LED IŞIKLAR EKONOMİK AMA SAĞLIĞA ZARARLARI OLABİLİR
Hayat, ultraviyoleden kızılötesine kadar geniş spektrumlu güneş ışığı altında (300-2500 nm) evrilmiştir.
Bu spektral olarak dengeli ışık, hayatın fizyolojisini ve metabolizmasını şekillendirmiştir.
Ancak modern aydınlatmaya son zamanlarda kısıtlı spektrumlu ışık yayan diyotlar (350-650 nm LED’ler) hâkim olmuştur.
LED’lerdeki daha uzun dalga boylarının yokluğu ve kısa dalga boyu hakimiyeti, fizyolojiyi etkileyerek normal mitokondri solunumunu bozar; bu da metabolizmayı, hastalıkları ve yaşlanmayı etkiler.
Hücrelerin enerji santralleri olan mitokondriler ışığa duyarlıdır. LED’lerde baskın olan 420-450 nm, solunumu baskılarken, derin kırmızı/kızılötesi (670-900 nm) yaşlanmada ve bazı hastalıklarda (kan şekeri regülasyonu dâhil) solunumu artırır.
LED aydınlatma mitokondrileri zora sokuyor
Hepsi gün ışığı az olan, LED ışıklı bir ofiste çalışan 22 sağlıklı katılımcının bir grubunun masalarına 2 hafta boyunca eski tip akkor lamba (sıcak ışık, uzun dalga boyları ve kızılötesi ihtiva eden) kondu. Diğer grup sadece LED’le çalışmaya devam etti.
Çalışmadan önce, 2 hafta sonra ve akkor lambayı kaldırdıktan 4-6 hafta sonra renk kontrastı testi yapıldı.
⏺ Sadece LED altında renkleri ayırt etme gücü düşük kaldı (özellikle kırmızı-yeşil ve mavi-yeşil tonlarda).
⏺ Akkor lamba eklenince herkesin renk kontrast algısı %25 iyileşti!
⏺ Bu iyileşme lamba kaldırıldıktan sonra bile en az 6 hafta devam etti.
⏺ Kontrol grubunda (sadece LED) hiçbir değişiklik olmadı.
LED aydınlatma (sıradan beyaz LED lambalar), gözümüzün renkleri ayırt etme yeteneğini zayıflatıyor – ama gün ışığı gibi geniş spektrumlu ışık (kızılötesi dâhil) eklenirse bu düzeliyor.
💠 Bu çalışma ekonomik olan LED aydınlatmanın sağlık için bilhassa yaşlılarda ve diyabet veya kalp hastalığı olanlarda zararlı olabileceğini düşündürüyor.
💠Aydınlatmayı değiştirmek, yani LED ışığa akkor lambalar eklemek halk sağlığını iyileştirmenin son derece ekonomik bir yolu olabilir.
💠 Bu olay mitokondriler üzerinden gerçekleşiyor. Mitokondriler, vücut genelinde sistemik etkilerle iletişim kurar. Bu durum bölgesel ışık maruziyetini takiben serum sitokin ekspresyon desenlerini değiştirerek gerçekleşir ve LED’lerin insan sağlığı üzerinde daha geniş olumsuz etkileri olabileceğini düşündürür.
Neden oluyor?
LED lambalar sadece kısa dalga boyu (mavi ağırlıklı) veriyor, uzun dalga boyları (kırmızı, kızılötesi) yok.
Bu uzun dalgalar gözdeki mitokondrileri (hücrelerin enerji santralleri) daha iyi çalıştırıyor.
Kırmızı ve kızılötesi eksik olunca mitokondriler yoruluyor, görme performansı düşüyor ama akkor lamba bu eksikliği tamamlıyor.
Günlük hayatta bolca kullandığımız LED lambalar enerji tasarruflu (daha az elektrik harcar, daha uzun ömürlüdür) ama gözümüzün ve beynimizin performansını gizlice düşürebiliyor.
Sabahları gün ışığına çıkmak, akşamları sıcak ışık (akkor veya kızılötesi özellikli) kullanmak faydalı olabilir.
Sağlık ve iş verimliliği için LED yalnız başına yetmiyor, “güneş gibi” tam ışık lazım ki gözümüz tam kapasite çalışsın!
💡LED ışıklar ve özellikle mavi ışık spektrumuna maruz kalmak, gece melatonin üretimini baskılayabilir ve sirkadyen ritmi bozabilir. Bu da uyku problemleri ve bazı metabolik etkilerle ilişkilendiriliyor.
💡Bazı göz uzmanları LED aydınlatmanın görsel performans ve retina metabolizması üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini belirtiyor.
Gelelim neticeye
⏺ Bu çalışma ekonomik olan LED aydınlatmanın sağlık için bilhassa yaşlılarda ve diyabet veya kalp hastalığı olanlarda zararlı olabileceğini gösteriyor.
⏺Aydınlatmayı değiştirmek, yani LED ışığa akkor lambalar eklemek halk sağlığını iyileştirmenin son derece ekonomik bir yolu olabilir.
⏺ Bu olay mitokondriler üzerinden gerçekleşiyor. Mitokondriler, vücut genelinde sistemik etkilerle iletişim kurar. Bu durum bölgesel ışık maruziyetini takiben serum sitokin ekspresyon desenlerini değiştirerek gerçekleşir ve LED’lerin insan sağlığı üzerinde daha geniş olumsuz etkileri olabileceğini düşündürür.
GENEL BİLGİLER
Ortam ışığı insan sağlığını etkiler. Hayatımızın evrildiği güneş ışığı yaklaşık 300–2500 nm aralığında uzanır.
Yakın zamana kadar yaygın olan eski “akkor aydınlatma” da benzer bir spektral aralığa sahiptir.
Ancak görsel hassasiyetimiz 400–700 nm ile sınırlı olduğundan, kızılötesi ışığın (yaklaşık 700–2500 nm) farkında olamayız.
Işık yayan diyotlar (LED’ler) görsel hassasiyetimize göre tasarlanmış kısıtlı spektruma (yaklaşık 350–650 nm) sahiptir ve bundan dolayı da ekonomiktir.
Tipik LED aydınlatma, kısa mavi dalga boylarında (420–450 nm) güçlü bileşenler üretir; ikinci bir sarı tepe noktası vardır ki bu 650 nm’nin üzerinde hızla düşer ve 700 nm’nin üzerinde çok az ışık bulunur.
Hayvanlarda 420–450 nm aralığındaki kısa dalga boyu maruziyeti, fizyolojik performansı için enerjiyi adenozin trifosfat (ATP) şeklinde sağlayan mitokondri fonksiyonunu azaltır.
Bu kısa dalga boylu ışık, mitokondriyal kompleks aktivitesini ve ATP üretimini oldukça korunmuş bir şekilde düşürür.
420 ve 450 nm kısa dalga boylu ışık ayrıca artmış vücut ağırlığına yol açar. Bu dalga boylarına maruz kalan farelerin sekiz hafta boyunca kontrollerle karşılaştırıldığında hızla kilo aldığını gösterilmiştir.
Benzer aralıklardaki daha kısa dalga boyları ayrıca azalmış hayat süresi ile ilişkilendirilmiştir. Filtresiz beyaz LED ışığa maruz kalan meyve sineklerinde medyan hayat süresinde %50 düşüş olduğu, ancak bu LED ışığın sarı filtreyle geçirilmesi durumunda (kısa dalga boylu ışığı engelleyerek) sadece %4 düşüş olduğu ortaya konmuştur.
Bu olumsuz etki, büyük ihtimalle porfirin tarafından mitokondriyal absorbsiyon dolayısıyla olup, bu da pro-enflamatuar tekli oksijen üretimini artırarak mitokondri fonksiyonunu azaltabilir.
Uzun dalga boyları (700 nm+) derine nüfuz eder. Bunlar standart LED’lerde bulunmaz ancak gün ışığında ve akkor aydınlatmada mevcuttur.
Varlıkları mitokondri performansını artırır ve ATP üretimini yükseltir; özellikle yaşlanma veya hastalık sebebiyle zorlanan durumlarda.
670 nm ışık maruziyeti sonrası farelerin retinası, korteksi ve talamusunda ATP üretiminin anlamlı derecede arttığı gösterilmiştir. Mitokondriyal eksikliğe sahip ve makula dejenerasyonunun murin modeli olarak kullanılan sekiz aylık tamamlayıcı faktör H knockout farelerinde ATP’de %50 artış olduğu ortaya konmuştur.
Artan mitokondri performansı, artan yaşam süresi ve gelişmiş hareketlilik ile ilişkilidir.
Meyve sinekleri kullanarak 670 nm maruziyetinin 4 haftalık yaştaki yaşlanma hayatta kalma oranlarında %10 pozitif ayrışma ve 8 haftalık yaştaki hayvanlarda neredeyse %180’e varan artış sağladığını gösterilmiştir.
Daha yaşlı hayvanlar ayrıca kontrollerle karşılaştırıldığında hareketlilikte neredeyse iki kat artış sergilemiştir.
Neonicotinoid insektisitler mitokondriyal solunumu spesifik olarak hedef alarak hareketsizliğe yol açan Parkinson benzeri semptomlar oluşturur ve ölüme sebep olur. 670 nm maruziyeti hasarlı ATP seviyelerini normale döndürür, hareketliliği ve yaşam süresi sorunlarını düzeltir.
Artan mitokondri aktivitesi, mitokondrilerin solunum sırasında her ikisini de kullanması dolayısıyla kan şekerinin azalması ve oksijen tüketiminin artması sonucunu vermelidir. Powner ve Jeffery, 670 nm ışığa maruz kalan yaban arılarında her ikisini de bulmuşlardır. Aynı yazarlar bunu insanlara uyarlamış ve standart glukoz tolerans testinde 15 dakika 670 nm ışık maruziyeti sonrası yine kan şekerinde azalma ve oksijen tüketiminde artış olduğunu göstermişlerdir.
Burada kan glukozundaki zirve, 15 dakika maruziyet sonrası yaklaşık %27 oranında anlamlı şekilde azalmıştır.Daha uzun dalga boyları tarafından üretilen fizyolojik değişiklikler, gelişmiş fonksiyona dönüşür. S
Sabahları 3 dakika 670 nm ışığa maruziyet sonrası insanlarda renk kontrast hassasiyetinin iyileştiğini ortaya konmuştur¹³. Dolayısıyla, mitokondrileri farklı şekilde etkileyen spektrumun farklı uçlarına maruziyet, ana fizyolojik ölçütlerde değişikliklere dönüşebilir.
Benzer değişiklikler popülasyon düzeyinde de bulunur. Daha fazla zamanı güneş ışığında geçirenler genel olarak daha iyi sağlık durumuna sahiptir; kardiyovasküler hastalık vakaları ve kanser görülme oranları azalır. Ayrıca tip 2 diyabet görülme oranları da daha düşüktür.
Bu çalışmada, LED aydınlatmanın insan görsel performansı üzerindeki etkisini, LED aydınlatmalı bir çalışma ortamında renk kontrast algısını ölçerek ve ardından akkor aydınlatmayla destekleyerek karşı karşıya getirildi.
Hipotez şudur: LED aydınlatma retinadaki mitokondri fonksiyonunu baskılar ve bu, geniş spektrumlu akkor ışıkların eklenmesiyle düzeltilebilir. Sonuçlar, LED aydınlatmanın insan performansı üzerindeki potansiyel zararlı etkisini vurgulamaktadır.
Kaynak: https://www.nature.com/articles/s41598-026-35389-6
Makale: LED lighting (350–650 nm) undermines human visual performance unless supplemented by wider spectra (400–1500 nm+) like daylight
NOT: Işık dediğimiz şey aslında elektromanyetik dalgalar. Gözümüz sadece çok küçük bir kısmını görür: görünür ışık (kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, mor).
Kırmızı rengin hemen ötesinde, gözümüzün göremediği dalga boyları başlar → işte buna kızılötesi (infrared) denir.
Gözle görülmeyen ama mitokondrileri (hücre enerji santrallerini) uyararak renk görme yeteneğini iyileştiren, enerji veren o uzun dalga boyları.
Görünür ışık → gözümüzle gördüğümüz renkler
Kızılötesi → gözle göremediğimiz ama ısı ve enerji taşıyan “görünmez kırmızı ötesi” ışık.
Özellikleri:
▪ Dalga boyu: Yaklaşık 700 nm’den 1 mm’ye kadar (görünür ışığın kırmızı ucu 700 nm civarıdır).
▪ Isı ile çok alakalı: Cisimler ısındıkça kızılötesi ışın yayar. Bu yüzden gece görüş kameraları, termal kameralar (sıcaklık haritası çıkaranlar) kızılötesini kullanır – sıcak yerler parlak görünür.
▪ Güneş ışığının yarısından fazlası kızılötesidir (görünmez ama bizi ısıtır).
▪ Uzaktan kumandalar (TV, klima) kızılötesi sinyal gönderir.















