DÜŞÜK TUZLU BESLENME KALBE ZARAR VERİYOR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Sodyum yani tuz sağlıklı yaşamak için elzem olan bir mineraldir; vücudun sıvı dengesi, kas fonksiyonları ve sinir iletisinde önemli rolleri vardır ama tabii ki kararında tüketmek şartıyla.

Fazla tuzun hipertansiyon riskini artırdığı, hipertansiyonun ise kalp krizi ve felç ve bunlara bağlı ölümlerin bir numaralı sebebi olduğu konusunda tüm dünyada fikir birliği vardır.

Bunun için de dünyadaki istisnasız tüm tıp kuruluşları insanlara tuzu azaltmaları tavsiyesinde bulunulur.

Tuzun azı daha zararlı

Dünya çapında yapılan geniş kapsamlı bir araştırmada düşük tuzlu diyetlerin sanılanın aksine faydalı olmadığı, kalp-damar hastalıkları ve ölüm risklerini artırabileceği ortaya çıktı.

Araştırmaya göre tuz kısıtlaması sadece hipertansiyonu olan ve fazla tuz tüketen hastalara faydalı oluyor.

Kanada’ daki Population Health Research Institute (PHRI) of McMaster Üniversitesi ve Hamilton Health Sciences uzmanları tarafından yürütülen çalışma 49 ülkede 133118 kişi üzerinde gerçekleştirildi (1).

Araştırmada tansiyonları normal olanlar ile yüksek olanlarda sodyum yani tuz alımı ile ölüm, kalp hastalığı ve felç bakımından bir farklılık olup olmadığı sorusuna cevap arandı.

Düşük tuz alımının vasat tuz alımına nazaran tansiyon yüksekliğinden bağımsız olarak kalp krizi, felç ve ölüm riskini yüzde 11 artırdığı tespit edildi.

Bu sonuçlar, tansiyonu yüksek olmayanların tuz kısıtlaması yapmasının faydalı olmadığı gibi tam aksine zararlı olduğunu gösteriyor.

Araştırmaya katılanların yüzde 10 kadarında hem hipertansiyon hem de yüksek tuz alımı (günde 6 gramdan fazla) olması insanların çoğunun doğru tuz miktarını tükettiklerini de ortaya koyuyor.

Araştırmaya hemen itirazlar geldi

Araştırma tıp âlemini ayağa kaldırdı.

Araştırma metoduna, istatistik hesaplarına ciddi tenkitler yapılarak böyle bir çalışmanın Lancet gibi muteber bir tıp dergisinde yayınlanmış olmasının ciddi bir hata olduğu bildirildi.

Gel gelelim çalışmayı yürüten uzmanlar çıkan sonuçları savunuyorlar ve diyorlar ki:

Araştırmamız sadece fazla tuz tüketen hipertansiyonlu hastaların tuzu azaltmalarının işe yaradığını ama toplumun genelinin düşük tuz tüketiminde fayda görmeyeceği gibi aksine sağlıkları için riskli olacağını gösteriyor.

Düşük tuz alımı kan basıncını bir miktar düşürüyor ama bunun bazı hormonların salgısını artırmak gibi olumsuz bir tarafı da bulunuyor.

Böylece esas meselenin düşük tuz alımının tansiyonu biraz düşürmesinden ziyade genel olarak sağlığı nasıl etkilediği olduğu anlaşılıyor”.

Günde ne kadar tuz alalım?

Dünya Sağlık Örgütü günde 5-6 gram tuz tüketimi tavsiyesinde bulunurken, Amerikan Kalp Derneği’ ne göre sodyum günde 1500 mg, 2015 Beslenme Kılavuzu’na göre de 2300 mg’ dan fazla kullanılmamalıdır.

Bugün günlük tuz alımının 2.5 gramın altında olması tavsiyesine dünya genelinde toplumların yüzde 5’ inden azının uyabildiği de biliniyor.

Günde 3 gramdan daha az tuz tüketimi düşük, 4-5 gram arası vasat ve 7 gramın üzeri ise aşırı tuz tüketimi olarak tanımlanır.

Günlük tuzun yüzde 10 kadarının pişirme sırasında eklenmesinden, yüzde 10 kadarı ise yiyeceklerde tabii olarak bulunan tuzdan kaynaklanır.

Vücudumuza giren tuzun yüzde 80 kadarının kaynağı ise hazır yiyeceklerdir.

Tuz, yiyeceklere tat vermek, bozulmalarını önlemek, kıvamını muhafaza etmesini sağlamak, daha parlak görünmesini sağlamak gibi sebeplerle ilave edilir.

Son senelerde dünyanın önde gelen hazır gıda üreticileri ve fast food restoranları ürünlerindeki tuzu yüzde 20 azaltma kararı aldıklarını açıkladılar.

Tüm dünyada 1 milyar insanın hipertansiyon hastası olduğu tahmin ediliyor.

Gelelim neticeye

Tek bir araştırmanın sonucunu genellemenin doğru olmaması bir tarafa bilimsel araştırmalara zaten güvenmemek gerekir.

Bakarsınız yarın da biri çıkar orta derecede tuz kullanmanın zararlı olduğunu veya çok tüketmenin tansiyonu düşürdüğünü ortaya gösteren bir araştırma yayınlayabilir.

Bunun içinde önce akla ve mantığa, bilimin ve tıbbın temel prensiplerine göre davranmak doğru olur.

Ülke olarak bizim ciddi bir tuz kısıtlaması yapmamız şart görünüyor çünkü bizim mutfağımız tuzdan çok zengin: istatistiklere göre kadınlarımızın günde 16, erkeklerimiz ise 19 gram tuz tüketiyor.

Unutmayın sadece tuzun değil, suyun, oksijenin, etin, yumurtanın, yağın, vitaminin her besin ögesi makul miktarlarda tüketilmeli, ifrattan da tefritten de kaçınmalıdır.

Orta şeritten ayrılmayın.

Kaynak:

http://www.thelancet.com/journals/lancet/article/PIIS0140-6736(16)30467-6/abstract

Yazı için 2 yorum yapılmış:

  1. Sinan Şahin dedi ki:

    Hakikaten ilginç bir araştırma ve sonuçlarının “hayır, böyle bir şey olamaz” demeden ciddi ciddi tartışılması gerekir.

  2. CANAN KARATAY dedi ki:

    Sofra tuzu olan sodyum klorür’ün fazlası tabii ki zararlıdır.

    Kaya tuzu ise tuz değildir, kaya tuzu 84 dengeli, doğal, rafine edilmemiş, çevresel kirlenmeye uğramamış 4 başı mamür bir mineraldir.

    HALİTE mineralidir. 84 minderalin insan bünyesinin, her hücresinin doğru dürüst çalışması için tüketilmesi şarttır.

    Kaya tuzu hastaneleri bu nedenle bir çok ülkede işlev görmektedir. Hastaları iyileştirmektedir.

Siz de yorumunuzu paylaşın: