GIDA TAKVİYELERİ GIDALARIN TAKİYYESİDİR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Habertürk' te yayınlanan "Kolajen deposu ilikli kemik suyu" ile alâkalı programlar hakkındaki görüşlerimi yazmıştım (1). 

Bugün de Habertürk internet sayfasında Kübra Par' ın "Seda Sayan aptal değilse kurnaz mı?" başlıklı yazısına rastladım (2).

Bu yazıyla alâkalı görüşlerim de özetle şöyle:

BİR: Yanlış olan esas husus kanunen "gıda takviyesi" adı verilen ürünlere ruhsat verilmesidir. Bunlarda bulunan vitamin, mineral ve diğer bileşiklerin tümü adam gibi beslenenlerin gıdalarında yeteri kadar mevcuttur.  

İKİ: İkinci yanlış, kanunların bu tür ürünlere "reklâm yapma" müsaadesi vermesidir.  Bana göre gıda takviyelerinin de ve hatta yiyecek ve içeceklerin de reklâmlarının yapılmaması gerekir ama bu kapitalist dünya düzeninde ne mümkün!

ÜÇ: Türk Dil Kurumu (TDK) reklâmı, "bir şeyi halka tanıtmak, beğendirmek ve böylelikle sürümünü sağlamak için denenen her türlü yol" şeklinde tarif ediyor.  Buna göre ürünün fayda veya etkinliğinin bilimsel olarak ispatı gerekmez. Yani "her türlü yol" mubahtır!

DÖRT: Halk, reklâm yapan "ünlülerin" bu işi para karşılığı yaptıklarını gayet iyi biliyor. Bunu bilip o ürünleri satın alıp almamak herkesin kendi bileceği bir iştir.

BEŞ: "Sahte ürünün reklâmını yapmak" ifadesi bir oksimorondur. TDK' nın tarifi kibarca reklâmın bir sahtekarlık olduğunu zaten dile getirmektedir. 

ALTI: Reklâmı yapılan her şey bir ticari ürün demektir. Üreticilerin tek hedefi daha çok satmak daha çok kazanmaktır. Yapılabilecek şey, en kaliteli ve güvenilir ürün "reklâmı yapılmayan üründür" hakikatini halkın beynine kazımaktır. 

YEDİ: Asıl büyük sahtekârlık "uyduruk sahte ilaçlarla" değil içinde vitamin, mineral, antioksidan vs bulunan "hakiki ve gerçek ilaçlarla" yapılıyor. Bir demeti bir lira olan maydanoz hap haline gelince demeti bin lira oluveriyor.

SEKİZ: "Bu sözde ilacın aynı anda coronavirüs, grip, HIV, hepatit, uçuk ve mantara karşı etkili olduğu" iddiasında gülünecek bir şey yok. Adı geçen ilk beş etkenin hepsi de virüstür. Eksikliği bağışıklıkta zaaf yaratan vitamin ve minerallerin tüm virüslere hatta tüm enfeksiyonlara karşı faydalı olması beklenir.

DOKUZ: "Eğitimi yetersiz saf vatandaş" tabirine katılmıyorum çünkü saflığın eğitimle hiçbir alâkası yoktur. Ünlüler tabii ki "aptal" değildir ama "aptal ayağına yatmayı" gayet iyi bilirler yani yazıda sonradan düzeltildiği gibi çok "kurnaz" dırlar.

ON: Bana göre "esas vahim durum" doktor hatta profesör unvanına sahip kişilerin reklâma alet olmalarıdır. Kim olduklarını söyleyip de reklâmlarını yapmış olmayayım ama şunu söyleyebilirim bunlar kefenlerinin cebi olması kuvvetle muhtemel kişilerdir.

Gelelim neticeye

BİR: Adam gibi beslenenlerin asla vitamin, mineral veya gıda takviyelerine ihtiyacı olmaz.

İKİ: Gıda takviyesi kullanan her 100 kişiden sadece birkaçının bundan istifade ettiklerini sanıyorum.

ÜÇ: Gıda takviyeleri insanları sağlıklı beslenmeden uzaklaştırarak da zarar verirler.

DÖRT: Gıda takviyeleri, "hekim" tarafından tavsiye edilmeli, reçete ile sadece eczanelerden satın alınabilmelidir.

***

Habertürk' te Kübra Par' ın "Seda sayan aptal değilse kurnaz mı?" başlıklı yazısı: 

CHP’nin eczacı kökenli milletvekili Burhanettin Bulut, takviye ürün adıyla satılan sahte ilaçların reklamını yapan ünlülere dikkat çekmiş.

Özellikle Seda Sayan’ın bu ürünlerin reklamı için sürekli kamera karşısına çıktığını anlatmış.

Geçen sene bu konuda film gibi bir dolandırıcılık hikâyesi yaşanmıştı.

Korona salgınının başladığı dönemde No Attack isimli bir takviye gıdanın virüse karşı yüzde 89 oranında etki ettiği iddia edilmiş ve sosyal medya üzerinden büyük reklamlar yapılmıştı.

Şeyma Subaşı, Seda Sayan, Seren Serengil, Demet Şener, Perihan Savaş, Gizem Hatipoğlu, Seda Akgül… Hepsi kendi hesaplarından bu sahte ürünün tanıtımını yaparak para kazanmıştı.

Bu uyduruk sahte ilacı piyasaya sürenler öyle uyanıktı ki rastgele eczane fotoğrafları üzerine fotoşopla ürün görsellerini yerleştirip “Ürünümüz tüm eczanelerde satılmaktadır” diye yazmışlardı. Halbuki eczanelerde satıldığı falan yoktu.

Hatta ürünün satıldığı web sitesinde kayıt adresi olarak “yalan dolan mahallesi” ibaresi yer alıyordu!

Beni en çok güldüren ise bu sözde ilacın aynı anda coronavirüs, grip, HIV, hepatit, uçuk ve mantara karşı etkili olduğunu iddia eden afişlerdi.

Hadi eğitimi yetersiz saf vatandaşı kandırıyorlar diyelim ama bu adı geçen ünlüler aptal mı ki bunun bir sahtekârlık olduğunu anlamasınlar?

Aptal değil ama kurnaz oldukları muhakkak…

Peki bu isimler sosyal medyada tanıtım için bu ve bunun gibi firmalardan ne kadar ücret alıyor?

Konuyu gündeme getiren CHP Milletvekili Bulut, “Şikâyet edildi, para cezası aldılar ama bu ceza reklam bedelinin ancak 10'da 1’i… Sonra hemen başka bir reklamla yine karşımızdalar” demiş.

Biraz araştırınca fark ettim ki 6 ünlü isme ve ürünün reklamvereni Bilge İlaç Bitkisel Ürünler Koz. San. ve Tic. A.Ş.'ye her biri için 104 bin 781 TL para cezası kesilmiş.

Ve şimdi en vahim kısma geliyorum; söz konusu firma benzer şekilde bağışıklık güçlendirme-zayıflatma vaadiyle ilaç ve takviye gıda satmaya devam ediyor. Örneğin Instagram sayfalarında hızlı kilo verdiren organik detoks çorbası Hızlı Form’un reklamı duruyor, kimi sitelerde satışı sürüyor.

Ve tahmin edin daha önce bu ürünün tanıtımını kimler yapmış?

Seda Sayan, Demet Akalın, Ebru Şallı…

İnternette daha bunun gibi yüzlerce sözde zayıflama ve bağışıklık güçlendirici ürün satılıyor.

Ünlüler ve kimi doktorlar bunların tanıtımını yaparak ciddi miktarlarda para kazanıyor.

Lafın kısası, konuyu Meclis’te gündeme getiren Burhanettin Bulut çok haklı. Halk sağlığını riske atan bu takviye gıda şarlatanlığına karşı bir an önce düzenleme yapılmalı.

Kaynaklar:

1https://www.haberturk.com/yazarlar/kubra-par-2561/2980455-seda-sayan-aptal-degilse-kurnaz-mi

2. https://ahmetrasimkucukusta.com/2021/02/21/yazilar/tip-yazilari/beslenme/haberturk-te-kolajen-deposu-ilikli-kemik-suyu-reklami/

Yazı için 3 yorum yapılmış:

  1. Mustafa dedi ki:

    Hocam gıda takviyeleri konusundaki düşüncelerinize katılıyorum. İzninizle bir iki yerde görüş belirtmek istiyorum.

    BİR : “Adam gibi beslenenlerin asla vitamin, mineral veya gıda takviyelerine ihtiyacı olmaz.” cümlesindeki “asla” kelimesi çok keskin değil mi? Bu kelime yerine “çoğunlukla, genellikle” kelimesi kullanılsa daha uygun olmaz mı?

    İKİ : Gıda takviyelerini olumsuzluğunu anlatırken D vitamini ve C vitaminini aynı sepete koymak ne derece doğru acaba? Canan hoca sadece bu koronavirüs sürecinde değil yıllardır D vitamini ve C vitamini kullandığını defalarca açıkladı. Ve bu vitaminlerin neden çok önemli olduğunu da ayrıntılı bilimsel yazılarla anlattı. Bunların reklam yapılamayacak kadar çok ucuz olanları mevcut.

    ÜÇ : Bir de gıda takviyesi hekim tarafından tavsiye edilmeli, reçete ile eczaneden alınmalı demişsiniz. Ancak mesela yapılmıyor ya farz edelim yapıldı D vitamini tetkiki sonucu 30 civarında olanlara normal sınırlarda diyerek hekim D vitamini reçete vermiyor. Canan hoca 100 civarında olmasını söylüyor. Bu durumdakiler ne yapacak?

  2. Itır dedi ki:

    Bu korona salgını milleti vitaminkolik yaptı. Millet avuç avuç hap içiyor bunların üreticileri tüccarları köşeyi dönüyor. Bazen bu salgını vitaminciler çıkarmış olmasın diye düşünmüyor da değilim:

  3. Pervin dedi ki:

    Çok doğru saptamalar

Siz de yorumunuzu paylaşın: