TIBBA DUYULAN GÜVEN NEDEN HER GEÇEN GÜN AZALIYOR?

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Dikkat: Yazının sonunda ek var!

***

Star gazetesinde yer alan “Kolesterol ilaçları yararlı mı zararlı mı” başlıklı haberle ilgili bazı tenkitlerim ve genç meslektaşıma bazı tavsiyelerim var (1).

Hastalar artık tıbba güven duymuyor

Bazı hastaların kulaktan dolma hikâye ve internette çoğu kez güvenilir olmayan bilgilere dayanarak ilaçlarını bıraktıkları doğru olabilir ama bunun sebebi hastaların “tam ve doğru bilgilendirilmemeleri” ve doktorlarına “güven duymamalarıdır“.

Doktoruna inanan ve ondan hastalığı ve tedavisi ile ilgili tatmin edici bilgi alan hiçbir hasta ilacını değil bırakmak saniye bile aksatmaz, en kötü ihtimalle bu endişeleri doktoruyla paylaşır.

İnsanların doktora değil komşusunun sözlerine kulak vermesi genel manada tüm dünyada modern tıbba duyulan güvensizliğin eseridir.

Mesela, yüksek kolesterolü olan Amerikalıların yüzde 44.5’ i onları kalp krizi ve felçlerden koruyacak olan kolesterol düşürücü ilaçları kullanmıyor (2).

Durum Hollanda’ da daha da vahim.  Araştırma, birincil koruma için kolesterol hapı tavsiye edilenlerin yüzde 80’ inin, kalp krizi veya felç geçirdikleri için statin verilen hastaların ise üçte biri kadarının ilaçlarını almadıklarını gösteriyor (3).

Tıbbi bilgiler her an değişebilir

Hastalara abartılı, eksik, önyargılı bilgiler verilmemeli, tam ve doğru bilgilendirilmeleridir.

Üstelik de bu bilgilerin kalıcı olmadıkları gibi yanlış da olabilecekleri, yarın bir gün tamamen değişebilecekleri hatırlatılmalıdır.

Birkaç örnek:

Kolesterol haplarının kalp krizi ve felçlerden koruyucu etkisi abartılıyor oysa günde bir elma yemenin veya bir bardak nar suyu içmenin veya köpek gezdirmenin bile bu ilaçlar kadar etkisi vardır (4).

Kolesterol ilaçlarının şeker hastalığı ve hafıza kaybı yapabileceğine dair uyarılar ilaç 25 seneye yakın süre milyonlarca insan tarafından kullanıldıktan sonra prospektüslerine girmiştir.

Geniş kapsamlı ve uzun vadeli bir araştırmada statinlerin diyabet riskini neredeyse 2 misli, diyabet komplikasyonları riskini 2.5 misli, obezite riskini ise yüzde 14 artırdığı ortaya çıkmıştır (5).

Daha önce seyrek olarak kas ağrı ve hasarına yol açtığı bildirilen kolesterol ilaçlarının kullananların yüzde 43’ ünde kas ağrısı yaptığı gösterilmiştir (6).

Senelerce kullanıldıktan sonra etkili ve/veya emniyetli olmadıkları ortaya çıktığı için piyasadan çekilen onlarca ilaç (Mesela Talidomid, Vioxx gibi) olduğunu unutmayalım.

Statinler de günün birinde piyasadan çekilirse kimse şaşırmasın.

Kolesterol ilaçları insan ömrünü uzatıyor ama…

Kolesterol ilaçlarının etkisi “abartılmamalıdır”, hastalara rölatif değil mutlak risk azalması rakamları söylenmelidir.

BMJ’ de yayınlanan bir meta-analiz birincil koruma için 6 seneye kadar kolesterol hapı içenlerin içemeyenlere göre 3 gün 5 saat, ikincil korunma için statin içenlerin ise 4 gün 3 saat fazla yaşadıklarını gösteriyor (7).

Buna göre mutlak risk azalması 6 sene hap içip de sadece 22 saat uzun yaşamaktır oysa bunu birbirine oranladığınızda hap içenlerin yüzde 25 uzun yaşadığı sonucu ortaya çıkar.

Kolesterol hapları kalp hastalıklarını artırabilir

Kolesterol hapları bazı özel gruplarda tam tersine kalp krizi riskini artıyor bile olabilir:

Ülkemizde yapılan bir çalışma, kalp krizi ve felç riskini azaltmak için kullanılan kolesterol haplarının bir grup hastada koroner kalp hastalığı riskini “yüzde 242” oranında artırabileceğini gözler önüne seriyor (8).

Aterosklerozun fizyopatolojisi ve statinlerin etki mekanizmasını bilen bir hekimin düşmanına bile ilaç yazması mümkün olmaz:

Expert Review of Clinical Pharmacology’ de yayınlanan makalede de bilimsel delilleri sunularak, statinlerin koroner arterlerdeki kalsifikasyonun sebebi olabileceği ve bir mitokondri zehri etkisi gösterebileceği izah ediliyor (9).

Abartılı bilgiler hastayı doktordan soğutur

Haberde HOPE-3 çalışmasının, 5 yıllık kardiyovasküler olayları (ölüm, kalp krizi ve inme) belirgin olarak azalttığını gösterdiği bildiriliyor ki bu çok abartılı bir ifade (10).

Mutlak riskin sadece yüzde 1.1 azalmasına “belirgin azalma” demek ne kadar doğru?

Mutlak risk azalmasının sadece yüzde 1.1 olduğunu öğrenen bir hastanın doktoruna itimadının kalmaması ve ilacını o saniye bırakması hiç de şaşırtıcı olmaz.

Haberde, on binde bir görülen bir yan etkiyle verilen örnek de istatistiklerle yapılan bir aldatmacadan başka bir şey değil.

Biraz akıl ve mantığı olan buradaki çarpıtmayı kolayca fark eder.

Pembe haberler gazetesi mi çıkaralım?

Statinlerle ilgili negatif haberlerin de, sosyal medyanın da ilaç bırakmada etkisi olabileceği düşünülebilir ama bunun sebebi halkın kendisine doğruların söylenmediğini, verilen bilgilerin abartıldığı veya çarpıtıldığını görmesi ve gerçekleri öğrenmesidir.

Medyayı sansürlemek sadece “pembe statin haberleri yapmak” olacak şey midir?

Korkutucu olan gerçekler değil, asıl “gerçeklerin saklanması” ve manipülasyon yapıldığının ortaya çıkması” dır.

Liv Hospital’ den cevap bekliyorum

Liv Hospital’ den “Kalpten Kalbe Tarama” adı ile 40 yaş üzeri herkese “erken teşhis ve toplumsal farkındalık” amacıyla ücretsiz yaptığı kalp taraması ile ilgili sorularıma henüz cevap alabilmiş değilim (11).

Bu vesile ile endişelerimi giderirler diye ümit ediyor ve sorularımı hatırlatıyorum.

Gelelim neticeye

Doktorların, neden bize değil de komşularının sözüne daha çok inanıyorlar, neden ilaçlarını bırakıyorlar diye hastalarına kızmasının, onu bunu suçlamanın âlemi yok.

Şapkamızı önümüze koyup düşünmeliyiz:

BİR: Abartılı, eksik, önyargılı bilgiler insanlar bir süre oyalanabilir ama gerçeklerin günün birinde ortaya çıkmak gibi kötü bir huyları vardır.

İKİ: Doktorlar hemen medyayı, interneti, konu komşuyu suçlamak yerine önce özeleştiri yapmalıdırlar.

ÜÇ: Hastaların güvenini kazanmanın birinci şartı onlara doğruları söylemektir.

DÖRT: Hastalığı ve tedavisi hakkında tam ve doğru bilgilendirilen hiçbir hasta hiçbir haberden, hiçbir söylentiden etkilenmez, doktoruna danışmadan da asla ilacını bırakmaz.

Mesele budur.

Not: Kolesterol teorisi ve kolesterol ilaçları hakkındaki gerçekleri öğrenmek için “BÜYÜK KOLESTEROL YALANLARI” kitabıma başvurabilirsiniz (12).

Kaynaklar:

1. http://haber.star.com.tr/saglik/kolesterol-ilaclari-yararli-mi-zararli-mi/haber-1103438

2. http://www.cdc.gov/mmwr/preview/mmwrhtml/mm6447a1.htm?s_cid=mm6447a1_w

3. http://www.medscape.com/viewarticle/845331

4. http://ahmetrasimkucukusta.com/2016/04/12/yazilar/tip-yazilari/kolesterol/kalp-krizi-ve-olumleri-ilacsiz-onlemenin-alti-kolay-yolu/

5. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/25917657

6. http://jama.jamanetwork.com/article.aspx?articleid=2511043

7. http://bmjopen.bmj.com/content/5/9/e007118.full

8. http://www.turkiyeklinikleri.com/article/tr-statin-therapy-and-increased-coronary-heart-disease-risk-in-primary-prevention-of-people-with-enhanced-low-grade-inflammation-69903.html

9. http://informahealthcare.com/doi/abs/10.1586/17512433.2015.1011125

10. http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa1600176#t=articleTop

11. http://ahmetrasimkucukusta.com/2014/10/01/yazilar/elestirel-yazilar/saglik-sistemi/allah-im-bizi-gereksiz-tibbi-tetkiklerden-koru/

12. http://ahmetrasimkucukusta.com/2015/04/02/kitaplar/yeni-kitaplar/buyuk-kolesterol-yalanlari/

***

EK 1 (20.7.2022): Yıllardır yüz defa tekrarladığım sözlerim BMJ tiviti olmuş: https://twitter.com/bmj_latest/status/1549295727234400256?s=20&t=okbpA2SP8LEzRUqtDKI11Q

Tam ve doğru bilgilendirilen halk tıbba ve doktoruna güvenir, şehir efsanelerine prim vermez. Halk hastalıklarla korkutulmamalı, tedavilerin etkisi abartılmamalıdır: https://ahmetrasimkucukusta.com/2016/04/13/yazilar/tip-yazilari/kolesterol/tibba-duyulan-guven-neden-her-gecen-gun-azaliyor/

***

Yazı için 1 yorum yapılmış:

  1. faik dedi ki:

    1-Bir zaman doktora gitmiştim, muayene etti, haftaya kontrol dedi. Kontrol edeceğinden para almaması lazım. Gittim, bir daha muayene etti. Para almaz diye düşündüm. Kapıyı açıp gidiyorum, ücreti unuttunuz dedi. Kontrol değilmiydi bu dedim, e muayene ettim ya dedi. O zamanın parasıyla tam hatırlayamıyorum muayene ücreti ev kirasından fazlaydı. İki ev kirasından fazla muayene, ilaç parası, yol parası, işten kazanç kaybı..…. Şifa bulamadım.

    2-Bir zaman başka bir doktora gitmiştim. tanı koyamadı, kan ve dışkı analizi yapalım dedi. Yapıldı. Rapora baktı, bu ne demek yaa şu ne demek yaa diye diye bir şey anlamadı, “yaa sen şu ilacı bi hafta kullan bakalım” dedi. İlaç parası, tahil parası, muayene parası. Aylar geçti yıl geçti, sonuç yok.

    3-Bir doktora belim için gittim. Muayene etti, bişey yok dedi. Bugün eğilsem belimi doğrultamıyorum.

    4-Burundan nefes alamıyorum dedim. Baktı etti bir ilaç verdi. Şifa yok.

    5-Düştüm. Ayağımla kolum zarar gördü. Çektirdi, büktü, öyle etti böyle etti, al şu merhemi sür geçer dedi. Şifa yok. O zarar gören yerler hala acıyor.

    6-Çeşitli zaman ve şekillerde düştüm. Yarılmalar oldu. Diktiler. Bugün oralarıda acılarımın arasında. -başka bir yarılma için doktora gitmedim. bugün orası dikilen yerlerden çok çok daha az acıyor.-

    7-Aşı iğne olduğum yerler. Aşı izlerinide bilirsiniz. Kimilerin daha büyük. Oradaki derinin ve iç kısmının durumu. Acıları.

    8-Grip. Şimdi bi toz ilaçla gönderiyorlar. O zaman günlerce iğne, öğünlerce ikişer üçer hap içiyorduk. Grip bitiyordu, ilaçlar bitmiyordu. Şifa ilaçtamı, grip hastalık mı, grip kendi mi geçti diye soruluyorr şimdi iyi ki.

    9-Bir ara bi kekeme oldum. Doktora git, hacıya git, hocaya git, kocakarıya git, gittikte gittik. İlaç. hayvan dili, bilmem ne suları, bilmem ne otları…. Meğer psikolojikmiş.

    10-Siğil. Bunun içinde hacı hocaya götürmüşlerdi. O zaman bi esnaf kalemle çize çize okuyordu. Doktorada gittik. Ama burda ilaç mı tedaviydi yoksa kendi mi geçti yoksa onu anlamadım o zaman.

    11-Diş. Bunun için söylenecek çok şey var. Diş çektirmemeliymişim mesela. Kendi kendine çürüyüp düşmeliymiş. Zaten herşeyi kendiliğine bırakmak en iyi yol galiba.

    12-Göğüs ve omuz bölgesi ağrıyor. Muayene. Üşütmüşsün dedi. Bugün anlıyorum ki, meğer bunlar sporların acılarıymış. Vücudun tümünde mevcutmuş.

    Dünyanın en büyük yalan/bela//vahşi kurumu varken, başka vahşetleri hiç görmemek lazım.

    Tıbbı/Hastahaneleri yıkıp, yerine ağaç dikerek, sağlığı getirmek lazım.

    Not: Ben birazda “internet/bilgi-sayar” ile bugünlere geldim. Bilgi-sayar, dünyada insanı doğru bilgiye götüren, dünyada en büyük bilgi sahibi, her şeyi en hızlı öğretebilen, insanların ölçüp tartıp biçip karar verebileceği yolu en iyi sağlayan tek araç. Bilgi-sayar düşmanları, insanların bilgilenmesini istemeyenlerdir.

Siz de yorumunuzu paylaşın: