MODERN AKADEMİK TIBBIN YOZLAŞMASI-DOKTORUNUZ NASIL SATIN ALINIYOR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Dr. Jason Fung’ un bu makalesi, günümüzde obezite ve diyabetteki artışta tek suçlunun hatalı beslenme, hareketsizlik ve hayat tarzındaki diğer kusurlar olmadığı, salgında modern tıbbın çok önemli payının olduğu tezime destek veriyor.

Bu yazıyı okuyunca benim "tip 2 diyabet erken dönemde ilaç kullanmadan adam gibi beslenmeyle tamamen iyileştirilebilir" iddiamın modern tıp zihniyetiyle neden mümkün olamayacağını da anlayacaksınız.

***

MODERN AKADEMİK TIBBIN YOZLAŞMASI-DOKTORUNUZ NASIL SATIN ALINIYOR (1)

İnsanlar doktorlara güvenmiyorlar çünkü birçok doktorun özellikle de akademik unvanları olan ve üniversitelerde çalışanların rüşvet aldıklarını biliyorlar.

Mayo Clinic Proceedings’ de yayınlanan bir makale acı gerçeği gözler önüne seriyor: İlaç şirketleri namına konuşan 37 uzman doktor dev ilaç şirketlerinden ortalama olarak 39.316$ alıyorlar ve bunlar öyle sıradan doktor da değiller (2).

Bunların yazdıkları veya isimlerinin site edildiği makalelerin sayısı ile aldıkları para arasında bir korelasyon var.

Bunlar dünyanın en iyi üniversitelerinin profesörleri veya uzmanları ve ayrıca da doktorları ve tıp öğrencilerini eğitiyorlar.

Genel olarak bir doktor ne kadar meşhursa endüstriden o kadar çok para alıyor demektir.

Bazıları yüzbinlerce dolar alıyor ve bunlardan birinin standartların ötesinde dev şirketlerden 2.8 milyon$ aldığı iddia ediliyor.

İşin üzüntü veren tarafı herkes işin özünde var olan menfaat münasebetini biliyor ama ilaç şirketlerinin bu desteği halktan saklanıyor, bu da onları daha da güvenilmez yapıyor.

Ünlü sporcular da reklȃmlara çıkıyor ama…

Ünlü basketbolcu LeBron James, Sprite reklȃmında oynuyor ama biz onun bu işten para aldığını biliyoruz.

Onun bu şekerli meşrubatı çok nadiren içtiğini öğrensek de şaşırmayız çünkü o bunun atletik performans için zararlı olduğunu bilir ve bunları içecek kadar akılsız biri de değildir.

LeBron James bu sponsorluğu asla saklamaz ve hatta bununla gurur da duyar.

Gel gelelim bu durum doktorlar için geçerli değildir, onlar bu gerçeği saklarlar.

Şekerin sağlık için faydalı olduğunu iddia edenler var

Toronto Üniversitesi’ nden Dr. Sievenpiper früktoz ve şekerin sağlık için faydalı olduğunu iddia ediyor.

Oysa şekerin iyi bir şey olmadığını anneanneniz de herkes de bilir.

Şekerin sağlıklı bir besin unsuru olduğuna inanmak için deli olmak gerekir.

Oysa Sievenpiper tam da bunu söylüyor çünkü o Corn Refiners Association’ dan rüşvet alıyor.

The National Post’ un başlığı ise her şeyi açıklıyor: Kanada’ lı araştırmacılar şeker ve meşrubat endüstrisinden yüzbinlerce dolar aldılar.

Sievenpiper, son 3 senede şekerin suçlu olmadığını bildiren 22 araştırma ve makale yayınladı.

Oysa insanlık tarihinde insülinin tip 2 diyabette sağlığı düzelttiğine dair tek bir araştırma bile yok.

Diyabetlilerin de yüzde 90’ ı tip 2 olduğuna göre insülinin tip 2 diyabete iyi geldiği sözünün tamamen yalan olduğu ortaya çıkıyor.

İnsülini methetmek için binlerce dolar alıyorlar

Kanada’ daki üç büyük üniversitenin endokrin bölümlerinin başında bulunan üç profesör, Dr. Zinman, Dr. Perikins ve Dr. McGill cumartesi günlerini pratisyen doktorların eğitimine ayırıyorlar.

Bunların her biri obeziteye sebep olan insülini methetmek için binlerce dolar alıyorlar (They are each taking thousands of dollars home while promoting obesity inducing insülin).

8 saatlik programın bir saati bile uygun diyet ve egzersize ayrılmış değil.

Hep ilaç, ilaç, ilaç!

Bunlar, şirketlerdeki amirlerinin emriyle ve aldıkları para karşılığı önyargılı, sinsice gizlenmiş satış mesajları veriyorlar.

İlaç şirketleri bu sahte araştırma organizasyonlarına bilgi muhtevalı ticari reklȃmları sahnelemek için para ödüyorlar ve sanki araştırmaları destekliyor gibi görünüyorlar.

Para aklanmış oluyor. Bu doktorlar arasında açık bir sırdır.

Bunları organize etmenin bedava olmadığını hepimiz biliyoruz ve herkes parasını alıyor.

Bu toplantılara katılan pratisyen doktorlar için kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırmalıklar var.

Onlar ise bu kusurlu ve taraflı sunumları dinliyor ve bu alandaki en son gelişmeleri öğrendiklerini sanıyorlar.

Sonra da bu söylenenleri iyi niyetle ama kötü bir tababet olarak hastalarına uyguluyorlar.

Dev şirketler tüm bunları yüzbinlerce doları kapmak için finanse ediyorlar ve yatırımlarının kendilerine büyük kar getireceğini de biliyorlar.

Journal of Clinical Oncology’ de yayınlanan araştırma da onkoloji alanında doktorlara yapılan ödemelerin ilaçların yazılmasında yüzde 78 artış sağladığını gösteriyor (3).

Gelelim neticeye

Endüstrinin kucağında oturan modern tıptan diyabeti önlemesini veya oluşan bir diyabeti ilaçsız tedavi etmeyi beklemek mümkün olabilir mi?

Kaynaklar:

1. https://medium.com/@drjasonfung/the-corruption-of-modern-academic-medicine-how-your-doctor-was-bought-fe8c250d7a46

2. http://www.mayoclinicproceedings.org/article/S0025-6196%2817%2930319-1/abstract

3. https://pharmacy.unc.edu/news/2017/06/01/doctors-receiving-pharma-payments-likely-prescribe-certain-cancer-drugs/

Yazı için 10 yorum yapılmış:

  1. Murat dedi ki:

    Ahmet Hocam, altın yumurtlayan tavuğu hangi salak kesmek ister

  2. Burak Nazlı dedi ki:

    Ahmet bey koydupunuz makaleye göre en meşhur doktorlar en çok para alan doktorlarmış. Siz de meşhursunuz. Söyleyin bakalım hangi firmalardan kaç lira alıyorsunuz.

  3. Muhammed dedi ki:

    Tıpkı terörden nemalandıkları için terörün bitmesini istemeyenler gibi….

  4. Diyabet ortadan kaldırılsa tıbbi harcamalar en az %30 azalır. Olay sadece diyabet ilaçları ve insülin değil, esas büyük masraf diyabetin komplikasyonlarından kaynaklanıyor. Koroner damar hastalığı, felç, böbrek yetersizliği, göz, bacak damarı komplikasyonları vs vs vs…

  5. Şenol Akkaya dedi ki:

    Kapitalist sistem budur, her şeyin başı paradır, başka türlü olmaz, beğenmeyen başka yere gitsin.

  6. Fadıl dedi ki:

    İlaç firmaları ve doktorlar arasındaki ilişkinin sıfırlanması sadece teorik olarak mümkündür, bunun pratikte gerçekleşmesi diye bir şey olamaz. Yani devam!

  7. Ahmet Mithat CAN dedi ki:

    Yorumları okuyunca umutsuzluk ve karamsarlık görünüyor. Ama durun bi dakika…

    Yıl 2011

    Türk Tıp Tarihinde bir dönemeçtir bu yıl.

    Büyük bir cesaretle ve inançla modern tıbba itiraz bayrağını açan 4 bağımsız doktor umutsuzluğa set oldular. Onların açtığı yoldan devam edenler var. Onların varlığı hasta veya değil tüm yurttaşlarımız için bir ümit kaynağı olmaya devam ediyorlar.

    Başta Canan Karatay hoca olmak üzere, Ahmet Rasim hoca ve diğerlerine Nazım Hikmet’in Yaşamaya Dair şiirini ithaf ediyorum.

    Yaşamayı ciddiye alacaksın,
    yani o derecede, öylesine ki,
    beyaz gömleğinle bir laboratuarda
    insanlar için ölebileceksin,
    hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
    hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
    hem de en güzel en gerçek şeyin
    yaşamak olduğunu bildiğin halde.
    Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
    yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin…

    Saygılar…

  8. CANAN KARATAY dedi ki:

    Diyabet genetik değildir.

    Diyabet hayat boyu devam edecek de değildir.

    Tüm dejeneratif hastalıklar KRONİK İNFLAMASYON ile başlar ve devam eder.

    Kronik inflamasyonu önlemek kendi elimizdedir:
    Dejeneratif hastalıklar, önlenebilir , iiyileşebilir hastalıklardır. Başlatmamak elimizdedir!

    Kesinlikle GENETİK değillerdir.

    İnsulin hormonu da, pankresta ürese de, dışarıdan alınsa da inflamasyon başlatan en
    önemli faktörlerden biridir.

    İnsülin Hormonu ANABOLİZAN bir hormondur. Yani Vücut Yağlarını artırır, yani hücrelerde HİPERPLAZİ başlatır.

    İnsülin ile ya da diğer şeker ilaçları ile kan şekeri düşebilir, ancak bu şeker hastalığının tedavi olduğunu da göstermez.

    O nedenle BÖYÜK hekimlerimiz, şeker hastalığı tedavi olmaz, hayat boyu devam eder, diyorlar.

  9. A. Aktaş dedi ki:

    Temel Yılmaz’ ın Ülkerin bilim kurulunda görevli olduğunu isteyen internetten bulabilir. Bu açıkça endüstri ile ilişkisi var demektir. peki bu kanunsuz mudur yönetmeliklere aykırı mıdır tabii ki değildir ama aynı zamanda etik de değildir. Türkiyeye diabet konusunda akıl veren yazı yazan birinin bunu kamuoyuna açıkça bildirmesi gerekir. bana soracak olursanız bir hoca bir profesörün bu şekilde şirketlerde görev alması yakışık almayan bir durumdur. Çünkü onlardan mutlaka direk veya dolaylı olarak yaptığı bir iş karşılığı diye para alıyordur. Almıyorum diyorsa bunu açıklamalıdır ama en iyisi bu tür bir ilişkinin hiç olmamasıdır.

  10. yakup sivri dedi ki:

    Hocam tebrik ederim…Yine çok önemli bir konuya değinmişsiniz…Anlattığınız şeylerin benzeri bu ülkede de olmuyor mu…Kongrelere katılacak hekimler firma sponsorluğunda gitmiyor mu…Tam günlük bilimsel toplantılar firma desteğiyle gerçekleşmiyor mu…

Siz de yorumunuzu paylaşın: