BİR DAMLA KANDA 50′ DEN FAZLA KANSER ERKEN TEŞHİS EDİLEBİLİYOR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Tıp ve teknoloji ilerledi.

Bir damla kan ile 50’den fazla kanser türünü tespit edebilen yeni nesil teknolojiler (Galleri testi gibi) var.

Bu testler; kanserli hücrelerin kan dolaşımına bıraktığı tümör kaynaklı genetik parçacıkları (hücre dışı DNA veya metilasyon değişikliklerini) bularak tarama yapıyor.

Bunlar kulağa hoş gelen sözler ama çok dikkatli olmak şart.

Kanseri her zaman erken teşhis etmek marifet değil hatta bu zararlı bile olabilir

Hücrelerimiz sürekli olarak mutasyon geçirirler, kimisi kansere giden yolda ilerler ama bağışıklık sistemi bunları çoğalmalarına fırsat vermeden ortadan kaldırır.

Yani herkesin vücudunda her an kanser hücresi olabilir.

Mühim olan bu kanserleşen veya bu yolda ilerleyen hangi hücrelerin bir kansere evrileceğidir.

Daha da mühimi, bunlar teşhis edildiklerinde tedavi edilip edilmeyeceklerinin, nasıl ve neyle ve ne kadar süre tedavi edileceklerinin bilinmesidir.

Tarama yapıp da kanser hücresi teşhis etmek çoğu kişi için aşırı teşhis (overdiagnosis) , aşırı tedavi (overtreatment) demektir.

Meme kanseri tedavisinde yeni dönem

Bugüne kadar erken taramalar ile erken evrede yakalanan bütün meme kanserleri ameliyat, kemoterapi, radyoterapi gibi ciddi riskleri olan uygulamalarla tedavi ediliyordu.

Bunların pek çoğunun aşırı teşhis ve aşırı tedavi olduğunun farkında olunmasına rağmen bu tedaviler yapılıyordu.

Yeni bir çalışma bu alanda adeta devrim yarattı (1, 2).

University College London (UCL) öncülüğünde yürütülen çalışmaya İngiltere, Norveç, İsveç, Avustralya, Yeni Zelanda ve Tayland’dan yeni meme kanseri teşhisi konulan 40 yaş üzerindeki 4 binden fazla hasta katıldı.

Meme kanserinin büyümesinde rol oynayan 50 genin faaliyetini ölçen “Prosigna” adlı gen testi ile hastalığın yeniden ortaya çıkma riski hesaplandı. Düşük risk puanı alan ve katılımcıların yaklaşık üçte ikisini oluşturan gruba kemoterapi uygulanmadı. Bu grupta beş yıllık sağkalım oranı yüzde 93,7 olarak kaydedildi.

Tedavisinde kemoterapi kullanılan hastalarda ise bu oran yüzde 94,9 oldu.

Meme kanserinde temel tedavi yöntemi genellikle tümörün cerrahi olarak çıkarılması olurken, kemoterapi çoğu zaman hastalığın yeniden ortaya çıkma riskini azaltmak amacıyla ameliyat sonrasında öneriliyor. Ayrıca yakın lenf düğümlerine yayılmış erken evre meme kanseri hastalarına da sıklıkla uygulanıyor.

Bu çalışma sayesinde gereksiz yere ameliyat, kemoterapi, radyoterapi gibi hem ciddi riskleri olabilen hem de oldukça pahalı tedavilerin daha az yapılacak olması tıpta bir devrimdir.

Gelelim neticeye

▶ Bazı erken kanser teşhislerinin hayat kurtardığı ne kadar doğru ise bazılarının hayat karartması da mümkündür.

▶ Her kanserin agresif şekilde tedavi edilmesi gerekmez; bazılarının takip edilmesi ve gelişime göre karar verilmesi daha doğrudur.

▶ Daha da mühimi de kanserlerin yüzde 90’ının hayat tarzındaki ve çevremizdeki etkenlerden kaynaklandığı hakikatidir. Bunlar düzeltilirse kanserler de azalacaktır.

▶ Önlenmesi mümkün olan bir hastalığın erken teşhisi aslında geç teşhistir.

▶ Meme ve prostat kanseri gibi tüm dünyada yaygın olarak uygulanan taramaların sadece riski yüksek olanlara, onayları alındıktan sonra yapılması daha doğrudur.

Kaynaklar:

1. https://ascopubs.org/doi/10.1200/JCO.2026.44.16_suppl.500

2. https://medimagazin.com.tr/guncel/meme-kanserinde-cigir-acan-test-milyonlarca-hasta-kemoterapiden-kurtulabilir-120483

***

Siz de yorumunuzu paylaşın: