzsuz hayat tatsız tuzsuz olur.

NOT: Sağlıklı olan kaya tuzudur, işlenmiş (rafine) tuzu mutfağa sokmayın!

Makale: Plasma Norepinephrine and Dietary Sodium Intake in Normal Subjects and Patients with Essential Hypertension

Kaynak: https://www.ahajournals.org/doi/pdf/10.1161/01.hyp.5.5.767

Diğer kaynaklar:

doi:10.1056/NEJM200101043440101 — DASH-Sodium ile tuz-tansiyon ilişkisi

doi:10.1097/00004872-199604000-00002 — Tuz kısıtlaması ve sempatik aktivite

doi:10.1161/01.CIR.0000072791.90712.12 — Sempatik aktivite ve kardiyo risk

doi:10.1038/oby.2006.57 — Tuz azaltma ve insülin direnci

doi:10.1093/ajcn/87.6.1952 — Tuz-mortalite ilişkisinde tartışma

doi:10.1016/j.jacc.2018.02.030 — Kardiyovasküler risk değerlendirmesi

***

Yazı için 1 yorum yapılmış:

  1. sedat kaptaner dedi ki:

    Sevgili hocam tam da beni anlatmışsınız. Kıymetli Canan Karatay hocamız bana kaya tuzu önererek yıllarca kullandığım tansiyon ilacını bırakmamı sağladı.

Siz de yorumunuzu paylaşın: