YOĞUN BAKIM HASTALARI İÇİN ÇATI BAHÇESİ AÇILDI
💥 Yoğun bakım hastaları için hastanede çatı bahçesi açıldı https://www.youtube.com/watch?v=w0jmrwAYzVQ
***
Dikkat: Yazının sonunda ek var!
***
Daha önce, Barselona’ da Yoğun Bakım Ünitesinde yatan hastaların “plaj terapisi” programı kapsamında tekerlekli sandalyeyle veya yatakla sahile çıkarıldıklarında bahsetmiştim (1).
Buna benzer olarak Londra’daki King’s College Hospital, kritik bakım hastaları için bir çatı bahçesi açtı (2).
Amaç, burada da uzun süre yoğun bakım veya hastane yatışında kalan hastaların açık havaya ve gün ışığına erişmesini sağlamak.
Haberde özellikle 29 yaşındaki, beslenme tüplerine bağımlı bir kadın hastanın tecrübesi anlatılıyor.
Hasta, bu bahçeye çıkabilmenin kendisine moral verdiğini ve iyileşme sürecinde “devam etmek için gerçek bir ivme kazandırdığını” söylüyor.
Hastane personeli de tabiata, temiz havaya ve gün ışığına erişimin hastaların psikolojik durumuna ve rehabilitasyonuna yardımcı olabileceğini belirtiyor.
Neden önemli?
Kritik yoğun bakım hastaları genellikle günlerce/haftalarca penceresiz, yapay ışıklı, makine sesli odalarda kalıyor.
Bu bahçe sayesinde hastalar yataklarıyla birlikte, tam donanımlı olarak güneşlenebiliyor, temiz ve taze hava alabiliyor ve bahçe, çiçek, ağaç gibi yeşillikleri görebiliyorlar.
Kritik bakım hastaları için oluşturulan hastane çatı bahçesi, hastaların sadece fiziksel değil psikolojik iyileşmesini de desteklemeyi amaçlıyor.
Eskiden hastanelerde, özellikle verem hastanelerinde güneş balkonları standarttı. Florence Nightingale’ in de “temiz hava ve ışık” ı tedavi protokolünün parçası yaptığını biliyoruz.
Gelelim neticeye
Modern tıp tabiattan istifade etmeyi uzun süredir unutmuştu, şimdi yavaş yavaş geri geliyor, köklerine dönüyor.
Tedavide sadece ilaç, aşı, ameliyat gibi müdahalelerin yanında uzun zamandır ihmal edilen, küçümsenen hatta karalanıp yok sayılan tabiatın iyileştirici gücünün tekrar itibar kazanması çok doğru bir iştir.
Güneş ve tabiat, ilaç kadar hatta bazen ondan daha fazla iyileştirici olabilir.
***
EK 1 (30.5.2026): Londra’daki King’s College Hospital hakkında..
Büyüklük ve Yoğunluk: Londra’nın en büyük ve en yoğun teaching (eğitim) hastanelerinden biri. Yaklaşık 900-1000 yatak kapasitesi var, yılda 1-1.5 milyon hasta tedavi ediyor. Güney Doğu Londra ve Kent bölgesine (yaklaşık 1 milyon kişiye) temel hizmet veriyor, ayrıca İngiltere’nin güneyinden milyonlarca kişiye uzmanlık (tertiary) referans merkezi oluyor.
Uluslararası Ün:
▪ Newsweek “World’s Best Specialized Hospitals” listesinde Obstetrik ve Jinekoloji’de dünyada 6., Gastroenteroloji’de 9. sırada (2025). Birleşik Krallık’tan bu kategorilerde top 10’a giren tek trust.
▪ İngiltere’de World’s Best Hospitals sıralamasında 11. sırada (2024).
Uzmanlık Alanları (Dünya çapında lider):
▪ Avrupa’nın en büyük karaciğer nakli merkezi (yılda 200+ nakil, toplam 6000+).
▪ Lösemi, kemik iliği nakli ve hematoloji-onkoloji.
▪ Nörolojik bilimler, inme (stroke) tedavisi (ülkede 1 numara olarak gösteriliyor).
▪ Fetal tıp (doğmamış bebek tedavileri).
▪ Major travma merkezi (Londra’nın 4 büyük travma merkezinden biri, helipad var).
▪ Sickle cell, diyabet ve nadir hastalıklar.
Araştırma ve Eğitim: King’s College London ile çok yakın bağlantılı (King’s Health Partners). Tarihsel olarak Joseph Lister’in antisepsi çalışmalarından Nobel ödüllü araştırmalara kadar öncü. Hâlâ yüksek hacimli klinik araştırma yapıyor.
Kısa Özet: Genel NHS standartlarında CQC (kalite denetimi) notu “requires improvement” olsa da, özel branşlarda (karaciğer, nöro, kanser, kadın doğum vb.) ulusal ve uluslararası düzeyde en iyi merkezlerden biri kabul ediliyor. Londra’da Guy’s & St Thomas’, UCLH ve Imperial’la birlikte “büyük 4-5” eğitim-öğretim hastanelerinden biri.
EK 2 (30.5.2026): 30 bine yakın İsveçli kadın yaklaşık 20 yıl boyunca takip edildi.
Güneşten kaçınan kadınlarda tüm nedenlere bağlı ölüm riski daha yüksek bulundu.
Güneşe en çok maruz kalanlarla karşılaştırıldığında, güneşten kaçınanlarda mortalite yani ölüm riski yaklaşık iki kat daha yüksekti.
Bu farkın önemli bir bölümü kanser dışı nedenlerle, özellikle kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümlerle ilişkili görünmektedir.
Güneşten aşırı derecede kaçınmak, özellikle güneş ışığının sınırlı olduğu ülkelerde sağlık açısından olumsuz sonuçlarla ilişkili olabilir.
Ancak bu çalışma gözlemseldir; sebep-sonuç münasebetinden bahsedilemez.
Güneşten kaçınan kadınlar daha az fiziksel aktivite yapan, daha fazla kapalı ortamda zaman geçiren, daha az sosyal veya daha depresif bireyler olabilir. Bu özelliklerin her biri bağımsız olarak ölüm riskini artırabilir.
Çalışmada yaş, sigara, gelir, eğitim, medeni durum ve bazı hastalıklar gibi birçok etkeni hesaba katmış olsa da, gözden kaçan veya ölçülemeyen başka etkenler bulunabilir.
Makale: Avoidance of sun exposure is a risk factor for all-cause mortality
Kaynak: https://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/joim.12251
***
EK 3 (3.6.2026): Pencereden tabiatı görmek, cerrahi hastalarının iyileşmesini hızlandırıyor, hastanede kalış süresini kısaltıyor, ağrı kesici ihtiyacını azaltıyor ve genel olarak daha olumlu bir iyileşme süreci sağlıyor.
Bu çalışma, “tabiat ve iyileşme” alanındaki en temel araştırmalardan biri olarak kabul ediliyor ve günümüzde hastane tasarımında (örneğin çatılı bahçeler, pencere manzaraları) sıkça referans gösteriliyor.
Kaynak: https://www.science.org/doi/10.1126/science.6143402
Makale: View Through a Window May Influence Recovery from Surgery
K: https://x.com/drahmetrasim/status/2062152601517408497?s=20
***















