YEDİRİN MİLLETE KALP DOSTU MARGARİNLERİ SONRA DA KALP TARAMASI YAPIN, YOK YA!

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Dikkat: Yazının sonunda ek var!

***

Kalp damar hastalıkları taramalarında kullanılan eforlu EKG, stres ekokardiyografisi ve miyokart perfüzyon sintigrafisi gibi testlerin herhangi bir şikâyeti olmayan düşük riskli kişiler için bir faydası olmadığı bildirildi.

Taramaların yüksek riskli hastalar için de faydası kesin değil.

Kısa adı ACP olan Amerikan Hekimler Birliği (American College of Physicians), kendine ait 2011 kalp tarama kılavuzu ile başta USPTSF, ACC ve ilgili diğer dernekler tarafından hazırlanan rehber ve kardiyak tarama ile ilgili araştırmaları değerlendirdi.

Annals of Internal Medicine isimli tıp dergisinde yayınlanan rapor, kalp hastalıklarının erken teşhisi için uygulanan tarama testlerinin herhangi bir faydası olmadığı gibi “yalancı pozitif” sonuçların neticesi olarak yapılan gereksiz test ve girişimlerin zararları bile olabileceğini gösteriyor.

Araştırmaya göre bu tür tarama testleri kalp-damar hastalıkları riski yüzde 10’ un altında olan ve herhangi bir şikâyeti olmayanlarda tedavi seçimini de etkilemiyor.

Bu taramalar herhangi bir anormallik bulunsa bile yapılması gerekenler doğru beslenme, yeterli egzersiz, sigara içilmemesi, fazla kiloların verilmesi, varsa diyabet, hipertansiyon gibi hastalıkların tedavisinden ibarettir.

Bunlar da taramada herhangi bir hastalık çıkmayan kişilerin de kalp hastası olmamaları için yapmaları icap eden uygulamalardır.

Exercise Cartoon clipart - Stress, Medicine, Health, transparent ...

Miyokart perfüzyon sintigrafisinde radyasyon riski yüksek

Araştırmaya göre, düşük riskli hastalar miyokart perfüzyon sintigrafisi ile gereksiz yere taranıyor ve bu yüzden fazla miktarda radyasyona maruz kalıyor ve hem de bu testin yalancı pozitiflik oranı yüksek.

Bir akciğer grafisinde maruz kalınan radyasyon dozu 0.002 mSv ve batın tomografisinde 8 mSv iken sintigrafide bu miktar 15.6 mSv seviyesinde.

Bir araştırmaya göre, 50 ve üzerindeki yaşlardaki insanlarda her 10 bin miyokart sintigrafisi fazladan 2-25 kişide kansere yol açıyor.

İleri tetkiklerin de zararı var

Bu tür tarama testlerinin yalancı pozitif sonuçları birçok hastada ileri tetkiklerin yapılmasına da sebep oluyor ve bunların da riskleri var.

Anjiyografide alınan radyasyon miktarı 7 mSv ve bu müdahalenin yüzde 1.7 nispetinde kalp krizi, felç, aritmi ve ölüm gibi komplikasyonları da bulunuyor.

Uygun tarama kriterlerine sahip hastaların yüzde 40’ ından fazlasında tıkayıcı koroner hastalığı olmadı sonucuna varan yeni bir araştırmada anjiyografi kullanımı da sorgulanıyor.

Tarama testleri giderek daha çok isteniyor

Bir faydası olmayan tarama testlerinin kullanımı giderek artıyor. Bir çalışmaya göre EKG kullanımı 1999’ da yüzde 6.1 iken bu oran 2009’ da yüzde 11.3’ e çıkıyor.

Bir Consumer Report çalışması da hipertansiyonu olan asemptomatik erişkinlerin yüzde 39’ unun son 5 senede bir EKG çektirdiklerini gösteriyor.

Bu testlerin doktorlara getirisi yüksek

ACP raporu bu tetkiklerin neden istendiği sorusuna da cevaplar veriyor.

Doktorların daha fazla kazanç sağlamaları, malpraktis korkusu, tarama zararlarının farkında olunmaması ile bypass ve anjiyoplasti gibi revaskülarizasyon müdahalelerinin faydalarının abartılması testlerin daha fazla yapılmasına sebep oluyor.

Hastaların bu testlerden beklentilerinin büyük olmasının da rolü var.

Erken teşhis hayat kurtarmıyor

Modern tıp tarama, çekap, rutin kontrol gibi uygulamalarla başta kanser ve kalp hastalıkları olmak üzere birçok hastalığın erken teşhis ve tedavi edileceğini iddia ediyor.

Erken teşhis ve erken tedavi kulağa çok hoş gelen kelimeler ama gerçekte durum hiç de sanıldığı gibi değil.

Büyük resme bakıldığında erken teşhis ve tedaviden zarar görenlerin sayısının fayda görenlerden katbekat fazla olduğu görülüyor.

Erken teşhis her zaman hayat kurtarmıyor hayat da karartabiliyor.

Son senelerde tıp literatürüne giren overdiagnosis (aşırı teşhis) ve overtreatment (aşırı tedavi) kavramları tam da bu durumları tarif ediyor.

Bunun en iyi örneklerinin başında da “meme kanseri taramaları” geliyor. Yeni bir araştırma taramalar hakkında doğru bilgilendirilen kadınların taramayı kabul etmediklerini ortaya koyuyor (2).

Prostat kanseri taramaları da artık tavsiye edilmiyor.

Gelelim neticeye

Şeker yükleme testi (OGTT) ile diyabetin, solunum fonksiyon testleriyle (SFT) KOAH’ ın erken teşhisinin de hastaya faydası yoktur.

Esas önemli olan bu hastalıklara yol açan risk faktörlerinin ortadan kaldırılmasıdır.

Bir kişinin OGTT’ sinin normal bulunması o kişinin sağlıksız beslenebileceği, SFT normal olanın sigaraya devam edebileceği manasına gelmez.

OGTT’ si anormal olan da olmayan da şeker hastası olmamak için sağlıklı beslenmek zorundadır; SFT normal olanın da olmayanın da sigara içmemesi icap eder.

Tarama ve çekap’ ların “ticari tıp” uygulamaları olduğunu unutmayın.

Önemli olan hastalıkların erken teşhisi değil önlenmesidir ama bu, “Bırakınız hasta olsunlar, biz teşhis ve tedavi ederiz” prensibine sıkı sıkıya bağlı ticari tıbbın elbette işine gelmez.

Tarama çekap tuzaklarına yakalanmamanızı dilerim.

Hastalıkların erken tanınmasını engelledikleri ve halk sağlığını riske attıkları gerekçesiyle araştırmacılar hakkında suç duyurusunda bulunan dernekler çıkar mı, ne dersiniz?

Kaynaklar:

1. http://annals.org/article.aspx?articleid=2197181

2. http://www.thelancet.com/journals/lancet/article/PIIS0140-6736(15)60123-4/abstract

***

EK 1 (11.7.2021): Sırlar margarin gibidir, kolay yayılır ve kalbe zarar verir. Kaynak: https://twitter.com/drahmetrasim/status/1413875467216687105?s=20

***

Siz de yorumunuzu paylaşın: