GÜNEŞ ÖCÜ DEĞİL, ENDORFİN FABRİKASI
Güneşlenmek sağlıklı olmanın temel unsurlarından biridir ve bu sayede D vitamini sentezi yanında pek çok faydalar sağlarız.
Bunlardan biri de güneşlenmenin deride β-endorfin sentezini teşvik etmesi, endorfinin beyinde ödül ve bağımlılık yolaklarını tetiklemesidir. İnsanlar bu sayede güneşlenme bağımlısı olurlar.
Her gün UVB ışığına (güneşin zararlı ultraviyole kısmı) maruz bırakılan farelerde ortaya çıkan sonuçlar çok ilginç:
🔆Plazma β-endorfin seviyesi yükseliyor
→ UVB ışığına uzun süre maruz kalan farelerin kanında β-endorfin (vücudun kendi ürettiği tabii ağrı kesici ve “iyi hissettiren” bir madde) miktarı arttı. Bu, ciltteki hücrelerin UVB yüzünden bu maddeyi daha fazla üretmesinden kaynaklanıyor.
🔆 Ağrı toleransı artıyor (nalokson ile geri döndürülüyor)
→ Fareler normalden daha az ağrı hissediyor (örneğin sıcak yüzeye veya mekanik uyarıya daha geç tepki veriyorlar).
Bu “ağrı kesici etki”, nalokson denilen bir ilaçla (opioid reseptörlerini bloke eder) hemen ortadan kalkıyor. Yani etki gerçekten β-endorfinin opioid sistemi üzerinden çalıştığını gösteriyor.
🔆 Straub kuyruk gibi opioid etkileri görülüyor
→ Straub kuyruk nedir?
Farelerde güçlü opioid maddeler (morfin gibi) verildiğinde kuyruk sertleşip yukarı doğru kalkar (bazen neredeyse dik durur). Bu, opioidlerin klasik bir fiziksel belirtisidir.
UVB’ ye maruz kalan farelerde de aynı şekilde kuyrukları kalkmaya başladı. Bu da UVB’ nin vücutta opioid etkisi yarattığını gösteriyor.
🔆 Nalokson verildiğinde yoksunluk belirtileri ortaya çıkıyor
→ Uzun süre UVB alan farelere nalokson enjekte edildiğinde, titreme, diş gıcırdatma, sallanma, ishal gibi yoksunluk (çekilme) belirtileri çıktı.
Bu, vücudun UVB’ ye (dolayısıyla β-endorfine) “bağımlı” hale geldiğini gösteriyor. İlaçla opioid etkisi birden kesilince sıkıntı çekiyorlar — tıpkı uyuşturucu bağımlılığında olduğu gibi.
🔆 Yer tercih testlerinde “UV’ den yoksun bırakılma” yaratıyor
→ Bu testte fareler iki farklı odalı bir kutuya konuluyor. Bir odada nalokson (yoksunluk yaratan) veriliyor.
Sonuçta UVB görmüş fareler, nalokson verilen odayı terk ediyor ve kaçınıyor. Yani yoksunluk hissini “kötü” olarak öğrenip ondan uzak durmaya çalışıyorlar. Bu da bağımlılık benzeri bir davranış öğrenmesi anlamına geliyor.
Bu etkilerin tamamı, derideki p53 proteini üzerinden POMC geninin harekete geçirilmesiyle gerçekleşiyor.
Kısa bir özet yapalım…
🌞Utraviyole ışınları ciltte β-endorfin üretimini artırıyor.
🌞Bu endorfin, beyinde ödül ve bağımlılık yolaklarını (opioid sistemi) tetikliyor.
🌞 İnsanlar ultraviyole ışığa (güneşlenmeye) bağımlılık geliştirebiliyor.
Endorfinin etkileri:
💦 Güçlü ağrı kesici etki: Vücudun doğal ağrı kesicisidir. Yaralanma, stres, doğum sancısı, ameliyat sonrası ağrı gibi durumlarda ağrıyı azaltır.
💦 Stres ve kaygı azaltma: Stres hormonlarını dengeler, rahatlama ve sakinlik hissi verir.
💦 Ruh hali ve mutluluk iyileştirme: Depresyon belirtilerini hafifletir, “runner’s high” (koşucu mutluluğu) gibi öfori ve iyi hissetme sağlar.
💦Anksiyete yönetimi: Kaygı seviyelerini düşürür, genel refah duygusunu artırır.
💦Özgüven ve duygusal denge: Pozitif duyguları destekler, duygusal stabilitenin korunmasına yardımcı olur.
💦Anti-inflamatuar etki: Enflamasyonu (iltihabı) azaltır, bağışıklık sistemini dengeler ve anti-inflamatuar sitokinleri artırır.
💦 Ödül ve motivasyon sistemini destekler (zevk alma, bağımlılık mekanizmalarıyla ilgili).
💦İştah ve cinsel davranış düzenlemesine katkı sağlar.
💦Bazı araştırmalarda kalp sağlığı, bağışıklık güçlendirme ve hatta kanser ağrısı yönetiminde rolü olduğu belirtilir.
Egzersiz (özellikle aerobik), güneş/UV ışığı (ciltte üretim artırır), gülme, meditasyon, masaj, sağlıklı beslenme ve cinsel aktivite beta-endorfin salınımını doğal yollardan yükseltir.
Gelelim neticeye
▶ UV bağımlılığı, evrimsel olarak D vitamini sentezini teşvik etmek için gelişmiş olabilir ama güneş dünyaya cilt kanseri riskini artıran tehlikeli bir risk etkeni olarak gösterildiği için insanlar güneşten öcü gibi kaçar oldular.
UVB ışınları hem D vitamini sentezinden sorumludur hem de aşırı maruziyette cilt hasarına yol açabilir.
Tabii ki bilinçsizce güneş altında kavrulmak akıl kârı olmamakla beraber UV ışınlar hakikaten “kanser bombası” olsaydı, Ekvator kuşağında (Afrika, Brezilya, Endonezya, Ekvador vb.) yaşayanlarda ten renginin koyuluğuna rağmen cilt kanseri salgını beklenirdi. Yok öyle bir şey.
▶ Bu arada zaten güneşten kaçırılan insanlara içinde kanserojen kimyasallar bulunan kremleri dayatmak ve bunların bilinçsizce kullanımı da ayrı bir felâket.
▶ Bu makalemi takviye içerek D vitaminimiz yükseldi diye sevinenler görmesin. Bu sefer de β-endorfin takviyesine başlarlar. Ama unutmasınlar ki ağız yoluyla alınan β-endorfin kan-beyin bariyerini geçemez. Bunu sadece kendi cildiniz üretebilir.
▶ Güneşlenmek çoğunlukla aynı zamanda yürümek demektir ve yürümek de kendi başına endorfin salınımını artırır. Her gün dışarıda yürüyen biri olarak bendeki bu iflâh olmaz bağımlılığın altında her iki etkenin yatması da kuvvetle muhtemeldir.
▶ Ezcümle, güneş ışığı sağlığın önemli ama çoğu zaman ihmâl edilen unsurlarından biridir.
Kaynak: https://www.cell.com/cell/fulltext/S0092-8674(14)00611-4
Makale: Skin β-endorphin mediates addiction to UV light

***














