BAĞIRSAK MİKROBİYOTASININ BİR SIRRI DAHA ÇÖZÜLDÜ

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Dikkat: Yazının sonunda ek var!

***

İndependent Türkçe‘ deki yazım:

Cleveland Kliniği uzmanları tarafından yapılan ve Cell’de yayımlanan araştırmada bağırsak bakterilerinin bir metabolizma ürünü (metabolit) olan kimyasalın adrenerjik reseptörler yoluyla kalp krizi, felç ve bunlara bağlı ölümlerde rol oynayabileceği gösterildi.

Bu sonuç, beta-bloker sınıfı ilaçların bazı faydalarının kısaca PAG olarak isimlendirilen bu metabolitin yani fenil-asetil-glutamin’in aktivitesinin önlenmesiyle gerçekleşebileceğini düşündürüyor.

Yeni metabolitin kalp-damar hastalıklarında rolü var

Kırmızı et, bakliyat ve soya gibi hem hayvani hem bitkisel ürünlerde bulunan fenilalanin isimli amino asit baağırsak bakterileri tarafından parçalanıyor ve neticede PAG ortaya çıkıyor.

4 bin stabil kalp-damar hastası üzerinde yapılan araştırmada PAG ve kalple ilgili riskler arasındaki münasebet doğrulandı.

Ayrıca tip 2  diyabet hastalarının kanlarında yüksek PAG seviyeleri tespit edildi.

Bu bulgular, bağırsak mikrobundan türeyen bu metabolitin kardiyovasküler hastalıkların ilerlemesinde önemli bir rol oynayabileceğini öne süren hayvan modeli ve mikrop nakli çalışmaları ile de tutarlıdır.

PAG riski iki ayrı yoldan artırabilir

PAG etkisini iki farklı yoldan gösterebilir.

BİR: PAG, pulcukların (trombositler) reaktivite ve pıhtılaşma gücünü artırır.

İKİ: PAG, G-proteinine bağlı 3 adrenerjik reseptör (alfa-2A, alfa-2B ve beta-2) ile etkileşim yaparak hastalığa sebep olan bir dizi hücresel olaya yol açar.

PAG, kalp-damar hastalıkları mortalite riskinin azalması ve çeşitli kardiyovasküler hastalıkların tedavisi ile ilişkili olan beta blokerler ile aynı reseptörlere bağlanır.

Yüksek PAG’lı bir fare modelinde beta blokerlerin, PAG tarafından yönlendirilen olumsuz kardiyovasküler olayları tersine çevirdiği gösterildi.

Ek genetik çalışmalar, adrenerjik reseptörlerin, PAG yükselmesinin sebep olduğu olumsuz kardiyovasküler olayları teşvik etmede kritik olduğunu ortaya koydu.

Bağırsak mikropları üzerinde gen düzenleme teknolojisinin kullanılmasının, hayvan modellerinde PAG oluşumunu değiştirebileceği ve trombotik aktiviteyi önemli ölçüde azaltabileceği de anlaşıldı.

Bulgular, beta blokerlerin bazı faydalarının, bağırsak mikropları tarafından üretilen PAG’ nin aktivitesini önlemeye atfedilebileceğini düşündürüyor.

Bir başka önemli metabolit de TMAO

Araştırmaya göre, PAG’ın kardiyovasküler risk üzerindeki etkisi, TMAO’nun (trimetilamin N-oksit) etkilerinden bağımsız ve bunlara ek olarak ortaya çıkıyor.

2011’de Hazen ve ekibi, bağırsak mikropları kolini parçaladığında üretilen bir metabolit olan ve et ve yumurta sarısı gibi hayvansal ürünlerde bol bulunan bir besin maddesi olan TMAO’nun trombosit aktivitesini artırdığını ve çeşitli kardiyo-metabolik hastalık riskini artırdığını da bulmuşlardı.

Bu çalışma grubunun, TMAO üreten bağırsak mikrop yolunu hedefleyerek kardiyovasküler riski azaltabilecek potansiyel yeni bir ilaç sınıfı da tasarlama çalışmaları da var.

Gelelim neticeye

Bu çalışma beslenme ve hastalıklar arasındaki münasebete bir kere daha dikkat çekiyor.

Ne yiyorsak oyuz veya gıdanız ilacınız, ilacınız gıdanız olsun sözleri bir kere daha ispatlanıyor.

Ataları gibi adam gibi beslenenlerin bağırsak mikrobiyotası sağlıklıdır ve başta obezite, diyabet ve kalp krizleri olmak üzere tüm kronik enflamatuar hastalıklara karşı dirençlidirler.

Kaynak:

https://consultqd.clevelandclinic.org/beta-blockers-efficacy-may-be-partly-explained-by-newly-discovered-gut-microbial-metabolite/

Makale adı: Beta-Blockers’Efficacy May Be Partly Explained By Newly Discovered Gut Microbial Metabolite

Kaynak: https://www.indyturk.com/node/534621/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/ba%C4%9F%C4%B1rsak-mikrobiyotas%C4%B1n%C4%B1n-bir-s%C4%B1rr%C4%B1-daha-%C3%A7%C3%B6z%C3%BCld%C3%BC

***

EK 1 (12.11.2022): Alkolsüz bira da alkollü bira da bağırsak mikrobiyotası çeşitliliğini artırıyormuş. Bunun biradaki polifenollerle alakalı olduğu düşünülüyor.

Makale: Impact of Beer and Nonalcoholic Beer Consumption on the Gut Microbiota: A Randomized, Double-Blind, Controlled Trial

Kaynak: https://pubs.acs.org/doi/10.1021/acs.jafc.2c00587

***

Yazı için 2 yorum yapılmış:

  1. Alişan Yıldıran dedi ki:

    Bildiğim kadarı ile Mikrobiota çalışmalarında elde edilen bulguları yorumlamak zor.

    Butirat, asetat ve propinate deriveleri zaten ana maddeler, ancak bu metabolitlerin mikrobiotayı husule getirin bakterilerin enzimler ile ortaya çıkması bu işleri zorlaştırmakda.

    Henüz daha patojen ile commensal ayırdedemediğimiz ve bu tür çalışmalarda aşı, folik asit gibi mikrobiotanyı doğrudan etkileyecek faktörleri startifiye edmediğimiz için bu çalışmalara güvenemiyorum.
    https://www.nature.com/nrmicro/articles?type=opinion-2&year=2018

    Ayrıca, makalede kullanılmamış ancak haberin kaynağında verilen resim aşğıdaki adresden alınmış
    https://www.youtube.com/watch?v=JYRkXhT1XEs
    Dk: 1.43

  2. Nihal dedi ki:

    Ne zamanki gıda kimyasallaştı,gübre kimyasallıştı gıda endüstrileşti 1950 den itibaren
    insanlık bu zulumden yakasını kurtaramaz oldu artık sistemde böyle kuruldu böylede devam edecek akl eden insanlar kendilerini bu sistemde kurtarmaya çalışsınlar bu sistemin pençelerinden uzak durmaya çalışsınlar fitokimyasalların yerini suni aramolar tatlandırıcılar renkler aldı,gıda boyası,gıda hissi veren aramomalar her şey yapay

Siz de yorumunuzu paylaşın: