BİTKİLERLE TEDAVİ BİLİM Mİ, ŞARLATANLIK MI?

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
lokman hekim

Alternatif tıbbın farklı türleri içinde ülkemizde en çok rağbet göreni “fitoterapi” yani “bitkilerle tedavi”dir.

Bulantı için nane-limon çayı, öksürük için zencefilli bal, kabızlığa karşı sinameki de geniş manada bitkilerle tedavi sayılır ama fitoterapi denince daha ziyade formülü herkes tarafından bilinmeyen “efsunlu karışımlar” anlaşılır.

Bizde de yüzyıllardır çok yaygın olan “geleneksel fitoterapi” iyi niyetle, Allah rızası için yapılan ve bazen gerçekten de çok işe yarayan bir tedavi yöntemidir.

Bitkilerle tedavinin temeli gözlemlere, dine, inançlara ve kültürlere dayanır.

Usta-çırak, hoca-talebe, baba-oğul ilişkisi ile öğrenilir.

İlgili resim

Usta veya hoca, eğitimleri ve hatta bazılarının okuma-yazmaları bile olmayan kişilerdir.

Ürünlerini ilkel yöntemlerle kendileri hazırlarlar ve bunları hiçbir ücret almadan verirler.

Bunların faydaları toplumda kulaktan kulağa yayılır; efsane olur.

Modern fitoterapi doğdu

Bitkilerle tedavinin giderek büyük kazanç sağlayan bir sektör olduğunun anlaşılmasıyla beraber de “modern fitoterapi” doğdu.

Eskiden ilkel yöntemlerle her kişi için özel yapılan bitkisel ürünlerin yerini teknolojiden yararlanılarak seri olarak üretilen, ilaçlar gibi marka ve şık ambalajları olan ürünler alır oldu.

Fitoterapi, dünyanın kâr payı en yüksek sektörlerinin başında gelir; üç kuruşluk otlar yüzlerce liraya satılabilir.

Çoğunun etkinlikleri ve emniyetleri bilimsel yöntemlerle “kesin olarak kanıtlanmamış” bu ürünlerin serbestçe reklâmı yapılabilir ve tüm dünyada özellikle de Amerika ve Avrupa ülkelerinde kapış kapış satılır.

Bunlar hastalıkların tedavisi için olduğu gibi, yaşlanmayı geciktirme, bağışıklığı kuvvetlendirme, hastalıkları önleme gibi durumlar için de tavsiye edilir.

phytotherapy store ile ilgili görsel sonucu

Bizim uyanıklar iş başında

Son senelerde fitoterapinin büyük bir kazanç kapısı olduğunu gören bazıları doktor, çoğu ise tıp dışı mesleklerden olan “kerameti kendinden menkul uyanıklar” türemeye başladı.

Bunlara daima ‘Hocam’ şeklinde hitap edilir. İnsanların çoğu da bunları gerçekten tıp doktoru ve tıp profesörü sanır.

İdrar kaçırmadan adet sancısına, egzamadan hepatite, meme büyütmeden boy uzatmaya, kanserden boyun fıtığına, kıl dönmesinden astıma kadar akla hayale gelebilecek her şikâyet ve hastalığa iyi geldiği söylenen bu ürünlerin hiçbirinin kanıtlanmış etkisi yoktur.

Bu uyanıklar bilimsel(!) araştırmalar yaptıklarını söylerler ama bunları yapmaya ne yetkileri ne de imkânları vardır.

Zaten bu araştırmaların hiçbirini tıp dergilerinde görmek mümkün değildir.

Aslında böyle bir araştırma zaten çoğu zaman yapılmamıştır; olanların da bilimsel bakımdan hiçbir değeri yoktur.

Duygu sömürüsü yanında din sömürüsünü de mükemmel becerirler.

Evelallah” veya “Allah’ın izniyle” gibi ifadeler ağızlarından hiç düşmez.

Araştırmalarının ve ürünlerinin onlarca internet sitesinde yayınlandığını, bütün dünyada kabul gördüğünü, milyonlarca kişi tarafından kullanıldığını “üfürürler”.

Bazıları göbek havaları veya kahkahalarıyla meşhur sarışın kadın programlarında, bazıları ise uydu üzerinden yayın yapan kanallarda sıkça boy gösterirler.

Ürünlerinin, kitaplarının, sitelerinin serbestçe reklâmını yaparlar.

Bazılarının fiyatı birkaç yüz lirayı bulan ama aslında beş para etmez onlarca ürün genellikle internet üzerinden veya özel dükkânlarda serbestçe satılır.

İlgili resim

Fitoterapi bir bilim dalıdır

Fitoterapi, ağızları iyi laf yapan şarlatanların ellerine teslim edilmemesi gereken "değerli bir bilim dalı"dır.

Sağlık Bakanlığı (çünkü üniversitelerden hiçbir ümidim yok!) fitoterapiye sahip çıkmalı ve acilen bir “Fitoterapi Enstitüsü” kurmalıdır.

Bitkiler bu merkezde sistemli bir şekilde araştırılmalı; etkinlikleri, nerede ve nasıl kullanılacakları bilimsel yöntemlerle belirlenmelidir.

Bu işte, petrolden daha çok kazanç vardır.

Meydan ot-çöp şarlatanlarına bırakılmamalıdır

Son senelerde sayıları ve görünürlülükleri giderek artan “ot-çer-çöp şarlatanlarının” aslında fazla bir kabahati yoktur.

Bu eşhas, fırsattan istifade eden uyanıklardır.

Esas suçlular ise:

BİR: Halkı resmen dolandıran bu şarlatanlara karşı gereken tedbirleri almayan Sağlık ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlıklarıdır.

İKİ: Halkın aldatılmasına seslerini çıkarmayan veya çıkarmaya korkan üniversiteler ve onların “sözde” bilim adamlarıdır.

ÜÇ: Tiraj ve reyting kaygılarıyla bu zevatı haber yapan, ekranlarında saatlerce konuşturan medyadır.

DÖRT: Bu tür programları denetlemekle yükümlü olan ama “halk sağlığı için sigara dumanını bulutlamakla iktifa eden” RTÜK’tür.

BEŞ: Ne iş yaptıklarını, ne işe yaradıklarını bir türlü anlayamadığım Tabip Odalarıdır.

Yazı için 17 yorum yapılmış:

  1. dilek dedi ki:

    söyledikleriniz birçok sahtekarlığı kendine ilke edinmişler için makul..ama bu işi gerçekten usulüne uygun ne yapması gerektiğini bilen,doktorlar ve fitoterapinin devleriyle bir arada olup görsel ve teknik oluşumları ispat eden birkaç kişiyi tenzih etmenizi beklerdim,lakaplar konumlar ilim bile bir yere kadardır,,ibni sinayı reddedemessiniz, merkez efendinin önmeli bir tıp doktoru fitoterapinin piri olduğunu devrinin en iyisi olduğunu ilimle bilimle harmanlanışını göz ardı edemessiniz! ki şayet yok sayarsanız da hekim olarak daha çok şeyler yaparak onların yaptıklarından daha fazla hzmet ve oluşumla halka olan hizmeti hakla pekiştirmelisiniz..(örneğin ahmmet maranki)sizin gibi ilme bilme değer veren saygıdeğer hocamızın ne olursa olsun ,,birtanesiyle bile irtibat kurup tanışmanızı derdinin amacının yaptıklarının ne olduğunu öğrenip istişare etmenizi , isim vererek yorum yapmanızı eksik fazla ne varsa masalara yatırılmasını beklerdim,,,saygılarımla

  2. osman nuri karaismailoğlu dedi ki:

    yazınız çok güzel fikirlerinize ve önerilerinize katılıyorum.ayrıca gitikçe büyüyen bu soruna parmak bastınız için teşekkür ederiz.saygılarla

  3. Merve dedi ki:

    Bence çok iyi araştırılmadan yazılmış bir yazı, bu ülkede onayı verilmeyen ürünler piyasada çok rahat satılmıyor zaten. Milletin üstünden prim yapmanıza gerek yok. Dilerim bunuda yayınlarsınız Raşim Küçükusta..

  4. Hüsrev Hatemi dedi ki:

    Sizden beklediğim tarzda bir yazının vasıl oluşuyla mesrur ve mes’udum.Hiç kimseyi tenzih etmeniz gerekmez.Herkes kendini bilir.Şarlatanlar,zaten şarlatanlıklarının farkındadır.Ama hiç utanmadan bu durumlarını “din”ile cilalıyorlar.”Hekimlikten birşey bilmediği halde hekimlik eden,halka karşı borçludur-Hazret-i Muhammed”

  5. tuna erinçler dedi ki:

    Bazı laçların bitkilerden elde edildiği iyi bilinen bir gerçek, ancak bu alanda da şarlatanlık had safhaya ulaşmış durumda. Ne yazık ki şarlatanlara inanan hastaların sayısı da (başta psikonörotikler olmak üzere) oldukça fazla.

  6. Zerdegüm Narinoğlu – 12.06.2012 18:26

    Aslında yorum yazmayı sevmem.Ama Hocamın yazılarına dayanamıyoum.Mükemmel analizler…

  7. KAZIM HÜR – 12.06.2012 14:36

    Doğruyu her zaman doğruyu söyleyen hocamıza çok teşekkür edrim.

  8. Göknur AKTAY – 12.06.2012 09:23

    Sayın Hocam,
    Elinize sağlık. Tıp doktorları bu konuda neden bu kadar sessiz kalıyorlar derdim. Dükkanlarında 8-10 bitkiyi karıştırarak satan ve kargoyla sipariş gönderen popüler isimler var. Toplumun bu konudaki fakındalığını artırmak için eczacılar yıllardır emek sarfediyor. Fitoterapi biz eczacıların eğitim müfredatı içinde yer alır ve çok iyi bir botanik, farmakoloji ve toksikoloji bilgisi de gerektirir. Fitotrapi enstitüleri kurulması fikrinizi destekliyorum. Hatta anabilim dalları da kurulmalıdır

  9. Merkez Efendi ile Maranki Efendi’ nin arasında küçük bir fark var:

    Merkez Efendi kimseden para almazdı, Maranki Efendi herkesten para alıyor.

  10. Hüsrev Hatemi dedi ki:

    Haklısınız Ahmet Rasim Bey.Merkez Efendi,merkez idi,Ne çember idi ne çember çevirirdi.O merkez idi,çap olmaya özenerek “Ben dünya çapındayım”demezdi.Kayınpederi Sümbül Sinan(Hz) onun varlığını caminin kolonu arkasından sezmişti.Reklam ihtiyacı yoktu.,Televizyon-iOsmani’de kasılmazdı.

  11. Selamlar, tamam ot, çer -çöpçülere kanmayalımda, güya araştırma labaratuarları kurup cesametli ilaç fabrikaları ne yapıyor ? senelerdir milletin bünyesini sentetik zehir çöplüğüne çevirdiler, siz yazılarınızda belirtiyorsunuz “çocuklarınızın büyümesinde antibiyotik kullanmadığınız” hatta son yazınızda tansiyon, ilacı zararlı diyorsunuz. 2 ay evvel tansiyonum 19 görmüştü küçük ise 11.5 dan aşağıya inmiyodu. Dr.Aidin Salih’in “yitik şifanın izinde” kitabındaki yöntemleri uyguluyorum. tansiyonum tam normal düzeyde, hiç ilaç kullanmıyorum, beslenme düzenimi değiştirdim, market alışverişimi ve gedolu ürünleri bıraktım, pazartesi, perşembe oruçlarına başladım, hacamat yaptırdım, düzenli açlıklar yapıyorum 1.5 ayda 14 kilo verdim 59 yaşındayım ama su an ki sihhatimi 30 yaşında bile yaşamıyorum, sanki kuş gibi uçuyorum, mübalağa değil ve bir çok arkadaşımı bu yönde motive ettim aynı geridönüşümleri onlarda yaşadıklarını ifade ediyorlar. yani bu güya modern tıp insanları çokmu iyi tedavi ediyor. eşim eczacı, eczanemiz var ben biyolog’um ve Dr. Aidin Salih (Siz doktor kabul etmezesenizde)mantıksız hiçbirşeyini görmedim. Lütfen artık sizin deyiminizle hekimerimiz ilaç firmalarınız beslmeleğinden kurtulmalı, kendilerine mümessiler vasıtasiyle gelen hediylerinde esaretinde kendilerini kurtarmalı, hak ve Hakikatin gerçek hekimi olmalı, “Yitik şifamızı” yeniden keşfetmeliler. Vesselam
    Ayyıldız Fm & http://www.ayyildizfm.com
    Gen.Yay.Yön.
    0542. 423 00 56 Samsun

  12. kardelen aslan dedi ki:

    boğaziçi üniv. okuyan yeğenim de ileri derecede sivilceler vardı.tıp fak hastanesinde dr.çok kuvvetli ilaç verdi.delikanlı kullandı.sivilceler geçti.fakat egzema başladı.ileri seviyede.neden çünkü sivilce ile atılan toksinlerin yolu tıkandı.delikanlı bu sefer egzema ilaçları kullanmaya başladı.hep ilaç hep ilaç.ben aydın hanımın kitabını okumuştum.kızkardeşime dedim ki;bu çocuk ne olacak sürekli ilaç kullanıyor.yazık değil mi?aydın hanıma gitsin .aydın hanım demiş ki;oğlum senin bedeninde zehir dolaşıyor.sen ciklet çiğner misin?evet günde bir kutu…aydın hanımın tavsiyelerini uyguladı.3 günlük açlıklar ,10 günlük açlıklar ,hacamat sülük …elhamdülillah sağlığına kavuştu.aydın hanım ve ekibini şiddetle destekliyorum.kendi çocuklarım hep antibiyotik vs.kullanararak büyüdüler.almanyada yaşayan yeğenlerim hiç antibiyotik kullanmadan büyüdüler.onlar hiç hastalanmadı mı,tabii ki hastalandılar.ama antibiyotik kullandırılmadılar.lütfen tıp doktorları ve alternatif tedavi uzmanları birbinizle dost olun ve orta yolu bulun .insanlık iki tarafada muhtaç.saygılarımla…

  13. Halil dedi ki:

    Maranki nin otellerde yapmis oldugu kurlardan birine katilmis birisi olarak sunu söyleyebilirim ki, bu adam 1 numarali paragöz ve dolandirici..Yaptigi tek sey kendi reklamini yapmak.Insanlardan aldigi yüksek meblaglar icinde kesinlikle fatura kesmiyor..DIkkattt bu adama kanmayin…Hicbir faidesi yok..

  14. demet dedi ki:

    Sayin kücükusta,yazdiklarinizin sadece deneyimsiz,egitimsiz ellerde oldugu müddetce zarar verebilecegine katiliyoru.Ancak tamamina degil.Bir insan yenilige ve gelisime ne kadar acik olursa,hertür fikrin zaman gelip kendininkinden daha dogru olabilecegini kabullenebilirse o kisi kendini asmis demektir.Ancak maalesef türkiyemizde kendini asmadan,daglari denizleri asmaya kalkisan bir cok doktor, bir cok
    farkli mesleklerden insan var.Ancak bu yüzden milletce bir cok alanda birtürlü ilerleme kayid edemedigimizin sebebi budur.Doktor oldugu icin kendini insanlarin bedenleri üzerinde hak sahibi gören,bu dogrultuda hastaya muammele yapan,bir cok doktor var.Mesele ne yaparsak yapalim arastirmadan,egitimini saglam kaynaktan almadan,insanligin üzerine salinmamamiz gercegidir.Zaten türkiye bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olamaya kalkan ve ne yazikki o bilginin de sahibi asla olmak isemeyen insanlarla dolu.Ben yurtdisinda otuzalti yil yasadim ve hemsirelik okudum ve hemsire olarak calistim ayrica Dogal tedavi alternatif tedavi alaninda egitimlerim var ve yirmibes yildir basari ile uyguluyorum.Faydasini gören cok insan oldu.Bence bir seyi iyice arastirmadan karalamak,kisinin dünya görüsüne acik olmadigini gösterir.
    SAYGILARIMLA

  15. muammer dedi ki:

    çok saygıdeğer Ahmet hocam bu dediklerinizin yüzde yüzüne katılıyorum ama bu işi insanlığa faydılı olmak için yapanlar hariç sayın hocam ben bitkilerin gücüne sonsuz inanan biriyim örnekler vererek başlayayım 1- erkek kardeşimin ellerinde kaşıntı yara ve kötü görüntüler vardı dr dr gezdi ilaç iğne hormon tedavisi gördü iyileşmedi ve pes etdi ellerini hergün yara bantlarıyla sarıyordu ta ki basit ucuz bitki kürünü *dut* kullanmasıyla yıllardıriyileşmeyen yaralar iyileşdi 2- yigenim 5 yaşinda öksürükden çocukcağız uyuyamaz olmuşdu onuda sütlü hatmi kürü ile iyileşdirdik 3-eşim hemşire idrar yolu kronik iltihap hastalığı vardı 15 senedir çeşitli antibiyotikler le iyileşmedi tski karnı bahar kürünü kullanana kadar şimdi 5- senedir hiç bi şey yok 6- gene eşimde helikobakteri vardı gece gündüz ilç ilaç endoskopi vs hiç faydası olmadı ondada brokoli küründen kurtuldu 7- enson kendimi örnek vereyim 46 yaşimdayım dişlerimde hiç bir sorun yokdu 15 gün önce bir sızlama diş eti çekilmesi hayatımı zindan etdi inanın kekik suyu kürü yaptım yemein ederim aynı gün sızlamayı 5 gün sonra diş eti çekilmesini durdurdu evet saygı değer hocam bu işi para için yapanlar hariç bitkilerin gücüne ben inanıyorum sizinde ne kadar iyi bir dr hekim insan olduğunuzu hastanız olarak biliyorum niyetim ne reklam yapmak nede bir şeyleri kötülemek deyildir herkeze saygılarımı sunar iyi günler dilerim

  16. ahmet harmancı dedi ki:

    Nefi demiş :
    Tûtî-i mu’cize-gûyem ne desem lâf değil
    Çerh ile söyleşemem âyînesi sâf değil

    Ehl-i dildir diyemem sînesi sâf olmayana
    Ehl-i dil birbirini bilmemek insâf değil

    Yine endîşe bilir kadr-i dürr-i güftârım
    Rûzigâr ise denî dehr ise sarrâf değil

    Girdi miftâh-ı der-i günc-i ma’ânî elime
    Âleme bezz-i gevher eylesem itlâf değil

    Levh-i mahfûz-ı suhandir dil-i pâk-i Nef’î
    Tab’-ı yârân gibi dükkânçe-i sahhâf değil

Siz de yorumunuzu paylaşın: