AŞIRI İŞLENMİŞ GIDALAR KÜRESEL SAĞLIK TEHDİDİ OLUŞTURUYOR
💥 Aşırı işlenmiş gıdalar küresel sağlık tehdidi oluşturuyor https://www.youtube.com/watch?v=w_KcC-tLGE8
***
Dikkat: Yazının sonunda ek var!
***
Dünyaca ünlü tıp dergisi The Lancet’me yayınlanan üç önemli makale serisi, aşırı-işlenmiş gıdaların küresel diyetleri nasıl ele geçirdiğini ve bunun insan sağlığına verdiği ciddi zararları ortaya koyuyor.
43 uluslararası uzmandan oluşan bir ekip tarafından hazırlanan bu yazı dizisi adeta bir “acil durum alarmı” niteliğinde.
Bu yazıda, bu önemli araştırmayı detaylı bir şekilde ele alacağım.
Ultra-işlenmiş gıdalar tam olarak nedir, neden bu kadar hızlı yayılıyorlar, sağlık riskleri neler, endüstri nasıl bir rol oynuyor ve en önemlisi biz ne yapabiliriz?
Bu konu sadece bireysel seçimlerden ibaret değil; küresel bir kamu sağlığı kriziyle karşı karşıyayız!
Aşırı-işlenmiş gıdalar NOVA sınıflandırma sistemine göre dört gruba ayrılıyor:
◾ İşlenmemiş veya minimal işlenmiş gıdalar: Taze meyve-sebze, et, süt, tahıl gibi doğal halleriyle tüketilenler.
◾ İşlenmiş mutfak malzemeleri: Tuz, şeker, yağ gibi.
◾ İşlenmiş gıdalar: Konserve sebze, peynir, ekmek gibi basit işlemlerden geçenler.
◾ Aşırı işlenmiş gıdalar: Endüstriyel formülasyonlar! Bunlar genellikle şeker, tuz, doymuş yağ, yapay tatlandırıcılar, renklendiriciler, emülgatörler ve koruyucular içeren ürünler.
Örnekler: Gazlı içecekler, paketli cipsler, hazır çorbalar, endüstriyel tatlılar, birçok kahvaltılık gevrek, işlenmiş et ürünleri (sosis, salam), hazır noodle’lar ve hatta bazı “sağlıklı” görünen protein barlar.
Bu gıdalar “süper-lezzetli” tasarlanıyor
Yumuşak doku, yoğun tat, uzun raf ömrü ve ucuz maliyet. Sonuç? İnsanlar bunları daha hızlı ve daha fazla tüketiyor.
Klinik çalışmalar gösteriyor ki, aynı makro besin oranına sahip minimal işlenmiş diyetlere kıyasla bu diyetiyle günde 500-800 ekstra kalori alınıyor, daha hızlı yeniyor ve kilo alımı kaçınılmaz oluyor.
Küresel Yayılma: Geleneksel Diyetler Tehdit Altında
Araştırma, aşırı işlenmiş gıdaların dünyanın her köşesinde geleneksel diyetleri nasıl yerinden ettiğini net bir şekilde ortaya koyuyor:
ABD, İngiltere, Kanada ve Avustralya gibi yüksek gelirli ülkelerde günlük enerjinin %50’sinden fazlası UPF’lerden geliyor. Bu ülkelerde aşırı işlenmiş gıdalar adeta “ulusal diyet” haline gelmiş!
Orta ve düşük gelirli ülkelerde ise hızlı bir artış var. Brezilya’dan Asya’ya, Afrika’ya kadar satışlar patlama yapıyor.
Küresel aşırı işlenmiş gıda satışları 2009’dan 2023’e kadar 1.5 trilyon dolardan 1.9 trilyon dolara çıkmış. Sadece 8 dev şirket piyasanın %42’sini kontrol ediyor.
Neden bu kadar hızlı yayılıyor?
Çünkü ucuz hammaddeler (mısır şurubu, soya yağı gibi), agresif pazarlama ve erişilebilirlik. Geleneksel yemekler (evde pişirilen taze yemekler) yerini hazır ürünlere bırakıyor. Bu sadece beslenme kalitesini düşürmüyor; kültürel yemek geleneklerini de yok ediyor.
Sağlık Riskleri: Vücudun Her Organını Etkiliyor! En çarpıcı kısım burası. Araştırmacılar 104 uzun dönemli çalışmayı incelemiş ve %92’si aşırı işlenmiş gıda tüketimiyle kronik hastalık riskinde artış bulmuş.
▪ Obezite ve kilo artışı
▪ Tip 2 diyabet
▪ Yüksek tansiyon ve kolesterol
▪Kalp-damar hastalıkları (kalp krizi, inme)
▪ Kronik böbrek hastalığı, Crohn hastalığı
▪ Depresyon ve mental sağlık sorunları
▪ Erken ölüm (tüm sebeplerden)
Kısaca: Aşırı işlenmiş gıdalar vücudun neredeyse her ana organ sistemini olumsuz etkiliyor! Besin değeri düşük (lif, vitamin, mineral eksik), ama şeker, tuz ve katkı maddesi yüksek.
Ayrıca plastik ambalajlardan gelen kimyasallar (plastikleştiriciler) ve katkı maddeleri ekstra risk yaratıyor.
Büyük şirketler (Nestlé, PepsiCo, Coca-Cola gibi) şu taktikleri kullanıyor:
✅ Dev reklam bütçeleri (2024’te önde gelen şirketlerin reklam harcamaları DSÖ’nün tüm bütçesini aşıyor!)
✅ Lobilerle düzenlemeleri engelleme
✅ Sahte bilim üretme, kendi kendine düzenleme vaadi
✅ Dijital pazarlama ile özellikle çocukları hedef alma
Tıpkı tütün ve fosil yakıt endüstrisi gibi: Kârı halk sağlığının önüne koyuyorlar.
Araştırmacılar şu politikaları tavsiye ediyor:
❗ Uyarı etiketleri: Paket ön yüzüne büyük sağlık uyarıları (Şili ve Meksika’da başarıyla uygulanıyor, satın alımları azaltıyor).
❗ Çocuk koruması: 18 yaş altına UPF pazarlamasını yasaklama (özellikle dijital platformlarda).
❗ Vergiler: Şekerli içeceklere en az %20 vergi, gelirle taze gıdaları sübvanse etme.
❗ Kamu kurumlarında yasak: Okullar, hastaneler, iş yerlerinden UPF’leri çıkarma.
❗ Raf kısıtlamaları: Süpermarketlerde UPF’lerin yerini sınırlama, okullara yakın satış yasağı.
❗ Tarım reformu: Mısır, soya, şeker gibi monoculture sübvansiyonlarını kesip sağlıklı gıdalara yönlendirme.
❗ Endüstri gücünü kırma: Şirket portföylerini düzenleme, rekabet politikalarını güçlendirme, çıkar çatışmalarını önleme.
Tek bir çözüm yok; paket halinde, koordineli uygulamalar lazım.
Bu küresel bir sorun ama bireysel adımlar da önemli:
- Etiket oku: İçindekiler listesinde tanımadığın maddeler varsa UPF olabilir.
- Evde yemek pişir: Taze malzemelerle basit yemekler yap.
- Çocuklarını koru: Paketli atıştırmalık yerine meyve ver.
- Destekle: Sağlıklı gıda politikalarını savunan kampanyalara katıl.
Ultra-işlenmiş gıdalar ucuz ve pratik görünebilir ama bedeli sağlığımız, ekonomimiz ve gezegenimiz. Lancet serisi bize şunu söylüyor: Artık mazeret yok, acil eylem zamanı!
Bir de bizim diyabetçilere bakın!
Diyabetin suçlusu bulundu: DÜRÜM, KEBAP, LAHMACUN
Diyabet profesörüne göre Türkiye’ de diyabetin artmasının sebebi dürümler, kebap, lahmacun gibi yüksek yağlı yüksek karbonhidratlı bir beslenme modeli imiş.
İşlenmiş-süslenmiş, paketli abur cuburlara, fast food’a, meşrubata, rafine un ve şekere tek kelime etme; dürüm, kebap, lahmacun gibi sağlıklı yerli ve milli gıdaları karala. Biz bunları asırlardır yiyoruz, kendine gel.
Türkiye’ nin neden dünyanın diyabetin en çok arttığı ülkelerinin başında geldiğini anlayın!
Kaynak: https://x.com/drahmetrasim/status/1990442766225059947?s=20
Gelelim neticeye
Ben bu yazı dizisinde anlatılanları senelerdir yazıyor, söylüyorum. Buradaki hiçbir cümlenin sizlere yabancı olmadığına eminim.
Bizim uzmanlara gelince; daha geçen hafta Dünya Diyabet Günü vesilesiyle konuşan adı anmaya değmez biri ülkemizde diyabetteki korkunç artışı bu aşırı işlenmiş gıdaların hiçbirinin adını bile anmadan milli yiyeceklerimiz dürüm-lahmacun-kebap üçlüsüne bağlıyordu.
Ben de ülkemizde diyabetteki korkunç artışın sebebinin bu zihniyetteki diyabet uzmanları olduğunu düşünüyorum.
Düşünüyorum, düşünüyorum… işim…
Makale: Ultra-Processed Foods and Human Health
Kaynak: https://www.thelancet.com/series-do/ultra-processed-food
Araştırmanın medyadaki haberleri:
https://www.bbc.com/news/articles/cy4pjjzd784o

***
EK 1 (28.11.2025): ABD’de en çok tüketilen yemeklik yağ ve işlenmiş gıdaların temel maddesi olan soya yağı, bilim insanlarının yeni yeni anlamaya başladığı bir mekanizma aracılığıyla en azından farelerde obeziteye katkıda bulunduğu ortaya çıktı.
Çalışmada, soya yağı bakımından zengin, yüksek yağlı bir diyet uygulayan farelerin çoğu önemli ölçüde kilo aldığı ama genetiği değiştirilmiş bir grup farede kilo alımı olmadığı tespit edildi.
Ayrıca, içinde kolesterol bulunmamasına rağmen, soya yağının daha yüksek kolesterol seviyeleriyle ilişkili olduğu da bulundu.
ABD’de soya yağı tüketimi, son yüzyılda toplam kalorinin yaklaşık %2’sinden bugün neredeyse %10’una çıkarak beş kat arttı.
Bu çalışmanın sonuçları çok mühim zira tütün çiğnemek ile kanser arasında ilk gözlemlenen bağlantıdan sigaralara uyarı etiketlerinin konulmasına kadar 100 yıl geçti.
Makale: P2-HNF4α Alters Linoleic Acid Metabolism and Mitigates Soybean Oil-Induced Obesity: Role for Oxylipins
Kaynak: https://www.jlr.org/article/S0022-2275(25)00195-6/fulltext
***
EK 2 (16.12.2025): Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanı Robert F. Kennedy Jr., şok edici bir açıklamayla, aşırı işlenmiş gıdaları yasaklayacak, doymuş yağlara ilişkin kısıtlamaları hafifletecek ve Amerikan askerlerinin ve okul çocuklarının beslenme alışkanlıklarını temelden değiştirecek Beslenme Rehberi yayınlayacağını açıkladı.
Kaynak: https://x.com/RightPulseNewss/status/1999492864460427773?s=20
***
EK 3 (12.1.2026): 108.000’den fazla Fransız yetişkin üzerinde yapılan çalışmada, yaygın olarak kullanılan gıda koruyucu katkı maddelerinin fazla alınmasının Tip 2 diyabet riskini yüzde 50 artırdığı tespit edildi.
Bunlar arasında potasyum sorbat (E202), potasyum metabisülfit (E224), sodyum nitrit (E250), asetik asit (E260), sodyum asetatlar (E262) ve kalsiyum propiyonat (E282) gibi antioksidan olmayan koruyucular ile sodyum askorbat (E301), alfa-tokoferol (E307), sodyum eritrobat (E316), sitrik asit (E330), fosforik asit (E338) ve biberiye özleri (E392) gibi antioksidan katkı maddeleri yer alıyor.
İşlenmiş etler, peynirler, gazlı içecekler, atıştırmalıklar ve hazır yemekler gibi aşırı işlenmiş-süslenmiş gıdalarda yaygın olarak bulunan bu katkı maddelerinin, muhtemelen bağırsak mikrobiyotası değişiklikleri, düşük dereceli enflamasyon veya doğrudan hücresel etkiler gibi mekanizmalar yoluyla metabolik bozulmaya katkıda bulunabileceği düşünülüyor.
Bu çalışma da sayısız başka çalışma gibi, gıda koruyucularının metabolik olarak tamamen etkisiz olmadıklarını destekliyor.
Bunların FDA tarafından onaylı olduğuna bakmayın, gıdaların raf ömrünü uzatan kimyasallar sizin hayat sürenizi kısaltır. Aşırı işlenmiş-süslenmiş gıdalardan uzak durun!
Kaynak: https://www.nature.com/articles/s41467-025-67360-w
Makale: Associations between preservative food additives and type 2 diabetes incidence in the NutriNet-Santé prospective cohort
***
EK 4 (27.1.2026): Bazı aşırı işlenmiş- süslenmiş-paketlenmiş gıdaların sağlıklı olarak etiketlenmesi, endüstriyi meşrulaştırıyor, tüketicileri yanıltıyor ve genel tüketimi azaltma yönündeki temel halk sağlığı hedefinden uzaklaştırıyor.
“Sağlıklı atıştırmalık” tabiri bir zokadır.
Kaynak: https://x.com/drahmetrasim/status/2016236620823876046?s=20
***
EK 5 (16.2.2026): ABD’de satılan bazı yulaf bazlı ürünlerde klormekuat (chlormequat) adlı bir tarım kimyasalının kalıntıları tespit edildi, bazı ABD’li bireylerin idrarında da bu maddeye rastlandı.
Grafikteki oranlar (mesela %92 oat-based foods) gerçekten çalışmada bildirilen tespit oranlarını yansıtıyor — yani “ürünlerin yüzde kaçında ölçülebilir seviyede?” sorusunun cevabı.
Bu, zararlı dozda olduğu anlamına gelmez.
Klormekuat nedir?
Bitkilerin boyunu kısaltmak için kullanılan bir büyüme düzenleyicidir.
ABD’de uzun süre doğrudan kullanımına izin verilmemişti ancak ithal tahıllar yoluyla gıda zincirine girebiliyor.
Hayvan çalışmalarında: Yüksek dozlarda üreme ve gelişim üzerine olumsuz etkiler bildirildi.
İnsanlarda: Günlük beslenme yoluyla maruz kalınan düşük seviyelerin kısırlık veya ergenlik gecikmesine yol açtığını gösteren net klinik delil yok.
Tabii ki yersen! https://www.nature.com/articles/s41370-024-00643-4?utm_source=chatgpt.com
Kaynak: https://www.nature.com/articles/s41370-024-00643-4?utm_source=chatgpt.com
Makale: A pilot study of chlormequat in food and urine from adults in the United States from 2017 to 2023
***
EK 6 (18.2.2026): “Güvenli” olduğu düşünülen ve yaygın olarak kullanılan gıda katkı maddelerinin deneysel olarak bağırsak iltihabına ve diyabete yol açtığı tespit edildi.
Bu çalışmada polisorbat 80 ve karboksimetilselülozun şu özelliklere sahip olduğu gösterilmiştir:
💠Bağırsaktaki mukus tabakasını azaltır.
💠Yağlanmayı artırıyor
💠İnsülin direncini arttırıyor
💠Bakteri çoğalması artıyor.
💠Tetiklenmiş enflamatuar bağırsak hastalığı gelişiyor
💥Ortalama bir insan her gün aşırı miktarda paketli gıda yiyor ve bunun zararlarının farkında bile değil.
Kaynak: https://x.com/drahmetrasim/status/2024182332048003083?s=20
***
EK 7 (26.2.2026): Kanada Sağlık Bakanlığı, obezite, kalp hastalığı, tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, inme ve bazı kanser risklerini azaltmak için 2026’dan itibaren zorunlu “ön yüz beslenme etiketi” sistemi getirdi.
Bu etiket, şeker, sodyum veya doymuş yağ oranı günlük önerilen miktarın %15’ini aşan ürünlerde büyüteç simgesi + “Yüksek …” uyarısını gösteriyor.
Gıda lobisinin etkisi: Endüstrinin yoğun baskısı sonucu etiket kapsamı daraltıldı: Tek bileşenli etler (mesela bazı işlenmiş et ürünleri) muaf tutuldu.
Süt ürünleri de vitamin/mineral kaynağı oldukları gerekçesiyle etiket dışı bırakıldı.
Kanada’nın iddialı ön yüz etiketleme reformu, gıda endüstrisi lobisinin baskısıyla daha az etkili hale getirildi; bazı yüksek riskli ürünler etiket muafiyeti aldı.
💥Kanada Sağlık Bakanlığı’ nın niyeti ciddi ise yapması gereken, vatandaşlarını tüm paketli gıdalardan uzak durmaları için eğitmeleridir. Etiketlerle, yasaklarla uğraşmak beyhudedir. https://www.bmj.com/content/392/bmj.s334
Kaynak: https://x.com/drahmetrasim/status/2026925407681802691?s=20
***














