ALZHEİMER BİR BESLENME HASTALIĞIDIR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Dikkat: Yazının sonunda ek var!

***

Alzheimer Hastalığının (AH) oluşumunda ve ilerlemesinde beslenmenin rolü büyüktür.

Alzheimer’ i “tip 3 diyabet” olarak tanımlayanlar da çok haklıdır.

Alzheimer bir beyin hastalığı olarak bilinir ama bunu bir beslenme hastalığı olarak görmek bana göre daha doğrudur.

Alzheimer’ in beslenme ile münasebetini detaylı olarak anlatan bu makalenin özeti:

Batı Diyeti (BD), AH’ nın başlamasını ve yaşlanmaya bağlı enflamasyonu hızlandırabilir ve artırabilir.

BD’ nin sebep olduğu obezite, metabolik bozukluk ve bağırsak mikrobiyota bozukluğu AH’ na yol açabilir.

BD’ nin sebep olduğu metabolik ve sistemik enflamasyon, kan-beyin bariyerini bozar.

BD, nöro-enflamasyona, amiloid ve tau patolojisine ve hafıza bozukluğunu teşvik eder.

Diyetin düzenlemesi AH önleme ve tedavide destek için umut vaat ediyor.

Gelelim neticeye

Alzheimer bir beyin hastalığı olarak bilinir ama bunu bir beslenme hastalığı olarak görmek bana daha doğru geliyor. 

Önlenmesi ve tedavisi için bu hususun dikkate alınması fevkalade mühimdir.

AH’ nın çaresi de “adam gibi beslenmedir“. 

Kaynak: https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S1568163721001446?via=ihub

Makale: Western diet as a trigger of Alzheimer’s disease: From metabolic syndrome and systemic inflammation to neuroinflammation and neurodegeneration.

***

EK 1 (28.4.2022): Washington Eyalet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Martin L. Pall, “Current Alzheimer Research” dergisinde yazdığı makalede, cep telefonu ve benzeri kablosuz teknoloji ürünlerle alzaymır başlangıcı arasında yeni bir bağlantı bulduğunu açıkladı. Pall, radyasyona maruz kalmanın beyindeki hücre içi kalsiyum seviyelerinde artışa yol açarak Alzheimerı tetikleyebileceğini belirtti. Radyasyonunun beyindeki kalsiyum seviyesini daha yukarı taşıdığını kaydeden Pall, bunun “oldukça erken yaşta oluşacak Alzheimer hastalığı gibi bir kabusa neden olabileceğini” söyledi.

Pall, “Elektronik olarak oluşturulmuş elektromanyetik alanlar, insan vücudu üzerinde güçlü elektrik ve manyetik kuvvetler üretir. Spesifik olarak, bu kablosuz iletişim sinyalleri, hücre içi kalsiyum seviyelerini düzenleyen voltaj kapılı kalsiyum kanallarını aktive eder.” ifadelerini kullandı. Araştırmacılar, her gün birkaç saat boyunca sürekli olarak cep telefonu ve Wi-Fi radyasyonuna maruz kalan gençlerin “dijital bunama” problemiyle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor. StudyFinds isimli araştırma kurumu da, radyasyona maruz kalan çalışanların daha sık Alzheimera yakalandığı bilgisini paylaştı.

Kaynak: https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-radyasyon-alzheimer-hastaliginda-artisa-neden-olabilir-11-681-100386.html

***

EK 2 (25.8.2022): STJ. DR. EZGİ ULUDÜZ Bir skandalın anatomisi: Alzheimer araştırmalarındaki Amiloid mafyası

Bilim dünyası, 16 yıl önce yayınlanan ve Alzheimer ile ilgili araştırmaların temellerinden biri olan araştırmanın kopyala-yapıştırdan ibaret olabileceği iddiası ile sarsıldı.

2006 yılında Nature dergisinde yayımlanan bir araştırma, Alzheimer’in temeline beyinde biriken amiloidi koymuştu. Science, Alzheimer araştırmalarının odağında yer alan bu araştırmanın photoshop ve kopyala-yapıştırdan ibaret olduğunu ortaya koydu. 

Alzheimer tedavisi için her yıl milyarlarca dolar harcama yapılırken 16 yıl önce yayımlanmış bir araştırmanın yanlış yönlendirilmiş olması nedeniyle bu zamana kadar milyonlarca dolar boşa harcanmış olabilir. 

Peki Alzheimer araştırmalarını derinden etkileyecek skandalın perde arkasında neler var?

Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Stj. Dr. Ezgi Uludüz Medimagazin için araştırdı

Amiloid birikiminin demansa neden olduğu düşünülüyordu

İlk kez 1906’da Alman patolog Alois Alzheimer’ın bir demans hastasının otopsisinde, beyninde gördüğü plaklar ve diğer protein birikimleri, Alzheimer hastalığı için en büyük gizem olmuştur. Uzun yıllar yapılan çalışmalar sonrasında 1984 yılında Amiloid β(A β), plakların ana bileşeni olarak tanımlanmıştır.

Birçok bilim insanı, amiloid birikiminin nöronlarda bir dizi hasar ve işlev bozukluğunu başlatarak demansa neden olduğunu düşünüyordu. Amiloid birikiminin durdurulması en makul tedavi olarak görülmekteydi. Bu nedenle hastalık tedavisinde amiloid hedefli pek çok tedavi denendi ancak yeterli sonuç alınamadı

Ulusal Sağlık Ensititüsü(NIH) , amiloid plaklar hedefli projelere yılda yaklaşık 1,6 milyar dolar harcamaktaydı. Alzheimer hastalığı patogenezinde amiloid birikimi konusunda en geniş çalışmaları Minnesota Üniversitesinden Karen Ashe ve Sylvian Lesné yapmaktaydı.  

Buna karşın Alzheimer hastalığının patolojisinde inflamasyon ve bağışıklık sisteminde sorun olabileceğini savunan bilim adamları, “amiloid mafyası” tarafından çalışmalarda dışlandıklarını söylüyorlardı.

2006 yılında bazı karşıt fikirliler bu alandaki çalışmalara sıfırdan başlanmasını isteseler de aynı yıl Nature dergisinde Karen Ashe ve Sylvian Lesné’nin yayınladıkları A β*56  konulu makale sebebiyle talepleri reddedildi.

Karen Ashe 1990’larda hayvan beyninde plaklar oluşturan insan A β’sini üreten ve demans benzeri semptomlar üreten transgenik bir fare yaratmıştı. 2000’li yılların başında ise çözünemeyen plaklara göre daha patojenik olan, vücut sıvılarında çözünebilen amiloid betanın alt tipi toksik oligomer, Alzheimer hastalığının gelişmesindeki en büyük suçlu olarak kabul edildi.

Dr Ashe’e göre, amiloid oligomerler deneysel olarak nöronlar arasında iletişimin azalmasına neden olmaktaydı. Ancak bu durumun klinik olarak kognitif gerilemeye neden olabileceğini kanıtlayamadı.

2006 yılındaki makalesinde Dr. Ashe transgenik faresinde daha önce bilinmeyen A β*56 oligomerini keşfetti ve sıçanlara enjekte etti. Bu sıçanların önceden öğrendikleri bilgileri hatırlama kapasitelerinin düştüğünü gözlemledi. 2006’da yayınlanan bu makalenin ana yazarı Dr Ashe’in işe aldığı Dr Lesné idi.  Dr Ashe, A β*56’yı Alzheimer hastalığı patogenezine sebep olduğunu kanıtlanan ilk madde olarak bildirdi.

Nature dergisi, bu makale sayesinde, Web of Science veri tabanına göre 2006’dan bu yana yaklaşık 2300 bilimsel makalede atıf aldı. O zamandan beri, NIH, alzheimer hastalığında amiloid ve oligomer temelli çalışmalar için bütçesini 287 milyon dolara kadar yükseltti. Dr Ashe’in yıldızı parladıkça yanında çalışan genç araştırmacı Dr Lesné de yükseldi.

Ancak, Vanderbit Üniversitesinden çalışan nörobilimci Matthew Schrag, Alzheimer hastalığı hakkında Cassava Science’ın ilacı olan Simufilam hakkında şüphe duymaktaydı. Teoride, Simufilam adlı ilaç, Alzheimer’da amiloid beta (A β) proteininin birikmesini bloke eden proteini onararak etki göstermekteydi. Ancak 1800 gönüllüyle yapılan çalışmada yarar görülmemesi nedeniyle FDA’ya bir dilekçe yazıp, bu maddenin etkisiz olabileceğini belirtti. 

Aynı zamanda Dr Schrag, Cassava’ya bağlı bilim insanlarının yazdığı 34 makaleyi NIH’ e gönderdi. Bu makalelerin bazılarında Simufilam’ın, filamin A proteini üretimine sebep olduğunu, bu proteinin ise yanlış katlanması durumunda Alzheimer’a sebep olduğu yazmaktaydı.

Ağustos 2021’de Simufilam hakkında olası bir bilimsel suistimal ile ilgili bir telefon aldı. Küçük yaştan beri nörofarmakoloji ve Alzheimer ile ilgili çalışan Dr. Schrag gelen telefon üzerine konuyu daha derin araştırmaya başladı. Schrag’a göre yalnızca Cassava şirketinin ürettiği Simufilam değil, aynı zamanda bu ilacın çalışma prensibinin dayandığı  A β hipotezi de doğru değildi.

Yaptığı araştırmalar sırasında, bir PubPeer aramasında, fare beyin dokusundaki A β ve benzer proteinleri ayırt etmek için kullanılan blot yöntemini değerlendiren The Journal of Neuroscience’daki makaleler Schrag’ın dikkatini çekti. Görseldeki birkaç grup birden fazla kez kopyalanmış gibi görünüyordu. Bazı proteinleri temsil eden bantların çıkarılmış veya ait olmadıkları yerlere yerleştirilmiş olabileceğini fark etti. Bu makalelerden üçü, Lesné’yi ilk veya kıdemli yazar olarak listelemekteydi. Schrag, Lesné’nin tüm diğer yazılarını incelemeye aldı ve tüm çalışmaların temeli olan 2006 Nature makalesine rastladı.

 Bu sırada Science dergisi, iki bağımsız görüntü analistinden (Bik ve Jana Christopher) Schrag’ın 2006 makalesi ve Lesné’nin diğer makalelerindeki bulgularını incelemelerini istemişti. Görüntüleri inceleyen Bik ve Christopher, Schrag’ın bulgularını desteklediler. Hatta Schrag’ın bulamadığı bazı yanlışlıkları da blotlarda fark ettiler.

Görüntü, kopyalamayla oluşturulmuş

Moleküler biyolog ve adli tıp uzmanı olan Elisabeth Bik, makalelerde aslında ortaya çıkarılan görüntülerin farklı deneylerden elde edilen görüntü parçalarını bir araya getirerek oluşturulduğunu gösterdi. Yaptığı yorum,  sonuçların gerçek olmayabileceği ve bu verilerin hipoteze daha iyi uyması için değiştirilmiş olabileceği yönündeydi. Bu yorumlardan sonra Lesné’nin çalışmalarının 16 yıldır Alzheimer araştırmalarını yanlış yönlendirdiği şüpheleri doğmaya başladı.

Lesné’nin bu eleştirilere cevabı, belirtilen hataların görüntü işleme sırasında yanlışlıkla meydana gelebilecek dijital yapaylıklar olduğunu söylemesiydi. Ancak görüntü analisti Bik, bunun inandırıcı olmadığını belirtiyor ve çok fazla kopyalanma olduğunu söylüyordu.

12-15 görüntüde photoshop yapıldı

2006 yılı Lesné ve Ashe’in makalesini takip eden 16 yıl içinde, Lesné ve Ashe bu oligomerler hakkında birçok makale yayınladılar. Buna rağmen çok az sayıda diğer araştırmacılar bu oligomere çalışmalarında rastladı. Ancak yine de çoğu bu hipoteze karşı çıkmamıştı.

Bir istisna olarak Nature makalesinden en az 13 kez alıntı yapan, amiloid ve toksik oligomer hipotezlerinin önde gelen savunucularından Harvard Üniversitesi’nden Dennis Selkoe 2008 tarihli iki makalesinde, vücut sıvılarında veya dokularında Ab*56’yı bulamadığını söyledi.

Selkoe da Science’ın isteği üzerine Schrag’ın dosyasını inceledi ve onu haklı buldu. Ek olarak en az 12-15 görüntüde fotoshop yapıldığını belirtti.

Selkoe’ye göre, Lesné makalelerinde beyin hücreleri, hücre dışı boşluklar ve hücre zarlarında Ab oligomerlerini ayrı ayrı ölçmek için geliştirdiğini anlatan teknik biyokimyasal olarak mümkün değildi. Bu teknik oligomerlerin dondurulmuş ve işlenmiş beyin dokusundan çözünen bir materyal karışımında ayrı ayrı hücre dışı ve içinde analiz edildiğini anlatıyordu.

Düzeltilen görseller bile değiştirilen bantlar içeriyordu

Daha sonra, Schrag ve Bik en az 10 tanesi A β * 56 ile ilişkili olan 20’den fazla şüpheli Lesné makalesi tespit etti ve birkaçının araştırılması için yayınlandıkları dergilerle temasa geçti. Bu dergilerin ikisi için Lesné kısa süre önce iki düzeltme yayınlamıştı.

 2012 tarihli The Journal of Neuroscience’daki makalede Schrag’ın sorunlu olarak işaretlediği birkaç görüntü değiştirilmişti ve eski görsellerin yanlış işlenmiş olduğu belirtlmişti. Ancak Schrag’ a göre düzeltilmiş görseller bile değiştirilmiş bantlar içermekteydi.

Schrag’ın birden fazla görüntüyü işaretlediği 2013 tarihli bir Brain makalesi de mayıs ayında kapsamlı bir şekilde düzeltilmişti. Bu makalede Lesné ve Ashe, çocuklarda ve genç erişkinlerde “ihmal edilebilir” A β *56 seviyelerinin, 40’lı yaşlarda daha fazla ve sonrasında giderek artan seviyelere çıktığını göstermekteydiler.  A β *56’nın Alzheimer hastalığının patogenezinde çok erken dönemde patojenik bir rol oynayabileceği sonucuna varmış olan yazarlar, düzeltmenin çalışmanın bulguları üzerinde hiçbir etkisi olmadığını belirtmişlerdi. Ancak Schrag ikna olmadı. Düzeltilmiş bantların bile değiştirilmiş olduğu kanısındaydı.

‘Kopyala-yapıştır’ ortaya çıktı

Schrag’ın eleştirilerinin devam etmesi üzerine Ashe, PubPeer’da bir savunma yazısı yayınladı. Bu yazıdaki görselde, Schrag’ın yayınlanan önceki görüntülerde tespit ettiği belirgin dijital kesim izleri yoktu.

 Ashe, bu işaretlerin zararsız dijital eserler olduğunu belirtse de orijinal görüntüler, Schrag ve Selkoe’nin daha da suçlayıcı bulduğu bir şeyi ortaya koymaktaydı: belirgin kesik işaretleri olmamasına rağmen, bitişik alanlardan çok sayıda bandın kopyalanıp yapıştırıldığı net şekilde gözükmekteydi.

Schrag, Lesné’nin çalışmalarını sorgulayan ilk araştırmacı değildi. Hücre biyoloğu Denis Vivien Fransa’da Lesné ile yine A β konulu Nature Neuroscience adlı makalede beraber çalışmıştı. Ne kadar 2006’daki makalelenin doğruluğundan kuşku duymasa da Lesné’ye pek güvenmemekteydi. Bunun sebebi, Fransa’daki çalışmanın son revizyonu sırasında, Lesné’nin yaptığı, antikorların doku örneklerindeki proteinleri saptadığı immün boyama görüntüleri görmesiydi.

Vivien bu görüntülere güvenemediği için diğer öğrencilerden bulguları tekrar etmelerini istedi. Çabaları başarısız oldu. Lesné’nin yanlış yaptığından kesin emin olmasa da bilimsel bilgilerini korumak için Vivien, yayımlanmadan önce makaleyi geri çekmişti.

Eleştirilen makalelerde hatalı olduğunu savunulan blotların sorumluluğunun Lesné’ye ait olduğu çalışma arkadaşları tarafından doğrulansa da Schrag, makalede adı geçen diğer bilim insanlarının araştırmalarını de incelemek istedi. Vivien veya Ashe’nin bireysel makalelerini inceleme altında aldığında herhangi bir anormallik ile karşılaşmadığı için Vivien ve Ashe’in görevi kötüye kullanma konusunda masum olduklarını düşünmekteydi.

Nature, makaleye not düştü

Nature makaleyi geri çekti

Araştırmaları sonucu şüphelerinin doğru olduğu kanısına varan Schrag, bulgularını NIH’e gönderdi. Ancak NIH, makalenin sorgulamasının uzun süreceğini belirttiği için Schrag, araştırmasını Science dergisinde paylaştı. Bunun üzerine Lesné ortadan kaybolurken Ashe ise Nature 2006 makalesini geri çekti.

Lesné ve A β*56  bilim çalışmasını uzun yıllar boyu yanlış yönlendirmiş olsalar da Schrag, oligomerlerin Alzheimer’da hala rol oynayabileceğini söylüyor. “Nature makalesini takiben, diğer araştırmacılar oligomer kombinasyonlarını hayvanlarda bilişsel bozulmaya bağladılar. Oligomerlerin daha geniş hikayesi potansiyel olarak bu sorunu çözebilir.” diyor Schrag.

Kaynak: https://medimagazin.com.tr/guncel/bir-skandalin-anatomisi-alzheimer-arastirmalarindaki-amiloid-mafyasi-101659

***

Yazı için 1 yorum yapılmış:

  1. Sonay dedi ki:

    Şekerden uzak duracaksınız hepsi bu. Bizi hasta eden şekerdir.

Siz de yorumunuzu paylaşın: