AŞI OLMAYANLARA GEÇMİŞ OLSUN’ MUŞ

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Aktivist, Hekim | Çapa Mezunu, Cerrahpaşa İhtisaslı Çocuk ve Genç Psikiyatristi gibi unvanlara sahip Prof. Dr. Veysi Ceri’ nin, çok tartışmalı bir çalışmayı abartarak sunan, aşı yaptırmayanları incitecek, huzursuz edecek bir tivitine rast geldim.

Pek çok metodolojik sorunları olan bu tartışmalı çalışmayı “yaygın komplo iddialarını kesin bir biçimde çürütmüş görünüyor” diye sunuyor.

Önce onun yazısını sonra benim ona cevabımı okuyun, neyin ne olduğuna siz karar verin.

Onun tiviti:

“Aşı olmayanlara geçmiş olsun”

Yeni yayınlanan Dört yıllık titiz ve kapsamlı bir araştırmanın bulguları, COVID-19 aşılamasına ilişkin yaygın komplo iddialarını kesin bir biçimde çürütmüş görünüyor.

Araştırmada, aşılanmış bireylerin aşılanmamışlara kıyasla:

– COVID-19’a bağlı ölüm riskinde %74,

– Tüm nedenlere bağlı ölüm riskinde ise %25 oranında daha düşük risk taşıdığı saptanmış.

Yani aşı sadece Covid değil tüm nedenlere bağlı ölümleri bile azaltıyor görünmekte.

Bu sonuçlar, aşıların yalnızca pandemiye özgü mortaliteyi dramatik ölçüde azaltmakla kalmayıp, genel sağkalımı da anlamlı derecede iyileştirdiğini güçlü bir bilimsel kanıtla belgelemektedir. Böylece, aşıların zararlı olduğu yönündeki asılsız komplo teorileri, ampirik veriler karşısında sürdürülemez hale gelmekte.

“Velhasıl Aşı olmayanlara geçmiş olsun”

Kaynak: https://x.com/VeysiCe/status/2009570965617836168?s=20

***

Bu da benim cevabım:

Aşı olmayanlara geçmiş olsun” başlıklı yazınız filim adamlarınınki gibi her şartta aşıya methiyeler düzme maksadını taşıyorsa gayet yerinde.

Aşılar âbı hayattır” veya “Aşılara kurban olurum” gibi daha çarpıcı ifadeler kullanmanız daha büyük etki yaratırdı.

JAMA’ daki makaleyi okuduğunuzu hiç sanmıyorum (1).

Yazınız, bu çalışmayı alıntılayıp yorum yapan bir kaynaktan -muhtemelen de bir medya sitesinden- özetlenerek hazırlandığı intibaı yaratıyor.

Çalışmanın relatif risk azalması (RRR) değerlerini delil olarak sunmanız maksadınızın göz boyamak olduğunu düşündürüyor; hakikatin peşinde olan biri mutlak risk azalması (ARR) değerlerini de mutlaka bildirir. Ya da istatistik biliminden bihabersiniz!

Gelelim çalışmaya…

Bu gözlemsel metotla yapılan bir çalışmadır; randomize kontrollü (RCT) bir çalışma değildir. Dolayısıyla bu tür bir çalışmadan illiyet çıkmaz; sadece bir ilişkiyi gösterir. Bu çalışma “aşı ölüm riskini azaltır” da “artırmaz” da diyemez!

Bu çalışmadaki temel mesele, sağlıklı aşılanan etkisidir.

Çalışma 41 komorbidite ve sosyodemografik faktör için düzeltme yapmış olsa da, ölçülmeyen faktörler (beslenme alışkanlıkları, egzersiz seviyesi, stres yönetimi veya düzenli sağlık kontrolleri, daha yüksek sosyoekonomik seviye) tam olarak hesaba katılmamış.

Bu, aşılanan grubun mortalite (ölüm oranı) azalmasını aşıya değil, bu temel farklara bağlayabilir.

Ayarlama yapılmış olması, bias yok demek değildir, sadece ölçülebilen değişkenler için kısmi düzeltme yapılmıştır. Bu farklar istatistiksel ayarlamayla tam olarak düzeltilemez.

Rezidüel confounding (ölçülemeyen karıştırıcılar) mortaliteyi güçlü biçimde etkiler.

Pandeminin erken dalgaları aşılanmamış kırılgan bireyleri zaten elemiş, kalan aşılanmamış grup daha riskli davranışlı olabilir.

Çalışma, aşılamadan sonraki ilk 6 ayı (Mayıs-Kasım 2021) hariç tutmuş ve takibi Kasım 2021’den başlatıyor.

Bu, aşıya bağlı erken dönem ölümleri (meselâ miyokardit veya tromboz gibi nadir yan etkiler) saymamak anlamına gelir. Eğer aşı kısa vadeli riskler taşıyorsa, bunlar göz ardı edilmiş olur. Yani en ölümcül dönem hesaba alınmamış.

Aşının, tüm sebeplere bağlı ölümleri %25 azaltması biyolojik olarak mümkün değil. Genç-orta yaşta (18-59) Omikron sonrası dönemde bu kadar büyük etki beklenmez.

%25 tüm sebeplere bağlı ölüm azalması, eğer illiyet olarak alınırsa, biyolojik olarak saçma sapan. Suda boğulma, trafik kazası, cinayet, intihar, yaşlılık… Aşı bunların hangisini nasıl engelleyecek?

Üstelik tüm sebeplere bağlı mortalitede kullanılan Cox HR’si, risklerin bağımsız olduğunu varsayar; ancak ölüm sebepleri birbirini dışlar (bir kişi ya kalp krizinden ya kanserden ölür). Bu yüzden %25’lik HR düşüşü mekanik olarak şişebilir (‘faisandées’ yani bozulmuş sonuç).

Bu çalışma için “Aşıların hayat kurtardığını kanıtladı” denemez. Bu RCT değildir, illiyet yoktur, ARR çok küçüktür.

Bu çalışma için “Aşılar kesinlikle güvenlidir, mortaliteyi artırmıyor” da denemez. Spesifik riskleri dışlamaz, sadece net toplam farkı gösterir.

Kovid ölümünde %74 RRR → mutlak kazanç on binde 1–4

Tüm sebeplerde %25 RRR → mutlak fark binde 1–2,5

Bu büyüklükler, klinik olarak çok küçük, politika düzeyinde abartılmaya açık, illiyet ispatlamaz.

Bu çalışma için doğru bir bilimsel yorum şöyle olabilir: “Bu yaş grubunda, bu dönemde, Fransa’da, mRNA aşısı yapılanlarda toplam ölüm oranı, aşılanmayanlara göre daha yüksek görünmemektedir; ancak bu sonuç gözlemsel yanlılıklardan bağımsız değildir.”

“Yazarlar bile residual confounding’i kabul ediyor ve illiyet iddia etmiyor”.

Psikiyatristlerin bu aşı hayranlığının sebebi nedir acaba?

Psikiyatrist, Psikoterapist, Profesör Doktor, EEG Uzmanı, Tıp İnsanı, Atatürk’çü.. unvanlarına sahip Arif Verimli de “Aşı olmayacakların, noter işleri, tapu işleri yapılmasın. Vergi yapılandırmasından yararlanmasın, herhangi bir derneğe üye olamasınlar, pasaportları askıya alınsın, vize verilmesin, aşı olduğunu kanıtlamayan nikah yaptıramasın” demişti, hatırlarsanız.

Not: Türkiye’ de EEG başlı başına bir uzmanlık dalı değildir. Tıpta Uzmanlık Tüzüğü / TUS sisteminde EEG uzmanlığı” diye bir yan dal veya ana dal yoktur. Dolayısıyla Sağlık Bakanlığı veya YÖK tarafından verilmiş “EEG uzmanı” diploması ya da tescilli unvanı alınamaz.

Aktivist, Hekim | Çapa Mezunu, Cerrahpaşa İhtisaslı Çocuk ve Genç Psikiyatristi arkadaşımız da “Aşı olmayanlara geçmiş olsun” diyerek aşı yaptırmayanları incitiyor. Eline ne geçiyor acaba?

İnsanları rahatlatmaları, endişelerini, streslerini, sıkıntılarını gidermeleri gereken bir dalda hem de akademik unvana sahip kişilerin, aşı yaptırmayan veya çok haklı sebeplerle aşı tereddüdü yaşayan insanları huzursuz etme çabalarının  altında nasıl bir motivasyon olabilir, araştırılmalı.

Bir aşı ne kadar “şahane” olursa olsun, “etkili” olması bağışıklık sisteminin cevabına bağlıdır ve bu cevabın belirlenmesinde de o kişinin uykusunun, mutluluğunun, huzurunun, moralinin, motivasyonunun çok büyük ehemmiyeti vardır.

Bunu da sizlere ben mi anlatayım, bilemedim.

Resim

Gelelim neticeye

Körü körüne aşı karşıtlığı neyse, verileri yanlış yorumlamak, saklamak, abartmak ve mesnetsiz olarak aşıları parlatmak da odur. Bu da aşı şakşakçılığıdır ki al birini, vur ötekine!

İnsanları aşılar hakkında şüphelenmeye, güvensizliğe sevk eden önemli unsurlardan biri de akademik unvanlı kişilerin bu türden açıklamalarıdır.

Bu tivitleri okuyan, morali bozulan insanların koşa koşa aşı olmaya gideceklerini sanıyorsanız yanılıyorsunuz.

Halk tam ve doğru bilgilendirmek ister, ancak o zaman kendini emniyette hisseder.

NOT: Ben mRNA aşısı yaptırmadım, hiç kimseye de tavsiye etmedim. Aşılar hakkındaki temel görüşlerimi “İtiraf ediyorum, ben bir aşı karşıtıyım” başlıklı makalemden öğrenebilirsiniz (2).

Kaynaklar:

1. https://jamanetwork.com/journals/jamanetworkopen/fullarticle/2842305

Makale: COVID-19 mRNA Vaccination and 4-Year All-Cause Mortality Among Adults Aged 18 to 59 Years in France

2. https://ahmetrasimkucukusta.com/2024/12/08/yazilar/tip-yazilari/asilar/itiraf-ediyorum-ben-bir-asi-karsitiyim/

***

EK 1 (10.1.2026): “Karşı örnek olarak kullanılan çalışmalarda da benzer karıştırıcılar var”.

 “Louisiana Sağlık Bakanlığı’nın ölüm kayıtları, 2 aylıkken aşılanan bebeklerin, aşılanmayan bebeklere göre takip eden ayda ölme ihtimalinin çok daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor.”

Increased Mortality Associated with 2-Month Old Infant Vaccinations başlıklı çalışma Louisiana Sağlık Bakanlığı’ndan alınan 2013-2024 arası bebek ölüm kayıtları ve aşı kayıtlarının eşleştirilmesiyle yapılmış bir analiz.

2 aylık (60-90 gün) dönemde aşılanan bebeklerin 3. ayda (90-120 gün) ölüm riskinin aşılanmayanlara göre daha yüksek olduğunu iddia ediyor (örneğin tüm 6 aşıyı alanlarda %68 artış). 

Henüz hakemli bir dergide yayınlanmamış ön baskı niteliğindeki çalışmanın güçlü yönleri var:

▪ Gerçek dünya verisi (real-world evidence) kullanması → Louisiana Sağlık Bakanlığı’ndan alınan ölüm kayıtları ile aşı kayıtlarının birebir eşleştirilmesi (1.775 ölüm vakası) nadir görülen bir veri kalitesi. Çoğu zaman böyle linkage çalışmaları çok zor elde edilir.

Zamanlama odaklı analiz (2. ay aşıları → 3. ay ölümleri) → Klasik aşı sonrası advers olay zaman pencerelerine (temporal clustering) odaklanması mantıklı bir hipotez oluşturma yaklaşımı. Özellikle SIDS / ani bebek ölümü ile 2-4. aylar arası dönem örtüşüyor.

Doz sayısı ile mortalite arasında doz-cevap (dose-response) ilişkisi bulmaları → 6 aşı birden olanlarda riskin daha yüksek çıkması (özellikle kızlarda %112, siyah bebeklerde %68) biyolojik olarak tartışılabilir bir sinyal (alüminyum yükü, immün stimülasyon vs.).

Şeffaflık çağrısı → Yazarlar diğer eyaletlerin de benzer veri setlerini paylaşmasını istiyor; bu bilimsel olarak doğru bir tutum.

Çalışmanın zayıf yönleri ve önemli kusurları da var:

Çalışma seçilim yanlılığı (selection bias), karıştırıcı faktörlerin kontrol edilememesi ve ters illiyet (reverse causation) açısından çok yüksek risk taşıyor:

Sağlıklı aşı olunma yanlılığı (healthy vaccinee bias) ve sağlıklı bebek etkisi: Aşı olmayan bebeklerin büyük bölümü ya çok hasta/prematüre, ya kontraendikasyonlu (aşı yapılamaz), ya da sağlık sistemine hiç ulaşmayan (sosyoekonomik dezavantajlı, ihmalkâr aile vs.) bebeklerdir.

Bu grup zaten ölüm riski çok daha yüksek olan bebeklerdir.

Aşı olanlar ise nispi olarak sağlıklı, doktor kontrolünde olan bebeklerdir → 3. ayda ölme ihtimalleri tabii olarak daha düşük olur.

Çalışmada bu temel karıştırıcı faktör hiçbir şekilde düzeltilmemiş görünüyor.

Ters illiyet ihtimali çok yüksek

Yaklaşan ölüm belirtisi olan bebeklere (solunum sıkıntısı, beslenme bozukluğu, sepsis vs.) doktorlar aşı yapmaktan genellikle kaçınır.

→ Yani “aşı olmadığı için öldü” değil → “öleceği için aşı olmadı” durumu olabilir.
Bu, aşı karşıtı literatürde sık görülen klasik bir tuzaktır.

Kapalı kohort (sadece ölen bebekler): Analiz sadece ölen 1.775 bebeğe yapılmış.

Toplam doğan bebek sayısı (~600.000 civarı tahmin ediliyor 12 yılda) ve bu grupta aşılanma oranları bilinmiyor.

Gerçek popülasyon risk oranı hesaplanamıyor → Sadece “ölümler arasında aşılanmış olanların oranı” hesaplanıyor ki bu çok yanıltıcıdır.

Çoklu karşılaştırma ve istatistiksel sorunlar: Birden fazla aşı ve alt grup (cinsiyet, ırk, kombinasyon aşıları) karşılaştırıldığı için p-değeri şişmesi (multiple testing) riski var.

Bazı sonuçlar sınırda anlamlılık gösteriyor ve düzeltme yapılmamış olabilir.

Gelelim neticeye

Çalışma ilginç bir sinyal üretmiş ve daha fazla araştırmayı hak eden bir veri seti sunuyor gibi görünebilir. Ancak mevcut haliyle illiyet iddiasını destekleyecek güçte değil.

Büyük ihtimalle güçlü seçilim yanlılığı ve karıştırıcı faktörler sebebiyle ortaya çıkan bir artefakt (yapay bulgu) olma ihtimali çok yüksek.

Bilimsel olarak güvenilir bir sonuca varmak için tüm bebeklerin (ölen + ölmeyen) aşılanma durumunu ihtiva eden, iyi kontrol edilmiş ve karıştırıcıları düzelten yeni analizler şarttır.

Bu tür iddialar genellikle ilk bakışta çarpıcı görünür ama metodolojik derinlemesine bakıldığında büyük kısmı çöker. Şu anki haliyle bu ön baskıyı “delil” olarak kullanmak bilimsel açıdan çok riskli olur.

Makale: Increased Mortality Associated with 2-Month Old Infant Vaccinations

Kaynak: https://www.preprints.org/manuscript/202512.1865/v1

***

EK 2 (11.1.2026): Shocking study linking covid jabs and cancer ‘censored’ by mysterious cyberattack

Araştırmacılar, incelemede, dünyanın dört bir yanından daha önce yayınlanmış 69 çalışmayı ve vaka raporunu analiz ederek, Kovid aşısından sonraki birkaç hafta içinde kanserin yeni teşhis edildiği veya hızla kötüleştiği 333 vakayı belirledi.

İnceleme, 2020-2025 yılları arasındaki çalışmaları kapsadı ve ABD, Japonya, Çin, İtalya, İspanya ve Güney Kore dahil olmak üzere 27 ülkeden raporları içerdi. Hiçbir ülke tek başına baskın değildi, bu da gözlemlenen örneklerin küresel olarak rapor edildiğini gösteriyor.

Yazarlar, incelemenin mevcut raporlarda gözlemlenen örnekleri vurguladığını, ancak aşılama ile kanser arasında doğrudan illiyet bağlantısı kurmadığını vurguladı.

Yayınlandıktan günler sonra, Oncotarget’ın web sitesine erişilemez hale geldi ve derginin devam eden bir siber saldırıya bağladığı ‘kötü ağ geçidi’ (‘bad gateway’) hatası gösterdi.

Dergi, olayı FBI’ya bildirdi ve çevrimiçi operasyonlarında aksamalar yaşandığını belirtti.

Makalenin yazarlarından Brown Üniversitesi’nden Dr. Wafik El-Deiry, sosyal medya paylaşımlarında saldırının yeni yayınlanan araştırmalara erişimi aksattığı yönündeki endişesini dile getirdi.

El-Deiry, X adlı sosyal medya platformunda yaptığı bir paylaşımda, “ABD’de sansür hâlâ yaşıyor ve tıp alanına da büyük ve korkunç bir şekilde girdi” diye yazdı.

Bu makale, 2020-2025 arası yayınlanmış 69 çalışmayı sistematik olarak inceleyerek, Kovid-19 aşısı veya enfeksiyonu sonrası (zamanlama açısından) ilişkili olduğu rapor edilen 333 kanser vakasını derliyor (27 ülkeden).

Yazarlar, bir sebep-sonuç münasebetini iddia etmiyor; sadece gözlemlenen örnekleri ve muhtemel biyolojik mekanizmaları değerlendirip daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu belirtiyor.

A new medical review has uncovered cancerous growths forming just days and weeks after individuals received the Covid-19 vaccine

Makale: COVID vaccination and post-infection cancer signals: Evaluating patterns and potential biological mechanisms

K: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/41498242/

Kaynak: https://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-15440249/cancer-Covid-vaccination-journal-cyberattack.html

***

EK 3 (10.1.2026): Kovid aşıları ile kanser bağlantısını ortaya koyan makale, “gizemli siber saldırı” ile sansürlendi. Bu makale, 2020-2025 arası yayınlanmış 69 çalışmayı sistematik olarak inceleyerek, Kovid-19 aşısı veya enfeksiyonu sonrası (zamanlama açısından) ilişkili olduğu rapor edilen 333 kanser vakasını derliyor (27 ülkeden).

Yazarlar, bir sebep-sonuç münasebetini iddia etmiyor; sadece gözlemlenen örnekleri ve muhtemel biyolojik mekanizmaları değerlendirip daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu belirtiyor.

ARK: Adamlar, mallarını senden benden iyi biliyor ve böylesine aklı başında bir makaleye bile tahammül edemiyorlar.

“Daha fazla araştırma yapılması” gibi son derecede mâkûl ve bilimsel bir istek onları dellendiriyor; çünkü neticesini öngörüyorlar.

Kaynak: https://x.com/drahmetrasim/status/2010277056563536368?s=20

***

Yazı için 3 yorum yapılmış:

  1. Necmeddin Aktaş dedi ki:

    Psikiyatristleri fena fırçalamışsın Ahmed Hocam. Adamlar bunalıma girecek, panik atak yaşayacak, kaygı bozukluğuna duçar olacak senin yüzünden.

  2. Kadir dedi ki:

    Arif Bey, EEG uzmanlığı diplomanızı gösterin lütfen de Ahmet Beyin dilinden kurtulun.

  3. Pınar dedi ki:

    Hocam Allah ömrünüze zihninize bilginize bereket versin , zekatını bu arkadaşa nasip etsin .

Siz de yorumunuzu paylaşın: