KADIN VE ERKELERİN İLAÇLARI FARKLI MI OLMALIDIR?

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

-Malatyalı hastam Hıdır Ağa, cebinden çıkarttığı ilaç kutusunun içindeki hapları masama yaydı. ‘Ahmet Bey oğlum, bu hapları değiştir. Bana bu yaştan sonra Hıdır Ağa pembe hap içmeye başlamış dedirtme.’ dedi.

Doktorlar hastalarına ilaç yazarken iki şeye dikkat ederler. Biri hastanın yaşı, diğeri de kilosudur. Hastanın cinsiyetine genelde pek önem verilmez.

Birçok ilacın kadınlarda ve erkeklerde her zaman aynı etkiyi göstermedikleri yıllardan beri bilinmesine rağmen ilaç rehberlerinde ve prospektüslerde tavsiye edilen genellikle ‘erkek dozu’dur.

Çünkü yeni ilaçlar çeşitli sebeplerden dolayı daha çok erkekler üzerinde denenir ve erkeklerde elde edilen veriler de kadınlar için aynen geçerli sayılır.

Birçok ilacın metabolizmasının, dokulara dağılım, kan düzeyleri ve vücuttan atılmalarının kadın ve erkeklerde farklı olduğu hiç hesaba katılmaz.

Mesela, hipertansiyon tedavisinde tüm dünyada en çok kullanılan ilaçlardan biri olan “metoprolol“, aynı dozda kadınlarda erkeklere göre yüzde 40 daha yüksek kan düzeylerine yol açar.

Ameliyat sonrası ağrıların kontrolünde ise erkeklere kadınlara göre daha yüksek dozda “morfin” verilmesi gerekir.

different pills ile ilgili görsel sonucu

İlaç yan etkileri kadınlarda daha fazla

Ayrıca, ilaç yan etkileri bakımından da kadın erkek farkı vardır. Birçok ilaç, kadınlarda erkeklere göre daha fazla yan etkiye yol açar.

Mesela, dozu vücut yüzeyine göre hesaplanarak verilen bağırsak kanseri ilacı fluoruracil’in kemik iliği baskılanması, saç dökülmesi ve ağız mukozasında iltihap oluşması gibi yan etkileri daha çok kadınlarda görülür.

Ruhsal hastalıkların tedavisinde kullanılan antipsikotik ilaçlar da kadınlarda erkeklere göre daha çok kilo alımına yol açarlar ve bunun diyetle ortadan kaldırılması zordur.

Antipsikotik kullanan kadınların kalp krizinden ölme riskleri de daha fazladır. Bu farkın, ilacın kan seviyelerinin kadınlarda daha yüksek olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir.

Bu durum, sadece kadınların daha duyarlı veya başka bir deyişle daha ‘yaygaracı’ olmaları ile ilgili değildir.

Kanada’da yapılan bir araştırmaya göre ilaç yan etkilerinin yüzde 70’i kadınlarda ortaya çıkmaktadır.

İlaç etki ve yan etkilerinin her iki cinste aynı olmamasının sebebi, bağırsak sistemi fizyolojisi ve karaciğer metabolizmasındaki farklılıklardır.

Adet dönemi, gebelik ve menopoz gibi özel durumlardaki hormonal değişiklikler de önemlidir. Mesela, gebelerde epilepsi yani sara tedavisinde kullanılan ilaçların vücuttan daha çabuk atılmalarının bu ilaçların etkilerinin azalmasına sebep olduğu iyi bilinir.

Doğum kontrol hapları da birçok ilacın metabolizmasını etkiler. Metoprolol bu tür ilaçlarla beraber alındığında kan düzeyi erkeklere göre üç misli fazla olur.

Mutlaka dikkate alınması gereken bir özellik de erkek ve kadın vücut yapısındaki farklılıklardır.

Erkeklerin kilolarının kadınlara göre daha fazla olması yanında, kas kütlesi, yağ oranları, organ kan akımları ve organ işlevlerinin her iki cinste değişik özellikler taşıması, ilaç metabolizmasını da yakından ilgilendirir.

Aspirin kadınlarda kalp krizlerini önlemiyor

İlaçların kadın ve erkeklerde farklı etkiler gösterdiğinin bir önemli örneği de aspirindir. Bilindiği gibi, kalp krizlerinin önlenmesinde standart tedavi düzenli olarak düşük dozlarda aspirin kullanılmasıdır.

Ancak bu ilacın koruyuculuğu konusundaki sonuçlar oldukça çelişkilidir. Aspirinin kalp krizlerini yüzde 50 oranında azalttığını gösteren araştırmalar olduğu gibi, etkisiz olduğu sonucuna ulaşanlar da vardır.

Bu farklı bulguların sebebini bulmak için bugüne kadar 113 bin hasta üzerinde yapılmış olan 23 ciddi bilimsel yayını tekrar değerlendiren Kanadalı uzmanlar, ilginç bir sonuca ulaştılar.

Aspirinin kalp krizlerine karşı koruyucu etkisinin erkeklerde daha fazla olduğu, ama ilacın kadınlarda o kadar çok işe yaramadığı ortaya çıktı.

Araştırmacılara göre, bunun sebeplerinden biri mekanizması tam olarak bilinmeyen aspirin direncine kadınlarda daha sık rastlanması.

İkincisi ise kalbi besleyen koroner damarlarda kadınlar ve erkekler arasında yapısal ve işlevsel farklılıklar olması.

Kadınların koroner damarlarının damar genişletici ilaçlara iyi cevap vermemesi, kadınlardaki damar sertliğinin erkeklere göre daha yaygın ve ağır olması bunlardan bazıları.

Bu bulgular, kadınları kalp krizlerinden korumak için aspirin yerine başka ilaçların araştırılması ve denenmesi gerektiğini gösteriyor.

Gelelim neticeye

Hıdır Ağa’nın kendisine pembe hap yazmamdan rahatsızlık duymakta haksız olmadığını söylemeden geçemeyeceğim.

70’li yaşlarda, boylu poslu, görmüş geçirmiş, yemiş içmiş, Hıdır Ağa’yı ayrıca ileri görüşlülüğünden dolayı da kutluyorum.

Yeni ilaç araştırmalarında Hıdır Ağa’nın bu hassasiyeti mutlaka dikkate alınmalıdır; ilaç çalışmalarında erkekler kadar kadın deneklere de yer verilmeli, doktorlar da ilaç yazarken hastalarının cinsiyetlerini mutlaka hesaba katmalıdır.

Kim bilir, belki ileride gerçekten kadınlar ve erkekler için ayrı haplar üretilebilir ve bunlar karışmasın diye de meselâ kadınlar için pembe, erkekler için mavi renkler uygun olabilir.

Siz de yorumunuzu paylaşın: