BİR “VEGAN”IMIZ EKSİKTİ! KÖPRÜ ÜZERİ BALIKÇILAR NEDEN HEDEFTE?

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Vegan Diyetin Arkasında Evanjelik Kilise Var” başlıklı makalemde şöyle yazmıştım:

Vegan diyet, Evanjelik Yedinci Gün Adventist Kilisesi tarafından teşvik edildiği bilinen bir uygulamadır, bilimsel bir altyapısı bulunmamaktadır ve altında başka hesaplar yattığına da hiç şüphe yoktur… Beslenme üzerinden büyük oyunlar oynanıyor, sadece sağlığımız değil ‘değerlerimiz’ de çok büyük bir tehdit altındadır… Ben bunların stratejik birer silah olarak da kullanıldıklarını düşünüyorum.

Atilla Akar Medyaradar’ da bu yazımdan alıntı yaparak olaya başka bir pencereden bakıyor.

Dikkatinizi, yazıya eklenmiş olan videolarda veganlığı savunanların tiplerine, edalarına, tavırlarına, konuşmalarına ve kimler olduğuna vermenizi istiyorum.

Veganlığın ne olduğunu, kime hizmet ettiğini anlamak için bunları seyretmek yeterli!

Yazıyı mutlaka okuyun, videoları mutlaka seyredin.

Kaynak: https://ahmetrasimkucukusta.com/2019/08/29/yazilar/tip-yazilari/beslenme/vegan-diyetin-arkasinda-evanjelik-kilise-var/

*

Atilla Akar Medyaradar’ daki yazısı:

“Veganlık propagandasına hiç gerek kalmayacak. Kalmayacak çünkü belli bir gelir düzeyinin üstündeki kesim hariç, toplumun geniş kesimi zaten et yiyememektedir. Ne diyeyim? Olağanüstü pahalı hale gelen et ve et ürünleri fiyatları insanları adeta “Vegan” olmaya zorluyor!..”

Medyaradar sosyal akımlar analisti Atilla Akar, köprüde balık tutanlara yönelik vegan tepkiyi değerlendirdi. Bunun “Tesadüf” olmayıp, bir “proje” kapsamında bilinçli olarak yaygınlaştırılmaya çalışıldığını açıkladı…

Efendim; insanoğlu neye inanacağını şaşırmış durumda. Bir “inanç krizi” var diyeceğim ama kriz olmasa bile insanın bir şeylere inanma, ait olma, manasız yaşamına bir ”Mana” arama ve sürü içgüdüsü ile davranma alışkanlığı nasıl olsa ona bir şeyler buldururdu. O kadar ki artık eminim. Oturup “B.k yemek faydalıdır” diye bir akım uydurup, peşine de birkaç janjanlı laf taktın mı onun bile fanatik savunucuları çıkar. Hiç şaşırmam!..

Balıkçılara Musallat Olan Veganlar!..

Şimdilerde ise garip şeyler oluyor. “Vegan” olduğunu söyleyen genç bir kadın Galata Köprüsü üzerinde balık tutan 65 yaşındaki Ahmet Gökçebay‘ın 2.5 kilo istavrit dolu kovasını önce “Satın alacağım” diye kandırıp sonra hızla denize döküyor. Tepki gösteren balıkçıya “Ben veganım, hayvanları yemeyin, kendinize alternatifler üretin” diyor. Üstüne üstlük, adamcağıza “Çok mu zırlıyorsun” diyerek ilaveten “Sana bir tane koyarım” şeklinde tehdit ederek sonra da kaçarcasına uzaklaşıyor. Pes yani. “Hem suçlu hem güçlü” derler buna!..

Düşünsenize; malları elinden alınan mı dolandırılan mı, çalınan mı desem bilmiyorum zavallı balıkçının kendini savunma hakkı doğal olarak doğmuştu. Yani ki bu kendini bilmeze sinirine hakim olamayıp başka tür tepki verseydi kim bilir başına neler gelirdi? Nasıl bir zorbalıktır arkadaş? Bu cüreti nereden alıyor acaba? Bu arada kaşkolundaki renkler dikkatimi çekti. ilginç!..

Bitmedi… Bu seferde başka bir video düştü. Erkek mi, kadın mı, LGBT mi olduğu belli olmayan bir tip gene köprü üzerine ama bu kez akşam saatleri “Vejeteryanım, veganım. Balık yemem yaşarım” diyor ve ardından yumruğunu sıkıp “Balıklara özgürlük” diye sloganlar atmaya başlıyor. Ne diyeyim? Allah akıl fikir versin!..

Bu Münferit bir Olay Değildir!..

Anlaşılan diğer akımlar yetmemiş ilaveten bunlar devreye sokulmuş. Bana kalırsa bu ne tesadüfi ne de münferit bir olaydır. Kurgulanmış, mizanseni hazırlanmış ve ona göre sahnelenmiş bir olaya daha çok benziyor. (Kadının ruhsal sorunları olduğu söyleniyor. Ama bence bu olayla ilgisi yok) Amaç bugüne kadar fazla varlık gösteremeyen marjinal akıma dikkat çekmek, negatif görünse bile bir tür reklamını yapmaktır. O yüzden kendi halinde balık tutan insanlara bulaşılmıştır. İstanbul’un en işlek noktasında bir test yapılmış, nabız yoklanmışa benziyor. Hareketler gayet bilinçlidir. Hoş, bireyselde olsa fark etmez. Mantığı ele verir.

Muhtemelen arkası gelecektir. Bundan sonra kasaplara, marketlerin et reyonlarına, kebapçılarda kebap, döner yiyen insanlara, vb karşı benzeri “Protesto” hareketleri olabilir.

Proje Akımların Vagonu Veganizm!..

Ben bu proje akımlara fena halde takmış durumdayım. Hep söyledim gene söyleyeceğim. Bunlar adeta aynı trenin vagonları gibi dizilmiş, “Paket halde” programlar. Hiçbiri tesadüf değil. (İdeolojisine, tarafına göre düşünenler bunu anlayamaz!) Yıllardır bu konularda uyarıcı yazılar yazıyorum. (Bazılarında jetonlar ancak şimdi düştü!) Feyz alan alır almayan almaz!..

Bunlar arasında LGBT’cilik, cinsiyetsizleştirme, hayvanseverlik, veganizm, laylaylomcu hedonizm, agresif feminizm, satanizm, pandemi yaratma, uyuşturucu müptelalığı, artan kriminal azgınlık, vb sayılabilir. Topluma habire bunlar pompalanıyor. Amaçlar arasında nüfusu kontrol altına almak, aileyi çökertmek, toplumun ahlaki ve davranışsal kodlarını değiştirmek olduğunu, vb sayabiliriz. Bunların hemen hepsi birbiriyle bağlantılı ve aynı algı tasarımının birer ayağıdır…

Bu Seferde “Sağlık Komplosu” mu?..

Şuna inanıyorum. Bütün bunlar –Tali amaçları olsa da- esas olarak insan üremesini kısıtlamak, insanlığı tedricen öldürmek, zaten fazla kalmayan beyinsel kapasiteleri, zekâları iyice düşürmek ve buna bağlı sağlık sorunları yaratmak için sinsice tasarlanıyor. İnanılmaz ama doğru!..

Veganlığın pompalanma gerekçe de bu zaten. Nitekim ülkemizde buna vurgu yapan ilklerden biri ise Prof. Dr. Canan Karatay olacaktı. Vegan kültürün “Büyük bir plan olduğunu” söyleyerek “Veganlık beyni çalıştırır” iddiasının ise büyük bir yalan olduğunu iddia edecekti: “Vegan beslenme hastalıktır efendim. İnsan topluluğunun beyni işlemesin diye bir programdır, bitti. Bir kere kansızlar sık sık hastalanırlar, halsizler ve de beyinleri çalışmazlar. Veganlık bir kere hastalığı davet etmektir. Proteinsiz hayat olur mu? Sık sık hastalanır beyaz suratla dolaşırlar… Ama gençleri çocukları kandırıyorlar. Beş mideye karşı bir tek midemiz var o yüzden veganlık bir hastalık. Vücudumuz bunu ayarlayamaz. Biz hem etoburuz hem otoburuz.”

Kim bilir, belki o enfes “İdiokracy” (2006) filminde olduğu gibi bir tür “Ahmaklar yönetimi” ne uygun insan oluşturulmaya çalışılıyordur!..

Aynı şekilde Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta olayın arkasında “Başka hesaplar” yattığını söylemekteydi: “Vegan diyet, Evanjelik Yedinci Gün Adventist Kilisesi tarafından teşvik edildiği bilinen bir uygulamadır, bilimsel bir altyapısı bulunmamaktadır ve altında başka hesaplar yattığına da hiç şüphe yoktur… Beslenme üzerinden büyük oyunlar oynanıyor, sadece sağlığımız değil ‘değerlerimiz’ de çok büyük bir tehdit altındadır… Ben bunların stratejik birer silah olarak da kullanıldıklarını düşünüyorum.”

Bu Gidişle Herkes Vegan Olacak!..

Bu hareketler masum değildir. “Ne olacak canım, alt tarafı et yemek istemiyorlarmış” denilemez. Ortada bizde sonuçları tam ortaya çıkmamış bir sosyal planlama hareketi mevcuttur. (Maalesef medyada bunlara şaşkınca destek vermektedir) Henüz kitleselleşememişlerdir. Daha ziyade şehrin görece zengin semtlerinde, bazı entelektüel ve sanatçı muhitlerde bir tür “Moda” muamelesi görür gibidirler.

Ancak bana öyle geliyor ki şu an en vegan yandaşı devlet olsa gerek. Uyguladığı ekonomi politikasının sonuçları olarak toplum zaten “Etyemez” duruma düşmüştür. İronik bir şekilde söylersek bu gidişle veganlık propagandasına hiç gerek kalmayacak. Kalmayacak çünkü belli bir gelir düzeyinin üstündeki kesim hariç, toplumun geniş kesimi zaten et yiyememektedir. Ne diyeyim? Olağanüstü pahalı hale gelen et ve et ürünleri fiyatları insanları adeta “Vegan” olmaya zorluyor!..

Kaynak: https://www.medyaradar.net/bir-veganimiz-eksikti-kopru-uzeri-balikcilar-neden-hedefte-makale-2230792

***

Siz de yorumunuzu paylaşın: