AŞIYA KARŞI DEĞİLİZ. 2 YAŞINDAN KÜÇÜK ÇOCUKLARIN ÇOK SAYIDA VE SİSTEMATİK OLARAK AŞILANMASINA KARŞIYIZ

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

İmmün sistem virüsü keşfiyle Nobel ödülü alan virolog Prof. Dr. Luc Montaigner ve kanserle mücadelede ulusal madalyalı Prof. Dr. Henri Joyeux’ un Aklıselime çağrı’ başlığı altında yayınladıkları bildiri şu sözlerle başlıyor:  

Aşıya karşı değiliz. 2 yaşından küçük çocukların çok sayıda ve sistematik olarak aşılanmasına karşıyız”.

İlaç sanayini rant iştahıyla suçlayan ve bazılarının yararsızlığı kanıtlanmış aşırı sayıda aşı yapmanın göz ardı edilemeyecek risklerini sıralayan bu bildiriyi, yarıya yakını doktor olan, 8 bin kişi imzalamış bulunuyor.

Bu kanaat, sadece bu ikiliye ait olmayıp başka bilim adamı ve hekimler tarafından genel tıp bilgileri ve bilimsel araştırmalara dayanılarak dile getirilen, bilimsel ve halk sağlığını gözeten bir görüştür.

Ben de bu görüşü destekliyorum.

Bu görüş, “Aşıların tartışılmasını önleyerek” çıkaracakları her yeni aşının “çatlak bir ses çıkmadan” yaygın “TÜKETİMİNİ” sağlamak amacındaki aşı endüstrisinin tüylerini diken diken ediyor, asabını bozuyor.

Bu ifadeden, çocuklara “hiçbir aşı yapılmasın” veya “aşılar zararlıdır” şeklinde bir sonuç çıkaran endüstrinin yaptığı “öküz altında buzağı aramaktan” başka bir şey değildir!

Bu sözler, çocuklara her geçen sene daha çok aşı yapılması ve bunların da bilhassa 2 yaşından önce uygulanmasının yaratacağı risklerden duyulan “endişeyi” dile getirmektedir.

Bu endişenin bilimsel temelleri ve gerekçeleri de şunlardır:

BİR: Yenidoğan ve süt çocuklarının (2 yaş altı) bağışıklık sistem özellikleri, aşılara ve çoklu aşı uygulamalarına verdikleri cevap ile ilgili araştırma ve bilgiler oldukça sınırlı ve kifayetsizdir (1, 2).

Bu sebeple de bu küçük çocuklara her çıkan yeni aşının yapılmasının emniyeti belli değildir.

İKİ: Aşılama konusunda en önemli uzmanlardan biri olan Siegrist mevcut aşıların antikor bağımlı ve kısa süreli koruma sağlayabileceğini, bağışıklık sistemi ve sağlık üzerine uzun dönemdeki etkilerinin bilinmediğini belirtmektedir (3).

Aşı sayısı arttıkça aşıyla ilgili riskler de artacaktır.

ÜÇ: Sinir sistemi matürasyonunu ancak iki yaşında tamamlar (yürüme ve konuşma ancak bundan sonra mümkün olmaktadır), gelişimine daha sonra da devam eder.

Bu bakımdan aşıların sinir sistemi üzerindeki muhtemel oto-immün etkileri göz ardı edilmemelidir (4).

autoimmunity vaccine ile ilgili görsel sonucu

DÖRT: Birçok kronik enflamatuar hastalığın ortaya çıkmasında çok önemli rolü olduğu son senelerde anlaşılan “mikrobiyomun” (bağırsak mikrobiyotasının) erken çocukluk döneminde uygulanan aşılardan nasıl etkilendiği ve giderek sayıları artan aşıların riskleri de henüz bilinmiyor (5).

Bu bilgilerin artmasıyla bugünkü aşılama uygulamalarının ciddi şekilde değişikliğe uğraması kuvvetle muhtemeldir.

BEŞ:Aşı sayısını artırmanın potansiyel risklerinin” çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini savunan Çocuk İmmünoloji-Alerji Uzmanı Prof. Dr. Alişan Yıldıran da diyor ki (6, 7):

Çocukluk çağında bilhassa hayatın ilk iki yılındaki bir bebeğe aşı uygulandığında nasıl bir immünolojik cevap alınacağı, bu uygulamanın kısa ve uzun vadeli yan etkilerinin ne olacağı, doğumdan sonra gelişimi devam eden immün sistem, sinir sistemi ve mikrobiom üzerine ne gibi etkileri olacağı konusunda hemen hiç bilgimiz yoktur. Bunlar hakkında yeterli bilgi olduğu, uygulanmakta olan aşıların maksadı hâsıl ederken zarar verip vermediği de meçhuldür”. 

ALTI: Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Ahmet Aydın da “Otizme Çözüm Var” isimli kitabında şunları yazıyor (8):

Kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısı timerosal içermese de otizme neden olabilir. Bunun temel nedeni otizme eğilimi olan çocuğun bağışıklık sisteminde olan yetersizlik halidir. Normalde bağırsaktaki faydalı mikroplar (probiyotikler) Th1 adı verilen bağışıklık hücrelerinin yolunu uyarır.

Bu yolun uyarılması mantarlar ve virüslerin vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar. Sezaryen doğum, anne sütünün kullanılmaması, doğal olmayan katkılı gıdaların aşırı tüketilmesi, ekşimeyen yoğurtların ve kaymak bağlamayan pastörize ya da UHT teknolojisiyle üretilmiş sütlerin tüketilmesi, geleneksel fermente gıdaların (kefir, yoğurt, turşu, sirke vb) az tüketilmesi ve sık antibiyotik kullanılması bağırsaktaki faydalı mikrop düzenini büyük ölçüde alt üst eder.

Bu sırada Th2 yolu ise aşırı uyarılır; sonuçta bağırsak geçirgenliği artar, bazı maddeler bağırsaktan kana sindirilmeden geçer. Vücut tarafından düşman olarak algılanan bu maddeler bağışıklık sistemi tarafından tahrip edilir. Bu sırada sağlam dokular da bundan zarar görür.  Astım, egzama, tiroidit ve çeşitli otoimmün hastalıklar oluşur. Th1 yolunun yetersiz uyarılması halinde vücut mantarlar ve virüsler ile gereği gibi mücadele edemez.

Bu nedenle Kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısındaki 3 canlı virüs ile birden baş edemez. Yine aynı nedenden dolayı otistik çocuklarda mantar enfeksiyonları ve alerjik hastalıklar sıktır. Bu nedenle kızamık aşısı tek olarak yapılmalıdır. Kızamıkçık ve kabakulak hastalıkları hafif geçirildiği için bu hastalıklara karşı aşılanma gerekmez. Ama maalesef piyasada artık kızamık aşısı tek olarak bulunmamaktadır.

Hayatın ilk 2-3 haftası içinde sağlıklı bir floranın oluşmaması bebeğin bağışıklık sistemini ciddi şekilde etkiler. Bu tip bebeklerin (özellikle sezaryen ile doğanların) bağışıklık sistemi standart aşılama programına uygun değildir ve ciddi sorunlara yol açabilir. Hâlbuki sağlıklı florası olan çocuklarda önemli bir sorun olmaz.

Belli bir risk yoksa 2 yaşına kadar hiç aşı yapmamak en iyisidir. 

Ama eğer anne Hepatit B taşıyıcısı ise bu süre içinde aşısı yapılmalıdır.  Ayrıca yakın çevrede boğmaca, kızamık ve çocuk felci gibi aşıyla önlenebilen bir hastalık salgını varsa bu aşılar mutlaka iki yaşından önce yapılmalıdır.”

YEDİ: Sayısız araştırma ve vaka bildirilerinde aşılamadan sonra artrit, vaskülit, ensefalit, nöropati ve demiyelinasyon başta olmak üzere oto-antikor ve oto-immün fenomenlerin görüldüğü iyi bilinir ama illiyet kriterleri maalesef iyi tanımlanmamıştır.

Bununla beraber, oto-immüniteyi tetikleyen faktörlerin başında enfeksiyon ajanları gelir ve aşılarda bulunan ajanlara ait antijenler “molecular mimicry”, “epitope spreading”, “bystander activation” ve “polyclonal activation” gibi benzer mekanizmalarla oto-immüniteye yol açabilirler.

İmmün sistemi uyarmak için kullanılan adjuvanlar, bir dizi geni, antijen sunan hücrelerin göçünü modüle edebilir ve PAMPS gibi molekülleri spesifik olarak taklit ederek “innate” ve “adaptif immün cevapları” artırabilir (9).

Aşılarda bulunan adjuvanlarla ilgili olarak ortaya çıkan oto-immün sendromlar bilimsel literatürde ASIA yani "Autoimmune (Auto-inflammatory) Syndrome Induced by Adjuvants" adıyla tanımlanmıştır (10).

Aşılar hipersensitivite, enfeksiyon indüksiyonu ve oto-immüniteye yol açabilirler, bunlar ağır ve hatta ölümcül de olabilir. Aşılama sonrası oto-immün fenomenlerin nadir olmaları ve subakut ortaya çıkmaları sebebiyle illiyeti göstermek zordur.

Ayrıca, aşılama ve oto-immünite arasındaki latent dönem günler-seneler arasında değişir (11).

Aşılarda bulunan katkı maddeleri listesine bakmak da fikir açıcı olacaktır (12).

Vaccine Excipient & Media Summary ile ilgili görsel sonucu

SEKİZ: USA’ da Yüksek Mahkeme (Supreme Court) 2011’ de aşıları ‘KAÇINILMAZ OLARAK EMNİYETSİZ’ (UNAVOİDABLY UNSAFE) ilan etmiş, aşıdan zarar gördüğünü iddia eden bir kimsenin “üreticiye karşı dava açamayacağına” ve aşıların sebep olabileceği risklerin tamamen aileler tarafından üstlenilmesi gerektiğine karar vermiştir (13).

Buna karşılık Avrupa Birliği Adalet Divanı, mahkemelerin aralarındaki ilişkiyi teyit eden bilimsel deliller olmadan da aşıların bir hastalığın sebebi olabileceği iddialarını dikkate almalarına hükmetti. Avrupa Birliği’ nin bu en yüksek yargı kurumu bir kişinin hastalığının aşıdan kısa süre sonra ortaya çıkması ve daha önce sağlıklı olması, ailesinde böyle bir hastalık olmaması ve yeteri kadar benzeri vaka bulunmasını aşıları suçlamak için yeterli olacağını bildiriyor (14, 15).

DOKUZ: Halk sağlığı hocalarından Prof. Dr. Gazanfer Aksakoğlu’ nun Uluslararası sermaye ve bağışıklama pazarı” başlıklı makalesini de bir kere daha hatırlatıyorum (16):

Bağışıklama da, aşı üretimi de devletin elinden ve kamu görevi olmaktan çıkarıldı, sermayeye teslim edilerek tatlı kârlar için yatırım aracına dönüştürüldü. Artık bebeklerin ve erişkinlerin bağışıklanmaları üzerinde kişisel, kurumsal ve sınıfsal çatışmalar, uluslararası sermayenin kanlı çıkar oyunları yer alıyor”.

ON: 1985’ de CDC tarafından tavsiye edilen aşıların maliyeti 80 dolar iken, bugün neredeyse 30 misli aratarak 2200 dolara yükselmiştir (17).

BBC’ nin bir haberinde Avrupa Parlamentosu’ na sunulan bir rapor, bir çocuk için tam bir aşı paketinin fiyatının 2001 ile 2014 arasında 68 kat arttığını bildiriyor(18).

Dünya tıbbına yön veren kuruluşların endüstri yanlısı tavsiyelerine uyulmaya devam edildikçe bu maliyet daha da artacaktır.

ON BİR: 2004’de, aşılar ile ilgili en muteber dergi olan Vaccine’ de yayınlanan makalede, toplumsal aşılama ile ilgili belirlenen 7 ilkeden birincisinin ‘toplumsal sağlığı tehdit eden hastalıkların hedef alınması’ olduğunu bildiriliyor.

Buna göre, mortalitenin yani ölüm oranının yüzde 0.12 den yüksek olması gerekmektedir ki çocuk aşı takvimindeki aşıların çoğu bu ilkeye uymamaktadır (19).

ON İKİ: Yale ve Pennsylvania State Tıp Fakülteleri uzmanlarınca gerçekleştirilen araştırmada bazı beyin hastalıklarının başlangıcının bir grup çocukta daha önce yapılan aşıların zamanlamasıyla ilgili olabileceği ortaya çıkmıştır (20).

6-15 yaş arasındaki çocuklara ait beş senelik sağlık sigortası verilerinden yararlanılarak yapılan çalışmada bazı nöro-psikiyatrik hastalıkların teşhisinin 3-12 ay önce aşı yapılan çocuklarda aşı yapılmayanlara nazaran daha fazla olduğu tespit edildi.

Analizlerde, aşılanan çocuklarda anoreksiya nervosa teşhisi aşılanmayan çocuklara oranla yüzde 80 ve obsesif kompülsif hastalık teşhisi yüzde 25 fazla bulundu. Aşı yapılan çocuklarda anksiyete hastalığı ve tik hastalığı riski de aşılanmayanlara göre daha yüksekti.

Beklenildiği gibi, açık yara ve kemik kırığı ile aşılamalar arasında herhangi bir ilişki bulunmazken yeni majör depresyon, bipolar hastalık veya DEHH arasında da bir ilişki ortaya konamadı.

Bu tür, aşıların (veya ilaçların veya diğer tıbbi müdahalelerin) bir takım olumsuzlukları olabileceğini ortaya koyan araştırmalar bilim dünyasında genelde görmezden gelinmeye çalışılır, medyada haber olarak pek yer almaz. Tam tersi bir sonuç çıkmış olsaydı araştırma medyada yüzlerce habere konu olurdu (21).

ON ÜÇ: Aşı sayısı arttıkça hastalıkların ve bunlara bağlı komplikasyon ve ölümlerin azalacağı düşünülebilir ama bunun doğru olmayabileceğini gösteren, “endüstri ile menfaat münasebeti olmayan bağımsız uzmanlar tarafından” gerçekleştirilen önemli bir araştırma var.

USA kişi başına en çok sağlık harcamasını yapan ve 1 yaşından küçük bebeklere 26 aşı yapılan tek ülke olmakla beraber daha az aşı uygulanan 33 ülkede “bebek ölüm oranları (IMR)” USA’ dan daha düşüktür (22).

USA’ da 2 yaşına kadar 14 etkene ait toplam 26 doz, 6 yaşına kadar toplam 49 doz, 18 yaşına kadar ise 16 etkene ait aşılardan toplam 69 doz uygulanıyor. IMR, Singapur ve İsveç’ de USA’ dakinin yarısından azdır ve Japonya’ da 2.80’ in de altındadır ve CDC’ ye göre USA’ da durum daha da kötüleşmektedir. Bu araştırmadan, daha çok aşının daha az bebek ölümü demek olmadığı sonucu ortaya çıkıyor.

ON DÖRT: 2009’ da 34 ülke içinde en düşük IMR sahip olan beş ülkede 1 yaşına kadar sadece 12 doz aşı yapılmakta iken bu oran USA’ da 26’ dır. Enfeksiyonlardan korunmada esas önemli olan temiz su, kanalizasyon, hijyen, uygun beslenme ve sağlık kuruluşlarına erişim gibi faktörlerdir.

Gambia’ da bebeklik çağında 22 doz aşı yüzde 91-97 oranında uygulanmasına karşılık IMR’ nin 68.8 ve 22 doz aşının yüzde 95-98 oranında uygulandığı Moğolistan’ da 39.9 olması, tek başına aşılamanın IMR’ ye etkisinin olmadığını gösterir.

Ani bebek ölümü sendromu (SIDS) ile aşılar arasında herhangi bir korelasyon olmadığını bildiren araştırmalar da bulunmakla beraber bazı bebeklerin SIDS’ a daha duyarlı olabileceği sonucuna varan araştırmalar da vardır (23, 24, 25).

Bu bilgiler, çocuk sağlığı ve ülkelerin genel gelişmişliğini gösteren en önemli ölçülerden biri olan bebek ölüm oranlarının (IMR) aşılama ile doğrudan bir ilişkisi olmadığının, hatta aşı sayısını artırmanın faydadan ziyade zarar getirebileceğinin de bir göstergesidir.

ON BEŞ:  USA’ da çocuklarda aşı takvimiyle ilgili soru ve endişelerin çığ gibi artması üzerine, kısa adı IOM olan Tıp Enstitüsü (The Childhood Immunization Schedule and Safety: Stakeholder Concerns, Scientific Evidence and Future ) literatürde aşıların emniyeti ile ilgili bilimsel araştırmaları çok teferruatlı olarak değerlendirme ihtiyacı duymuş ve bunu 2013’ de “The Childhood Immunization Schedule and Safety: Stakeholder Concerns, Scientific Evidence and Future Studies” adıyla yayınlamıştır.

Bu rapor aşı takviminin “tartışılması” gerektiğini açık ve net olarak ortaya koymaktadır. IOM Komitesi 2003’ den o tarihe kadar 40 kadar yayın bulabilmiş ve bilimsel olarak aşı takviminin emniyeti ile alâkalı çok önemli boşluklar olduğunu bildirmiştir.

Buna göre, aşılama takviminde yer alan aşıların sayısı, sıklığı, zamanlaması, sırası ve uygulama yaşı araştırmalarda sistematik olarak incelenmemiştir.

CDC tarafından 6 yaşından önce tavsiye edilen aşıların sayısı ve zamanlamasının prematüre bebeklerde sağlık sorunlarına ve çocuklarda astım, atopi, alerji, otoimmünite, otizm, öğrenme hastalıkları, dikkat eksikliği, havale gibi kronik beyin ve bağışıklık sistemi hastalıklarına yol açıp açmadığını belirlenememiştir. Biyolojik olarak aşılara bağlı zarar ve ölüm riski yüksek olan duyarlı çocuklar için de çok sınırlı bilgi vardır (26).

ON ALTI: Kısa adı NVIC olan National Vaccine Information Center de bir bildiri yayınlayarak gelecekte aşılanan ve aşılanmayan çocuklardaki ve alternatif aşılama takvimi uygulananlardaki sağlık sonuçlarını da kapsayan federal aşılama politikalarının emniyetini değerlendirecek olan araştırmaların şeffaflığı, bağımsızlığı ve tekrarlanabilir olmasına vurgu yapmıştır.

NVIC, hiç aşılanmamış çocuklarla hükümetin tavsiyesi olan tüm aşıların yapılmış olduğu çocuklardaki sağlık sonuçlarını karşılaştıran hiçbir çalışma olmadığına da dikkat çekmektedir (27).

National Vaccine Information Center ile ilgili görsel sonucu

Gelelim neticeye

BİR: Aşılar, sahtekârlıktan hükümlü, esas amacı daha çok kâr etmek olan ilaç endüstrisinin inisiyatifine teslim edilmeyecek kadar hayati ürünlerdir.

İKİ: Aşılar hakkında bir takım endişelerini dile getiren bilim adamları aşılara değil bunların gereksiz olanlarına karşıdır ve küçük çocuklara yapılan ve sayıları her geçen gün artan aşılardan endişe duymaktadır.

ÜÇ: Aşıların endikasyon, etkinlik ve emniyetleri ile ilgili meseleleri, gerekçeleri ve bilimsel kaynakları ile ortaya koyan bilim adamları endüstriyi dellendirmektedir.

DÖRT: Aşılar tartışılmamalıdır diyen, aşılarla ilgili her tenkidi aşı karşıtlığı ile suçlayan endüstri, yeni aşılarını istediği gibi dayatamama kaygısındadır.

BEŞ: “Aşılar tartışılamaz-tartışılmamalıdır” sözünün arkasında halkın sağlığı değil, her çıkan yeni aşının tüm dünyaya zorunlu aşı olarak kabul ettirilmesi, ilaç şirketlerinin menfaati vardır.

ALTI: Endüstrinin derdi asla kızamık, boğmaca salgını falan değildir, onların tüm kaygısı yeni aşılarının önünü açmaktır.

YEDİ: Kimsenin hiç itiraz etmediği aşıları örnek göstererek tüm aşıları aynı gereklilik, etkinlik ve emniyette göstermek yanlış ve üstelik de tehlikelidir: Bu, kurnaz tüccarların işidir.

SEKİZ: Aşıları kategorik olarak desteklemek de karşı çıkmak da aynı şekilde yanlış ve tehlikelidir.

DOKUZ: Her aşı, ticari bir ürün oldukları hakikati unutulmadan ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

ON: Aşılar, tıpkı silahlar gibidir, stratejik ürünlerdir, bunları kendimiz üretmeliyiz. 30 sene öncesine kadar kendi aşımızı üretirken ve hatta başka memleketlere de satarken neden bundan vaz geçtik veya vaz geçirildik?

Devam edecek!

Kaynaklar:

1.Hodgins DC, Shewen PE. Vaccination of neonates: problem and issues. Vaccine 2012, 30: 1541-59.

2. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24325827

3. Siegrist CA. Vaccine immunology. In: Plotkin SA, Orenstein WA, Offit PA, editors. Vaccines. 5th edition. Philadelphia: Saunders, 2008; p. 18-36).

4. http://journals.plos.org/plospathogens/article?id=10.1371/journal.ppat.1001190

5. http://journal.frontiersin.org/article/10.3389/fimmu.2014.00427/full

6. https://personel.omu.edu.tr/docs/ders_dokumanlari/5099_40253_534.pdf

7. http://ahmetrasimkucukusta.com/2016/04/14/misafir-yazar/bu-ulke-asi-firmalarinin-ve-bazi-akl-i-evvellerin-ciftligi-degildir/

8. Aydın A ve Kınacı C: Otizme Çözüm Var. 26. Bölüm: Otizm ve Aşılar sayfa: 203-214. Hayy Kitap, 2013.

9. http://www.turkiyeklinikleri.com/article/tr-autoinflammatory-diseases-and-their-genetic-markers-76386.html

10. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20708902

11. http://www.nature.com/nrrheum/journal/v5/n11/full/nrrheum.2009.196.html

12. https://www.cdc.gov/vaccines/pubs/pinkbook/downloads/appendices/B/excipient-table-2.pdf

13. http://www.hutchnews.com/a1f84eca-2bf8-5839-b94b-d0a0d1c6e7f6.html

14. https://curia.europa.eu/jcms/upload/docs/application/pdf/2017-06/cp170066en.pdf

15. http://www.news-medical.net/news/20170621/Vaccines-can-be-blamed-for-any-illness-even-with-lack-of-evidence-says-EU-court.aspx

16. http://webb.deu.edu.tr/halksagligi/doc/yazilar/ga-uluslararasibagisiklamapazari.pdf

17. http://articles.mercola.com/sites/articles/archive/2011/11/03/right-vaccine-dosage-for-babies.aspx

18. http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-43838186

19. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20189486

20. https://www.frontiersin.org/articles/10.3389/fpsyt.2017.00003/full

21. http://ahmetrasimkucukusta.com/2017/03/04/yazilar/tip-yazilari/asilar/asilarla-cocuklardaki-bazi-noro-psikiyatrik-hastaliklarin-zamansal-iliskisi-var-mi/

22. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3170075/

23. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/3496805/

24. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/1415136

25. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16231176

26. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK206948/pdf/Bookshelf_NBK206948.pdf

27. http://www.enhancedonlinenews.com/portal/site/eon/permalink/?ndmViewId=news_view&newsId=20130116006536&newsLang=en&permalinkExtra=Vaccination/vaccines/immunization

Yazı için 7 yorum yapılmış:

  1. Mahir Can dedi ki:

    Bu yazı bütün doktorlar tarafından dikkatle okunmalı, tıp fakültelerinde tartışılmalıdır.

  2. Berrak Genç dedi ki:

    Rahmetli Prof. Dr. Ahmet Aydın, bu ülkenin en dürüst bilim adamlarından biriydi. İlaç firmaları gıda şirketleri ondan nefret ederlerdi çünkü halk adına konuşurdu. Onun şu sözünü tekrar hatırlatır hatırası önünde saygıyla eğilirim.

    BELLİ BİR RİSK YOKSA 2 YAŞINA KADAR HİÇ AŞI YAPMAMAK EN İYİSİDİR.

  3. İsmail Aykan dedi ki:

    Amerika’ da Supreme Court’ un aşıları dokunulmaz kılması da Avrupa Birliği Adalet Divanı’ nın aşılar hakkında şüpheyi bile kabul etmesi aynı şeyi gösterir. her iki karar birbirinin zıddıymış gibi görünebilir ama durum öyle değildir. Her iki karar da AŞILARIN CİDDİ RİSKİ Var demektir.

  4. Uzman doktor dedi ki:

    Nobel Ödülü de alarak mesleğinin zirvesine erişmiş olan bir bilim adamının bu açıklamasını çok önemli buluyorum. Montaigner gibi Joyeux da ucuz kahramanlıkla uzaktan yakından ilgisi olmayacak bu iki değerli şahsiyetin bu uyarılarının ilaç endüstrisine teslim olmamış bağımsız bilim adamları tarafından değerlendirileceğine inanıyorum. Bırakalım endüstri ve adamalrı yaygara yapmaya devam etsinler.

  5. Reha Korkmaz dedi ki:

    Halk sağlığını gözetenlerle çalıştıkları şirketin çıkarını gözetenlere iyi bir örnek

  6. Hasan Kamil dedi ki:

    Bir viroloji yani virüs bilimi profesörünün üstelik de Nobel Ödülü kazanmış bir bilim adamının sözleri mutlaka ciddiye alınmalıdır.

    Üne, şana, şöhrete gereksinimi olmayan bu çıkışını çok önemli buluyorum.

    Buna ancak aşı ticaretinden kazanç sağlayanlar karşı çıkabilir.

  7. Sinan Kurt dedi ki:

    Kızamık polio bahane yeni çıkacak aşılar şahane. yemezler efendiler.

Siz de yorumunuzu paylaşın: