ZAYIFLAMA İLAÇLARI ALDATMACADAN İBARETTİR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Adamların akılları başlarına geliyor!

NATURE MEDİCİNE: Obezite ilaçlarının geliştirilmesinde artık sadece “daha fazla kilo kaybı” odaklı yaklaşımın ötesine geçilmesi gerekiyor; tolere edilebilirlik, sürdürülebilir fayda ve ilaç kullanımının devamlılığı ön planda tutulmalıdır. 

İki çalışmayı dayanak gösteriyorlar.

Biri Orforglipron for maintenance of body weight reduction: the double-blind, randomized phase 3b ATTAIN-MAINTAIN trial başlıklı.

Oral GLP-1 reseptör agonisti orforglipron‘un, semaglutid veya tirzepatid gibi enjektabl tedavilerden sonra kilo kaybını korumada etkinliğini ve güvenliğini araştıran faz 3b çalışma. Kilo kaybının büyük kısmının korunmasına yardımcı oluyor.
Link: https://www.nature.com/articles/s41591-026-04386-7
 
İkincisi, Apitegromab for lean mass preservation during tirzepatide-induced weight loss: a randomized, double-blind, placebo-controlled phase 2 trial başlıklı makale.

Tirzepatid ile kilo verirken kas (lean mass) kaybını azaltmak için miyostatin inhibitörü apitegromab‘ın kullanıldığı faz 2 çalışma. Apitegromab + tirzepatid kombinasyonu, placebo’ya göre kas kaybını önemli ölçüde azaltırken yağ kaybını destekliyor.

 
Bu iki çalışma, Garvey’nin yorum makalesinde “tolerabilite, sürdürülebilirlik ve kas korunması” gibi yeni hedeflere örnek olarak gösteriliyor.

Mantıkları doğru ama bunlar bir yanlışı başka bir yanlışla düzletmekten başka bir şey de değil. 

Obezite tedavisinde kullanılan yeni ilaçların sadece “ne kadar kilo verdirdiklerine” bakılıyor.

Oysa asıl önemli olan kilo kaybının uzun vadede korunması ve yan etkilerinin olmaması.

Kilo kaybı rekoru kırmak yerine, hastaların gerçekten kullanabileceği ve uzun süre devam edebileceği ilaçlara odaklanmak lazım.

ARK: Yetmez ama evet!

Obezite ilaçları piyasaya “rekor kilo kaybı” diye pazarlanıyor ama uzun vadede kilo koruma, yan etki profili ve sürdürülebilirlik çok zayıf kalıyor. Birçok hasta ilacı bırakınca kiloları geri alıyor, kas kaybı, mide-bağırsak sorunları, uzun dönem güvenlik verileri hâlâ sınırlı.

Asıl mesele ne?

Obezite bir salgın ve temel sebepleri şunlar:

▪ Ultra işlenmiş gıdalar (tohum yağları, şeker, katkı maddeleri)

▪ Besin kalitesinin düşmesi + kalori yoğunluğu artması

▪ Hareket azlığı (modern hayat)

▪ Uyku bozuklukları, stres, hormonal dengesizlikler

▪ Bazı gıda endüstrisi uygulamaları ve politikalar

Bunlar çözülmeden sadece “ilaçla kilo verdir” yaklaşımı semptomatik tedavi oluyor.

Yoğun bakımdaki hastaya botoks yapmak, saç ekmekten farklı değil.

İlaç şirketleri için çok kârlı (yıllık milyarlarca dolar), ama toplum sağlığına kalıcı çözüm getirmiyor.

Obezitenin sebebine odaklanmadan obezite ile mücadele olmaz

Son 1-2 senede “sadece kilo kaybı yetmez, kas koruması ve metabolik sağlık önemli” tartışması arttı ama kök sebeplere (gıda sistemine, endüstriye) dokunmak hâlâ zor. Çünkü o alanlar çok güçlü lobilerle korunuyor.

İlaçlar bazı ağır vakalarda köprü görevi görebilir (hayatı kurtarabilir, cerrahiye alternatif olabilir).

Ama gerçek çözüm bireysel ve toplumsal düzeyde adam gibi gıdalar yani adam gibi beslenme + doğru hayat tarzı unsurlarıdır.

Takviye/gıda tartışmasında da aynı mantık: Hap yerine gerçek gıda.

Gelelim neticeye

Asıl meselenin etkili ve emniyet ilaç bulmak değil obezite salgınının altında yatan sebepleri ortaya koymak ve bunları yok etmek olduğu akıllarına gelecek mi?

Akıllarına geldiğinde bunu dile getirebilecekler mi?

Yoksa ağam bizimle eğleniyor mu?

Kaynakhttps://x.com/NatureMedicine/status/2072772694379262073?s=20

Makale: Shifting the goalposts in obesity drug development

***

Siz de yorumunuzu paylaşın: