TV TV GEZEN PROFLARIN, ÇOCUK BEZİ REKLÂMI YAPAN REKTÖRLERİN, AŞI PAZARLAYAN…

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Dikkat: Yazının sonunda ek var!

***

Doç. Dr. Ferhat Arslan’ ın bu yazısındaki görüşlerine ben de katılıyorum ve bunları senelerdir dile de getiriyorum.

Özel hastanelere adam gibi çalışmaları, para için olur olmaz işlemler yapmamaları kaydıyla bir itirazım yok.

Bunlar gereklidir ve teşvik de edilebilir ama kamu hastaneleri ihmal edilemez; bunlar savunma ve milli güvenlik kadar önemlidir.

Çok iyi çalışan, ihtiyacı olan her vatandaşa mükemmel hizmet veren kamu hastaneleri olmazsa olmazdır.

Bir vatandaş ihtiyaç hasıl olduğunda ülkenin en iyi doktor ve cerrahlarına rahatlıkla ulaşabilmelidir.

Bunun evvel emirdeki şartı da bu hastanelerin “hastalık hastası tiplerin” işgalinden kurtarılmasıdır.

Bu hastanelere sadece basamaklı sağlık sisteminde “sevk edilerek” başvurulabilmelidir.

Bu kamu hastanelerini özel hastane ve sağlık turizmine hizmet edenlerden ayırmak için de başka bir isim -mesela şifahane- verilmesi uygun olur.

Özel hastane ve sağlık turizmi hastaneleri için uygun olanı “hospital” veya “medi” diye başlayan uydurma isimlerdir.

Bedava sağlık hizmeti olmaz

Ayrıca özel durumlar -mesela organ nakli, genetik hastalıklar, kanser vb- dışında bedava sağlık hizmeti olmamalıdır.

Sağlık sigortası ödemeleri herkesin gelirine göre düzenlenmelidir. Bir holding patronu ile bir işçinin sağlık primleri buna uygun olmak zorundadır. 

Sağlık hizmetlerini doğru kullanan vatandaşa mesela “hastalıksızlık indirimi” uygulanabilir; gereksiz tetkik ve tedavilere prim vermeyen doktorlar da mükâfatlandırılmalıdır.  

Hasta da doktor da “bedava peynirin sadece fare kapanında” olduğunu bilmeli ve sarf edilen her kuruşun aslında kendi ceplerinden çıktığının bilincinde olmalıdır.

Gelelim neticeye

Sağlık harcamalarının büyük kısmının gereksiz tetkik ve tedavilere gidiyor. Bunun altından hiçbir ülke kalkamaz.

Doktorlar ve tıp endüstrisi arasındaki -mesela bedava kongre davetleri; danışmanlık, eğitim… gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler (honararium), hediyeler gibi rezil münasebetler sıfırlanmalıdır.

Doktor-endüstri münasebeti bilimsel alanda ve kurumsal olmalıdır.

Sağlık siyasete alet edilemez, edilmemelidir.

***

Doç. Dr. Ferhat Arslan‘ ın tivit dizisi:

Körfez ülkelerinde yurtdışından gelen doktorlara çok yüksek maaşlar verilmesine rağmen Almanya ve İngiltere seçimleri ağırlıkta. Türkiye geçici ve kalıcı doktor göçü sorununu, sağlık bütçesinde gereksiz kayıpları azaltıp sağlık çalışanlarına sosyal haklar ekleyerek durdurabilir.

Patronlara ait hastanelere Arap veya Avrupalı müşterileri toplayarak asimetrik bir zenginleşme akıl kârı değildir. Sağlık turizmi kavramı ile bu dengesizlik giderek artmaktadır. Turist olan özellikle cerrahlar yaratılmaktadır. Kamu hastaneleri de kalite kaybına uğramaktadır.

Yetişmiş insan zenginliğinin topluma dengeli bir şekilde refah katması hedeflenmelidir. Hem milletin vergileri ile oluşan bütçeyi somuran hem de sağlık turizmi ile kamunun yetişmiş elemanları ile yurtdışı kaynakları somuran bir tekelleşme günün sonunda zarar getiriyor.

Ben politik siyasi mülahazalardan bağımsız yazıyorum ve sadece böyle yorumları ciddiye alırım. Eşekliğin ahmaklığın luzumu yoktur. Memleket hepimizin. Zenginliği eşit paylaşmak hiçbir zaman mümkün değildir lakin rezillik seviyesine taşımamak lazımdır.

Yarın evladına veya sana çok önemli bir operasyon gerektiğinde yıllardır SGK’nın sömürerek büyüyen özel hastanede o operasyonu en iyi yapan hekim için çiftini çubuğunu satacak pozisyona geldiğinde yazdığım rezilliği anlayacaksın. Bu sana yarın bazısına şimdi.

Ülkenin metropollerinde tv tv gezen proflarının, çocuk bezi reklamı yapan rektörlerinin, aşı pazarlayan hödüklerin üniversitelerinde yapılan karaciğer nakli sayısı tek bir özel merkezden daha az! Bu rezillik değil de nedir? Ben sermaye karşıtı değilim ahmaklık karşıtıyım.

Kamu üniversite ve hastanelerinde inisiyatif alabilen, gelişime açık, özel hastanelere yarışma potansiyelinde yöneticiler seçme zorunluluğunuz vardır. Bu millete borçtur. Dekan ve rektör adam emir almaz. Emir almaya muhtaç duruma düşmeyen adam o makamlara getirilir.

Kaynak: https://twitter.com/Ferhatarslandr/status/1604739043991904257?s=20&t=lhRN-HvBrx2dM4meLS3pkw

**

EK 1 (23.4.2023): FERHAT ARSLAN “Şu memlekette en çok hırsızlık damgası siyasetçiye yapıştırılır. Aslında göz önünde olan bir siyasetçi yapacaksa çok zor şartlarda hırsızlık yapabilir rüşvet alıp verebilir. Asıĺ hırsızlığın rüşvetin en kirlisi en adisi örneğin benim ilgi alanımda hastane yöneticileri (küçükten büyüğe) memurları içinde olmaktadır. Yapılan ihale yolsuzlukları, küçük rüşvetlerle yaşanan iğrenç hayatlar , firma köpekliği yapan güya hekimler,insan sağlığını hiçe sayan alımlar satımlar, devletin parasını çarçur eden ortaklıklar…..Liste uzun. Ve bunların içinde pisliğe bulaşmamak için çırpınan ahlaklı memurlar. Hayat böyle bir mücadeledir. Allah sabrınızı,sayınızı, azminizi artırıp , cehdinizi aziz kılsın. Tüm memur Teomanlara selam olsun”

Kaynak: https://twitter.com/Ferhatarslandr/status/1649185877401251840?s=20

***

Yazı için 1 yorum yapılmış:

  1. Müderris Tabib dedi ki:

    ‘Olmayacak duaya amin denmez’ derler.
    Ülkemizin gelişmiş ülkeler arasına girebilmesi için şuurlu olarak inşaat ve sağlık sektörleri lokomotif olarak kullanılmışdır.

    Geçen yılki sağlık harcaması 100 milyar dolar civarındadır.

    Ülkemizde bunları bir arada düşünüp, uygun çözüm üretecek entellektüel seviye maalesef yokdur.

    Bize düşen şimdilik sadece buraya not düşmekdir.

Siz de yorumunuzu paylaşın: