KARDİYOLOG DR. SİNAN TURAN’ DAN CEVAP VAR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
SİNAN COŞKUN TURAN

Kardiyoloji Uzmanı Dr. Sinan Coşkun Turan’ ın yazısı: 

Hocam, talebiniz üzere bir kardiyolog olarak kanaatimi paylaşayım.

Kolesterolün fizyolojik ölçüler içinde vücudun pek çok işlevinde rol aldığı bir gerçektir. Ama bu sınırları aştığında artık vücut için zararlı olmaya başladığına, damar duvarındaki hafif lezyonları fissüre ve tromboze olmaya yatkın hale getirdiğine dair sayısız araştırma sonucu vardır.

Tıpkı glukozun da vücut için vazgeçilmez bir molekül olması ama yükseldiğinde neler yaptığını çok iyi bildiğimiz gibi. Bu araştırmalar üç, beş, sekiz tane olsa bunların taraflı olduğunu ve kolesterol ilacı üreten firmaların ekmeğine yağ sürmek için tasarlandıklarını kabul etmemiz daha kolay olurdu.

Bunların baştan aşağı yalan ve düzmece olduğuna inanma hakkınız elbette vardır. Ancak bu kişisel inancınızı kitleleri etkileyecek ve hastaların tedaviye bağlılığını etkileyecek şekilde yaymaya kalkışmadan önce, sorumluluk sahibi bir tıp insanı olarak size düşen şey, beğenmediğiniz sonuçları ortaya koyan şimdiye kadarki çalışmaların karşısına iyi tasarlanmış ve randomize kendi araştırma sonuçlarınızı ortaya koymaktır. Ancak bunu yapmadan, sadece ben öyle zannediyorum demekle bu işlerin olmayacağını hepimizden önce sizin bilmeniz lazım.

Kolesterolü yüksek olan pek çok kişinin uzun yaşadığı ve kolesterolü az olan kişilerin de kalp krizi, inme, vs yaşayabildiğine dair verdiğiniz örnekler hayatın içinde zaman zaman gerçek olan ama istatistiksel olarak anlamlandırmaya muhtaç bir iddia. O beğenmediğiniz çalışmalar bu istatistikleri sizin iddianıza zıt şekilde ortaya koymuş. Peki, hepsi düzmece ve inanmayalım onlara, ama sizin hangi bilimsel platformlarda yayımlanmış hangi araştırmalarınız mevcuttur bu konuda, sorabilir miyim?

Evet, kolesterolü düşük olan bazı kişiler de kalp krizi veya inme geçirebilir ve kolesterolü yüksek bazı kişiler de sorunsuz, uzun ve sağlıklı bir ömür sürebilir. Tıpkı hep aşırı hızın felaket demek olduğunu duyduğumuz halde her aşırı hızlı giden arabanın kaza yapmayıp, bazen yerinde duran bir arabanın bile kazaya karışabildiği gibi. Kim bilir; belki şeker hastalığı, şeker koması veya akciğer ödemi dediğimiz olayların da aslında bir zararı yoktur. Çünkü glukoz da su da tıpkı kolesterol gibi insan vücudunun vazgeçilmez elemanları değil mi?

Uygulamada işin şirazesinden çıktığını, tıpkı pek çok konuda olduğu gibi kolesterol ilaçlarının da gerçek endikasyonların çok ötesinde reçete edildiği konusunda size katılıyorum, ama bu başka bir konudur.

İşin esasına yani mevcut endikasyon bilgisini sorgulamaya dönersek, geçerli kabul ve uygulamaların yanlışlığına dair gözlem ve kanaatlerimiz olabilir. Ama iş kişisel kanaat olmayı aşıp topluma mesaj verme noktasına geldiğinde, buna kalkışmanın öncelikli şartının bilimsel platformlarda kendi araştırmalarımızı ortaya koymak ve eğer bunu yapamıyorsak kanaatlerimizi kendimize saklamak olduğunu düşünüyorum. Saygılarımla..

Yazı için 3 yorum yapılmış:

  1. Değerli meslektaşım,

    Görüşleriniz için çok teşekkürler. Mektubunuzda bahsettiğiniz bazı hususlara açıklık getirmek istiyorum.

    BİR: Ben araştırmalar yapan bir bilim adamı değil, bir tıp yorumcusuyum. Bir ilaç veya tıbbi yöntem hakkında fikir ileri sürmek için onunla ilgili araştırmalar yapmak şart değildir.

    İKİ: Yazılarımda yer alan görüşler benim mesnetsiz inançlarım veya hayallerim değildir; tümünün kaynağı herkesin ulaşması mümkün olan bilimsel yayınlardır. Takdir edeceğiniz gibi bir araştırmanın sonuçları çok farklı şekillerde yorumlanabilir.

    ÜÇ: Bana bu konuda iyi tasarlanmış, randomize bir çalışma yapma tavsiyesinde bulunacağınıza bir kardiyolog olarak bunu kendiniz yapsanız daha doğru olmaz mı?

    Bana ülkemizde bulunan yüzlerce kardiyologun statinlerle yapılmış hangi çalışmaları olduğunu bildirirseniz memnun olurum. Bunların ne kadar değerli olduğunu, ne işe yaradığını tartışabiliriz.

    DÖRT: Amacım hastaların tedavilerini aksatmak değil, insanların içtikleri ilaçlar ve uygulanan tedaviler konusunda tam ve doğru bilgilendirmektir.

    Hatırlarsanız domuz gribi salgının ilaç endüstrisi tarafından kötüye kullanıldığını, aşının gerekli olmadığını benden başka dile getiren olmadı. O zaman da bana saldırmayan kalmamıştı ama şimdiki gibi bilimsel kanıtlara dayanarak konuşuyordum.

    BEŞ: Haklarında yüzlerce olumlu bilimsel yayın ve meta-analizler olan ilaçların bir süre sonra ya etkisiz ya da yan etkileri yüzünden piyasadan çekildiğini unutmayın. Daha bugün 10 seneden beri kullanılmakta olan drotrecogin etken maddeli Xigris isimli ilaç ‘hiçbir işe yaramadığı gerekçesiyle’ kullanımdan çekildi. Size haklarında sayısız müspet bilimsel araştırma sonuçları olan ama daha sonra piyasadan kaldırılan ilaç ismi verebilirim.

    ALTI: Kolesterolü yüksek olanların daha sağlıklı olduklarını ve daha uzun yaşadıklarını ortaya koyan pek çok bilimsel araştırma var ve bunlara sizin de kolayca ulaşmanız mümkün ama yazılarımı takip edecek olursanız sıra bu konuya da gelecek.

    YEDİ: Bana glukozu örnek gösteriyorsunuz ama siz hiç aterosklerozun karaciğerde fazla kolesterol yapımından dolayı olduğunu gösteren bir araştırmaya rastladınız mı? Aterosklerozun sebebi fazla kolesterol yapımı mı yoksa çok daha başka faktörler mi var?

    SEKİZ: “Kolesterol ilaçlarının da gerçek endikasyonların çok ötesinde reçete edildiği konusunda size katılıyorum” sözlerinize elbette çok memnun oldum.

    Türk Kardiyoloji Derneği de bu çok doğru uyarıyı hem hekimlere hem hastalara bir basın açıklaması ile duyursa iyi olmaz mı? Derneğe böyle bir başvuruda bulunup alacağınız cevabı benimle paylaşırsanız daha da mutlu olurum.

    DOKUZ: Benim söylediklerimin kişisel kanaatim olmadığını hepsinin bilimsel kaynakları olduğunu tekrar hatırlatmak isterim.

    Gördüğüm yanlışları veya doğruları topluma duyurmayı kendime vazife biliyorum; benim illa bununla ilgili araştırma yapmam gerekmez ama siz yetkili bir uzman olarak kendi araştırmalarınızla beni çürütebilirsiniz.

    ON: Bu konuyla ilgili yazılarımda sorduğum sorulara cevap vermek isterseniz onları da büyük bir memnuniyetle karşılayacağımı ve aynen yayınlayacağımı bilmenizi ister, selam ve sevgilerimi sunarım.

  2. Taner Soylu dedi ki:

    Sayın Hocam,

    Ben de sizin gibi kolesterolun gerçekten zararsız oldugunu ve hatta insanı birçok hastalıga karsı korudugunu dusunuyordum ta ki gecen sene gecirdiğim kalp krizine kadar. Ben ve tüm akrabalarımda LDL>350. Baktıgımda bir çok kalp ve damar hastalıgı var. En acısı da birbucuk yıl once 40 yaşında kaybettiğim kuzenim. İlaç içmeyi reddeden teyzemin oglu muayene ve efor sırasında geçirmiş oldugu kalp krizi sonrası acilen anjiyo ve bypassa alındı ancak bir hafta yaşabildi. Tum damarları bitmişti. Geride 4 ve 1 yaşında iki kız cocugu ve genç bir eş bıraktı.

    Bir bilim insanı olarak artık kolesterole cok dikkat ediyorum. İlaç tedavisi ve perhiz acısından cok hassasım. LDL 180’e dusurdum ilk defa.

    LDL yuksek ve HDL dusuk ise ve hayat tarzı KAH için uygunsa sonuç kaçınılmaz oluyor.

    Tesekkurler

  3. Murat dedi ki:

    Sayın Küçükusta,
    Ortalığı karıştırmayın lütfen. Benim bildiğim çok kişi yüksek kolesterol den dolayı kal krizi geçirdi. Kalp hastalıklarının en büyük sebebi yağlı beslenmek. Yağ zaten kalbi yoran bir madde. Bir örnek verecek olursak ağır yağlı bir yemek yedikten sonra insanların çarpıntıları başlar Aynı şekilde sadece 2 tabak salata yiyen bir insanın yedikten sonra kalp ritmi
    normaldir.

Siz de yorumunuzu paylaşın: