HAFİF KOVİD’ DE BEYİN TUTULUMU OLABİLİR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Dikkat: Yazının sonunda ek var!

***

Gökhan Hotamışlıgil Nature’ de yayınlanan “SARS-CoV-2 is associated with changes in brain structure in UK Biobank” başlıklı makaleyi şu tivitle yorumluyordu (1):

SARS-CoV-2 enfeksiyonu sonrası insan beyin yapısında meydana gelen olumsuz değişiklikleri bildiren önemli bir çalışma. Korunmanın ve aşıların önemini bir kez daha vurgulayan veriler.”

Bu sözlerinden, tivitini araştırmayı okumadan yazdığı ya da okuyup manipülasyona yeltendiği kanaatine vararak bunu kendisine bir e-posta ile de bildirdim. (Tabii ki cevap vermedi).

Araştırmanın erişebildiğim özetini okudum:

BİR:  Araştırma, yüzde 96′ sı Kovid’ i hafif atlatanlar üzerinde yapılmış olduğuna göre, 4 hatta 5 aşısı olup da gene de Kovid’ e yakalananlarda da benzer bir durum ortaya çıkabilir. Aşılar, enfeksiyon ve bulaşmayı kesin olarak önlemiyor ve tıpkı bu araştırmadaki aşısızlar gibi hastalığı hafif belirtilerle atlatıyor.

İKİ: Araştırmacılar, “bu zararlı etkinin kısmen tersine çevrilebileceği veya bu etkilerin uzun vadede devam edip etmeyeceği ek takip ile araştırılmaya devam etmektedir” dediklerine göre bu çalışmaya dayanarak kesin bir kanaate varmak doğru olamaz. Bu değişiklikler hakikaten hafif Kovid’e bağlı olsa bile bunların kalıcı mı olduğu, gerileme veya ilerleme gösterip göstermeyecekleri belli değildir.

ÜÇ: Sadece korkunun bile beyinde bir takım değişiklikler yaratabileceği biliniyor (2). Test pozitif olanların enfeksiyonla alakalı önemli şikayetleri olmasa bile ruhsal durumları çok ciddi etkilenmiş de olabilir. 

DÖRT: Bu araştırmadan aşıların önemine dair bir netice çıkarılamaz. Aşılılar hakkında fikir beyan etmek için onlar üzerinde de bir çalışma yapılması gerekir; kim bilir belki daha vahim bir durumla da karşılaşılabilir.

BEŞ: Hastaların takipleri gibi klinikleri hakkında da ayrıntılı bilgi olmaması çok büyük bir eksiktir.

Araştırmanın özeti:

Araştırma, 51-81 yaş arası 785 UK Biobank katılımcısı üzerinde yapıldı.  

Bunlar içinde yüzde 96’ sı hastalığı hafif geçiren 401 Kovid vakasının 141 gün arayla elde edilen beyin taramaları, Kovid teşhisi olmayan 384 kontrol vakasınınkiyle karşılaştırıldı.

Enfeksiyon öncesi görüntüleme verilerinin mevcudiyeti, önceden var olan risk faktörlerinin hastalık etkileri olarak yanlış yorumlanma olasılığını azaltıyordu.

İki grup arasında bulunan farklar:

1.Orbitofrontal korteks ve parahipokampal girusta gri madde kalınlığında ve doku kontrastında daha fazla azalma

2.Primer olfaktör kortekse fonksiyonel olarak bağlı bölgelerde doku hasarı belirteçlerinde daha fazla değişiklik

3.Beyin boyutunda global daha fazla azalma.

Enfekte olmuş katılımcılar ayrıca iki zaman noktası arasında ortalama olarak daha büyük bilişsel düşüş gösterdi.

Daha da önemlisi, bu görüntüleme ve bilişsel boylamsal etkiler, hastaneye kaldırılan 15 vaka hariç tutulduktan sonra hâlâ görülüyordu.

Bu esas olarak limbik beyin görüntüleme sonuçları, hastalığın koku alma yolları yoluyla dejeneratif yayılmasının, nöroinflamatuar olayların veya anosmiye bağlı duyusal girdi kaybının in vivo ayırt edici işaretleri olabilir.

Bu zararlı etkinin kısmen tersine çevrilebileceği veya bu etkilerin uzun vadede devam edip etmeyeceği ek takip ile araştırılmaya devam etmektedir.

Gelelim neticeye

Çeşitli tenkit edilebilecek hususları olan bir çalışmadan kesin sonuçlar çıkarmak, bunu “korkutma” maksadıyla kullanmak, alakası olmadığı halde “aşılara methiyeler” düzmek bilim adamlarına yakışmaz.

Üstelik de böyle bir yaklaşım sadece kendi şahıslarına karşı değil genel manada bilime de güvensizlik yaratır. 

Hele de aşılı olup da Kovid’ e yakalananlarda da benzer değişiklik olduğu gösterilirse kendi ayaklarına sıkmış olabilirler. 

Kaynaklar:

1. https://twitter.com/ghotamis/status/1500896279701901317?s=20&t=JTxKir75AYFxjOP-znid8w

2. https://www.nature.com/articles/s41586-022-04569-5

Makale adı: SARS-CoV-2 is associated with changes in brain structure in UK Biobank

3. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/34174028/

Makale adı: When Fear Shrinks the Brain: A Computational Model of the Effects of Posttraumatic Stress on Hippocampal Volume.

***

BBC’ nin haberi:

İngiltere’de yapılan yeni bir araştırma, Covid-19 virüsünün beynin kısmen de olsa küçülmesine yol açabileceğini ortaya koydu.

Covid’den önce ve sonra çekilen beyin MR’larını (manyetik rezonans görüntüleme) karşılaştıran bilim insanları, beynin toplamda yüzde 0,2 ila yüzde 2 oranında küçüldüğünü gözlemledi.

Hastalığı hafif geçirenlerde dahi, beynin koku ve hafıza ile ilgili kısımlarında gri maddenin azaldığı görüldü.

Gri madde, bellek ve karar verme gibi işlevler için de kilit bir yapı.

İngiltere’nin önde gelen üniversitelerinden Oxford’ın araştırması, bilim dergisi Nature’da yayımlandı.

Araştırmacılar, İngiltere’de genetik çalışmalar yürüten UK Biobank projesinin son 15 yılda sağlık takibini yaptığı 500 bin kişinin tarama görüntülerini inceledi.

Böylece Covid pandemisinden önce çekilmiş taramaları da dikkate alabildikleri gibi, virüsün uzun vadede sağlığı nasıl etkilediğini hesaba katmayı amaçladılar.

Beyin karmaşık zihinsel işlevlerde zorlanabiliyor

Araştırma için;

  • Yüzde 96’sı Covid’i hafif geçiren 401 katılımcının hastalığa yakalandıktan ortalama 4,5 ay sonraki beyin taramaları ile,
  • Covid’e daha önce hiç yakalanmamış 384 katılımcının taramaları incelendi

Araştırmaya göre;

  • Virüse yakalananlarda, beynin toplam boyutu yüzde 0.2 ile yüzde 2 arasında daralıyor
  • Beynin koku alma ve hafıza ile ilgili kısımlarında gri maddede azalma görüldü.
  • Covid’i atlatanlarda, zihnin karmaşık görevleri yerine getirmede zorlandığı dikkat çekti.

Beyin ‘kendini iyileştirebilir’

Araştırmacılar, beyindeki bu değişimlerin kalıcı olup olmadığına dair verilere sahip değil.

Öte yandan, beynin iyileşme potansiyeli olduğu görüşündeler.

Araştırma raporunun baş yazarı Oxford Üniversitesi’nden Prof. Gwenaelle Douaud, “Araştırma için büyük oranda, hafif enfeksiyonlara odaklandık ve virüse yakalanmamış olanlar ile karşılaştırıldığında, beyinlerinin ne kadar değiştiğini görmek sürpriz oldu” dedi.

Beynin esnek bir yapıya sahip olduğuna, yani kendini iyileştirebileceğine dikkat çeken Prof. Douaud, “Zamanla enfeksiyonun zararlı etkilerinin azalması ihtimali yüksek” diye de ekledi.

Gri maddedeki azalma en çok, beynin koku alma işlevinin gerçekleştiği kısmında görüldü.

Virüsün doğrudan bu bölgeyi hedef aldığı ise kanıtlanmış değil.

Covid nedeniyle koku kaybı yaşayanların bu kısmı daha az kullanması sonucu da hücre ölümü gerçekleşiyor olabilir.

Araştırma için çekilen MR görüntüleri, orijinal Covid virüsünün ve virüsün Alpha varyantının baskın olduğu, koku ve tat kaybının da başlıca semptomlardan olduğu dönemde çekildi.

Virüsün yeni varyantı olan Omicron’da ise, bu semptomlarda kayda değer bir düşüş var.

University College London’daki Nöroloji Enstitüsü’nden Prof. Werring, beyindeki bu değişimlerde başka sağlıksal unsurların rol oynuyor olabileceğini kaydediyor.

“Bilişsel işlevlerde görülen hafif değişikliklerin beynin günlük işlevlerini nasıl etkilediği net değil” diyen Werring, bu değişimlerin virüse yakalanan her insanda görülmediğinin de altını çiziyor.

beyin

Kaynak: https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-60661850

***

EK 1 (11.3.2022): ESAT RLOADED “Bahsettiği araştırmanın linki aşağıda. Hepi topu 1 sayfalık bir yazıdan bahsediyor. Hiçbir detay yok, 384 kişiden oluşan ve öyküsüne dair hiçbir şey bilmediğimiz adamlar dışında kontrol grubu bile yok. Ki onların verileri de durumun abartısını gösteriyor.”

Böyle bir iddia onlarca soruyu beraberinde getirir. Örneğin ilk olarak bu hasar kalıcı mı, geçici mi? Sekel mi kaldılar yani? Ertesindeki 141 gün deniyor, 141 günlük süreçte hiçbir gelireme veya ilerleme kaydedilmiş mi? Bunlara dair zerre kadar veri var mı? Yok, hiçbir şey yok.”
“Muadili üsye’lere kıyasla veriler var mı? Önceden mesela grip sonrası benzer etkiler araştırıldı mı? Ne kadar fark var? Hani her üsye’den sonra görülen ve hem şiddet, hem oran olarak aynı olan post etkileri 1 sene Long Covid diye satmaya çalıştınız ya. Var mı bu sefer veri? Yok.”
“Daha önemlisi bu hastalık geçirenlerin kaçı aşılı, kaçı aşısızdı? “Kontrol grubu” denen 384 kişiden kimse bu hastalığı geçirmedi mi, yoksa çok hafif belirtilerle geçirip atlatıp fark mı etmedi? Yahut belirti göstermeksizin mi atlattı? Var mı veriler? Yok, hiçbir şey yok.”
“Bu Covid’den ötürü” diyor ama bu hastalanan arkadaşların kurduğunuz korku krallığından ötürü yaşadığı histerik halin beyindeki etkisi olabilir mi? Malum korkunun beyinde küçülmeye neden olduğu da yıllardır bilinen de bir başka konu. Var mı çalışma? Yok.”
When Fear Shrinks the Brain: A Computational Model of the Effects of Posttraumatic Stress on…
Post-traumatic stress disorder (PTSD) is a psychiatric disorder often characterized by the unwanted re-experiencing of a traumatic event through nightmares, flashbacks, and/or intrusive memories….”
“HADİ DİYELİM bütün bunların cevabı araştırdıkça evet, evet, evet çıktı. Neden bu çalışmalar netleşene kadar beklenmiyor? Neyin acelesi felaket tellallığında? “Ben bilim insanıyım gördüğümüz söylerim” mi diyecek? Bir yürüsün gitsin, aksine dair kaç çalışma paylaşmış bugüne kadar?”
“Bu hastalığın bundan sonra bizimle olduğu bilinirken, aşıların bırak kalıcıyı, geçici bir çözüm olmadığı bile bilinirken, herkes bu hastalığı geçirecekken, böyle bir zamanda bu çalışmayı yetersiz veriyle büyük bir şey keşfetmiş gibi satmanın maksadı nedir? Var mı iyi niyet? Yok.”
“Ama ne var? Azıcık, minnacık, varsayımsal bir iddia üzerinden hayatın sırrını keşfetmişçesine korku pornosu var ve gördükleriniz bir korku pornocusunun hazzından ibaret. Kabul etmek dahi istemiyor Covid’in abartılmış olabileceğini. Her şey “büyük oyun” onun için, o yanılamaz.”
“O çünkü bir nörolog, o sistemin bir incisi, “la creme de la creme” o. Misyonu bizi uyarmak ve kurtarmak sadece. Dinlenme fırsatı buldu elbet konuşacak. Herkes onu dinleyecek, o da sunacak kendini. Yeni veri mi öğrendi? Hemen çakar, hiç merak etmeyin. Teşekkür bekler bir de.”
 
“Hiç kusura bakmayın ama salgın süresi boyunca CDC’nin doğrudan yetersiz veriyle en geç 3 ayda bir, toplamda belki 10 kere yalan korku sattığına şahit oldum ben. Siz de oldunuz hatta. Sorayım, kaç varyant “Bu varyant genç ve çocukları acayip vuruyormuş!” diye satıldı? Hatırlayın.”
“Hatırladınız değil mi? Hiç çıktı mı aslı? 200 kişilik bir seçmece gruptan çıkan verileri ortaya sürüp korkuttular, herkes paylaştı, haberlere bile düştü her seferinde, 2 hafta sonra da çıkıp sessizce “Ya ilk gelen veriler hatalıymış” dediler. Ama hiçbiriniz de dönüp bakmadınız.”

Siz de yorumunuzu paylaşın: