AŞININ MUHTEMEL YAN ETKİLERİNE HAZIR MISINIZ?

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Prof. Dr. Alişan Yıldıran' ın yazısı:

Bildiğiniz gibi sonuna geldiğimiz 2020 yılı tarihde daha evvel görülmemiş bir salgın ve tedbir görünümlü faşizm yılı idi. Açık havada maske taktırmak başka türlü izah edilemez!

Trilyon dolarlık ilaç sektörünün maşası olduğu iyice ortaya çıkan dünya sağlık örgütünün (mahiyeti teşkilat kelimesinden daha uygun) toplum bağışıklığı tarifini tamamen aşıya endekslemesinden (1), üstelik aşının koruduğuna dair bilgimiz yok (2) demesinden sonra hâlâ aşı olacak kadar cesur ve/veya meraklı iseniz, karşılaşabileceğiniz durumlar hakkında kısa bir malumat vermek lazım gelir.

Evvela ‘Tarih tekerrürden ibaretdir’ ve bundan mülhem ‘Hiç ibret alınsa idi tekerrür mü ederdi’ lafzına binaen, 1960’da yaşanan respiratuar sinsityal virüs (RSV) aşısı hadisesini hatırlatmalıyız. Hayatın ilk bir yılında bilhassa erken doğan bebeklerde solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı ölümlerin başda gelen sebeplerinden biri de RSV enfeksiyonudur. Günümüzde erken doğan bebeklere aşı yerine daha evvel de belirttiğim gibi palivizumab denilen bir monoklonal antikor yapılıyor.

İşte bu enfeksiyondan korunmak için KADİM (!) (eski yani) inaktivasyon metodu kullanılarak hazırlanan RSV aşısı uygulanan bebeklerde faciaya yol açmıştı (3). Kaynak makale asistanlığımda lösemili hastalara uyguladığımız meşhur St. Jude protokolünün neşet ettiği hastane ekibinden immünolog-vaksinolog bir hanımefendiye ait ve onbir sene evvel yazılmasına rağmen oldukça bilgilendirici. Tabii 1960’larda yaşanan trajedinin neden kaynaklandığı o devşirde anlaşılamadığı gibi, bu makalede de izahat yok.

Bakterilerde, mesela tifüsde (4) çok işe yarayan ama virüslerde işe yaradığı çok şüpheli olan (5) formalin ile zaten bir canlı türü olmayan virüsün öldürüldüğü (!) farz ediliyor*. Çok şüpheli dedim çünkü, bunun tipik örneği meşhur çocuk felci aşısına bağlı ölüm ve sakatlanmaların husule geldiği Cutter kazasıdır (5).

Son günlerde çocuklarda Sars-Cov-2 enfeksiyonuna (enfeksiyon olduğu bile belli değil esasında) bağlı ortaya çıkan MIS-C (çocukda multisistemik iltihap sendromu) olup çocuk hekimlerinin aşina olduğu MAS, HLH ve Kawasaki tablosuna çok benzer ve kuvvetle muhtemeldir ki benzer genetik ve epigenetik (aşılar tabii) sebeblerle immün sistemin terörize olması ile ortaya çıkar ve ölüm ihtimali fevkalade yüksekdir (6).

Peki bütün bunlara yol açabilecek ortak mekanizma ne olabilir?

Daha evvel de belirttiğim gibi immün sistem askerî bir sistemdir ve nizami harp mantığı ile çalışır.

Bağışıklık sistemi yabancı proteinleri tanımak üzere tasarlanmış ve programlanmışdır. Sindirim ve solunum sistemi bu yabancı proteinler için doğumdan sonra profesyonelleşir (7). Deri ve kas içine yabancı antijenik proteinlerin verilmesi zayıf ve sapkın bir antikor cevabı teşkil eder yani gayr-i nizamidir.

Yakın zamanda tarif edilen antibody dependent enhancement (antikorun sebep olduğu şiddetlenme, antikor iltihabı demek daha doğru kanaatindeyim) işte tam da RSV aşısının, deng humması aşısının, grip ve diğer aşıların yol açtığı ‘aşırı iltihabi durumun’ sebeplerinden biri de budur.

Gayr-i nizami antikorlar tabii yolla veya aşı ile giren etkenin monosit-makrofajlarda aşırı çoğalmasına ve yine aynı hücrelerin aşırı tepkisine sebep olmaktadır. RNA temelli aşılar ise etkeni bulundurmasa bile ilk veya tekrarlayan tabii karşılaşmada aynı hadiseye sebebiyet verebilir (8).

Şekilde CD32 (FcgamaIIR) olarak verilen reseptör bağışıklık sistemi hücrelerinde bulunur, inhibisyon veya aktivasyon yapabilen alt tipleri vardır ve nötralizan veya nonnötralizan özellikteki antikorları bağlar. Nötralizan antikor virüsün etkinliğine mani olurken, doğru yere bağlanamayan nonnötralizan antikor ise aksi tesir husule getirir (9).

Asıl dikkat çekmek istediğim nokta ise hakiki toplum bağışıklığı, mutasyon ve heterosubtipik bağışıklık sayesinde (faşist tedbirlerle değil) düşüşe geçen ve kısa süre sonra ortadan kalkacak olan bu enfeksiyon için daha evvel defalarca yaptıkları gibi ‘aşı yapdık böylece hastalığı yendik’ diyeceklerini şimdiden buraya not ediyorum.

Son bir söz de, aşı sünnetullaha uygundur diyen kardeşlerime, insan ve hayvanlara eziyet ederek elde edilen, içinde bulunması mecburi olan gayr-i nizami kimyeviler ve yukarda anlatılan yan etkileri sebebi ile uygundur denilemeyeceği kanaatindeyim. Faruk Beşer hocanın bu konudaki yazısı fevkalede mühimdir (10).

*Nasib olursa bu konuyu da ele almak isterim.

Kaynaklar:

(1) https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/12/25/yazilar/tip-yazilari/koronavirus-medya/who-suru-bagisikligi-sadece-asilama-ile-saglanabilir/

(2) https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/12/25/yazilar/tip-yazilari/koronavirus-medya/dunya-saglik-orgutu-asilarin-kovid-19a-karsi-korudugunu-gosteren-kanitimiz-yok/

(3) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3255794/

(4) https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/305077

(5) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC1383764/

(6) https://en.wikipedia.org/wiki/Multisystem_inflammatory_syndrome_in_children

(7) https://en.wikipedia.org/wiki/Hygiene_hypothesis

(8) https://en.wikipedia.org/wiki/Antibody-dependent_enhancement

(9) https://en.wikipedia.org/wiki/Neutralizing_antibody

(10) https://www.yenisafak.com/yazarlar/farukbeser/tip-ve-fikih-2055960

Yazı için 4 yorum yapılmış:

  1. Fuzûlî dedi ki:

    Hindistan uleması domuz jelatini ihtiva eden korona aşısının haram olduğuna karar verdi;

    https://swarajyamag.com/insta/indian-muslim-clerics-declare-that-covid-19-vaccine-with-pork-gelatin-is-not-permissible-call-it-haraam

  2. Feyyaz dedi ki:

    Alişan beyefendi Hocam, yazılarınızın çok değerli ve araştırma mahsulü olduğunun gayet iyi farkındayım efendim. Lakin bizim gibi tıp tahsili olmayanlar bu yazılardan bir şey anlamıyor, affınıza sığınıyorum efendim. Bizi düşünerek de yazılar kaleme alsanız pek memnun oluruz efendim.

  3. Alişan Yıldıran dedi ki:

    Hastalıkdan ölüm riskini beyefendi bir misalle ne kadar da güzel ifade etmiş;

    Mehmet Tansel YILDIZ
    @MehmetTanselY

    Pilot anons yapıp tribülansa girdiklerini ve uçağın %0.001 ihtimalle düşebileceğini söylüyor ve isteyenlerin paraşütle atlayabileceğini de belirtiyor.
    %0.001 düşme riski olan bir uçaktan, nereye düşeceğinizi veya sağsalim aşağı inip inemeyeceğinizi bilmeden atlar mısınız..?

  4. Bariş taskun dedi ki:

    Bugun insanlar 85 sene civari yaşiyorsa 100 , 150 sene önceki gibi 40’lı yaşlarda ölmüyorsa bunun sebebi aşılardır. Ortaokul din ögretmeni imla ve şivesiyle yazilarin olduğu bu siteyi kaale almiyorum.

Siz de yorumunuzu paylaşın: