İNCİ ÇAYIRLI’ NIN ARDINDAN

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Türk Musikisi’ nin efsane icracılarından İnci Çayırlı’ nın Cemal Reşit Rey Konser Salonu’ndaki Anma Töreni’ nini takip ederken onunla olan ve 30 seneyi geçen günlerimiz gözümün önünden akıp geçti:

İnci Hoca’ yı en son iki sene kadar evvel gene bu salonda onuruna düzenlenen bir konserde dinlemiştim.

O gece de her zaman olduğu gibi âdeta Çamlıca Kız Lisesinden bu sene mezun olmuş bir genç kız güzelliği, zarafeti ve heyecanı içindeydi.

O musikimizin gerçek bir “İncisi” ve bizim de bir tanemiz. O, şarkı söylemeden, sahnedeki “asil duruşu” ile bile çok şeyler ifade ediyor:

Sen şarkı söylediğin zaman
Mevsimler değişir gibi kımıldardı içim
Dudaklarında doğardı şafaklar ve güneşler
Geçerdi gözlerimden öyle kızlar ki

Murat Bardakçı’ nın “son fem-i muhsin” olarak tanımladığı İnci Hoca, besteyi de tangoyu da aynı lezzette okurdu. Konuşması da bakışları da dimdik duruşu da şarkı okumasından hiç farklı değildi.

Görülmemiş devr-i Yusuf'tan beri hiç böyle güzel
Tavrı güzel, sesi güzel, raksı güzel, âh o güzel
Kendi yanar ateşine yaktı beni âh o güzel
Tavrı güzel, sesi güzel, raksı güzel, âh o güzel…
diye mırıldanıyorum.

İnci Hoca' yı ta çocukluğumdan beri radyodaki şarkılarından tanırdım. Adı anons edildi mi her şey dururdu:

İnci Çayırlı’ dan karcığar makamında şarkılar dinleyeceksiniz. Çalanlar Emin Ongan, Yorgo Bacanos, Hüsnü Özenen, Saffet Gündeğer ve Abdi Coşkun. İlk şarkı Emin Ongan’ ın:

Neyse Mecnun'una Leylâ bana bil sen de o'sun,
Seni benden ayıranlar iki gözden olsun,
Ne revâ vasla sezâ gönlüme hicrân dolsun,
Seni benden ayıranlar iki gözden olsun

Ah bu karcığar şarkılar aah!

Şahsen tanışmamız Cahit Gözkan’ ın evindeki bir müzik toplantısında oldu. Safiye Ayla, Semahat Özdenses, Müzeyyen Senar, Selahattin İçli, Cinuçen Tanrıkorur, Fahrettin Çimenli, Recep Birgit, Ünal Ensari, Muammer Gerekli ve daha musikimizin yeri doldurulmaz pek çok ustasını hep o Meclis’ te tanımıştım.

Çok sevdiği arkadaşı Recep Birgit de vardı o gece. Dün gibi gözümüm önünde, keyfi pek yerinde idi. Birbirlerine çok takılırlardı. Recep Baba “On kerre demedim mi sana sevme dokuz yâr” diye gürül gürül akmıştı.

Sonra evlerde yaptığımız musiki toplantılarında, konserlerde defalarca birlikte olduk. Her zaman bin bir özenle seçtiği notalarıyla gelirdi.

Bir sabah bakacaksın ki bir tanem

Bir sabah bakacaksın ki bir tanem ben yokum” sözleriyle başlayan kürdilihicazkâr şarkıyı çok sık okurdu ve her seferinde de Selahattin Hoca şarkıdan sonra kalkar ve zarifçe onun elini öperdi.

Önce güftekâr Hüceste Aksavrın, ardından Selahattin Hoca ve şimdi de İnci Çayırlı, üçü de bu dünyadan göçüp gittiler, üçü de yoklar artık ama bu güzel sesleri bu kubbede sonsuza kadar bâki kalacak.

Ömrün şu biten neşvesi tâm olsun erenler
Son meclisi câm üstüne câm olsun erenler
Şükrânla vedâ ettiğimiz cân-ı fenâya
Son pendimiz ah-lâfa devâm olsun erenler

Câizse Harâbât-ı Ilâhî'de de herşey
Yârân yine Rindân-ı Kirâm olsun erenler
Tekrar mülâkî oluruz bezm-i ezelde
Evvel giden ahbâba selâm olsun erenler.

Sözü İsmail Hakkı Nebiloğlu’ nun İnci Çayırlı için yazdığı nişaburek şarkı ile bağlayalım:

İşte ser-i zülf-ü zerrin sarı güldür sevdiğim
Nâlesi pek ruhnüvazdır, bir bülbüldür sevdiğim
Cem edip veçhinde hüsnü yemyeşil gözlerde hep
İşvesi pek ruhnüvazdır, bir bülbüldür sevdiğim

Mekânı cennet olsun.

Yazı için 2 yorum yapılmış:

  1. Alişan Yıldıran dedi ki:

    Allah gani gani rahmet eylesin

  2. Simge dedi ki:

    Çok büyük bir sanatçı idi. Bir benzerini hayal bile edemiyorum. Allahın rahmeti üzerine olsun.

Siz de yorumunuzu paylaşın: