OBEZİTE VE DİYABETTE GEN TEDAVİSİ İNSAN AKLIYLA ALAY ETMEKTİR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Tıpta çığır açacağı söylenen tedavi yöntemlerinin geliştirildiğini duyduğumda çoğu zaman Jules Verne’ nin çocukluğumda okuduğum İnatçı Kahraman Ağa romanı aklıma gelir.

İstanbul’ da geçen bu romanda şehrin diğer yakasına geçmek için yeni bir vergi çıkarılmasına sinirlenen Keraban Ağa’ nın “on parayı” vermemek için Tophane’ den Üsküdar’daki evine aylar süren bir yolculuk ve binlerce lira sarfıyla Kırım, Kafkasya ve Karadeniz üzerinden gitmesi anlatılır.

Gökhan Hotamışlıgil’ in bir tviti üzerine haberdar olduğum araştırma bana gene Keraban Ağa’ yı hatırlattı (1).

Günümüzde çığ gibi artan obezite, diyabet ve bunlara bağlı felç, kalp krizi, kanserler gibi hastalıkların sebebinin işlenmiş un, mısır şurubu, şeker, trans yağ ve katkı maddeleriyle dolu “hazır gıdalar” olduğuna itiraz edecek bir Allah’ ın kulu olduğunu sanmam.

Sebep beslenme hataları olduğuna göre yapılması gereken de bunların düzeltilmesidir.

Hazır gıdaları hayatımızdan çıkarmak yerine bunların yol açtığı immuno-metabolik bozuklukları ilaçlarla ve gen tedavisiyle düzeltmeye kalkmak -amaç endüstrinin menfaatleri değil de insan sağlığı ise- insan aklıyla alay etmekten başka bir şey değildir.

Hotamışlıgil’ in “FABP4’ ü azaltmanın obezite, insülin direnci, enflamasyon, diyabet ve karaciğer yağlanması gibi büyük problemleri ortadan kaldırabileceğini” iftiharla bildirdiği araştırma ilaç yerine gen tedavisini hedefliyor.

FABP4 ile ilgili görsel sonucu

Gen tedavisi mucizesi (!)

Tvitin yönlendirdiği makalede, farelerde spesifik olarak yağ dokusunu azaltan ve obezite ile ilgili metabolik hastalığı tersine çeviren bir gen tedavisi geliştirildiği bildiriliyor (2, 3).

CRISPR-Cas9 gen düzenleme tekniği kullanılarak single guide RNA (sgRNA) tissue-spesific fusion peptitli beyaz adipositler hedefleniyor ve yağ asidi metabolizma geni FABP4’ in etkisizleşmesi sağlanıyor.

Çalışmanın planlanma sebebi olarak obezite tedavisinde kullanılan ilaçların hem çok etkili olmamaları ve hem de yan etkilerinin fazlalığı gösteriliyor.

Fareler yağdan zengin diyetle beslenerek bunlarda obezite ve insülin direnci yaratılıyor.

FABP4’ ün baskılanması, farelerin 6 hafta sonra vücut ağırlığının yüzde 20’ sini azalmasına, insülin direnci ve enflamasyonun düzelmesine yol açtığı tespit ediliyor. Ayrıca, karaciğerde yağ depolanması ve dolaşımdaki trigliseritler de azalıyor.

Araştırmacılar, bu sonuçların tip 2 diyabet ve obeziteyle ilgili felç, kalp krizi ve kanser gibi diğer hastalıkların tedavisinde işe yarayabileceğini, farelerde işe yarayan bu yöntemin insanlar için de kullanılabilmesi için klinik araştırmaların yapılmasının gerekli olduğunu söylüyorlar.

Gelelim neticeye

Araştırmacılara şunları hatırlatırım:

BİR: Obezite ve tip 2 diyabetin sebebi kanda “obezite ilaçları eksikliği” veya “gen hataları” değildir; başta hazır gıdaların daha çok yenir-içilir olması yanında diğer beslenme hatalarıdır.

İKİ: Bu beslenme hatalarını görmezden gelmek, bunları ortadan kaldırmaya uğraşmak yerine ilaç ve gen tedavilerinden medet ummak insan aklıyla dalga geçmektir.

ÜÇ: Bu küresel problemin çözümünü “Tıptan Uzak Sağlıklı Hayat” kitabımda bulabilirsiniz.

DÖRT: Ey araştırmacılar kusura bakmayın, Keraban Ağa’ dan zerre farkınız yok.

tıptan uzak sağlıklı hayat ile ilgili görsel sonucu

Kaynaklar:

1.https://twitter.com/ghotamis/status/1196214138420244487?s=20

2.https://www.drugtargetreview.com/news/48367/researchers-reverse-obesity-in-mice-using-crispr-cas9/

3.https://genome.cshlp.org/content/early/2019/08/17/gr.246900.118

Yazı için 5 yorum yapılmış:

  1. Hayri dedi ki:

    Bu adamlar araştırmacı falan değil, ilaç sanayisinin adamları. Yaptıkları ve yapacakları araştırmadan insanlara ve insanlığa hiçbir hayır gelmez.

  2. Ali Recai dedi ki:

    Çok müthiş ve muazzam bir tenkit. Kalemine sağlık Ahmet Rasim Hocam. Dualarımızı sizinle.

  3. Göksel dedi ki:

    Bunların durumu ahırda kaybettiği anahtarını, orası karanlık göremem diye ahırın dışında arayan Nasrettin hocadan farksız. Çok yazık, bir de buna bilim deniyor.

  4. Mehmet Tüfekçi dedi ki:

    Obeziteyi tip iki diyabeti genlerle oynayarak tedavi etmek…. neeeee?
    Yahu bunlar acaba kafayı mı yediler??? Sizi bizi yoksa kobay mı sanıyorsunuz fare mi????

  5. CANAN KARATAY dedi ki:

    Kanımızda yüksek miktarda BROMÜR, ALUMÜNYUM, KLORÜR, FLORÜR dolaşıyor ise.

    Tüm vücut hücrelerimiz ağır metallerle zehirleniyorlarsa, GEN TEDAVİSİ mi zehirlenmeleri tedavi edecek! HADİ ORADAN!
    DOLANDIRICILAR SİZ DE!

    Genlerimizle oynamayın lütfen, bence amaçları başka, nesilleri yok etme…

    Hepimizde on binlece gen var. İyisi de, kötüsü de. Bu genler uykuda kalacaklar, zehirlerle uyandırılmayacaklar! Uyur vaziyette kalırlarsa, ya da uyandıklarında tekrar uykuya gönderilirlerse kimse hastalanmaz zaten, iyileşir zaten!

    Hiç bir hastalık genetik değildir!

    HİPPOKRAT DİYOR Kİ:

    1. HALKIN SAĞLIĞINI KORUYACAKSIN !
    2. HALKIN HASTALANMASINI
    ÖNLEYECEKSİN !
    3. ÖNCE ZARAR VERMEYECEKSİN !

    GERÇEK BİR HEKİMİN ASIL GÖREVİ BUDUR İŞTE

    VOLTAİRE de DİYOR Kİ:

    TIP BİR SANATTIR, İNSANI OYALAR,
    BU SIRADA DA VÜCUT KENDİNİ İYİLEŞTİRİR!

    Vücudumuzu kurcalamayın, vücudumuz ve de aklımızla oynamayın!

    Bizi düşünüyorsanız eğer, samimi olun da BİZLERİ ZEHİRLEMEYİN, ZEHİRLETMEYİN!

Siz de yorumunuzu paylaşın:

Yönetici (Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta) olarak giriş yapılmış. Yönetici olarak yorum yazabilirsiniz.
Çıkış Yapmak için tıklayın »