GÜNDÜZ UYKUNUZ GELİYORSA, SORUN SADECE UYKUSUZLUK OLMAYABİLİR
Öğle yemeğinden sonra gözler kapanıyor, televizyon karşısında birkaç dakika içinde uyuyakalıyor, toplantıda veya kitap okurken kendinizi zor tutuyorsanız bunu hemen “gece iyi uyumadım” diye açıklamak doğru olmayabilir.
Gündüz uykululuğu elbette çoğu zaman yetersiz uyku, uyku apnesi, düzensiz uyku saatleri veya başka uyku bozukluklarıyla ilişkilidir. Fakat yeni bir çalışma, işin içinde hormonlar ve beslenmeyle ilişkili metabolik maddelerin de bulunabileceğini gösteriyor.
Lancet’in eBioMedicine’ de yayımlanan çalışmada, kandaki yüzlerce metabolit incelenerek gündüz aşırı uykululuğu ile vücudun metabolik yapısı arasındaki ilişki araştırıldı.
Kandaki küçük moleküller büyük ipuçları veriyor
Metabolitler, vücudun çalışması sırasında ortaya çıkan küçük kimyasal ürünler olarak düşünülebilir.
Bunların bir bölümü vücudun kendi ürettiği maddelerdir; bir bölümü ise yediklerimiz, kullandığımız ilaçlar veya çevresel etkenlerle ilişkilidir.
Araştırmada 6.071 kişinin kanında 877 farklı metabolit ölçüldü. Katılımcıların gündüz ne kadar uykulu oldukları ise Epworth Uykululuk Ölçeği adı verilen standart bir anketle değerlendirildi ve kandaki metabolitlerle gündüz uykululuğu arasındaki ilişki araştırıldı.
Sonuçta yedi metabolit gündüz aşırı uykululuğuyla anlamlı biçimde ilişkili bulundu. Bunlara ek olarak erkeklerde yapılan ayrı analizlerde üç metabolitle daha ilişki saptandı.
Asıl ilginç sonuç ise bu maddelerin tek tek kendisinden çok, hangi biyolojik yollarla ilişkili olduklarıydı.
Hormonların üretim yolu dikkat çekiyor
Çalışmada öne çıkan metabolitlerin önemli bir bölümü steroid hormonların üretim yollarıyla ilişkiliydi.
Steroid hormonlar deyince yalnızca cinsiyet hormonlarını düşünmemek gerekir. Kortizol gibi böbreküstü bezi hormonları da bu grubun içindedir.
Özellikle pregnenolon türevleri ve kortizol metabolizmasıyla ilişkili bazı maddelerin gündüz uykululuğuyla bağlantılı olduğunu belirlendi.
Mesela, kandaki pregnenediol sülfat ve tetrahydrocortisol glucuronide seviyelerinin daha yüksek olması, daha düşük gündüz uykululuğu ile ilişkiliydi.
Mendel randomizasyonu adı verilen genetik analizler de bu ilişkilerin en azından bazılarının illiyet bağı gösterebileceğine dair ipuçları vermekle beraber bu, “bu hormonunuzu yükseltirseniz uykululuğunuz geçer” anlamına gelmiyor.
Çalışmanın önemli mesajlarından biri şu: Gündüz uyanık kalabilmek yalnızca beynin değil, hormon sisteminin ve metabolizmanın da işidir.
Beslenme de işin içinde olabilir
Çalışmada ayrıca eslenmeyle ilişkili bazı maddeler de gündüz uykululuğuyla bağlantılı bulundu.
Özellikle bazı çoklu doymamış yağ asitlerinin, yani omega-3 ve omega-6 ailesindeki yağ asitlerinin daha yüksek seviyeleri daha az gündüz uykululuğu ile ilişkili idi.
Sfingomiyelin (yumurta ve süt ürünlerinde bulunan bir yağ türü) de uyanıklığı destekliyor; vücut saati ve hormon sinyallemesinde rol oynuyor.
Buna karşılık tiramin adlı bir metabolitin özellikle erkeklerde daha fazla gündüz uykululuğuyla ilişkili olduğu görüldü. Tiramin; olgunlaşmış ve fermente bazı gıdalarda bulunan doğal bir bileşiktir.
Burada önemli bir ayrıntı var: Bu çalışma “omega-3 yiyin, uykunuz azalır” veya “fermente gıdaları yemeyin, uykunuz açılır” demiyor.
Bunların gerçekten sebep-sonuç ilişkisi olup olmadığını ve beslenme değiştirilerek gündüz uykululuğunun azaltılıp azaltılamayacağını göstermek için başka çalışmalar gerekiyor.
Erkekler ve kadınlarda farklı mekanizmalar olabilir
Çalışmanın bir başka ilginç tarafı da cinsiyet farklılıkları.
Erkekler ve kadınlar ayrı ayrı değerlendirdiğinde bazı metabolik ilişkilerin değiştiği dikkat çekti; özellikle erkeklere özgü analizde bazı ek metabolitler gündeme geldi.
Bu da bize önemli bir şeyi hatırlatıyor: İnsan vücudu “herkese aynı reçete” mantığıyla çalışmıyor.
Hormonlar, metabolizma ve uyku arasındaki ilişkiler kadınlarda ve erkeklerde farklılık gösterebilir.
Melatonin ve kortizol neden önemli?
Uyku-uyanıklık sistemini anlamak için iki hormonu özellikle bilmek gerekir: melatonin ve kortizol.
Melatonin, karanlıkla birlikte yükselen ve vücudun geceye hazırlanmasına yardım eden hormondur.
Kortizol ise sabah saatlerinde doğal olarak yükselerek uyanıklığın ve günlük ritmin düzenlenmesinde rol oynar.
Bu sistemler birbirinden bağımsız değildir. Araştırmacıların metabolitleri haritalandırdığı biyolojik ağlarda steroid hormon üretimi, kortizol metabolizması ve melatoninle ilişkili yolların gündüz uykululuğuyla bağlantıları dikkat çekmiştir.
Dolayısıyla gündüz uykululuğunu yalnızca “beyinde uyku düğmesine basılması” şeklinde düşünmek eksik kalır.
Uyku ve uyanıklık; beyin, hormonlar, metabolizma ve beslenmenin birlikte oluşturduğu karmaşık bir sistemdir.
Bu çalışma “uykusuzluğun sebebini bulduk” demiyor
Bu çalışma çok sayıda insanın metabolik verisini inceleyen güçlü bir araştırma olsa da, sonuçların önemli bölümü ilişki üzerine kuruludur.
Yani kanda belirli bir metabolitin yüksek bulunması ile kişinin daha az veya daha fazla uykulu olması arasında bağlantı bulunması, o metabolitin uykululuğa sebepolduğunu tek başına ispatlamaz.
Üstelik gündüz uykululuğu, uyku süresi, uyku kalitesi, uyku apnesi, ilaçlar, obezite, metabolik hastalıklar ve yaşam tarzı gibi çok sayıda faktörden etkilenebilir.
Bir başka sınırlama da uykululuğun laboratuvarda uyku testi yapılarak değil, Epworth anketiyle değerlendirilmiş olmasıdır. Bundan dolayı çalışma, kişinin gerçek uyku davranışını veya uyku mimarisini polisomnografi kadar ayrıntılı biçimde ölçmüş değildir.
Gelelim neticeye
Bu çalışmayı “şu yiyeceği yiyin, gündüz uykunuz gelmesin” şeklinde okumak yanlış olur.
Çalışmanın asıl önemi başka yerde: Gündüz aşırı uykululuğunun altında yalnızca ne kadar uyuduğumuz değil, vücudun metabolik ve hormonal çalışma biçimi de bulunabilir.
Beslenmeyi veya belirli metabolik yolları değiştirmekle gerçekten gündüz uykululuğunun azalıp azalmadığını öğrenmek için gözlemsel çalışmalar değil, kontrollü müdahale çalışmaları gerekiyor.
Şimdilik çıkarılabilecek en makul sonuç şudur: Gündüz sürekli uykunuz geliyorsa bunu yalnızca “uykusuzum” diye geçiştirmeyin. Uyku sürenizin ve kalitenizin yanı sıra hormonal ve metabolik durumunuz da işin içinde olabilir.
Ve belki de gelecekte gündüz uykululuğunu değerlendirmek için yalnızca “kaç saat uyuyorsunuz?” sorusu değil, “kanınızdaki metabolik tablo nasıl?” sorusu da soracaktır.
Kaynak: https://www.thelancet.com/journals/EBIOM/article/PIIS2352-3964(25)00325-1/fulltext
Makale: Steroid hormone biosynthesis and dietary related metabolites associated with excessive daytime sleepiness

***














