BU “AŞI”YLA, HERKESE YAPILSA BİLE, BU SALGIN BİTMEZ

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Dr. İlker Belek’ in yazısı:

Toplumsal bağışıklık nedir, nasıl kazanılır?

Virüsün insandan insana bulaşmasının durması, yani salgının bitmesi için toplumun virüse karşı belli oranda bağışıklık kazanması gerekir. Bu oran her salgın için farklıdır.

Salgını durdurmak için gerekli bu bağışıklığa toplumsal bağışıklık düzeyi denilir.

Toplumsal bağışıklığın gelişmesinin iki yolu vardır: 1- Toplumun, etkene karşı bağışıklık kazanacak kadar etkenle enfekte olması, hastalanması.  2- Aşılama.

Toplumsal bağışıklık için olsa bile hastalığın yayılmasını istemeyiz, zira faturası çok ağırdır. Dolayısıyla salgını bitirmenin tek yolu, bilinen toplumsal ve bireysel önlemlerin en azından bir süre daha uygulanmaya devamı koşuluyla, aşı olabilir.

Salgını bitirecek toplumsal bağışıklık düzeyi nasıl hesaplanır?

Bu konuda belirleyici olan kriter RO değeridir.

RO, virüs daha önce hiç görülmediği ve kendisine karşı henüz hiçbir önlemin söz konusu olmadığı bir topluma girdiğinde, enfekte ettiği bir kişinin virüsü kaç kişiye daha bulaştırdığını ifade eder.

DSÖ SARS-COV-2 için RO’ı ortalama 3,3, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise 4,5-5 olarak açıklamışlardı. Biz, toplumsal bağışıklığın asgari düzeyini hesaplayabilmek için DSÖ’nün verisini kabul edelim, RO’ı 3 olarak alalım.

Salgını bitirmek için gerekli toplumsal bağışıklık düzeyinin formülü şudur: 1-1/R0.

Buna göre covid enfeksiyonu için gerekli toplumsal bağışıklık düzeyi %70’dir. Yani toplumun en az %70’i aşıyla ya da hastalanarak virüse karşı bağışıklık kazandığında salgın bitecek ve böylece o zamana dek aşı olmamış ya da hastalığı geçirmemiş bireyler de aşılanmış ya da hastalığı geçirmiş bireylerin sayesinde bağışıklık kazanmış olacaktır.

Ancak bu noktada önemli bir sorun bizi karşılar: Her aşılanan kişi bağışıklık kazanmaz. Bunun en önemli nedeni hiçbir aşının koruyuculuğunun %100 olmamasıdır.

Şimdi Sağlık Bakanlığı’nın kullanıma soktuğu Sinovac “aşı”sının (Coronavac) koruyuculuğu %50’dir.

Sinovac-Coronavac ile ne oranda toplumsal bağışıklık sağlanacak?

Aşının yapılmasıyla sağlanacak toplumsal bağışıklık düzeyi, aşının koruyuculuk oranı ile aşılanan nüfusun çarpılmasıyla bulunur.

Dolayısıyla Coronavac ile tüm toplumu aşılasak bile (ki bu aşı karşıtları ve 18 yaş altına aşının uygulanamayacak olması nedeniyle mümkün değil) elde edeceğimiz toplumsal bağışıklık oranı (%100 x %50) ancak %50’dir ve bu oran salgını bitirmek için gereken %70’lik toplumsal bağışıklık düzeyinden çok düşüktür.

Aşılanması imkansız 18 yaş altındakileri toplam nüfustan çıkardığımızda (bu grubun toplam nüfus içindeki oranı %30’dur), kalan nüfusun tamamının aşılanması durumunda ulaşabileceğimiz toplumsal bağışıklık düzeyi ise (%70 x %50) ancak %35 olur.

Ne %50’lik ne de %35’lik toplumsal bağışıklık düzeyleri, aşılamayla ağır ve orta derecedeki hastalık sıklığı azalabilecek olsa da salgını bitirmeye, virüsün dolaşımını engellemeye yeter.

Üstelik şu değişkenlerdeki farklılaşma da durumu daha vahim hale getirebilir: a) Aşının yaşlılardaki koruyuculuğunun (bunu şu anda hiç bilmiyoruz) %50’den de düşük olması, b) virüsün önümüzdeki dönemde, koruyuculuğu düşük aşılarla yetersiz aşılamanın da etkisiyle dolaşımına devam ediyor olmasına bağlı olarak geçireceği ve aşıya direnç kazanmasını sağlayacak mutasyonlar, c) aşılanmayan grupların salgının seyrine olan etkisi.

Brezilya verileriyle durumu biraz daha somutlayalım

Brezilya’daki faz-3 araştırmasında aşı yapılan 4.653 kişide, 7 tanesi özel bakım gerektiren şiddette ve 85’i de hafif derecede olmak üzere toplam 92 hasta saptandı: %2,0. Evet iki kez “aşı” yapılmış ve yakın takipteki grupta %2.

Ayrıntıları bilmiyoruz ancak, iki dozdan sonraki izlem süresinin yaklaşık üç ay olduğunu dikkate alırsak, yıllık hastalık sıklığının bunun dört katı, yani %8 olduğunu buluruz.

Dikkat edelim bu oran salgın önlemlerinin söz konusu olduğu bir zaman kesitine ilişkin. İnsanların “aşılandım” diye önlemleri bıraktığı dönemde ne olur?

Bu durumda Türkiye’de tüm nüfus aşılansa bile yılda (%8 x nüfus) 6 milyon, günde de 16.000 kişi hasta olacaktır. Tabi araştırmadaki gönüllülere yapıldığı gibi düzenli bir tarama söz konusu olmayacağı için, bu hastaların tamamının farkında olamayacağız, ancak onlar toplumun içinde virüsü yaymaya devam ediyor olacaklar.

Aşılananların moral bulması toplumu kurtarmaz

Görüldüğü gibi Coronavac salgını bitirmek açısından kesinlikle yetersiz. Bu şekilde maske, mesafe ve tedirginlikten kurtulamayız.

Şimdi Coronavac yaptıranlar, aşının koruyuculuğunun %50 olması, ağır ve orta derecedeki hastalığı tamamen önlemesi (yaşlılarda da böyle mi?) nedenleriyle mutlular, bu anlaşılabilir bir durum olsa da toplumsal ölçekteki sorunumuz devam ediyor.

Elimizde kim üretmiş olursa olsun, koruyuculuğu %95 olan bir aşı olmuş olsaydı, %70’lik toplumsal bağışıklık düzeyine ulaşabilmek için 60 milyon kişinin (ama bu bile 18 yaş üzerindeki nüfusun tamamı anlamına gelir) aşılanması yeterli olacaktı.

Ayrıca başka sorunlarımız da var: En azından erişkin nüfus için hemen gereken 120 milyon doz aşı ihtiyacının, yapılan aşıların etkinlik süresinin dolmasıyla birlikte ortaya çıkacak takip aşı ihtiyacının nasıl karşılanacağı ve “aşılandım, korunuyorum” rehavetiyle önlemlerin bir tarafa bırakılacak olmasının ortaya çıkaracağı yeni maliyetler gibi.

Bu aşıyla bu salgın bitmez.

Aşılandım diye sevindirik olmak yerine, salgın yönetimindeki hataları gündemde tutmak, güvenilirlik ve etkinliği kanıtlanmış aşılardan yeterli miktarda sağlaması için iktidarın üzerinde baskı yaratmak, patentin kaldırılması için kamuoyu oluşturmak gerekir.

Aşılanma ihtimali gündeme girdiğinden beri bu çabanın neredeyse tamamen gündem dışı bırakıldığını gözlüyoruz. Ve bu vurdumduymaz tutum maalesef AKP’nin aşı tedarikindeki yetersizliğinin,  salgın yönetimindeki bilim dışı tutumunun üzerini örtmeye yarıyor.

Kaynak: https://drilkerbelek.blogspot.com/2021/01/bu-asyla-herkesaslansa-bile-bu-salgn.html

 

Yazı için 2 yorum yapılmış:

  1. Aşılarla pandeminin bitmesi mümkün olmayacak bu herhalde iyice anlaşılmıştır artık. Vücut bağışıklığını güçlendirmek en önemli şey. Buna da değinen çok az.

  2. Alişan Yıldıran, Çocuk İmmünoloji-Allerji Mütehassısı dedi ki:

    Tarihde hiç bir salgın AŞI ile bitmemişdir, buna virüsler de dahildir.

    Meşhur smallpox (çiçek) bile…

    Üstelik çiçek salgınlarının en mühim sebebi muhtemelen içinde ne olduğu bilinmeyen ama yakın zamanda smallpox değil horsepox ihtiva etdiği gösterilen aşı uygulamalarıdır (1, 2).

    Hatta yaygın aşı uygulamaları facialara yol açmışdır, Pasteur’ün kolera aşısı ve üç sene evvel ki mRNA Deng aşısıçok iyi bilinen örneklerdir, ya bilinmeyenler(3, 4)?

    Hiç Autoimmune epidemic diye bir salgın duymuş mu idiniz (5)?

    Anlatdığınız hesaplar bilimsel gibi görünüyor ama realite ile hiç bir zaman uyuşmaz, benden söylemesi…

    (1) https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/29137821/

    (2) https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/1357411/

    (3)Microbe Hunters, De Kruif 1928

    (4) https://en.wikipedia.org/wiki/Dengvaxia_controversy

    (5) https://www.amazon.co.uk/s?k=autoimmune+epidemic&ref=nb_sb_noss_2

Siz de yorumunuzu paylaşın: