SAĞLIĞIMIZ GIDALARA DEĞİL DEZENFEKTANLARA EMANET

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Dikkat: Yazının sonunda ek var!

***

Su ve sabun varken, reklamlara kanıp evlerde bakteri ve virüslerin %99.9' unu öldüren dezenfektanlar kullanılması sadece para israfı değildir, sağlık için de zararlıdır. Tabii evinizde ameliyat yapılmıyorsa...

***

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu Hürriyet' teki köşesinde diyor ki:

Acil bir durumla karşı karşıyayız. Bir orman yangını var ve biz o yangından bir an önce kaçıp kurtulmak zorundayız. İlaç ve aşılardan başka da elimizde net bir çözüm de yok. Adaçayına, ebegümecine, kelle paça çorbasına, lavanta suyuna, sarmısağa soğana sağlığımızı emanet edemeyiz. Bu nedenle de aşılama programlarını desteklemek ve o programlara katılmak bir vatandaşlık görevidir”.

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/osman-muftuoglu/asiyi-da-ilaclari-da-tartismayalim-41692709

İlaç ve aşılardan başka elimizde net bir çözüm yok diyor ama henüz dünyada koronavirüse karşı ve emniyetli bir ilaç bulunabilmiş değil.

Dünya Sağlık Teşkilatı’ nın (WHO) etkili bulduğu tek ilaç olan dekzametazonun doğrudan koronavirüse karşı etkisi yok; bazı hastalarda virüsün sebep olduğu enflamasyonu baskılamada işe yarıyor.

https://tr.sputniknews.com/koronavirus-salgini/202010161043044413-dso-kovid-19-tedavisinde-tek-etkili-ilac-deksametazon/

FDA’ nın onay verdiği ama erken dönemde mi, geç dönemde mi etkili ya da gerçekten etkili mi olduğu bilinmeyen, üstelik WHO’ nun "bu ilacın iyileşmeyi artırdığına ya da ventilasyona girme ihtiyacını azalttığına dair bir kanıt yok" dediği, bir kürünün maliyeti 3.120 $ olan remdesivir var. https://www.who.int/news-room/feature-stories/detail/who-recommends-against-the-use-of-remdesivir-in-covid-19-patients

WHO' nun son kılavuzu, salgının ilk günlerinde büyük umutlar bağlanan ve hatta "mucize" diye sunulan hidroksiklorokin ve lopinavir+ ritonavir’ in KOVİD' de -hastalığın ağırlığına bakılmaksızın- kullanılmasına karşı çıkıyor. https://www.bmj.com/content/370/bmj.m3379

Özetle, elimizde henüz koronavirüslere karşı etkinliği ve emniyeti ispatlanmış bir ilaç yani net bir çözüm yok!

Aşıya gelince…

Koronavirüslere karşı faz III çalışmaları yeni tamamlanan aşılar var ve bunların kısa vadedeki etkinlik ve emniyetleri gayet iyi görünmekle beraber vatandaşın bunlara ulaşması mümkün değil.

80 milyonu aşan nüfusu olan bir memlekette çok az sayıda insanın faz III çalışması kapsamında aşıya ulaşması mümkün ama orada da şansınız aşıdan mı plasebodan mı yana olacak bilemiyorsunuz.

Bizde üzerinde çalışılan yerli ve milli birkaç aşı olmakla beraber onların en ileri gideni henüz faz II safhasına yeni geçmiş durumda. Faz III’ ün nisandan önce tamamlanması mümkün görünmüyor. Her şey yolunda giderse aylar sürecek olan üretim safhasını da unutmamak gerekir.

Sağlık Bakanlığı’ nın toplamda 50 milyon doz sipariş aldığı “Çin Aşısı” ise yurdumuza gelmedi. Gelse de parti parti gelecek ve toplamda ancak 25 milyon kişiye uygulanabilecek. Bir de bunların 2 hafta süreceği bildirilen kontrol süresi ve aşıların uygulanması süreci var. Aşı tam koruyuculuğu ancak ikinci dozdan sonra gösterebiliyor.

Özetle, elimizde henüz koronavirüslere karşı etkinliği ve emniyeti ispatlanmış bir aşı yani net bir çözüm yok!

İlaç ve aşı olmadığına göre, bağışıklığı yerinde tutmanın ve güçlendirmenin yolu sağlıklı beslenmeden geçiyor

Müftüoğlu, “Adaçayına, ebegümecine, kelle paça çorbasına, lavanta suyuna, sarmısağa soğana sağlığımızı emanet edemeyiz” diyor ama şu dönemde elimizde bağışıklığı yerinde tutmak ve güçlendirmek için tek çözüm olarak “sağlıklı beslenme” var.

Bugüne kadar yere göğe koyamadığı, neredeyse her gün onlarla ilgili yazdığı ve konuştuğu yiyecek ve içeceklere neden “saydırmış”, ilaç ve aşıların elimize geçmesini beklerken bunları yiyip içmenin, sağlıklı beslenme çabasının ne mahzuru var, anlayamadım.

“Adaçayı nezle ve gripten korur” diyor ama…

Müftüoğlu: Mühim ve can sıkıcı kış sorunları olarak tanımladığı nezle ve gripten korunmanın doğal bir yolu ve çözümü olarak “kış çayları” desteğini” tavsiye ediyor ki bunların içinde adaçayı da var!

Oldu mu şimdi?

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/osman-muftuoglu/grip-ve-nezle-icin-5-faydali-cay-41390843

Ebegümecine karşı çıkıyor ama…

Müftüoğlu: Salatalarınıza ıspanak, ebegümeci, semizotu, nane, maydanoz gibi yeşil sebzeler ekleyin” diyor.

Oldu mu şimdi?

https://www.guncelmeydan.com/pano/kilo-verdirten-mucize-prof-dr-osman-muftuoglu-nun-yazisi-t785.html

Kelle paçaya sallıyor ama…

Müftüoğlu: Bol bol kelle, paça, sakatat yiyin. Kemikli ve sulu et yemeklerini tercih edin. Her şeyin olduğu gibi kolajen zengini olmanın da bazı kuralları var. Eti kemiğinden ayırmamak, sulu, kemikli tencerede kısık ateş de uzun süre kaynatılarak pişirilen ev yemeklerine geri dönmek lazım”.

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/osman-muftuoglu/kolajensiz-olmaz-mi-40989892

Lavanta suyuna çakıyor ama…

Müftüoğlu: Lavanta: Uykuya teşvik eder. Stresi yok eder. Enerjiyi dengeler ve gevşetir. Banyonuzda kullanın ve gevşeyin. Şekerleme için de kullanılabilir “ diyor.

Oldu mu şimdi?

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/osman-muftuoglu/detoksunuzu-nasil-alirdiniz-40547264

Soğanı aşağılıyor ama…

Müftüoğlu: Besinlerin lezzetleri kadar antioksidan kapasiteleri de önemli. Çünkü bir besinin antioksidan gücü arttıkça sağlık faydaları da çoğalır. Antioksidan kapasitenin en yüksek olduğu yiyeceklerin başında da sebze ve meyveler var” diyor. İçinde soğanı da sayıyor.

Oldu mu şimdi?

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/osman-muftuoglu/antioksidan-besinlerde-ilk-10-40802975

Sarımsağı da eziyor ama…

Müftüoğlu: Sarımsak yalnızca mükemmel bir lezzet değil, aynı zamanda doğal bir eczane gibidir. İçindeki olağanüstü tabii moleküller sayesinde birçok “sağlıklı işe” aynı anda kalıcı imzalar atar!” diyor.

Oldu mu şimdi?

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/osman-muftuoglu/sarimsaklasak-da-mi-yesek-40188163

Daha önce yere göğe koyamadığı bu yiyecekleri aşağıladıktan sonra yazı muhteşem bir “zerdeçal güzellemesi” ile devam ediyor.

İyi de bu sağlığın emanet edilemeyeceği besinlerin günahı ne, kime ne kötülük ettiler?

Oldu mu şimdi?

Gelelim neticeye

Koronavirüse karşı etkili ilaç ve aşı olmayan bir dönemde, sağlığımızı gıdalara da emanet etmemizin ne kadar yanlış ve hatta ayıp olduğunu okuyunca moralim iyice bozuldu, kafayı dağıtmak için televizyonu açtım.

İyi ki açmışım, karşıma çıkan bir reklâm tüm efkarımı dağıttı, içim açıldı, keyfim yerine geldi.

Bu, hastalığa sebep olan bakteri ve virüslerin %99.9’ unu öldürdüğü kanıtlanan bir dezenfektan sprey reklâmı idi.

Mâdem... böyle bir mucize varmış da insanları neden aylardır maske, mesafe, temizlik işkencesine sokuyorlar, neden evlere hapsediyorlar, neden abuk subuk gıdalara mahkûm ediyorlar, anlayamadım ama sağlığımızı binlerce senedir yiyip içtiğimiz gıdalara değil dezenfektanlara emanet etmemiz gerektiğini çok iyi kavradım.

Maske, mesafe, kelle paça da neymiş, sık dezenfektanı, bak keyfine!

***

EK 1 (26.12.2020): "Sağlığımızı adaçayına, ebegümecine, kelle paça çorbasına, lavanta suyuna, sarmısağa soğana emanet edemeyiz" diyen Osman Müftüoğlu, bağışıklığı güçlendiren 6 bitkisel desteği açıklıyor: - Beta karotel - Ekinezya - Çörek otu - Ihlamur - Karamürver - Umklaoba. Kaynak: https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/osman-muftuoglu/iyi-haberler-mutlu-ediyor-41698712

***

EK 2 (28.12.2020): "Sağlığımızı adaçayına, ebegümecine, kelle paça çorbasına, lavanta suyuna, sarmısağa soğana emanet edemeyiz" diyen Osman Müftüoğlu' ndan BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİREN 10 MUTFAK SIRRI: – Yoğurt/kefir -Turşular/şalgam – Boza – Tarhana- – Prebiyotikler (muz, pırasa, bamya, yerelması vs) – Antioksidan zengini sebzeler – Turunçgiller – Omega 3 zengini yağlı balıklar – Yumurta – Bakliyat. İyi de bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! Kaynak:  https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/osman-muftuoglu/saglik-bakanindan-onemli-aciklamalar-41699812

Yazı için 14 yorum yapılmış:

  1. Fuzûlî dedi ki:

    “Adaçayına, ebegümecine, kelle paça çorbasına, lavanta suyuna, sarmısağa soğana sağlığımızı emanet edemeyiz” diyen birine hiç bir şey emanet etmem!

  2. Şahin dedi ki:

    Osman Bey insanlara senelerdir vitamin hapı ve abık subuk haplar verip duran biridir. İnsan bari kendi kendini tekzip etmez susar.

  3. Cüneyt dedi ki:

    Sabah akşam anlattıklarını yazdıklarını inkar etmiş. Çok yazık. Ahmet Hocam da onu kendi silahı ile adeta taramış.

  4. Adnan Yaşar dedi ki:

    Bol bol kelle, paça, sakatat yiyin. Kemikli ve sulu et yemeklerini tercih edin de sonra da kelle paçaya salla. Ayıp yahu.

  5. CANAN KARATAY dedi ki:

    AŞI GELENE KADAR ÖLEBİLİRSİNİZ yani demek istiyor.

    Herkes ölünce de AŞI gelse ne olur? Gelmese ne olur.

    Halkımız aşı beklemiyor, gerçekleri duymak, bilmek istiyor, gerçekleri.Bir an önce kendi ve çocuklarının sıhhatini kollamak korumak için çırpınıyor.

    O kadar korkutulan insanlarımız varki, DEZENFEKTAN bile içerek hayatlarını kaybettiler.

    AŞI gecikir belki de hiç gelmez,
    GELSE DE belki herkese yetmez,
    GELSE DE BELKİ ÇOCUKLARA YAPILMAZ,
    YAPILSA DA BELKİ ETKİSİ ÇOK UZUN SÜRMEZ

    D VİTAMİNİ, KELLE-PAÇA, KEMİK SUYU VE YUMURTAYA KALDIK MI?

    TUZLU SU İLE GARGARAYA KALDIK MI?

    NE HABER.

    AYIPTIR! AYIP!
    GÜNAHTIR!GÜNAH!

  6. Mustafa dedi ki:

    Burada bir haksızlık var.

    Bir konuyu bazı hekimler söyleyince saçma, bilim dışı görülüyor,
    aynı şeyi başka hekimler söyleyince bilimsel oluyor.

  7. Ahmet Mithat CAN dedi ki:

    SUDA YAŞAYAN BALIKLAR

    Cihân-ârâ cihân içredür ârâyı bilmezler
    O mâhiler ki deryâ içredür deryâyı bilmezler. (Hayalî)

    Manası : Bu dünyanın içindeki yaratılanlar dünyayı bilmezler, tıpkı denizin içinde olup da, denizi bilemeyen balıklar gibidirler.

    16. asır şairlerinden Hayâlî Bey¸ bu beyitinde içinde bulunduğu güzelliklerin farkına varamayan, düşünmeyen insanları balıklara benzetiyor.

    Suda yaşayan balıklar için dünya sudan ibarettir. Başka dünyanın bulunduğunu bile düşünemezler.

    İnsanlar da çoğunlukla etrafındaki nimetlerden habersiz bir hayat sürdürürler.

    Su¸ hava¸ nefes¸ sağlıktan biri eksik olsa hemen onu aramaya başlarlar¸ tıpkı denizden çıkarılmış balık gibi çırpınırlar.

    Düşünsenize farkında mısınız, çağımızın İbn-i Sina’sı diyebileceğimiz bir sağlık duayeni Prof.Canan Karatay’a sahibiz ülke olarak.

    Ama kendisinden faydalanılacağı yerde alay etme, küçümseme, hakaret etme ile meşgul olunuyor.

    Kendi branşı dışında görüş belirten hekimlere şarlatan denir diye hor görülüyor.

    Söyledikleri dikkate alınmıyor, umursanmıyor, görmemezlikten geliniyor.

    Sabitlenmiş algıları düzeltebilir misiniz?

    Ama ömrünü halk sağlığına adamış Prof.Karatay, onca olumsuzluğa rağmen küsmeden, yılmadan insanlarımıza yol göstermeye devam ediyor.

  8. Ahmet Mithat CAN dedi ki:

    Eyvah Virüs mutasyona uğradı

    İngiltere’de Başbakan Boris Johnson’ın dün söylediği “Virüs mutasyona uğradı, yüzde 70 daha bulaşıcı” sözlerine

    Sağlık Bakanı Matt Hancock’tan “Kontrolü kaybettik” açıklaması geldi.

    Virüs acaba dirençli bir hale gelecek şekilde mi mutasyona uğradı?

    Bu durumda nolacak, aşılar virüsün mutasyona uğrayan tipine etkili olur mu?

    Desenize kaldık mı yine D VİTAMİNİ, KELLE-PAÇA VE GARGARAYA…

  9. CANAN KARATAY dedi ki:

    DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ-DSÖ-SIHHATLİ OLMAYI ŞU ŞEKİLDE AÇIKLAMAKTADIR:
    SIHHAT; Ruhen, bedenen ve sosyal yönden tam bir iyilik hali olarak tanımlanmaktadır. Sıhhat kavramı hayatımızda hiç bir kavramla değiştirilemez veya ölçülemez. Sıhhatli toplumlar için öncelikle toplumun en küçük yapı taşı bireyin sıhhatli olması gerekir.

    KALP VE İÇ HASTALIKLARI UZMANI, 53 yıllık hekim olan KARATAY, senelerden beri KARDİYOMETABOLİK RİSK FAKTÖRLERİNİ azaltma, yok etme amacıyla , DSÖ kriterlerini kapsamında önerilerde bulunmaktadır.

    DSÖ kriterleri kapsamında önerilerde bulunduğu ve konuştuğundan dolayı, senelerdir HALKIN SIHHATİNİ BOZMAKTA OLAN tüm çevreler tarafından UZMANLIK ALANI DIŞINDA konuştuğundan dolayı ŞARLATANLIKLA suçlanmaktadır.

    Karatay asıl ve temel görevini icra etmektedir.

    Çocuk hekimlerinin uzmanlık alanı olmadığı halde konuşmaları ne demeli?

    Bence Grip AŞIsı yapılmasını şart koyan, açıklayan hekim ya da medya mensuplarının AŞI firmalarıyla hiç bir ilişkilerinin, bağlantılarının olmadığını halkın önünde açıklamaları gerekir.

    CORONA VİRÜSLERİ, Yeni Zelanda, İngiltere, Belçikada mutasyona uğradı.

    Hangi aşı hangi virüse?

  10. Burak Ünsal dedi ki:

    Her türlü aşı erişimimize açılsa, buna yerli(?!) aşılar da dahil, asla aşı yaptırmayı düşünmüyorum. Sağlıklı beslenme ve güzel yaşamaya devam. Böyle mutluyum. Hiç hasta olmadım belirti gösterecek kadar Allah’a çok şükür. Kimseye bir şey de bulaştırdığımı düşünmüyorum. Çok isteyen aşı olsun. Böylece bana hastalık bulaştırmamış olurlar. Asla aşı olmam.

  11. Burak Ünsal dedi ki:

    Her türlü aşı erişimimize açılsa, buna yerli(?!) aşılar da dahil, asla aşı yaptırmayı düşünmüyorum. Sağlıklı beslenme ve güzel yaşamaya devam. Böyle mutluyum. Hiç hasta olmadım belirti gösterecek kadar Allah’a çok şükür. Kimseye bir şey de bulaştırdığımı düşünmüyorum. Çok isteyen aşı olsun. Böylece bana hastalık bulaştırmamış olurlar. Asla aşı olmam!

  12. Çakır dedi ki:

    Bu osman bey tamamen tüccar bir doktor rüzgarın estiği yere göre konuşuyor ayıptır

  13. Ahmet Mithat CAN dedi ki:

    MUTASYON KÂBUSU! DSÖ ALARMA GEÇTİ

    Dünya koronavirüsle mücadelede aşının bulunmasıyla umutlanırken, İngiltere’den gelen ‘mutasyon’ haberi dünya medyasının 1 numaralı gündem maddesi olmuş durumunda.

    Avrupa ülkeleri, daha bulaşıcı mutasyonun yayılmasını önlemek için İngiltere’den seyahat etmeyi yasakladı veya yasaklamayı planlıyor. DSÖ, İngiliz yetkililerle temas halinde.

    Bir yıl önce Çin’de Wuhan merkezli başlayan salgın, şimdi de İngiltere merkezli yeniden mi start alıyor, başa mı dönüyoruz?

    Aşılar umutla bekleniyor, ancak yeni mutasyona da etkisi olacak mı?

    Endişeliyiz ama mevcut tedbirlere ilave olabilecek tedbirler de var.

    Canan Karatay hoca, GARGARA ve D VİTAMİNİ AŞISI gibi tedbirleri dikkatlere sunuyor.

    Tıpkı İngiltere’nin vatandaşlarına D VİTAMİNİ dağıtma kararı, Alman Sağlık Bakanının vatandaşlarına GARGARA önerisi gibi.

  14. Kamil dedi ki:

    Osman Müftüoğlu’nun yanında senelerdir durduğu ve kendi programlarında sıklıkla andığı zat ın en meşhur lafı
    “Dün dündür, bugün bugün”
    bu sözü elbette şiar edinmiştir. Sizin tespitlerinize bende sıklıkla düşünüyordum. Bir yerde yazdığını başka bir yerde zıttına şeyler söylüyor. Hatta aynı programın başka bir canlı yayınında bile zıttına konuşuyor. Yani bu felsefe damarlarına kadar işlemiş.

Siz de yorumunuzu paylaşın: