TIP EĞİTİMİNDE BAĞIMSIZLIK TEMEL VE BİRİNCİL ÖNEMDE BİR İLKEDİR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

EK 1 (23.8.2020): Tüm öğrenciler aynı şeyi öğrenirler: Sentetik, patentli ilaçları reçete etmek.

***

Medimagazin' de "Doktorlara Sabri Ülker Vakfı himayesinde beslenme ve sağlık iletişimi eğitimi" başlıklı haberi okurken iki başka haberi hatırladım.

İlki, Sabah gazetesinde yayınlanan "Obez çocuk sayısı artıyor" başlıklı Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Margaret Chan' la ilgili (1):

"Sağlıksız gıda ve içeceklerin pazarlamasının sınırlandırılması" gereğine işaret eden DSÖ Direktörü Margaret Chan, "çocuklukta obezitenin yaşam tarzından değil çevresel etkiler ve hükümetlerin politikalarından kaynaklandığını" vurguladı.

"Gıda endüstrisinin halk sağlığı politikalarının oluşturulmasında yer almasının sakıncalarını" da anlatan Chan, "bu politikaların endüstrinin etkisinden arındırılması gerektiğini" belirtti.

Chan, çocuklukta obezitenin nedenlerine de değinerek, "En büyük zarar, aşırı şekerli içecekler, fazla işlenmiş, yoğun enerjili ve besin değeri düşük gıdaların pazarlanmasından geliyor. Bu ürünler genellikle en ucuz ve yaygın mamuller olarak özellikle yoksul toplumlarda fazlaca tüketiliyor" ifadelerini kullandı.

big food big pharma ile ilgili görsel sonucu
 

İkinci haber ise "Tıp eğitiminde ilaç şirketlerinin etkisi önlenmelidir" başlığını taşıyor (2):

Türk Tabipler Birliği yaptığı yazılı açıklamada uluslararası sağlık örgütlerinin ortak bir metin yayımladığını duyurdu. Metinde; tıp eğitiminde ilaç şirketlerinin etkisinin önlenmesi gerektiğine vurgu yapıldı.

Tutum metninde öne çıkanlar şöyle:

BİR: Sağlık alanında ticari çıkarlara sahip olanlar, tıbbi bilgilerin aktarılması üzerinde kısıtlı ve denetimli de olsa herhangi bir etkide bulunmamalıdırlar.

İKİ: Eğitim etkinliklerinin ve organizasyonlarının içeriği ve materyalleri bağımsız düzenleyiciler tarafından hazırlanmalı, sponsor şirketlerin bunlar üzerinde etkisi olmamalıdır. Tıp eğitiminde bağımsızlık, herhangi bir ikincil çıkara karşı korunması gereken temel ve birincil önemde bir ilkedir

ÜÇ: Sürekli tıp eğitimi etik bir yükümlülük, güncel ve yenilikçi tıbbi uygulamaların temel bir öğesidir. Ancak tam bağımsız bir tıp eğitimi hastalar açısından daha iyi sonuçlar alınmasına ve hizmet kalitesinin artırılmasına katkıda bulunabilir.

Gelelim neticeye

Tıp eğitiminde, tıp endüstrisinden sonra gıda endüstrisinin de etkili olmaya başlaması ve akademi dünyasının da bu durum karşısındaki suskunluğu bana ıstırap veriyor.

İlaç ve gıda endüstrisinin etkisi "sıfırlanmadan" adam gibi bir tıp eğitimi olabileceğine inanmıyorum.

İsteyen tabii ki inanabilir.

Kaynaklar: 

1.http://www.sabah.com.tr/saglik/2015/06/23/obez-cocuk-sayisi-artiyor

2.https://www.medimagazin.com.tr/hekim/tip-egitimi-tus/tr-uluslararasi-saglik-orgutleri-tip-egitiminde-ilac-sirketlerinin-etkisi-onlenmelidir-2-22-83203.html

big food big pharma ile ilgili görsel sonucu

***

Medimagazin' in "Doktorlara Sabri Ülker Vakfı himayesinde beslenme ve sağlık iletişimi eğitimi" başlıklı haberi:

Farklı üniversitelerin tıp fakültelerinde eğitimlerine devam eden 4-5-6. sınıf öğrencileri, hemşireler, uzmanlık eğitimi devam eden tıp fakültesi mezunlarından oluşan 400 kişilik geniş bir katılımcıyla gerçekleştirilen “Medikal Klinik Beslenme ve Sağlık İletişimi Programı”nın ilki Sabri Ülker Vakfı himayesinde 7-8 Aralık günleri arasında İstanbul’da Demiroğlu Bilim Üniversitesi’nde düzenlendi.

Bilimsel bilgi iletişiminin öneminin bilinciyle hareket eden Sabri Ülker Vakfı, bu amaçla hayata geçirdiği “Beslenme ve Sağlık İletişimi Programı”nı bu kez tıp fakültesi öğrencileri ve sağlık profesyonellerinin hizmetine sundu.

Sabri Ülker Vakfı'ndan yapılan açıklamaya göre, farklı üniversitelerin tıp fakültelerinde eğitimlerine devam eden 4-5-6. sınıf öğrencileri, hemşireler, uzmanlık eğitimi devam eden tıp fakültesi mezunlarından oluşan 400 kişilik geniş bir katılımcıyla gerçekleştirilen “Medikal Klinik Beslenme ve Sağlık İletişimi Programı”nın ilki 7-8 Aralık günleri arasında İstanbul’da Demiroğlu Bilim Üniversitesi’nde düzenlendi. Türkiye’nin ilk uluslararası akredite “Beslenme ve Sağlık İletişimi Programı” olan programda eğitimleri, ulusal ve uluslararası arenada adından söz ettiren bilim insanları verdi.

- Halk en çok hekime güveniyor

Sabri Ülker Vakfı’nın toplumda beslenme ve sağlık alanında yaşanan bilgi kirliliğine dikkat çekmek üzere hayata geçirdiği "Sağlıklı Beslenme Bilgisi için Kullanılan Kaynaklar ve Bu Kaynaklara Güven 2018" araştırması, toplumun yarıdan fazlasının sağlıklı beslenme konularıyla ilgili en çok konusunda uzman hekimlere güvendiğini ortaya koymuştu. Toplumun doğru bilgiyi edinmesinin halk sağlığı için ne kadar kritik bir rol taşıdığının bilinciyle hareket eden Sabri Ülker Vakfı, bu bağlamda sağlık profesyonellerinin hastayla bilimsel ama anlaşılır iletişim kurabilmesi açısından gelişimine de katkıda bulundu.

- Eğitimler iki gün boyunca devam etti

Programın ilk gününde gıda güvenliği, makro ve mikro besinler, sağlıklı beslenme, beslenme psikolojisi, metabolik sendrom, diyabette beslenme, diyetler gibi birçok konu ele alındı. İkinci günde ise kronik böbrek hastalıklarında beslenme, gıdalar, popüler diyetler gibi konular masaya yatırıldı. Program, İletişim Bilimleri Enstitüsü Kurucusu Prof. Dr. Ali Atıf Bir moderatörlüğünde düzenlenen ve katılımcılara beslenme alanındaki bilimsel bilgileri hasta-danışan ilişkileri de dahil olmak üzere kamuoyuna bilimsel çerçevede aktarma konusunda deneyim kazandırmayı amaçlayan bir atölye çalışması ile tamamlandı. Eğitimin ardından katılımcılar, Almanya’nın önde gelen beslenme ve gıda bilimi topluluğu Avrupa Beslenme ve Gıda Bilimi Topluluğu (Society Of Nutrition and Food Science) tarafından verilen sertifikayı almaya hak kazandı.

- Eğitim, alanında önde gelen isimleri tarafından aktarıldı

Medikal Klinik Beslenme ve Sağlık İletişimi Programı’nda öğrencilere eğitimleri Hohenheim Üniversitesi Biyolojik Kimya ile Beslenme ve Gıda Güvenliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hans Konrad Biesalski, Doğu Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tanju Besler, Türkiye Diyetisyenler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Şeniz Ilgaz, Prof. Emel Özer, Oxford Brookes Üniversitesi Araştırma Görevlisi Prof. Dr. Julian Stowell, Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz, Doğu Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Erol, Demiroğlu Bilim Üniversitesi Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tevfik Ecder, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kubilay Karşıdağ, Avrupa Gıda Bilgi Konseyi (EUFIC) Gıda Sağlık Bilimleri Kıdemli Müdürü Dr. Joanna Kaniewska ve Debrecen Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Diana Banati tarafından verildi.

Kaynak: https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-doktorlara-sabri-ulker-vakfi-himayesinde-beslenme-ve-saglik-iletisimi-egitimi-11-681-84615.html

***

EK 1 (23.8.2020): Bugünün tıp fakülteleri modernize edilmiştir. Tüm öğrenciler aynı şeyi öğrenirler: Sentetik, patentli ilaçları reçete etmek. Endüstri kontrolü altındaki sistem, beslenme veya şifalı bitkiler hakkında çok az şey bilen veya hiçbir şey bilmeyen doktorlar yetiştirir. Adı Yüksek Kâr “hasta bakımı” denir. - Utanmazlar! Kaynak: https://twitter.com/DietHeartNews/status/1296898074552475650

Yazı için 3 yorum yapılmış:

  1. Yasin Kahveci dedi ki:

    Doktorların tıp fakültesinde alamadıkları eğitimi gıda şirketlerini kurduğu bir vakıftan alması tıp eğitiminin yetersiz olduğunun bir kanıtıdır. Fakültelerin bu duruma düşmeleri çok acıdır.

  2. Sabriye dedi ki:

    Bu dediğiniz olması mümkün olmayacak bir şey bu düzeni değiştirmek bence imkansız

  3. CANAN KARATAY dedi ki:

    Uygulamanın tümü yanlıştır, aldatmacadır.

    Firmaların eğitimi kar amaçlıdır, sağlıkla alakası ilgisi yoktur. Kendimizi aldatmayalım, boşuna kürek çekmeyelim!

    Ekmek üreten firmanın yönetim kurulunda bulunan
    hekimleri araştırılsın lütfen!

Siz de yorumunuzu paylaşın: