TIP TURİZMİ VE ÇEKİM MERKEZİ OLMAK

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Tıbbın dertlere çözüm, hastalara şifa verme bilimi -daha doğrusu sanatı- olmaktan çıkıp tamamen getirdiği ve getireceği para ile konuşulan bir sektöre dönüşmüş olması acı veriyor.

Tıp turizmi tabirinin Hipokrat’ ın da İbni Sina’ nın da kemiklerini sızlattığına eminim.

Cümleten iyi tatiller, hayırlı turizmler!

***

Dr. Mithat Bülent Özmen’ in yazısı:

İstanbul’da yaşadığım için İstanbul’dan örnek vereceğim ama benzer görüntüler sanırım Türkiye’nin belli başlı birçok ilinde söz konusudur.

Her ne kadar eski popülerliği kalmadı dense de, yine de on binlerin uğrak yeri Taksim’e çıktığınız zaman saçı tıraşlı ve bandanalı birçok turist görürsünüz. Üçer beşer gruplar halinde gezen ve saç ekimi için İstanbul’a geldiklerini sonra sonra öğrendiğimiz bu turistler, artık İstanbul’un kanıksanan parçası haline geldiler.

Tabi saç ektirenleri dış görünüşlerinden anlamak mümkün olduğu için, en görünür olanlar da onlar. Oysa sağlık turizmi kapsamında dolaşan turistler ve normal turizm kapsamında dolaşan turistler (+ mülteciler) olarak sınıflandırılan uluslararası hastaların tedavi talepleri; göz hastalıklarından tutun, kadın hastalıkları ve doğuma, çocuk sağlığından ortopediye, iç hastalıklardan genel cerrahiye çeşitlilik gösteriyor.

Nitekim Sağlık Bakanlığı kaynaklarına göre, dünyada tıp turizminin yarattığı hacim yıllık 100 milyar dolar seviyesine ulaşmış durumda. Burada bizi ilgilendiren husus, Türkiye’nin uluslararası hasta sayısı bakımından en büyük payı alan ülkeler arasında ABD, Almanya, Tayland ve Hindistan’dan sonra beşinci sırada yer almasıdır.

TÜİK verileriyle tanım kaynaklı farklılıklar gösterse de; Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı Türkiye Uluslararası Hasta Raporu’na göre, 2008 yılında Türkiye’ye gelen uluslararası hasta sayısı 74 binken, bu rakam 2014 yılında neredeyse 500 bine çıkmış; ancak 2015 ve 2016’da düşüş kaydederek önce 400 bin sonra 350 bin seviyelerine gerilemiştir. Düşüşe rağmen bu seviyeler yine de umut vericidir.

Keza, yıllık 30 milyar doların üzerinde turizm geliri elde eden Türkiye; 2016 yılını önemli bir kayıp yaşayarak 22 milyar dolar seviyesinde kapatmıştı. Ancak uluslararası hastaların konaklama, ulaşım, gıda ve diğer harcamaları dışında, sadece sağlık harcamalarının toplam turizm geliri içindeki payının yüzde 1’lerden (2002) yüzde 3’lere (2016) yükseldiği de, yine TÜİK verilerinden anlaşılmaktadır. 

Sağlık Bakanlığı’nın söz konusu raporuna göre, son 2 yılda en çok uluslararası hastayı Almanya, Azerbaycan, Irak, Libya, Suriye, Türkmenistan, İngiltere, Hollanda, Rusya, Suudi Arabistan ve Afganistan’dan almışız. Yine, İstanbul, Ankara, Antalya, İzmir, Muğla, Bursa, Konya, Edirne, Eskişehir, Trabzon, Adana, Kayseri, Diyarbakır ve Erzurum en çok tercih edilen iller olarak öne çıkıyor. Burada da coğrafi yakınlık, marka şehir olma ve sağlık turizmi altyapısı gibi etkenler önemli hale geliyor. Ama her şeyden önce bize, ülkenin bütün sathında tıp turizminin mümkün olabileceğini gösteriyor. 

Tıp turizminde, makul fiyat ve medikal teknoloji seviyesinin yanı sıra, deneyimli tıp insanlarıyla da öne çıktığı anlaşılan Türkiye’nin; coğrafik konumu da dikkate alındığında, özellikle termal turizm, medikal SPA, yaşlı ve engelli turizminde bir çekim merkezi olması, böylece hem turizm gelirlerine hem istihdama 12 ay boyunca katkı yapması mümkün görünüyor. Un var, yağ var, şeker var. Helva yapmak bize kalmış.

Kaynak: http://www.cnnturk.com/yazarlar/guncel/dr-mithat-bulent-ozmen/tip-turizmi-ve-cekim-merkezi-olmak

Siz de yorumunuzu paylaşın: